T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’ nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 553 parsel sayılı ve Kozan ilçesi A1 Köyü, Köy civarı mevkiinde kayıtlı bulunan taşınmazı 24.04.2014 tarihinde paydaşlardan K13 oğlu K1 ve K13 kızı K2’dan satın aldıklarını, müvekkillerinin bu taşınmazı satın alıp hisselerini tapuya tescil ettirdikten sonra bu yeri sürüp ektiklerini, kaymakamlıkça idari men kararı ile men ettirdiklerini, idari men kararı üzerine mülkiyet hakkına ayni hakka dayanarak mahkemeye başvuruda bulunmak zorunda kaldıklarını, öncelikle mahkemenin görevi yönünden değerlendirilmesini açıklamak istediklerini ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 2. Maddesi gereği davaya ecrimisil yönünden bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerinde bulunduğunu, davanın mülkiyet hakkı yönünden irdelenmesinde ise, davaya konu taşınmazın müşterek mülkiyet konusu bir tarla olduğunu, davalıların hiçbir yasal haklarının bulunmadığını, sadece 3091 Sayılı Yasa’dan kaynaklanan zilyetlik hakkından başka dayanaklarının olmadığını, tüm bu açıklanan nedenlerden ötürü Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/466 esas sayılı dava dosyası muhteviyatı, Yüksek Yargıtay emsal içtihatları, duruşma ve onu takip eden günlerde mahkemeye sunulacak deliller göz önüne alınarak davalıların vaki müdahalelerinin menine, ihtiyati tedbir kararı ile nizalı taşınmazın müvekkillerine teslimine ve sonuçta hükmen teslimine, beş senelik ecrimisil bedeli olan 10.000,00TL nin asıl alacak, faiz, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, tamamının 251.963 m2 olduğunu, bu taşınmazın kadastro tespitinin 1955 yılında yapılmış olduğunu ve ilk parsel numarasının 26 parsel olduğunu, Kadastro itirazları devam ederken, Kozan Noterliği’nin 29/04/1960 tarih 1372 yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi ile hissedar olan K3 ve K1 hisselerini K4 ve K5, K6, K7’e taşınmaz satış vaadi ile devir ve temlik ettiğini, taşınmazın anılan tarihten bu yana murisler ve mirasçı olan müvekkilleri tarafından nizasız ve fasılasız olarak kullanılmakta olduğunu, satış konusu olan 71,5 dönüm yaklaşık 65.965 m² olduğunu, herhangi bir yön ve cihet belirlenmeden davacıların kendilerinin kullandığı alandan da 6.600 m²’lik kısmı sürmek suretiyle müdahale ettiğini, men kararı ile davacıların bu 6.600 m²’lik kısımdan çıkartıldığını, davacıların edinimlerinin 29/04/2014 tarihli olduğunu, davanın zilyetliğin korunmasına ilişkin bir dava olması halinde Kozan Sulh Hukuk Mah.nin görevli olduğunu, ecrimisil talep edilemeyeceğini, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, aksi takdirde esastan reddi gerektiğini, Kaymakamlık men kararı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; Mahkemece toplanan delillere, bilirkişi raporuna göre, dava konusu Kozan ilçesi A1 Mahallesi 553 parsel 251.963,85m² tarla vasfında olduğu, müşterek mülkiyette olduğu, davacıların hissesinin 1/22+3/22=4/22 hisse olup 45.811,61m² ye tekamül ettiği, davacıların 553 nolu parsel içerisindeki krokide C ile işaretli 40500.00m² lik alan olduğunu, davalıların kullandığı yerin ise A işaretli 34.000,00 m² lik yer olduğunu, Kozan Noterliğinin 29.04.1960 tarih 1372 yevmiye numaralı satış kaydında belirtilen K3 ve K1 hisselerinin 1/2 si krokide B=33.000,00 m² lik kısmı K4 ve 1/2 hisselerini ise davalıların murisleri K5, K6 ve K7 adına olduğunun tespit edildiğini, yine aynı bilirkişi tarafından 15.12.2016 tarihli ek raporunda davalı K8 ve K9’in tapu kaydında isimlerinin ve murislerinin isimlerinin olmadığı ancak Kozan Noterliği’nin 29.04.1960 tarih ve 1372 yevmiye ile Tapu Maliki kök murislerden K3 ve K1’nin 71.500,00 m² lik yerin yarısını davalıların kök murisi olan K10, K11 ve K7 ile diğer yarısını dava dışı K4’ya sattıklarının tespit edildiği bildirilmiştir. Ziraat Mühendisi Bilirkişi K12 hazırladığı 16.12.2016 tarihli raporunun sonuç kısmında, dava konusu taşınmazın 05.08.2015 tarihi itibari ile 4.359,66 TL, geriye dönük son beş yıl hesap edildiğinde 5.937,27TL olduğunun belirlendiği, yine aynı bilirkişinin 07.03.2017 tarihli ek raporunun sonuç kısmında davalıların kullandığı alan olan 34.000,00 m² lik alanın geriye dönük ecrimisil hesabının yapıldığını ve taşınmazda davalıların kullandığı alanın geriye dönük beş yıllık ecrimisil bedelinin 38.004,18TL olduğunu, TMK’nun 702. Maddesine göre paydaşlardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını isteyebileceği, davacılar 3. Kişi konumunda olan ve tapuda paydaş olmayan davalılara karşı müdahalenin meni davası açmakta hukuki yararı olduğu, davalılar dosyaya sunduğu delillerle taşınmazı kullanmakta üstün hakkı olduğunu ispatlayamadıklarını, bu sebeple davacıların müdahalesinin menine yönelik talebinin kabulüne, davacılar ecrimisil talep etmişler ise de, yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında belirttiği üzere davacıların eskiden beri taşınmazı mevcut durumu ile kullandığı bu kapsamda kullanamama gibi bir durumun olmadığı, herhangi bir zararının oluşmadığı kanaatine varılarak davacıların ecrimisil taleplerinin reddine, men yönünden kabul kararı verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapuda, Adana İli, Kozan İlçesi, A1 Mahallesi (köyü), 553 parsel olduğunu, bu parselin tamamı 251.963 m² olup taşınmazın kadastro tespiti 1955 yılında 26 parsel olarak yapılmış olduğunu, kadastro itirazları devam ederken, Kozan Noterliği’nin 29/04/1960 tarih 1372 yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi ile hissedar olan K3 ve K1 hisselerini K4 ve K5, K6, K7’e taşınmaz satış vaadi ile devir ve temlikettiğini, taşınmazın anılan tarihten bu yana murisler ve mirasçı olan davalılar tarafından nizasız ve fasılasız kullanıldığını, Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/17 Esas sayılı dava dosyasında tapu iptal ve tescil davası ikame edildiğini, davacıların açtığı bu “meni müdahale davası” ve davalı tarafın açtığı “tapu iptal ve tascil davasının“ birleştirilerek çözümlenmesi gerekirken, zuhulen meni müdahale davası karara bağlanmış olmasının yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay Yerleşik İçtihatlarına göre, mülkiyetin özüne münhasır devrini içeren, tapu iptal ve tescil davası var ise, bu konu bekletici sorun olarak kabul edilip, meni müdahale davasının, diğer davanın sonucunu beklemesinin gerektiğini, taşınmazın tamamının 251.963 m2′ olduğu, fiili kullanım olduğunu davacıların kullandığı yerin belli olup müdahale olmadığını, Men-i müdahale ve ecrimisil davasının, müşterek olması nedeniyle mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle, taşınmazdaki tüm hissedarlara yada dava konusu taşınmazı kullanan yukarda belirtilen satış vaadinde de alıcı konumunda bulunan kişilerin tüm mirasçılarına bu davanın yöneltilmesi gerektiğini, aktif ve pasif husumet itirazımız nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların taşınmazdan hisse aldıkları tarih 24/04/2014 tarihi olup geriye dönük 5 yıllık ecrimisil taleplerinin dinlenme olanağı olmadığını, ret edilen ecrimisil bedeli yönünden tarafımıza ayrıca vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, bu nedenlerden dolayı, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına (bozulmasına), öncelikle davanın reddine, aksi taktirde mülkiyet ihtilafı olması sebebiyle, Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/17 Esas sayılı dava dosyasında tapu iptal ve tescil davası sonucunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi uyarınca birşeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Ayrıca, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda ( olumsuz zarar ) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) Yine 25.05.1938 tarih ve 29/10 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Türk Medeni Kanunu’nun 688 ve devamı maddeleri uyarınca paylı mülkiyetin konusu fiili olarak bölünmemiş eşya ve müşterek mülkiyet ise aynı hukuki statüde bulunan birden çok kişinin belirli bir eşyaya aynı anda paylı olarak malik oldukları bir topluluk mülkiyeti şeklidir. Paydaşların eşya üzerinde sahip bulundukları hisse maddi olarak (fiilen) bölünmüş olmayan soyut bir hisse niteliğindedir. Başka bir anlatımla fiziki bölünme değil, fikri bölünmenin söz konusu olduğu, dolayısıyla her paydaşın müşterek eşyanın her parçasında hakkının bulunduğu, ayrıca müşterek eşya ile ilgili bölünebilen yetkiler üzerinde her hissedarın payı oranında bağımsız hakkının bulunduğu, fakat bölünmeyen yetkilerde herkesi hakkının eşyanın tamamını kapsadığı açıktır.
Belirtilen nedenle, paylı mülkiyete konu bir taşınmazda maliklerden her birinin, müşterek mülkiyete konu taşınmaza el atılması halinde bu el atmanın önlenmesini tek başına istemesi mümkün ise de, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.06.1984 gün ve 1982/14-358 Esas 1984/710 Karar sayılı kararı doğrultusunda el atmanın yanı sıra ecrimisil ve kal isteminin de söz konusu olduğu hallerde tüm müşterek maliklerin birlikte dava açmaları gereklidir.
Kaldı ki eldeki davada davalılar beyanlarında 29.04.1960 tarihli Noter Satış vaadine dayanarak kullandığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar vekili beyanında Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/17 E sayılı dava dosyasında tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, sonucunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmesine rağmen, o davanın sonucunun bu davayı etkileyeceğinden Mahkemece bu hususun gözardı edilerek, beklenilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca dava konusu taşınmazla ilgili ortaklığın giderilmesi davası olduğu anlaşılmakla, dosyanın celbi ile incelenmesi, tarafların tanıklarının da keşifte dinlenilmek suretiyle iddia edilen fiili taksim bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir.
Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre men talep edilen kısmın bedeli ve ecrimisil toplamı üzerinden harç alınmamıştır, davacıların eksik kullandıklarını iddia ettikleri 5311 m² yerin tespiti ve davacıların hisseyi 2014 yılında aldıkları nazara alınarak ecrimisil hesabı yapılması gerekir. Belirtilen hususların ikmali ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16, 24 ve 30. maddelerine göre işlem yapılması gerekir. Kabule göre de harcı yatırılmadan men kararı verilmesi usule aykırıdır.
Bu nedenlerle eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından başvurunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29/12/2017 tarih ve 2015/323 Esas, 2017/412 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın KABULÜNE,
2-İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,
5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-Kararın, yerel Mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca, KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.10/04/2018
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe