Adana BAM, 1. HD., E. 2020/1194 K. 2021/513 T. 12.4.2021

İlgili madde: TMK Madde 363

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

02/07/2020

NUMARASI :

2019/6 Esas, 2020/106Karar

DAVACI:K1- N1 – A7

VEKİLİ:

Av. K27 – A19

DAVALI:NÜFUSMÜDÜRLÜĞÜ-

Yüreğir/ ADANA

DAHİLİDAVALILAR:

1 -HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

VEKİLLERİ:

Av. K2 – Adana Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü Seyhan/ ADANA
Av. K26 – A18 Mah. Yeni Valilik Binası Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü 2. Kat Seyhan/ ADANA
:

2 -K3 – N2 – A8
:

3 -K4 – N3 – A9
:

4 -K21 – N12 – A10
:

5 -K5 – -N4 – A11
:

6 -K22 – N13 – A12
:

7 -K22 – N5 – A13
:

8 -K23 – N14 – A14
:

9 -K6 – N6 – A13
:

10 -K24 – N15 – A15
:

11 -K7 – N7 – A16

MÜTEVEFFA:

K8 – N16

İLİŞKİLİKİŞİ:

K25 – N17 – A17

DAVANIN KONUSU :

Nüfus (Ana-Baba Adının Düzeltilmesi/Değiştirilmesi İstemli)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı Maliye Hazinesi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili K9’ın nüfus kaydında anne hanesinde K10’nın anne olarak göründüğünü, davacının babası K11 ile öz annesi K12’nin evlilik dışı çocukları olarak dünyaya geldiğini, gerçek annesinin K13 olduğunu, öz annesi K12 ile babası K11’in gayri resmi evliliklerini sonlandırmaları ile babasının K10 ile resmi nikahlı olarak evlendiğini ve müvekkili K10’yı da ikinci eşi olan K10’nın adına nüfusa kaydettirdiğini, davacının annesi K13’ın 24/12/2018 tarihinde vefat ettiğini ve Karkamış ilçesine bağlı A5 köyüne defnedildiğini, davacının nüfus kaydının anne adı hanesinde görünen K10 K20 kaydının iptal edilerek anne isminin K13 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı nüfus Temsilcisi 06/03/2019 tarihli duruşmada, davacı davasını ispat etsin, eksik hususlar giderilsin, şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı vekilinin 18/04/2019 tarihli dilekçesi ile,
K13 mirasçısının bulunmadığını, Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/72 Esas 2019/132 Karar sayılı Tavzih Kararı ile Adana ili, Yüreğir ilçesi, nüfusuna kayıtlı, K14 ve Maney’den olma, 01/01/1940 doğumlu, N8 TC kimlik numaralı, muris K13’ın, 24/12/2018 tarihinde ölümü ile miras meselesinin 1 pay olarak kabul edilerek, (1) payının Maliye Hazinesi’ne aidiyetine karar verilmiş olmakla, Maliye Hazinesi dahili davalı olarak dosyaya eklenmiştir.

Davacı vekilinin 01/07/2019 tarihli dilekçesi ile,
K9’ın mirasçılarını davaya dahil etmek üzere Adana 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/722 Esas ve 2019/678 Karar sayılı ilamı ile veraset ilamında görünen dahili davalılar; K3, K4, K15, K5, K16, K17 (TC:N18), K17 (TC:N13, K18, K6, K7 dahili davalı olarak dosyaya eklenmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Sonuç olarak, taraf ve tanık beyanları ile Adli Tıp raporuna K13’ın davacının annesi olduğunun anlaşılması nedeniyle; Adana ili, Kozan ilçesi, A6 köyü, cilt no:1 Hane no:A3’de nüfusa kayıtlı N1 T.C Kimlik nolu K19 annesinin Adana ili, Yüreğir N10 hane no:N11’de nufusa kayıtlı N8 T.C Kimlik nolu K13 olduğunun tespiti ile K9 ın nüfusta K10 olan anne adının K12 olarak düzeltilmesine, K13 ile K9’ın bağlarının kurulmasına, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı Maliye Hazinesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı usul, yasaya aykırı olup, mahkeme kararının belirtilen ve resen görülecek sebeplerle bozulması/kaldırılması gerektiğini, davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile usul ve esas açılarından yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle ve re’sen incelemede görülecek sair nedenlerle yerel mahkeme kararının kabulüne ilişkin kısmının tamamen reddine olacak şekilde bozulması ve aleyhlerine olan hususların bozulması / kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Nüfus (Ana-Baba Adının Düzeltilmesi/Değiştirilmesi İstemli)istemine ilişkindir.

Kamu düzeni ile yakından ilgili olan nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesinde belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292/1. maddesinde, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak ve ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğu, haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceği hükme bağlanmıştır.

HMK. uyarınca, olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.01.2008 tarih 2008/2-36-47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez.
(Bknz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/8664 Esas, 2018/13920 Karar sayılı ilamı)

Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan; iptal edilecek kaydın tespiti bakımından, ilgililer arasında DNA araştırması yaptırılıp, alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
(Bknz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/6080Esas, 2017/14923Karar sayılı ilamı,Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/6854Esas, 2018/2229Karar sayılı ilamı)

Baba ve anne olduğu iddia edilen kişiler sağ iseler duruşmaya çağrılıp dinlendikten sonra oluşacak kanaate göre bir karar vermek, ölü iseler mirasçılarının davaya dahil edilerek, bildirmeleri halinde delillerinin toplanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi, “Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi” davalarının konusunu oluşturur. (Ergun Özsunay, Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul 1982, s.243). “Kayıt Düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “Düzeltilmesi” veya “Değiştirilmesi” dir (Nüfus Yönetmeliği m.143). 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak, olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar, nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.

Buna karşılık, nüfus kütüklerindeki “Doğru Olmayan Kayıtların” düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur (TKM m.38, Nüfus Kanunu m.11). İşte bu noktalarda, nüfus kütüğünde yer alan “Doğru Olmayan Kayıtlar”, ilgilileri veya cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan “Kayıt Düzeltme Davası” ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada “Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası” olarak adlandırılmaktadır (HGK 13.04.2016 gün 2014/18-717 sayılı kararından).
(Bknz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/7652Esas, 2018/11963 Karar sayılı ilamı)
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 4. maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Vesayet” başlıklı üçüncü kısımı hariç olmak üzere “Aile Hukuku” başlıklı ikinci kitabından (m.118 ila 395 arası) kaynaklanan davalara bakmak görevi aile mahkemelerine aittir. Bu nedenle, TMK’nın “Hısımlık” başlıklı 282 ila 363. maddeleri arasında yer alan soybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafından çözümlenmelidir.

Diğer taraftan, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesi gereğince, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemlerine ilişkin davalara bakmak görevi ise asliye hukuk mahkemelerine ait bulunmaktadır.

Davanın kabulü halinde, her iki dava türünde de nüfus kayıtlarında değişiklik yapılmasının gerekmesi nedeniyle, benzer sonuçlara sahip bu davalar arasında görevli mahkemenin belirlenebilmesi için davanın vasfının doğru olarak tayin edilmesi önem kazanmaktadır.
4721 sayılı TMK’nın 282. maddesi uyarınca, anne ile çocuk arasındaki soybağı doğum ile baba ile çocuk arasındaki soybağı ise “Anne ile evlenme”, “Tanıma” ve “Hakimin hükmü” ile kurulmaktadır. Diğer taraftan, evlat edinme de soybağı oluşturan hallerdendir.

TMK’nın 285. maddesinde yer alan “Babalık karinesi” uyarınca, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.

Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğum ile kendiliğinden kurulacağından, anne yönünden soybağı tesisi amacıyla değil, sadece, çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespiti amacıyla dava açılabilir.

Somut olayda; davacı vekilinin, davacının nüfus kaydının anne adı hanesinde görünen K9 kaydının iptal edilerek anne isminin K13 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı Maliye Hazinesi tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.

İlk derece mahkemesi dahili davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle istinafa taşınmış isede, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olarak verildiği, delillerin toplandığı, davacı ile annesi olduğunu iddia ettiği K13 arasında DNA incelemesinin yapıldığı, %99,99 oranında annesi olabileceğinin tespit edildiği, davacının gerçek annesinin nüfusta yazılı K10 olmayıp K13 olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle dahili davalı Maliye Hazinesi vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Adana 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 02/07/2020 tarih ve 2019/6 Esas, 2020/106Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca,esastan REDDİNE,

2-
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-d maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.12/04/2021

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!