Adana BAM, 1. HD., E. 2018/820 K. 2018/914 T. 1.10.2018

İlgili madde: TMK Madde 729

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dayısı olan davalının, Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mah. 31 ada, 52 parsel, Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mah. 287 ada, 4 parsel, Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mah. 15 ada, 18 parsel sayılı üç adet taşınmazdaki kendisine ait hisseleri fiili taksimde kendisine isabet eden yerlere karşılık 2004 yılında 51.000,00 TL bedelle müvekkiline sattığını, ancak, dava konusu taşınmazlar davalıya miras yoluyla geçtiğinden ve o tarihlerde dava konusu taşınmazların davalı adına intikali henüz yapılamamış olduğundan tapuda devir işleminin yapılamadığını, müvekkilinin, davalıya, dayısı olması nedeniyle güvenmiş, bu güven ilişkisi nedeniyle ileride intikal işlemi yapıldığında tapuda devir işlemi yapılacağı inancı ile satış bedelini davalıya ödemiş ve bu taşınmazların zilyetliğini davalıdan devralmış olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazları satın aldıktan sonra fiili taksimde davalıya isabet eden yerleri 10 yıldan fazla bir zamandır mülkümdür diyerek kullandığını, hali arazi, taşlık, çalılık durumda olduğunundan beko ile imar ihya ettirdiğini, tarıma elverişli hale getirdikten sonra bu taşınmazların üzerine tahmini 1000 adet kadar değişik türlerde ağaçlar dikip yetiştirdiğini, taşınmazların kendi adına intikali yapıldığında müvekkiline tapuda devredilebilmesi için müvekkilinin kardeşi K1’in eşi olan K2’e vekaletname verdiğini, bu vekaletnamede dava konusu taşınmazların müvekkili K3’e satışı için vekalet verildiği açıkça zikredilmiş olduğunu, (EK:Üsküdar 9. Noterliği 29 Haziran 2004 tarihli 20650 Yevmiye nolu düzenleme şeklinde özel vekaletname) 2014 ve 2015 yıllarında bu taşınmazlar davalı adına intikal görmüş, ancak, 2004 tarihli bu vekaletnamenin üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman geçmesi nedeniyle bu vekaletname tapu müdürlüğünce kabul edilmemiş, bu sebeple vekil K2’in müvekkiline devir yapamadığını, bunun üzerine müvekkilim, davalı ile irtibata geçmiş ve taşınmazları bizzat devretmesini veya devir için vekaletname göndermesini istediğini, davalı da, bu defa Erdemli 3. Noterliği 11.03.2015 tarih 1591 Yevmiye nolu vekaletname ile müvekkilinin oğlu olan K4’i taşınmazların tapuda devri için vekil tayin ettiğini, müvekkilinin tapuda devir masraflarını denkleştirip dava konusu taşınmazları üzerine geçireceği sırada davalının bu defa Erdemli 3. Noterliği 13.03.2015 tarih 1657 yevmiye nolu azilname ile müvekkilinin oğlu K4’i vekillikten azlettiğini, dava konusu taşınmazlara 10 yıldan fazla bir zamandır malik sıfatı ile zilyet olan, tüm emeğini, birikimini bu taşınmazlara harcayan müvekkilinin davalının dava konusu taşınmazları tapuda devretmekten vazgeçmesiyle çok mağdur edildiğini, davalının dava konusu taşınmazlar değer kazanınca satıştan vazgeçmesinin açıkça kötü niyet olduğunu, davalının bir üniversitede öğretim görevlisi olduğunu, doçent veya profesör olduğunu, akli melekelerinin yerinde olduğunu, ağaçların değerinin arazinin değerinden çok daha fazla olduğunu, bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 729. maddesi gereği öncelikle temliken tescil talebinde bulunularak dava konusu taşınmazlarda davalıya ait hisselerin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ise; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin yetiştirdiği ağaçların değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenerek şimdilik
30.000,00.TL ağaç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, taşınmazları emek ve para sarfı ile imar ihya ettirdiğinden imar ihya bedelinin de belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik
1.000,00.TL imar ihya bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava konusu taşınmazların satışı karşılığı müvekkilinin dayısı olan davalıya verdiği satış bedeli olan 51.000,00.TL bedelin uyarlama ve denkleştirici adalet kuralı gereğince satış gününden dava gününe kadar ulaşan değerinin saptanması ile fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL satış bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; yazalı satış sözleşmesi olmadığını ve satış da yapmadığını, bedelde almadığını, 20 ye yakın taşınmazda hissesi bulunduğunu, fiili taksim yapılmadığını, davacının ısrarı ile vekaletname verdiğini, vekaletname verilmesinin satış yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, davacının da hissesinin bulunduğunu ve bu nedenle kullandığı yerlerin bulunduğunu, temliken tescil şartlarının da oluşmadığını, davacının ağaç ektiği yerin davalıya ait olduğunun da belli olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Yapılan incelemede; davacı ile davalının akraba oldukları, davacının iddiasına göre davalıya ait dava konusu 3 adet taşınmazdaki taksim yapılan hisselerini haricen davacının satın aldığını ileri sürdüğü, yine davacının iddasına göre davalıya 51 bin TL bu satış karşılığında ödeme yaptığını ileri sürdüğü, her ne kadar keşifte dinlenen tanıkların bir kısmınında bu satışı doğruladığı ve davacının bu parayı ödediğini ileri sürmüş iselerde; davalının bu bedelin ödendiğini ve satışı kabul etmediği bu sebeple bahsi geçen para miktarının HMK 200 maddesine göre senet ile ispatı gereken miktarda olduğu, davacınında yaptığı ödemeye dair yazılı bir belge sunamadığı, tanık beyanı ile bu husun ispat edilemeyeceği kanaati ile davacının temliken tescil ve davacının ödediğini iddia ettiği satış bedeli talebi yönünden davasının reddine karar verilmiştir.

Davacının terditli alacak talebi yönünden ise; davacının tanık beyanları ile sabit olduğu üzere taraflar arasında dava konusu taşınmazlarda fiili taksim olduğu, davacının davalıya ait taksim edilen keşifte göstermiş olduğu kısımlarda imar ihya yaptığı, ağaç diktiğinin sabit olduğu, 27/09/2017 havale tarihli asıl bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 15 ada 18 parsel ve 31 ada 52 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafından tesis edilen zirai muhdesat değerinin 89.120,00 TL olduğu, davacı tarafça bu miktar dikkate alınarak harç ikmal edildiği, mahkememizce bu miktara itibar edildiği, 19/02/2018 havale tarihli 2. ek bilirkişi raporuna göre 15 ada18 parselde 2004 tarihinden önce imar ihyanın yapılmış olduğunun ve ağaçların yaşı itibariyle bu tarihten önce dikilmiş olduğunun belirtildiği, bu sebeple bu taşınmaz yönünden bir hesaplama yapılmadığı, 31 ada 52 parsel yönünden ise aynı raporda belirtildiği şekilde 6.854,46 TL imar ihya bedelinin belirlendiği, davacı tarafın bu miktar üzerinden harç ikmal etmiş olduğu da gözetilerek bu miktara Mahkememizce itibar edildiği, bu sebeple 89.120,00 TL ağaç bedeli ve 6.854,46 TL imar ihya bedeli olmak üzere 95.974,46 TL’ye hükmedildiği, talep gibi dava tarihi olan 10/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının satış bedeline ilişkin talebinin REDDİNE, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

A-)

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Davacının paydaşı dahi olmadığı taşınmazlardaki müvekkilinin paylarını satın aldığını iddia ederek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ağaç ve imar ihya bedeli talepli terditli dava açtığını, ancak davacının elinde ne bir satış sözleşmesi, ne de satış bedelini ödediğine dair bir makbuzu bulunmadığını, dava konusu taşınmazların bir kısmı ölü olmak üzere otuz kişinin üzerinde paydaşı olan taşınmazlar olduğunu, davacı, pay satın aldığını ve taşınmazlara yerleşerek imar ihya yaptığını ve ağaç diktiğini iddia etmiş ise de davacının taşınmazlarda tasarruf etmesine izin verildiğine dair ne müvekkilinin ne de bir başka paydaşların izin ve muvafakatları olmadığını, davacının taşınmazların taksim edildiğini ve bu nedenle müvekkilinin zemindeki payına yerleştiğini iddia ettiğini ancak sınırları gösteren bir taksim sözleşmesinin de olmadığını
, davacının 30/03/2018 tarihli duruşmada tapu iptal talebinden vazgeçerek sadece imar ihya ve ağaç bedellerini talep ettiğini belirttiğini, ilk derece mahkemesinin çok yanlış bir karar vererek otuz kadar paydaşın olduğu taşınmazda imar ihya ve ağaç bedeli olan 95.974,46.-TL’nin müvekkilinden tahsiline karar verdiğini, kararın her yönüyle yanlış olduğunu,
Mahkemenin gerekçe oluşturamadığını,
İlk derece mahkemesinin tescille ilgili kararının doğru olduğunu, kararın diğer kısımları için de emsal ya da yol gösterici olması gerektiğini iddia ettiklerini, imar ihya ve ağaç bedelleri ilgili kararın yanlış olduğunu, şöyle ki; taşınmazların birçok paydaşı olduğunu ve tüm paydaşların davada taraf olmadıklarını, dolayısıyla bu ağaçların bedelini ödese dahi mülkiyetinin müvekkiline geçmesinin sözkonusu olamayacağını
, bu nedenle imar ihya ve ağaç bedelinin müvekkilinden tahsil edilmesinin yanlış olduğunu, taşınmazların tapu kaydına bakıldığında paylı mülkiyet olan taşınmazda daha birçok paydaş bulunduğunu, dolayısıyla taşınmazdan pay satmak ve taşınmazda iyiniyetle tasarrufta bulunabilmek için yazılı ve sınırları gösterilmiş krokili bir taksim sözleşmesinin gerekli olduğunu, dava konusu taşınmazlarda bir taksim sözleşmesini olmadığını, davacının da böyle bir sözleşme ve taksim krokisi sunmadığını,
Davacının taşınmazın taksim edildiğine dair 1.derece yakınlarını tanık olarak dinlettiğini, tüm paydaşlarının taraf olmadığı bir davada taksimin tanık beyanları ile ispatlanamayacağını, mahkeme tanık anlatımlarını yeterli görerek gerekçeli kararında “fiili taksimi” kabul ettiğini, ancak davacı dava dilekçesinde ve tüm iddialarında bu taşınmazların taşlık olması nedeniyle kullanılamadığı ve imar ihya yaparak, dışarıdan toprak taşıyarak taşınmazı tarla haline getirdiğini iddia ettiğini, yani kendisinden önce taşınmazın tarıma elverişsiz ve kullanılamaz halde olduğunu ifade ettiğini, o halde taşınmaz tarım yapmaya elverişli değilse, burayı kullanamadıkları anlamına geldiğini, o zaman fiili taksim nasıl olacağını, Fiili taksim için kendisinin burayı kullanıyor, ekip biçiyor, tarım yapıyor olması gerektiğini, davacının kendi beyan ve iddiaları ile taşınmazın taksim edilmediğini kabul ettiğini, davacının iddia ve beyanları ile kendi kendini çürütürken mahkemenin bunu görememiş olmasının açık bir istinaf sebebi olduğunu, davacının KÖTÜNİYETLİ olduğunu, taşınmazın taksim edilmemiş ve davacının taşınmazı işgal ettiğini bilirkişi raporları ile kanıtladığını, davacının hiçbir parselde dava konusu payların miktarı kadar alan kullanmamış olup, tamamında daha fazla alan kullandığını
, parsellede işgalci olduğunu, davacının iddialarının doğru olmadığı fen bilirkişisinin krokisi ile de kanıtlanmış olduğunu, Davacı tamamen kendi isteği ile rızai taksim yapmadan fiilen dilediği şekilde bir tasarrufta bulunmuş olduğunu, davacının iyiniyetli olup olmadığının da araştırılmadığını, davacının iyiniyetli olabilmesi için tüm paydaşların haberinin, rızasının olması ve ağaç dikmesine izin verilmiş olması gerektiğini, iyiniyetin ilk derece mahkemesince araştırılmamış ve değerlendirilmemiş olmasının mutlak bir istinaf sebebi olduğunu, arz edilen ve resen tespit edilecek sair nedenlerle dosya kapsamına aykırı olan 95.974,46.-TL’nin davalıdan tahsiline dair kararın kaldırılmasına, davanın bu yönüyle de REDDİNE karar verilmesinini talep verilmesini talep etmiştir.

B-)

İstinafa Cevap Veren ve Katılma Yoluyla İstinaf Eden Davacı Vekili dilekçesinde özetle; a
) İstinafa cevapları; yerel Mahkemekararının ağaç bedeli ve imar ihya bedelinin hüküm altına alınması yönünden usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini, terditli olarak açtıkları iş bu davada, dava dilekçesinde temliken tescil; olmadığı takdirde ağaç bedelinin ve imar ihya bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ettiklerini, gelinen aşama itibarıyla, zemin bedelinin ağaç bedelinden fazla olduğu anlaşıldığından temliken tescil taleplerinin koşullarının oluşmadığından, diğer terditli talepleri olan ağaç bedeli ve imar ihya bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, tarafların dayı ve yeğen oldukları göz önüne alınarak yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle harici satın almanın belgeye bağlanmamış olmasının olağan kabul edilmesi ve yıllar süren zilyetlik süresine davalının hiç bir şekilde sesini çıkarmamış olması ve tanık beyanlarından anlaşılan satın alma olgusu nedeniyle iyi niyetin bu olaya özgü ve özel olarak değerlendirilmesi ve davalının müvekkilinin kullanmasına ve zilyetliğine uzun yıllar sesini çıkarmayarak müvekkilinin uğramış bulunduğu zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağının varlığının kabul edilmesi gerektiğini, davalının, dava konusu taşınmazlardaki hisselerinin davacıya satışı için K2’i vekil tayin ettiğini, aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle vekaletnamenin yenilenmesi ihtiyacı doğmuş ve davalı Erdemli 3. Noterliği 11/03/2015 tarih 1591 Yevmiye nolu dava konusu taşınmazların satışı amacıyla bu defa müvekkilinin oğluna vekaletname verdiğini, ancak müvekkilinin, tapu satış masraflarını temin edene kadar davalı taraf, Erdemli 3. Noterliği 13/03/2015 tarih 1657 Yevmiye nolu azilname ile müvekkilinin oğlunu azletmiş olduğunu, davalı tarafça çıkartılan vekaletnameler sadece dava konusu taşınmazların müvekkiline satışı için olduğunu, davalı adına intikali henüz yapılamamış olduğundan tapuda devir işleminin yıllarca yapılamadığını, müvekkilinin, davalıya, dayısı olması nedeniyle güvenmiş, bu güven ilişkisi nedeniyle ileride intikal işlemi yapıldığında tapuda devir işlemi yapılacağı inancı ile satış bedelini davalıya ödemiş ve bu taşınmazların zilyetliğini davalıdan devralmış olduğunu, 2004 yılından beri fiili taksimde davalıya isabet eden yerleri müvekkilinin kullandığını, dava konusu taşınmazların müvekkilinin satın aldığı tarihte hali arazi olduğunu, taşlık, çalılık durumda olduklarını, ancak müvekkilinin, bu taşınmazları beko ile imar ihya ettirdiğini, taşınmazları tarıma elverişli hale getirerek daha değerli hale getirdiğini, davalının, müvekkiline yaptığı satıştan vazgeçmesinin nedeni ise, dava konusu taşınmazların müvekkiline satıldığı tarih 2004 yılından on yıl geçtikten sonra dava konusu taşınmazların olağanüstü derecede değer kazanması ve davalının da bu değer kazancından istifade etmek istemesi olduğunu, müvekkilinin, dava konusu taşınmazlarda, davalı tarafça kendisine gösterilen ve fiili taksimde davalıya isabet eden yerleri kullandığını ve bu yerlere ağaç dikip yetiştirdiğini, imar ihya ettiğini, dava konusu taşınmazlarda fiili taksim olduğunun, müvekkilinin davalının rıza ve muvafakatı ile dava konusu taşınmazları kullandığının, ağaç diktiğinin sabit olduğunu, belirtilen nedenlerle ve resen gözetilecek durumlar karşısında, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

b) Katılma yoluyla istinaf nedenleri;

Yerel mahkemece, satış bedelinin tahsili yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça, dava konusu taşınmazların, müvekkiline satıldığı ve 51.000,00 TL satış bedelinin ödendiği noktasında dava dilekçesinde ve delil dilekçesinde yemin delinine dayanmış olduklarını,
Mahkemece, yemin teklif etme hakkı müvekkiline hatırlatılmadan ve karşı tarafa yemin teklif etme fırsatı verilmeden satış bedelinin iadesi yönünden davanın reddine karar verildiğini, sunulan ve resen gözetilecek durumlar karşısında davalı tarafın istinaf başvurusunun REDDİNE, katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile satış bedelinin tahsiline yönelik taleplerinin reddine ilişkin karar yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE :

Dava, TMK’nun 729.md. uyarınca terditli olarak açılan tapu iptal tescil olmadığı takdirde ağaç ve imar ihya bedeli ile ödenmiş olan paranın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsiline ilişkin açılan alacak davasıdır.

Davacı vekili, davacı ile davalının akraba olduklarını, davalıya ait dava konusu 3 adet taşınmazdaki taksim yapılan hisselerini haricen davacının satın aldığını, davalıya 51 bin TL bu satış karşılığında ödeme yaptığını, bu nedenle dava konusu taşınmazlarda davalıya ait hisselerin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, temliken tescil talepleri kabul edilmediği takdirde ise; dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin yetiştirdiği ağaçların değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenerek şimdilik 30.000,00 TL ağaç bedelinin, şimdilik 1.000,00 TL imar ihya bedelinin, şimdilik 1.000 TL satış bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, taşınmazın el değiştirmemesi amacıyla üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için dava konusu taşınmazlar üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.

Davalı, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının temliken tescil davasının reddine, davacının terditli alacak davasının kısmen kabulüne, davacının 89.120,00 TL ağaç bedeli ve 6.854,46 TL imar ihya bedeli olmak üzere 95.974,46 TL’nin dava tarihi olan 10/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının satış bedeline ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

İstinaf yoluna taraflar ayrı ayrı başvurmuştur.

Somut olayda; davacının 2004 yılında dayısı olan davalıdan 3 adet taşınmazdaki hisselerini haricen satın aldığı, aldıktan sonra imar ihya ettiği, dayı-yeğen olması nedeniyle yazılı sözleşme yapılmadığı, intikalleri yapılmadığından tapuda devirde yapılmadığı, 2004 yılında davalının satış yaptıktan sonra vekaletname verdiği, intikaller yapıldıktan sonrada 2014 yılında vekaletname üzerinden uzun zaman geçtiği için tapuda işlem yapılmadığı, sonrasında da davalı tarafından satıştan vazgeçildiği iddiası ile TMK.nun 729.mad.uyarınca taşınmazlar üzerine dikilen ağaçların değeri zeminden fazla olduğundan temliken tescil, olmadığı takdirde ağaçların bedelleri, bu parsellerin taşlık ve çalılıktan imar ihya edilmesi nedeniyle imar ihya masraflarının tahsili ve ayrıca 2004 yılında ödenen 51.000 TL nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili istemi ile dava açtığı anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; şartları oluşmadığından temliken tescil davasının reddine, imar ihya bedeli ile ağaç bedellerinin tahsiline, ödediğini ispat edemediğinden ödenen paranın tahsili ile ilgili davanın da reddine karar verilmiş, davalı taraf davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinafa gelmiş, davacı taraf ise katılma yolu ile istinafagelerek 2004 yılında yapılan satış sonrası dayı-yeğen olması nedeniyle sözleşme yapılmadığı, fiili taksim yapıldığı, temliken tescil şartlarının oluştuğu iddiası ile tecsil kararı verilmesi, yine ödedikleri 51.000 TL ile ilgili olarak deliller arasında yemin delili olduğu halde karşı tarafa yemin teklif edilmediği, kendilerine de hatırlatılmadığı iddiası ile kararın kaldırılması istemi ile istinafa gelmiştir.

Dava konusu olayda mahkemece; davacının davalıya ödediğini iddia ettiği 51.bin TL ile ilgili yazılı delil ile ispat edemediği gerekçesi ile ret kararı verilmiş ise de davacının delilleri arasında yemin delili bulunduğu, bu hususun hatırlatılması gerektiği anlaşıldığından davacı tarafın istinaf talebi bu yönden yerindedir, kabulü gerekir. Yine davalı yemin etmekten kaçınırsa ve fiili taksim yapılıp yapılmadığı ve ayrı bir parsel olarak ifa imkansızlığı olup almayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekir.

Mahkemece dava konusu parsellerde fiili taksim yapılıp yapılmadığının yeterince araştırılmadığı, satış tarihinde taşlık çalılık olduğu iddia edildiğine göre taşınmazda birçok paydaş bulunduğundan bu paydaşların kullandıkları yerlerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Fiili taksim yapılmadığı anlaşılması halinde imar ihya bedeli ile ağaçların bedellerinin tahsili için diğer hissedarların davaya dahil edilmesi hususunun düşünülmesi, yada davalıdan hissesi oranında tahsili gerekip gerekmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenlerle istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği görüşüne varılarakaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/03/2018 tarih, 2015/228 Esas, 2018/227 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurularının,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,

5-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

7-
Kararın, yerel Mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 01/10/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!