Adana BAM, 1. HD., E. 2020/202 K. 2020/764 T. 8.7.2020

İlgili madde: TMK Madde 610

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACILAR:

1 -K1
:

2 -K2

VEKİLLERİ:

Av. K3

DAVALILAR:

1 -K4

VEKİLLERİ:

Av. K5
Av. K6
:

2 -MERSİN KIZILMURAT VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
:

3 -MERSİN ŞEHİTKERİM VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ

VEKİLLERİ:

Av. K7
:

4 -SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

VEKİLİ:

Av. K8

MÜTEVEFFA:

K9

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan K9’nın 01/11/2015 tarihinde vefat ettiğini, Müvekkillerinin eşi ve babası olduğunu, Tarsus 2. SHM 2015/892 Esas sayılı dosyasından mirasçılık belgesi çıkardıklarını, müvekkilleri hakkında murisin borçlu olduğu bono nedeniyle asıl alacak 7.000TL olan borcu için Samandağ İcra Müdürlüğünün 2011/274 E. Sayılı dosyası ile icra ödeme emri gönderildiğini, murisin ayrıca SGK Tarsus Sigorta Müdürlüğünce takip no 2007/01218 olan toplamda 6.368,47 TL, Takip no 2012/014877 olan toplamda 141,89TL, Takip no 2009/012957 olan toplamda 2.261,84 TL, SGK ödeme emirleri ve vergi dairelerine olan borçlarından dolayı terekenin borca batık olduğunu, bu nedenle terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı SGK vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;

Muris K9’nın F1 Ltd Şti’den kaynaklı olarak Kuruma borçlu olduğunu, davacılara ödeme emri gönderildiğini, davacılardan K1′ nın tecil ve taksitlendirme talebinde bulunduğunu, yasal mirasçıların terekeyi sahiplenme anlamında işlem yaptıklarını, bu nedenle terekenin borca batık olduğundan bahisle iş bu davayı açmalarının iyiniyetle bağdaşmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Eldeki davada davacıların mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletnamesini sunduğu, mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla, mirasınhükmen reddine ilişkin olarak, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının tespiti için, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığı, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi dairesi, tapu müdürlüğü nezdinde müzekkere yazılarak sorulmuş, tapu müdürlüğünden gelen cevap doğrultusunda muris adına kayıtlı taşınmazın tespit edilmesi üzerine bu taşınmazın murisin ölüm tarihindeki değerinin tespiti için talimat mahkemesince mahallinde keşif yapılarak bilirkişi marifetiyle taşınmazın değeri tespit edilmiştir.

Davalı alacaklı SGK’ dan davacıların tecil ve taksitlendirme işlemlerine dair belgeler celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Söz konusu işlem dosyasından; davacıların SGK’ da murise ait prim borcuna ilişkin olarak işlem tesis ettikleri, Kurum tarafından yapılan işlemde murise ilişkin prim borcunun hesaplamaya dahil edildiği, murisin prim borcununda hesaplamaya dahil edildiğine ilişkin şerhli ödeme emirlerinin davacılara tebliğ edildiği, söz konusu tebligatların usulüne uygun olduğu, mezkur ödeme emirlerine karşı davacıların yasal yollara başvurduklarına dair dosyada bir bulgu bulunmadığı, bu itibarla TMK 610/2 maddesi gereğince davacıların tereke işlemleri haricinde sayılacak işlem olan borç yapılandırması ile terekeyi sahiplendiklerinin kabulü gerektiği, bu itibarla davalı SGK’ nın borç bildiriminin tebliğinden bir sene sonra açılan iş bu davanın TMK 2 ve TMK 610/2 maddeleri gereğince reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı olarak davayı reddettiğini,
Usul Yönünden Başvuru Sebepleri;dava dosyasında tüm taraflara dava dilekçesi gönderilmiş olup, davalı K4 vekili ve SGK vekili tarafından davaya cevap verildiğini, ancak taraflar davaya yasal süresi içinde cevap vermemelerine rağmen yerel mahkeme davanın reddi kararına hükmederken gerekçeli kararında bu hususlara dikkat etmediğini, sadece müvekkili K1’nın yapılandırma başvurusunda bulunduğunun açık olduğunu, müvekkili K2’nınherhangi bir yapılandırma başvurusunda bulunmadığını, gerekçeli kararda K2’nın da yapılandırma başvurusu yaparak terekeyi kabul ettiği yönündeki hükümle davanın reddinin yasaya aykırı olduğunu,
Esas Yönünden Başvuru Sebepleri;muris K9’nın vefatından sonra kamu, özel kurum ve kişilerden murisin borçlarına dayalı ödeme emirlerinin müvekkillerine gönderildiğini, müvekkilli K1 SGK tarafından gönderilen ödeme emri neticesinde hesaplarına haciz konulduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği borcu kabul ettiği anlamına gelen yapılandırma tamamen haciz baskısı altında verildiğini, kaldı ki müvekkilinin yapılandırma sonucu tek bir taksit bile ödeme yapmadığını, maddi olarak hiçbir ödeme yapmayan müvekkilinin yapılandırma nedeniyle terekeyi kabul etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkili şayet yapılandırma sonucu bir ödeme yapmış olsaydı bunu da kendi maddi imkanları ile ödeyeceği terekeden faydalanmayacağı, terekenin açık bir şekilde borca batık olduğu dosyaya sunulan delillerden de açıkça anlaşıldığını, ekte sunulan örnek Yargıtay kararında yapılandırma sonucu yapılan ödemenin terekeyi kabul edeceğinin belirtilmiş olduğunu,
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin gerekçeli kararında belirtiği SGK yapılandırması terekeyi kabul anlamına gelmediğini, müvekkillerinin terekenin aktifinden kullanacağı herhangi bir maddi imkan bulunmadığını, terekenin çok açık bir şekilde borca batık olduğunu, Haciz Baskısı altında yapılan yapılandırmanın yerel mahkemece hatalı şekilde terekeyi kabul anlamına gelerek davayı reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Arz edilen ve re’sen dikkate alınacak diğer sebeplerle yerel mahkeme kararının DURUŞMALI İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.

Somut olayda; davacılar vekilinin, terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacılar vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.

TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.

Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.

Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.

Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.

Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır(TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.

Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür.

Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca
Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur
.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
(Bknz.

Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/4035
Esas,
2015/11610
Karar sayılı ilamı)

Dosya kapsamından
; muris K9’nın ölüm tarihinin 01/11/2015 tarihi olduğu ve vergi mükellefi olduğu anlaşılmaktadır. Davacılardan K1 SGK’ya yaptığı başvuru üzerine murise ait prim borcunun yapılandırıldığının sunulan belgelerden anlaşılmasına karşılık davacılar tarafından yapılandırma doğrultusunda murisinin prim borcunun ödenip ödenmediği araştırılmamıştır. Davacılar tarafından veraset ve intikal beyannamesi de verilmemiştir. Veraset ve intikal beyannamesi verip, murisin vergi borcunu ödemek terekenin benimsendiğinin göstergesidir. Yine prim borcunun da ödenmesi terekeyi kabullendiği anlamına gelmektedir. Davacılardan K1’nın yalnızca prim borcunun yapılandırılmasını istemesine karşın bir ödeme yapılmamış olması halinde terekeyi sahiplendiğinden söz etmek mümkün değildir. Sadece yapılandırma yapması yeterli olmayıp ödeme yapması da gereklidir. Mahkemece murise ait terekenin aktif ve pasifi araştırıldığı, ancak SGK’ya olan prim borcu yapılandırıldığı ve tereke sahiplenildiği gerekçesi ile davacıların davasının reddine yönelik karar verilmiştir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/4035 Esas, 2015/11610 Karar nolu ilamı)

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekir.

Hal böyle olunca;

SGK’dan murisin ölüm tarihi itibariyle ne kadar borcu ve prim borcu olduğu sorulmalı, prim borcunun yapılandırılması ile ilgili belgeler celp edilmeli, kim tarafından yapılandırma yapıldığı açıklığa kavuşturulmalı, yapılandırma öncesinde ve sonrasında mirasçılar tarafından murisin borcunun ödenip ödenmediği ve ödendi ise hangi mirasçı ödediği sorulmalı, ödeme yapıldı ise haciz baskısı altında ödenip ödenmediği değerlendirilmeli, gerekirse murisin aktif ve pasifinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yapılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/10/2019 tarih ve 2017/70 Esas, 2019/320 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın,
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi uyarınca
KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
Davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

5-
Davacılar vekili tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!