Adana BAM, 1. HD., E. 2020/300 K. 2020/834 T. 11.9.2020

İlgili madde: TMK Madde 691

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ANAMUR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

K1
– N1- A1

DAVALI:

K2
– N2- A2

VEKİLİ:

Av. K3- A3

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi (Tapulu Taşınmazda)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

A4
Mahallesi, 494 ada 18 parsel sayılı taşınmazın murisi ve annesi K4 adına kayıtlı olduğunu, taşınmazı, murisin vefatından sonra mirasçıları ile rızaen taksim ettiklerini ve dava konusu yerin kendisine düştüğünü, okuryazarlığının olmadığını, davalının icarlama bahanesi ile tarlaya satım vaadi yaptığını, bu sözleşmeyi kabul etmediğini, davalının dava konusu taşınmazı geçen sene işgal etmeye ve dava ile elinden almaya kalkınca aldatıldığını anladığını, davalının Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2016/222 Esas sayılı davayı açtığını ve bu davasının red edilerek kesinleştiğini, dava konusu yerin vergilerini ve sulama paralarını kendisinin ödediğini, davalının sera yapmak ve dava açarak muarazada bulunmak suretiyle tarlasına el attığını, tüm bu nedenlerle davalının A4 Mahallesi, 494 ada 18 parsel sayılı taşınmazını kullanmak ve kendisinin kullanmasına engel olmak şeklindeki el atmasının önlenmesine, masrafların davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olduğunu, davalının dava konusu taşınmazdaki hissesini Bozyazı Noterliğinin 03.06.2003 tarih, 871 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bu konuda Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/222 Esas 2017/126 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, sözleşmenin ifa kabiliyeti olmadığından usulden reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, yine taraflarınca Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/372 Esas sayılı dosyası ile taşınmazda intikal yapıldığını, usuli eksiklik giderilip tapu iptal ve tescil davası açıldığını, daolayısıyla müvekkilinin haksız veya dayanaksız bir kullanımının söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 12/09/2018 tarihinde verilen kararda özetle;

Dava, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 4721 s. TMK m.683 hükmü gereği; Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Yine malik kötü niyetli zilyetten kullanıma karşılık ecrimisil de talep edebileceği, somut olayda; davacı K1’in Mersin ili, Bozyazı İlçesi, A5 mevkiinde kain 494 ada 18 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu ve taşınmazına yönelik davalı tarafından gerçekleştirilen elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşifte dinlenilen taraf tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanlarından; dosya içerisinde mevcut 17/07/2018 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli fen bilirkişi K5 tarafından tanzim olunan krokide A ile gösterilen kırmızı renk ile taralı 1.270,00 m² yüzölçümündeki kısmın Mersin İli, Bozyazı İlçesi, A5 Mevkiinde kain 494 ada 18 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, davalının belirtilen kısım üzerindeki serayı inşaa ettiği ve kullanmaya devam ettiği ve bu kısım üzerinde mülkiyete üstün tutulacak herhangi bir ayni veya şahsi hakkının olmadığı sabittir. Her ne kadar davalı taraf Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/222E – 2017/126K ve 2017/372E sayılı dosyasında açılan davaların bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de anılan dosyalar red kararı ile sonuçlanmış olup eldeki davanın sabit tapu kaydı ve çapa dayanması nazara alınarak anılan dosyalar bekletici mesele yapılmamış ve yine davalı taraf 12/09/2018 havale tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazda kullandığı bölümü dava dışı malik K6a’dan kiraladığını belirtmiş ise de dava konusu taşınmazın paylı mülkiyet üzere tapuda kayıtlı olduğu, 6.5.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 691.maddesi uyarınca pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmaksızın yapılan kira sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek dava konusu taşınmazda davalı tarafından gerçekleştirilen el atmanın önlenmesine yönelik karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 12/09/2018 tarihli kararına karşı d avalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;

Mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkeme’sinin 2017/372 Esas sayılı dosyanın derdest olduğunu, ayrıca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/741 Esas sayılı dosyada iştirakın çözümü için açılan davanın karara çıktığını kesinleşme aşamasında olduğunu bu dosyaların soonuçlanması beklenmeden karar verildiğini hissenin noterden resmi olarak alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dairemizin 2017/348 Esas, 2018/357 Karar sayılı kararında özetle; “…Somut olayda, mahkemece toplanan deliller, krokide A ile gösterilen kırmızı renk ile taralı 1.270,00-m² yüzölçümündeki kısmın Mersin İli, Bozyazı İlçesi, 494 ada 18 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, davalının belirtilen kısım üzerindeki serayı inşaa ettiği ve kullanmaya devam ettiği ve bu kısım üzerinde mülkiyete üstün tutulacak herhangi bir ayni veya şahsi hakkının olmadığını, her ne kadar davalı taraf Anamur 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2016/222 E – 2017/126 K ve 2017/372 E sayılı dosyasında açılan davaların bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de anılan dosyalar red kararı ile sonuçlanmış olduğundan eldeki davanın sabit tapu kaydı ve çapa dayanması nazara alınarak anılan dosyalar bekletici mesele yapılmamış, kira sözleşmesine itibar edilmemiş müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki Anamur 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/222 E – 2017/126K sayılı dosyannın istinaf incelemesinden geçerek 28.09.2017 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafından açılan ikinci tascil davası olan 2017/372 Esas sayılı dosyada 05.06.2018 tarihinde red kararı verildiği, dosya gönderilmediğinden kesinlşip kesinleşmediği tespit edilememiş, uyaptan istenilen inceleme talebinde kesinleşmediği, yine istinaf talebinde belirtilen, Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/741 Esas sayılı dosyası ve örneği dosyada olmadığından incelenememiş olup, dosyanın uyap sisteminden yapılan inceleme sonucundapaydaş K6 tarafından dava konusu 494 ada 18 parselde iştirakın çözülmesi için dava açıldığı, taşınmazın tapu kaydına göre çok hisseli olan taşınmazda murisin 9/56 hisse sahibi olup intikal ile davacının 8/40 hisseye elbirliği halinde malik olduğu, davalının satın aldığı hissenin satış vaadine ilişkin Bozyazı Noterliği’nin 03.06.2003 tarih, 871 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin dosya içerisinde bulunmadığı, dosyadaki belgelerden hissenin fiili olarak davalıya teslim edildiği, davalı tarafça sera yapılmak kullanıldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmakla, mahkemenin bu tespitlere davalının belirtilen kısım üzerindeki serayı inşaa ettiği ve kullanmaya devam ettiği ve bu kısım üzerinde mülkiyete üstün tutulacak herhangi bir ayni veya şahsi hakkının olmadığı yönündeki kararının isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Kabule göre de belirtilen ilkeler gözetilmeden el atmanın önlenmesi ve zilletlikle ilgili hatalı karar verilmesi, yine belirtilen tescil ve TMK 644 maddesi uyarınca mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi dosyaları celp edilip incelenmesi, tescil davası kesinleşmişse mülkiyet ve şahsi haklar gözetilmek suretiyle belirtilen hususların ikmali ile karar verilmesi gerekir iken yazılı şekşlde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-6 bendi uyarınca kabulü gerektiği…” şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına yönelik karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ TARAFINDAN YENİDEN VERİLEN KARARININ ÖZETİ;

İlk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda;

Mahkemenin 04/09/2019 tarihli 4. celsede, davacı tarafın duruşma gününden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediğinden ve davalı vekilinin de davayı takip etmediklerini beyan ettiğinden, dosya HMK. 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmış, aradan yasal 3 aylık süre geçmesine rağmen taraflarca yenileme talebinde bulunulmayan işbu davanın HMK’nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:

İstinaf yoluna davacı başvurmuştur.

İSTİNAF SEBEBLERİ:

Davacı istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel mahkemenin “duruşma gün ve saatinden haberdar olmama rağmen duruşmaya gelmediğimi” gerekçe göstererek davasını usulden reddettiğini, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin duruşma gününün kendisine usulüne uygun olarak bildirilmediğini, kendisinin duruşma gününden haberi olmadığını, muhtar ile arasının iyi olmadığını, kendisine bir oyun oynamış olabileceğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne yönelik karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Elatmanın Önlenmesi istemine ilişkindir.

Davacının, davalının A4 Mahallesi, 494 ada 18 parsel sayılı taşınmazını kullanmak ve kendisinin kullanmasına engel olmak şeklindeki el atmasının önlenmesine, masrafların davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece davanın HMK’nın 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına yönelik karar verildiği, kararı davacının istinafa taşıdığı görülmektedir.

Somut olayda;

Dava dosyası 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış ,ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir. Dava, müdahalenin meni, karşı iddia satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca birşeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.Yine Türk Medeni Kanunun 684 ve 718.maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, Yasa koyucu somut olaydaki taşınmaz ve muhdesatların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan (ağaç diken) kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanunun 722, 723, 724 ve 729. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir.

Mahkemece önceki kararında dava konusu taşınmazın paylı mülkiyet üzere tapuda kayıtlı olduğu, 6.5.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 691.maddesi uyarınca pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmaksızın yapılan kira sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek , dava konusu taşınmazda davalı tarafından gerçekleştirilen el atmanın önlenmesine karar vermiştir. Davalı tarafın istinafı üzerine ;Mahkemece verilen 12/09/2018 tarih ve 2017/348 Esas 2018/357 sayılı kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi’nin 22/01/2019 tarih ve 2018/1463 Esas – 2019/52 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış, mahkemenin 04/09/2019 tarihli 4. Celsesinde duruşma saati saat 09:55 olmasına ve duruşmaya 12:09 itibari ile başlanmasına rağmen duruşma saatinde ve duruşmaya fiilen başlanan saatte yapılan yoklamada davacı tarafın hazır olmadığı ve mazeret de bildirmedikleri anlaşılmıştır. 04/09/2019 tarihli 4. celsede, davacı tarafın duruşma gününden haberdar olduğu halde duruşmaya gelmediğinden ve davalı vekilinin de davayı takip etmediklerini beyan ettiğinden dosya HMK. 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmış, aradan yasal 3 aylık süre geçmesine rağmen taraflarca yenileme talebinde bulunulmayan işbu davanın HMK’nun 150/5 Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olmakla, dosyanın incelenmesinde; davacının davayı bizzat takip ettiği davacının 12.06.2019 tarihli duruşmaya bizzat katıldığı ,duruşmanın 04.09.2019 tarihine ertelendiği,davacının bu tarihli duruşmaya katılmadığı ,mazaret bildirmediği davalı tarafın duruşmayı takip etmediği mahkemece takip edilmeyen dosya HMK. 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmış, aradan yasal 3 aylık süre geçmesine rağmen taraflarca yenileme talebinde bulunulmayan davanın 11.12.2019 tarihinde HMK’nun 150/5 Maddesi gereğinceaçılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nun 150. maddesinde ”Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 150/1 maddesinde, ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” denilmiş,devamında da aynı maddenin ikinci fıkrasında ise,’’Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse,gelen tarafın talebi üzerine,yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır.Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf,yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne yer verilmiştir. Davacının bir önceki duruşmaya katıldığı ,duruşma gününden haberdar olduğu halde ,bu duruşma gününde katılmayıp mazerette bildirilmediği anlaşılmaktadır.

Somut dosyada ; Mahkemece davacının ve davalının 04.09.2019 tarihli duruşmada taraflarca takip edilmeyen dosyanın 6100 sayılı HMK 150/1 gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği , 3 aylık süre içerisinde yenilenmediğinden dolayı da 11.12.2019 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasında dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin11/12/2019 tarih ve 2019/72 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1- b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç başlangıçta alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nun 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/09/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!