Adana BAM, 1. HD., E. 2020/1435 K. 2020/1266 T. 7.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 605

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

14/07/2020

NUMARASI :

2019/487 Esas, 2020/233Karar

DAVACILAR:

1-K1 – N1

2-K2 – N2
:

3-K3 – N3

VEKİLLERİ:

Av. K4 – A1
Av. K5 – [N4] UETS
Av. K6 – [N5] UETS

DAVALI:CEYHANVERGİDAİRESİMÜDÜRLÜĞÜ

– A2

VEKİLLERİ:

Av. K7
Av. K8 – A3
Av. K9 – A4

DAHİLİDAVALI:

F1
ANONİMŞİRKETİ

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Hükmen Reddi

DAVA TARİHİ :

22/10/2019

DAİRE KARAR TARİHİ :

07/12/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

08/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı Ceyhan V.D. Müd. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Müvekkillerin babası K10’nın 28/06/2015 tarihinde vefat ettiğini, her ne kadar müvekkillerinin müteveffanın ölümü üzerine 3 aylık süre içinde mirası reddetmemiş olsalar da ölüm anında murisin terekesinin borca batık olduğundan TMK 605/2 maddesi gereğince mirasın reddedilmiş sayılacağını, müteveffa henüz hayattayken davalı Ceyhan Vergi Dairesi tarafından Ceyhan 2. ASHM nin 2009/269 Esas sayılı dosyasının ikame edildiğini ve müvekkillerinin bu dosyaya daha sonradan dahili davalı olarak eklendiğini ve dosyanın kesinleştiğini, davalı idarece mahkeme kararı üzerine müvekkillerinden K3 adına kayıtlı motorlu taşıt üzerine haciz şerhi işlendiğini, müvekkillerinden K2 nın aylık ücret ödemesini aldığı hesaba bloke konduğunu ve bu işlem neticesinde müvekkilinin maaş hesabının bulunduğu banka tarafından davalı idareye 1.566,74-TL ödendiğini, müteveffanın ölüm anında terekesindeki aktiflerin pasifleri karşılamaya yetmediğini, izah edilen ve re’sen nazara alınacak sebep ve tespitlerle; Davalı Ceyhan Vergi Dairesi tarafından müvekkillerinin mal varlığı ve maaş hesapları üzerine işlenen haciz şerhlerinin Tedbiren Kaldırılmasına, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine, müvekkillerinin mirası reddettiklerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Ceyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;

Açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığından bahisle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, murisin terekeye dahil herhangi bir malı bulunup bulunmadığının ve özellikle muris ve mirasçılar yönünden tapu sicilinden herhangi bir intikal olup olmadığının araştırılmasını, hukuki mesnetten uzak açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dahili davalı
F1
A.Ş. Vekili 18/11/2019 tarihli yazılı beyanında özetle; muris K10’nın alacaklısı olup İstanbul 27.İcra Müdürlüğü 2015/30898 Es., Adana 13.İcra Müdürlüğü 2016/1212 Es., Adana 2.İcra Müdürlüğü 2015/20101 Es., Adana 4.İcra Müdürlüğü 2015/17506 Es. Sayılı dosyalarından harç, vekalet ücreti ve faiz hariç 22.335,75 TL alacaklı olduklarını ve alacaklarının devam ettiğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Yapılan araştırmalar neticesinde murisin aktif tapu kayıtlarının olmadığı, pasif tapu kayıtlarının sorgulamasında da davacılara intikal eden taşınmaz bulunmadığı, dosya arasında alınan deliller değerlendirildiğinde terekenin pasifinin aktifinin çok üzerinde olduğu yani terekenin borca batık olduğu anlaşılmıştır.

Davacıların murisi K10’nın 28/06/2015 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihi itibariyle borçlarını karşılayacak bir mal varlığının olmadığı, borçlarını ödemede aciz içerisinde bulunduğu, terekesinin borca batık olduğu, davacı mirasçıların mirası kabul eder davranışta bulunduğunun somut biçimde ispatlanmadığı, mirasçıların tereke işlemlerine karıştığı, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yaptığı ya da tereke mallarını gizlediği veyahut kendisine mal edindiği hususunda dosyada kayıt ve belge bulunmadığı yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; davanın kabulüne, muris K10’nın terekesinin borca batık olduğunun tespitine, davacıların TMK 605. maddesi uyarınca mirası hükmen reddetmiş sayılmalarına, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı Ceyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirtilen ve resen inceleme sırasında görülecek diğer nedenlerle; Ceyhan Asliye Hukuk Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Mirasın Hükmen Reddiistemine ilişkindir.

TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.

Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.

Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.

Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.

Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin
Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur
.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
(Bknz.

Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/4035
Esas,
2015/11610
Karar sayılı ilamı)

Somut olayda; davacılar vekilinin, davalı Ceyhan Vergi Dairesi tarafından müvekkillerinin mal varlığı ve maaş hesapları üzerine işlenen haciz şerhlerinin Tedbiren Kaldırılmasına, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine, müvekkillerinin mirası reddettiklerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı Davalı Ceyhan Vergi Dairesi tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.

Davalı Ceyhan V.D. vekili tarafından istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı istinafa taşınmış ise de, Mahkemece murise ait terekenin aktif ve pasifi araştırılarak terekenin borca batık olduğunun tespit edilmesi sonucunda davacının davasının kabulüne yönelik karar verilmiştir. Murisin aktifinde herhangi bir mavarlığı bulunmadığı, pasifinde ise icra dosyalarına dayalı borçlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf murisin malvarlığı bulunduğuna ve mirası kabul etmiş sayılacaklarına dair herhangi bir belge ve kayıt dosyaya sunmadığı gibi başkaca gerekçede belirtmemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere göre, gerek icra dosyasında gerekse yargılama sırasında yapılan araştırmalarda davacıların murisi adına kayıtlı hak, alacak ve taşınmaz bulunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla müteveffanın terekesinin ödemeden aczinin belli olduğu, TMK’nın 605/2 maddesi uyarınca mirasın reddedilmiş sayılacağı anlaşılmakla, mahkeme gerekçesinde yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunda ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir. İstinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/07/2020 tarih ve 2019/487 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Ceyhan V.D. Müd. vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı Ceyhan V.D. Müd. harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3

İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4

Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.07/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!