Adana BAM, 1. HD., E. 2018/1417 K. 2019/10 T. 7.1.2019

İlgili maddeler: TMK Madde 605, TMK Madde 606

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; muris K1’un vefat ettiğini, murisin vefatından sonra terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için mirası red yoluna gidilmediğini, davalının başlattığı icra takibinden sonra murisin borca batık olduğunu öğrendiklerini, bu nedenle davanın kabulü ile mirası reddettiklerinin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden K2’nın müvekkili K3’nın abisi olduğunu, yurt dışında sebze ve meyve ticareti ile uğraştığını, davacılar ile aralarında herhangi bir borç ve alacak ilişkisi bulunmadığını, müvekkillerinden K3’nın ise davalıların miras bırakanı K1’un alacaklı olup bu alacağı tahsili için Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12443 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davacıların müvekkilinin abisine karşı sehven dava açtıklarını, K2 yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesini, davacıların miras bırakanlarından bu borca yetecek kadar malvarlığının üzerlerine kaldığını, mirasın borca batık olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, öncelikle davanın husumet yönünden reddine, miras borca batık olmayıp miras bırakanın aktif mal varlığı bulunması sebebi ile miras borca batık olmadığından esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte dğerlendirildiğinde davacıların murisi K1’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiği, vefat anında herhangi bir bankada muris adına açılmış herhangi bir mevduat hesabı bulunmadığı, muris adına veraset ve intikal vergisi verilmediği ve muris adına kayıtlı görülen Denizli İli, Çivril İlçesi, A1 Mah. A2 mevkii, 411 Ada, 4 Parsel’deki taşınmazın isim benzerliğinden kaynaklandığı ve murisin babasından intikal edecek Denizli Çivril A3 mah 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 23.777,85 TL, 116 ada 27 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6.686,77 TL, 162 ada 25 parsel parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 6.315,25 TL, 140 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 3.693,06 TL, 160 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 8.528,11 TL, 173 ada 49 parsel sayılı taşınmazın 27/02/2010 tarihi itibariyle değerinin 7.586,13 TL olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiş 1/5 hissesinin murise intikal edeceği göz önüne alındığında murisin aktiflerinin pasiflerden az olduğu ve Mersin 3. İcra Müdürlüğü 2011/2443 esas sayılı dosyasındaki borç nedeniyle murisin terekesinin borca batık olduğu, davacı mirasçıların murisin mirasını kabul anlamına gelecek terekede herhangi bir işlem yapmadıklarının sabit olduğu, murisin ölüm anında terekesinin borca batık olması ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelecek işlem yapmamaları nedeniyle TMK.nun 605/2. maddesi gereğince mirası hükmen reddetmiş sayılacakları sonucuna varılmış ve mahkememizin 24/11/2017 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği davalı sıfatı kaldırılan K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran d avalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Usule İlişkin İstinaf Sebepleri; müvekkili K2 açısından ara karar ile davanın husumetten reddine karar verildiğini, açılan dava K2 aleyhine açılmış olup, ek dava, dahili dava veya taraf ıslahı ile müvekkillerinden K3’nın davaya dahil edilmesi sağlanmamış olup, usulen taraf teşkili sağlanmayan bu dava yönünden verilen hükmün hatalı olduğunu, müvekkili K3’nın hukuken davaya dahili gerçekleşmediğinden hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, bu nedenle K3 yönünden kaldırılarak, K2 Yönünden husumetten davanın reddi gerektiğini, yargılama giderleri açısından hüküm tarihi olan 11.09.2018 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hüküm kurulması gerektiğini, yerel mahkeme davanın kısmen kabulü, kısmen reddi kararı vermeyip, ilgin bir karar ile K2 yönünden reddine ve taraflarına 1980 TL vekalet ücretine, Kabul edilen dava yönünden davacı yana 2.180 TL vekalet ücreti ve tüm yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına karar verdiğini, verilen bu hükmün hangi yasa maddesi ve usul kanununa göre verildiğinin taraflarınca bilinmemekte olup, şayet davanın reddi gerçekleşmeyecekse ise davanın hüküm kısmının davanın kısmen kabul ve kısmen ret şeklinde düzeltilmesi ve yargılama giderlerininde kabul ve ret oranına göre değerlendirilmesi gerektiğini,
Esas İlişkin İstinaf Sebepleri;müvekkilinin 2010 yılında alacağını tahsil etmek amacıyla davacılar hakkında 50.000 TL’lik icra takibi başlattığını, davacıların bu güne kadar hiç bir şekilde borca itiraz etmediklerini, her ne kadar borca batıklık sebebi ile Mirasın Reddi davası açmak için kanunen yasal bir süre bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarına göre miras bırakanının vefatından önceki 5 yıllık süreçteki banka kayıtları, taşınmaz kayıtlarının celbi gerekmekte olup, Mahkemenin bu delilleri re’sen toplaması ve varsa diğer borç ve alacaklarının tespiti ile zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davaya dahil edilmesi gerektiğini, yerel Mahkemenin, tüm delilleri re’sen toplaması gerekmekte olup, aktif ve pasif kayıtları tam olarak oluşturulmadan verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Arz ve izah edilen ve re’sen göz önünde tutulacak sair sebepler dolayısıyla yerel mahkeme kararının istinaf yargılaması neticesinde kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, mirasın hükmen reddiistemine ilişkindir.

Davacılar,murisin vefatından sonra terekesinde herhangi bir mal varlığı olmadığı için mirası red yoluna gidilmediğini, davalının başlattığı icra takibinden sonra murisin borca batık olduğunu öğrendiklerini belirterek mirası reddettiklerinin tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili,K2 yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesini, davacıların miras bırakanlarından bu borca yetecek kadar malvarlığının üzerlerine kaldığını, mirasın borca batık olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacıların, davalı K2’ya yönelik davasının husumet nedeniyle reddine, davacıların davalı K3’ya yönelik davasının kabulü ile muris K1 ölüm tarihi olan 27/02/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu ve davacıların mirası hükmen reddettiklerinin tespitine karar verilmiştir.

İstinaf yoluna davalılar vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle başvurmuştur.

TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.

Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.

Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.

Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.

Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)

Somut olayda; davacıların murisi K1’un 27/02/2010 tarihinde vefat ettiği, murisin mirasçıları hakkında Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2443 Esas sayılı dosyasında alacaklı K3 tarafından 30/09/2009 düzenleme tarihli 56.000 TL bedelli bonodan kaynaklı (faiz dahil) toplam 67.730,85 TL alacağın tahsiline yönelik icra takibinin başlatıldığı, terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulduğu, murisin alacak ve borçlarının zabıta marifetiyle de araştırıldığı, aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlendiği, murisin terekesinin borca batık olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Antalya V.D. Başkanlığı Kalekapı V.D.Müdürlüğü’nün 06/09/2018 tarihli yazısında 05/09/2018 tarihi itibariyle muris K1’un 21.443,30 TL vergi borcu bulunduğunun belirtildiği, ancak alacaklı olan Vergi Dairesinin sonradan davaya dahil edilmediği anlaşılmıştır.

Ayrıca bu tür davalarda kabul kararı verilmesi halinde mahkemece, davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılması, maktu harçtan davalının değil davacıların sorumlu tutulması ve davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.

Yine davalı aleyhinde husumetten red kararı verilmesi halinde karar tarihi itibariyle maktu vekalet ücreti verilmesi hususununda değerlendirilmesi gerekir.

Mahkemece yapılması gereken iş; murisin ölüm tarihi itibariyle murisin terekesine dahil borç miktarı ve terekesindeki aktif değer miktarı tespit edilerek terekenin borca batık olup olmadığı hususunun tespitinden ibarettir. Davalı alacaklı dışında söz konusu takipten farklı şahısların alacaklı olarak bulunması halinde bunlarla ilgili olarakta taraf teşkilinin de sağlanması gerekir. Dosyada murisin Kalekapı V.D. Müdürlüğüne borcu
(05/09/2018 tarihi itibariyle 21.443,30 TL) bulunduğu ve davaya dahil edilmediği ve ayırca Vergi Dairesinden murisin ölüm tarihi itibariyle borcunun ne kadar olduğunun sorulmadığı anlaşılmaktadır. Davacıların, mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenlerle davalılar vekilinin, istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, 6100 sayılı HMK. nun 353/1-a-4 ve 6 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11/09/2018 tarih ve 2017/597 Esas, 2018/614 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun
,
6100 Sayılı HMK’nun
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine,

5-
İstinaf eden tarafındanyapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.07/01/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!