Adana BAM, 1. HD., E. 2018/1419 K. 2019/11 T. 7.1.2019

İlgili madde: TMK Madde 1012

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

BOR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

30/05/2018

NUMARASI :

2016/473 Esas, 2018/234Karar

DAVACI:

K1 – N1 – A1

DAVALI:

K2 – A2

DAHİLİDAVALI:

K3 – N2 – A3

DAVANIN KONUSU :

Geçit Hakkı Kurulması

DAVA TARİHİ :

23/08/2016

DAİRE KARAR TARİHİ :

07/01/2019

KARAR YAZIM TARİHİ :

07/01/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Kavuklu köyü 126 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, davalıda aynı yerde kendi parselinin güneyinde yer alan 125 nolu parselin maliki olduğu, bu şekli ile her iki taşınmazın sınır komşusu olduğu, bu güne kadar taşınmazına davalının 125 nolu parselinin güneyinde yer alan 1697 parsel nolu mer a bağlantılı kanal yolundan ulaşabildiğini, 125 parselde kayıtlı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ilk derece mahkemesinde duruşmalardaki beyanında özetle; davacının parseline ulaşması için başka alternatiflerinde bulunduğunu, arazisinden yol vermek istemediğini, davacı ile anlaşmak istediklerini, yol geçecek yer karşılığında davacıdan toprak talep ettiklerini, davacı kabul etmeyince anlaşamadıklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Somut olay da aleyhine geçit kurulması tüm alternatifler değerlendirildiğinde zorunlu olan 1697 parsel sayılı taşınmazın mera olarak tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Meralar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı olan bir yerin, kişilerin özel yararlanmasına terki olanaklı değildir ve mera üzerinden geçit kurulamaz, hakeza keşif sırasında en geniş pafta örneği getirtilerek taşınmaza yol verme olasılığı olan tüm taşınmazlar yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda mevut kullanım durumlarına göre ayrıntılı olarak saptanmış, her ne kadar en az maliyetli ve en kısa çıkış yoluna sahip 124 nolu parsel sahibi davaya dahil edilse de, bu taşınmazın dahi ancak merayı içine alır şekilde yola çıkmaya elverdiği ve mera parselinden geçit hakkı kurulamayacağı, bu anlamda davacının dere veyahut mera parselinden fiili geçişi bertaraf edecek herhangi bir alternatif de sunmadığı anlaşılmakla davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran d avacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Kavuklu köyü 126 parsel nolu parseline zorunlu geçit hakkı tanınması, komşu arazinin mera olması dolayısıyla reddedildiğini, ancak geçit hakkı ihtiyacının gerekliliği dolayısıyla; geçit hakkı alternatifler üzerinde durularak karşılanması gerektiğini, ancak bu konuda kendisine alternatifler sunulmadığını, dolayısıyla zorunlu geçit hakkından mahrum kaldığını, Geçit hakkı yasal hakkı olduğunu, taşınmazından yol ile bir bağlantının mutlaka kurulması gerektiğini, ancak taşınmazının bir kısmının meraya bir kısmının ise ırmağa çıkması nedeni ile taşınmazına geçit hakkı verilmediğini, bu durumun mağduriyetine neden olduğunu, nitekim civar taşınmazların da bir yolu bulunmadığını, onların da yasal olmayan yolları kullanmak zorunda kaldıklarını, bu durumda her ne kadar kamu menfaati var ise de özel menfaatlerinin de çok fazla olduğunu, birden fazla kişinin mağdur olduğunu, bu nedenle söz konusu hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Davacı, Kavuklu köyü 126 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, 125 parselde kayıtlı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İstinaf yoluna davacı taraf başvurmuştur.

Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “ geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “ geçit yetersizliği” denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.

Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.

Somut olayda;

Davacı kendisine ait 126 parsel sayılı taşınmaza 125 parsel sayılı taşınmazdan ve 1697 sayılı mera parseli içinden geçen ve kadastro paftasında bulunmayan yola ulaşacak şekilde geçit hakkı talep etmektedir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda mera parselinden geçit hakkı kurulamayacağı ve yine devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağından geçit hakkı kurulamayacağı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından istinafa taşınmıştır.

Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Bilirkişi raporlarında geçit kurulması değerlendirilen 1, 2, 3, 4 nolu güzergahların genel yola bağlanabilmesi için dere yatağından geçilmesi gerektiği, dereden davacı parseline geçmek için köprü maliyetinin hesaplandığı, hali hazırda dere üzerinde bir geçiş için köprü bulunmadığı belirtilmiştir.

Davacıya ait taşınmazın geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Ancak yararına geçit kurulacak taşınmaz tapu kaydında “Tarla” vasfındadır. Taşınmazın kullanım amacı dikkate alınarak tarım aracının geçebileceği genişlikte 2,5-3 metre eninde geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Davacının ana yola bağlanabilmesi için 1, 2, 3 ve 4 nolu güzergahlarda dere yatağından da geçmesi gerekmektedir. Dere yatakları kural olarak Türk Medeni Kanununun 715. maddesi kapsamına giren devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel istifadesine terki olanaklı değildir. Kısaca belirtmek gerekirse, dere yatağı üzerinden geçit kurulamaz.

Geçit davalarındaki amaç, yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın, kesintisiz olarak genel yola ulaşımını sağlamaktır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer olmadığından bu şekilde kurulan geçitle kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olur.

K amu malı niteliğindeki 1697 sayılı mera parseli üzerinden geçit tesisine de imkan bulunmamaktadır.

Bu durumda Mahkemece, dava konusu 126 parsel sayılı taşınmaza komşu taşınmazları ve yolları gösterir geniş paftanın dosya arasına alınarak, geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi de göz önünde bulundurularak bilirkişiden ek rapor alınması, gerekirse mahallinde uzman bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif yapılmak suretiyle davacının maliki olduğu taşınmazdan genel yola kadar kesintisiz bağlantı sağlanacak şekilde 16/07/2017 tarihli raporda alternatif olarak belirtilen güzergahlar da değerlendirilip başka alternatifler oluşturularak, alternatif güzergahlardaki tapu maliklerinden davada taraf olmayanlar da varsa taraf olmaları sağlanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davacının istinaf talebi yerinde görülmüştür.

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
BorAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/05/2018 tarih ve 2016/473 Esas, 2018/234 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun
,
6100 Sayılı HMK’nun
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine,

5-
İstinaf eden tarafındanyapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.07/01/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!