T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
24/04/2019
NUMARASI :
2018/554 Esas, 2019/205Karar
DAVACILAR:
1 -K1 – N1 – A1
2 -K2 – N2
DAVALI
LAR
:
1- ADANA ÇUKUROVA VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
2- ADANA YÜREĞİR VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
3- ADANA 5 OCAK VERGİ DARİESİ MÜDÜRLÜĞÜ
VEKİLLERİ:
Av. K3 – A2
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
DAVA TARİHİ :
09/01/2019
Birleşen Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/17 Esas, 2019/119 Karar sayılı Dosyası
DAVACI:
K4 – N3 – A3
VEKİLİ:
Av. K5
DAVALI
LAR
:
1- ADANA ÇUKUROVA VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
2- ADANA YÜREĞİR VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
3- ADANA 5 OCAK VERGİ DARİESİ MÜDÜRLÜĞÜ
VEKİL
LER
İ
:
Av. K3 – A2
MÜTEVEFFA:
K6 – N4
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
DAVA TARİHİ :
12/12/2018
DAİRE KARAR TARİHİ :
14/10/2019
KARAR YAZIM TARİHİ :
15/10/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl dava dosyasında davacılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı K6’ün 03/08/2018 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat ettiğinde herhangi bir borcunun olup olmadığı hususunda bilgi sahibi olmadıklarını, müteveffanın yaşadığı dönemde kanser hastası olması nedeniyle tedavisiyle ilgilendiklerini, ayrıca babalarının ölümünden sonra abilerinden birinin ölmesi nedeniyle sağlıklı düşünemediklerini ve süresi içerisinde reddi miras davası açamadıklarını belirterek, murislerinin terekesinin borca batık olduğunun tespit edilip mirasın kayıtsız ve şartsız reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Birleşen dosya davacısı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; babası K6’ün 03/08/2018 tarihinde vefat ettiğini, bir takım sıkıntılardan ötürü reddi miras davası açamadığını, babası muris K6’ün ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunu belirterek, mirasını kayıtsız şartsız reddini talep etmiştir.
Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacıların süresi içerisinde mirası reddetmemiş olmasından dolayı murisin borcundan sorumlu olduklarını belirterek, öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; muris K6’ün ölüm tarihi olan 03/08/2018 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun anlaşıldığını, 4721 sayılı TMK’nın 605/2. maddesi uyarınca murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini gerekçe olarak belirtip davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacıların süresi içinde mirası reddetmemiş olmasından dolayı murisin borcundan sorumlu olacaklarını, diğer yandan bu davanın esas yönünden de reddi gerektiğini, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 12. maddesinde, ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılara geçeceği, ancak mirasçılardan her birinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları hükmüne yer verildiğini, 6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanunun 7. maddesinde, borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu Kanun hükümlerinin tatbik olunacağını, borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunacağını, 50. maddesinin 2. fıkrasında, borçlunun ölümü halinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takibin geri bırakılacağı, üç günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunacağı hükümlerine yer verildiğini, açıklanan kanun maddeleri gereğince, mirasçıların murisin külli halefi durumunda olduklarını, külli halefiyette mirasçı, hak ve yükümlülükleri itibariyle tamamen ölenin hukuki durumunu kazanmakta ve diğer borçları gibi vergi borcundan da aslen sorumlu olduğunu, mirasçıların, murisin yerine kaim olduklarından, vergiyi doğuran olayın, mirasçıların şahsında gerçekleşmiş sayıldığını, mirasın hükmen reddinin, miras bırakanın ölümü anında ödemeden aczi (borca batıklığı) açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mümkün olacağını, ancak mirasçılar tarafından miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık ve acz halinde olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ya da belge sunulmadığını ya da taraflarına buna ilişkin bilgi ve belge gönderilmediğini, ayrıca mirasın hükmen reddinde batıklığın resmen tespit edilmiş ya da edilebilir olması gerektiğini, bunun da ancak ödemeden aciz vesikası ya da iflas kararı alınarak sağlanabileceğini, davacılar tarafından buna ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir bilgi, belge bulunmadığını, mirasın hükmen reddine karar verilmesinin koşullarından birinin de terekenin “borca batık” olması yani aktifinin (alacaklar ve tüm ayni haklar da dahil olmak üzere malvarlığı) pasifinden (borçlarından) az olması ile bu durumun resmen tespiti gerektiğini yada açıkça belli olması gerektiğini, hükmen red kararı verilebilmesi için ayrıca mirasın kabul edildiğine dair herhangi bir davranışta da bulunulmamış olması gerektiğini, bu kapsamda; gerek önceki dilekçeleri ekinde ibraz ettikleri belgelerden, gerekse davacıların dava dilekçesinde müteveffanın borçları ile ilgili davalı kuramlarda yapılandırma yapılmış olduğunu beyan ettikleri dikkate alındığında, davacılar tarafından mirasın kabul edildiği hususunun açıkça görüldüğünü, ayrıca davacıların veraset intikal beyannamesi verip vermediğinin ve tereke malları üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunup bulunmadığının da tespiti gerektiğini, davacıların süresi içerisinde mirası reddetmedikleri hususları da dikkate alındığında açılan bu davanın haksız olduğunun görüldüğünü, ayrıca bu yargılamaya taraflarınca neden olunmadığı, davacıların süresi içerisinde mirası reddetmedikleri hususları dikkate alınarak vekalet ücreti açısından lehlerine hüküm tesis edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılıp davanın usulden ve esastan reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Mirasın Hükmen Reddi istemine ilişkindir.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır(TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür.
Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca
Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur
.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır(TMK m. 605). Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir(TMK m. 605/2). Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen; Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklanan şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
(Bknz.
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/4035
Esas,
2015/11610
Karar sayılı ilamı)
Dosya kapsamından
; muris K6’ün ölüm tarihinin 03/08/2018 tarihi olduğu ve vergi mükellefi olduğu anlaşılmaktadır. Davacılardan K2’ün ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne yaptığı başvuru üzerine murise ait vergi borcunun yapılandırıldığının sunulan belgelerden anlaşılmasına karşılık davacılar tarafından yapılandırma doğrultusunda murisinin vergi borcunun ödemediği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından veraset ve intikal beyannamesi de verilmemiştir. Veraset ve intikal beyannamesi verip, murisin vergi borcunu ödemek terekenin benimsendiğinin göstergesidir. Davacılardan K2’ün yalnızca vergi borcunun yapılandırılmasını istemesine karşın bir ödeme yapılmamış olması nedeniyle terekeyi sahiplendiğinden söz etmek mümkün değildir. Mahkemece murise ait terekenin aktif ve pasifi araştırılarak terekenin borca batık olduğunun tespit edilmesi sonucunda davacıların davasının kabulüne yönelik karar verilmiştir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/4035 Esas, 2015/11610 Karar nolu ilamı)
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunda ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/04/2019 tarih ve 2018/554 Esas, 2019/205 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1- b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-
İstinaf talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nun 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/10/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe