Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1884 K. 2020/311 T. 3.3.2020

İlgili madde: TMK Madde 609

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Gerçek Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; murisi babası K1’ın 06/08/1999 tarihinde vefat ettiğini, borcunun ve alacağının ne olduğunu bilmediğini, bu nedenle babasından kalan mirası kayıtsız ve şartsız reddediğini, redde ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Davacı tarafından sunulan dilekçesinde ve nüfus kayıtlarının incelenmesinde; K2 ve K3’dan olma, 15/01/1948 doğumlu N1T.C. Kimlik nolu K1’ın 06/08/1999 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

Davacı K4 tarafından açılan iş bu davanın üçaylık yasal süre içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran d avacı istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, babası K1’ın borcundan kendisinin sorumlu olmadığını, bütün harcamaları yapan kardeşleri olduğunu, aksi takdirde telafisi imkansız ağır sonuçlara yol açacağını, borca batıklığın tespit edilerek reddi miras talebinde bulunduğunu, bu nedenlerle itirazının kabulüyle usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Mirasın Gerçek – Hükmen Reddi istemine ilişkindir.

Türk Medenî Kanunu’nun 605/1. maddesinde “Gerçek ret”, 605/2. maddesinde ise “Hükmen ret” düzenlenmiştir. TMK’nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) Bu dava hasımsız açılabilir. Görevli mahkeme ise sulh hukuk mahkemesidir.

Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır (TMK m. 609). Mirasçıların her birine tanınmış, tek taraflı olarak kullanılabilecek, bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu nedenle, ret beyanı hukuki sonuçlarını sulh hakimine ulaşmakla kendiliğinden meydana getirir ve mirasçı kural olarak bu andan itibaren artık beyanından geri dönemez. Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.

Hükmen ret ise süreye tâbi değildir. Hükmen ret istemli davada terekenin borcu, terekenin alacaklılarının kimliği konusunda açıklama yaptırılarak davanın alacaklılara yöneltilmesi, taraflara delil bildirme olanağı sağlanması, terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Bknz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2017/8755 Esas, 2017/7476 Karar sayılı ilamı)

Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır.

Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Öte yandan, davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmedikleri, bilmelerinin de mümkün olmadığı durumlarda, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalıların değil davacıların sorumlu tutulması gerekir.
(Bknz.

Yargıtay
14.
H
.

D
.’nin
2015/2932
Esas,
2016/372
Karar sayılı ilamı,
Yargıtay
14.
H
.D.’nin
2016/9064
Esas,
2018/3341
Karar sayılı ilamı,
Yargıtay
14.
H
.

D
.’nin
2016/9037
Esas,
2019/3118
Karar sayılı ilamı)

Yargıtay 14.H.D.nin 2016/10205 Es. 2018/4004 K.sayılı ilamı:

Yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesine dayalı dava açabilecekleri gibi, Türk Medeni kanununun 605/2 maddesine dayalı dava da açabilirler.

Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır (TMK m. 609). Hükmi ret ise tereke alacaklısına karşı açılacak davada, miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olduğunun tespiti niteliğindedir.

Somut olayda, dava hasım gösterilmeden asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır. Dava dilekçesinden talebin, mirasın gerçek reddi mi yoksa mirasın hükmen reddi mi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu sebeple mahkemece, davacılar vekilinden dava dilekçesinin içeriği açıklattırılmalıdır. Talebin mirasın gerçek reddine ilişkin olduğunun anlaşılması halinde görevsizlik kararı verilmeli, talebin mirasın hükmen reddine ilişkin olduğunun anlaşılması halinde ise murisin Mudanya İcra Dairesi’nin 2010/1330 sayılı dosyasında borçlu olduğu bildirildiğinden, HMK 124/4. maddesi gereğince adı geçen icra dosyası alacaklısının davaya davalı olarak dahili sağlanmalı, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.” şeklindedir.

Somut olayda
;muris K1’ın 06/08/1999 tarihinde vefat ettiği, mirasçı ve davacının süresi içerisinde murisin mirasını kayıtsız ve şartsız olarak reddetmediği, 3 aylık yasal süre geçtikten ve yaklaşık 20 yıl sonra işbu davayı açarak murisin borca batık olduğunu ileri sürerek mirası kayıtsız ve şartsız reddettiğini ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince duruşma açılmadan yasal süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından istinafa taşınmıştır.
6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemece dosya üzerinden duruşma yapmadan talep edenin beyanı alınmadan red kararı verilmesi Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.

Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

İşbu dosyamızda da; mirasın reddi talebinde bulunan tarafından, 3 aylık süre geçtikten sonra, hasım gösterilmeden harç yatırılarak murislerinin 06/08/1999 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın sağ iken borçlandığı ve çok borcunun olduğunun söylendiğini, daha çok borcu olduğu konusunda endişeleri bulunduğunu, babasının mirasını reddettiğinin tespitine karar verilmesini mahkemeden talep etmişler, mahkemece davanın 3 aylık süreden ve tensiple HMK 320/1 maddesi uyarınca red kararı vermesi yasaya aykırıdır.

Bilindiği gibi; dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olan haller belirli uyuşmazlıklarda mümkündür.

Hal böyle olunca
; öncelikle duruşma açılmalı, davacıya dava dilekçesi açıklattırılmalı, gerçek ret mi yoksa hükmen ret mi talep ettikleri tespit edilmeli, bu hususta açıkça beyanları alınmalı, davacıdan murisin alacaklılarının sorulması, bildirmesi halinde davaya dahil edilmesi, oluşacak sonuca göre davaya bakılması ya da talep hükmen red şeklinde ise görevsizlik (Asliye Hukuk Mah.) kararı verilmesi gerekirken dosya üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenlerle; belirtilen yasal nedenler, davacının dilekçesinde belirttiği hususlar incelenmeden aksine karar verilmesi usule aykırı olup kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-3-4 ve 6. bentleri uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Mersin 1. SulhHukuk Mahkemesi’nin 05/11/2019 tarih ve 2019/1513 Esas, 2019/1560 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-3.-4. ve 6. bentleri uyarınca
KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
Davacı tarafındanyatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

5-
Davacı tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.03/03/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!