Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1867 K. 2020/568 T. 2.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 609

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI:

1- K1

VEKİLLERİ:

Av. K2
Av. K3

DAVACILAR :

2- K4

3- K5
VEKİLLERİ
:

Av. K3
Av. K2

MİRASBIRAKAN:

K6
DAVA
NIN KONUSU
:

Mirasın Gerçek Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; muris K6in 28/06/2018 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak müvekkillerinin ve diğerlerinin kaldığı, müteveffanın hayatta iken pek çok harcamalar yaptığını, mal varlığını fazlasıyla aşacak şekilde borç altına girmiş olduğundan mirasının reddinin tespiti ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 15/08/2018 tarih, 2018/1018 Esas ve 2018/914 karar sayılı kararı ile müteveffanın en son yerleşim yerinin Anamur / MERSİN olması sebebiyle yetkisizlik kararı verilmiş, mahkeme kararı 16/08/2018 tarihinde kesinleşmiş olmakla mahkememize tevdii edilmiş ve mahkememizin esas sırasına kaydı yapılmıştır.

Miras bırakana ait nüfus kaydı uyap sistemi üzerinden çıkartılarak yapılan incelemesinde, mirasbırakan K6’in 28/06/2018 tarihinde evli olarak vefat etmiş olduğu anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin
2017/5807
E,
2017/3592
K. sayılı, 24/04/2017 tarihli emsal içtihadına göre:

Somut olayda davacılar, murislerinin 23/08/2007 tarihinde Amasya’da geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vefat ettiğini, murisin geçirmiş olduğu trafik kazasında hayatını kaybeden kazazedelerin ailelerinin çok yüksek meblağlarda destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davalar açtıklarını, muristen müvekkilerine intikal eden hiç bir malvarlığı bulunmadığını belirterek mirasın reddini talep etmişler ve murisleri hakkında başlatılan icra takip dosyaları ile dava dosyalarına ilişkin yazıları delil olarak mahkemeye sunmuşlardır.

Davacının terekenin borca batık olduğunu ileri sürmelerine göre “mirasın hükmen reddini” istedikleri anlaşılan davanın, asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra terekenin borca batık olduğunun tespitine, “Mirasın hükmen reddine” ilişkin olarak açılacak davalarda, davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu durumda uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Somut dosyamızda; mirasın reddi talebinde bulunanlar vekili, hasım göstermeden Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada; murisin borçlarının varlığı sebebi ile mirası reddetmek istediklerini, müteveffanın hayatta iken pek çok harcamar yaptığını, mal varlığını fazlasıyla aşacak şekilde borç altına girmiş olduğunu veterekenin borca batık olduğunu belirterek mirasın reddini talep etmiştir
.

Bu haliyle davanın TMK’nun 605/2 maddesi gereğince murisin tespit edilebilen alacaklılarının davaya katılması ve davanın hasımlı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken, malvarlığı hakkına ilişkin mirasın hükmen reddi davası olduğu anlaşıldı. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlar olduğundan ve HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle usulden reddine, dosyanın Anamur Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacılar istinaf dilekçesinde özetle; davacılar vekili dilekçelerinde mirasın kayıtsız ve şartsız olarak reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde borçtan bahsedilmesinin hükmen ret talebini doğurmayacağını, davanın 3 aylık ret süresinde açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Mirasın Gerçek Reddi istemine ilişkindir.

Türk Medenî Kanunu’nun 605/1. maddesinde “Gerçek ret”, 605/2. maddesinde ise “Hükmen ret” düzenlenmiştir. TMK’nın 605/1. maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) Bu dava hasımsız açılabilir. Görevli mahkeme ise sulh hukuk mahkemesidir.

Dava hasımsız olarak açılmıştır.

Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır (TMK m. 609). Mirasçıların her birine tanınmış, tek taraflı olarak kullanılabilecek, bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu nedenle, ret beyanı hukuki sonuçlarını sulh hakimine ulaşmakla kendiliğinden meydana getirir ve mirasçı kural olarak bu andan itibaren artık beyanından geri dönemez. Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.

Hükmen ret ise süreye tâbi değildir. Hükmen ret istemli davada terekenin borcu, terekenin alacaklılarının kimliği konusunda açıklama yaptırılarak davanın alacaklılara yöneltilmesi, taraflara delil bildirme olanağı sağlanması, terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Bknz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2017/8755 Esas, 2017/7476 Karar sayılı ilamı)

Ayrıca TMK’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Yine davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmedikleri, bilmelerinin de mümkün olmadığı durumlarda, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalıların değil davacıların sorumlu tutulması gerekir.
(Bknz.

Yargıtay 14. H.D.’nin 2015/2932 Esas, 2016/372 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 14. H.D.’nin 2016/9064 Esas, 2018/3341 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 14. H.D.’nin 2016/9037 Esas, 2019/3118Karar sayılı ilamı)

Somut olayda
; Davacılar vekili Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; muris K6in 28/06/2018 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak müvekkillerinin ve diğerlerinin kaldığı, müteveffanın hayatta iken pek çok harcamalar yaptığını, mal varlığını fazlasıyla aşacak şekilde borç altına girmiş olduğundan mirasının reddinin tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava hasımsız olarak murisin alacaklıları hasım gösterilmeden açılmıştır.

Mahkemece dilekçe içeriğine göre davanın TMK’nun 605/2 maddesi gereğince murisin tespit edilebilen alacaklılarının davaya katılması ve davanın hasımlı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken, malvarlığı hakkına ilişkin mirasın hükmen reddi davası olduğu, Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlar olduğundan ve HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle usulden reddine, dosyanın Anamur Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Miras bırakan K6’in nüfus kaydına göre 28/06/2018 tarihinde evli olarak vefat etmiş olduğu anlaşılmıştır.

Davacılar vekili 13.08.2018 tarihli Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; muris K6in 28/06/2018 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak müvekkillerinin ve diğerlerinin kaldığı, müteveffanın hayatta iken pek çok harcamalar yaptığını, mal varlığını fazlasıyla aşacak şekilde borç altına girmiş olduğundan mirasının reddini talep etmişler ,yetkisizlik kararı üzerine dosya Anamur Sulh Hukuk Mahkemesine gelmiş olmakla, dosyanın incelenmesinde davanın hasımsız olarak açıldığı, dava tarihine göre 3 aylık mirası ret süresinin dolmadığı, Mahkemece 1. Duruşmada davacıların yokluğunda görevsizlik kararı vermiş olduğu anlaşılmaktadır.
6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Bu durumlarAnayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.

Dava dilekçesinde murisin borcu yada borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmış olan davanın taraflara açıklama yaptırılmadan hükmen red olarak kabul edilemeyeceği, yine süresinde açılmış olmakla hükmen ret sonucuna varılmasında hukuki yararlarının bulunmadığı, böyle bir durumda davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, veraset ilamını istemek süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise vekilin de özel yetkisi var ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir. Mirası ret 3 aylık süre içerisinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar.” Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.

Mirasın reddi 3 aylık hak düşürücü geçtikten sonra borç iddiası ve hasımsız olarak açılması halinde ise davacılardan açıklama istenilerek o zaman hükmen ret olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

Somut olayda, mahkemece mirasın gerçek reddine ilişkin dilekçe beyanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde mahkemeye ulaşmakla hüküm ve sonuç doğuracağı, başkaca bir delil gösterilmesine gerek olmadığı göz önünde bulundurulmamıştır.

Mahkemece, gerçek reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığı incelenip, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde, Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın hükmen ret talebi olarak değerlendirilip görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Esas no:2016/9941 Karar no: 2019/3754 14. Hukuk Dairesi -Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Esas no:2016/4398 Karar no: 2019/84)

Bu nedenlerle; yukarıda belirtilen hususlar yasal nedenler gözetilmeden aksine karar verilmesi usule aykırı olup kararın 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-3 bendi uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca
KABULÜNE,
Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 23/11/2018 tarih ve 2018/875 Esas, 2018/1055 Karar sayılı
KARARININ KALDIRILMASINA,

2-Gö rev yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın
Anamur Sulh Hukuk Mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,

3-
İstinaf eden davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 44,40 TL istinaf peşin karar harcının talep halinde kendilerine iadesine,

4-
İstinaf eden davacılar tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.02/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!