T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Siyasi parti ilçe Teşkilatının Kendiliğinden Sona Erdiğinin Tespiti
Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/09/2017 tarih 2017/37 Esas 2017/561 Karar sayılı kararına karşı, davacı Hasanbeyli Kaymakamlığı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İhbar eden Hasanbeyli Kaymakamlığı tarafından ilk derece mahkemesine verilen ihbar dilekçesinde;
X1 Partinin ilçe kongresini, iki defa üst üste yapmadığının Yargıtay Başsavcılığı’nca tespitinin yapıldığı belirtilerek, mevcut duruma göre adı geçen partinin ilçe teşkilatının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri ve parti tüzükleri uyarınca olağan genel kurulunu iki defa üst üste yapmaması nedeniyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi gözetilerek 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 36. maddesi aracılığıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87/5. maddesi gereğince kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitinin yapılarak gerekli kararın alınması ve alınan kararın kaymakamlığa bildirilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Yapılan ihbar nedeniyle dava mahkemece hasımsız olarak görülmüş, Hasanbeyli X1 Parti İlçe Başkanlığına dava ihbar olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince, Hasanbeyli X1 Parti İlçe teşkilatının, 31/08/2002 tarihinde sadece kuruluş toplantısını yaptığı, olağan genel kurullarını iki defa üst üste yapmadığı iddiasının yaptırımının 2820 Sayılı Kanun’un 104 maddesinde düzenlendiği, bunun da “Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili Siyasi Parti’ye ihtar verilmesi” olduğu, (Anayasa Mahkemesi’nin 2014/15220 Sayılı, 04.04.2015 tarihli Genel Kurul kararında da bu hususların belirtildiği) bu sebeple mahkemenin yargı yolu bakımından görevli olmadığı, yargı yolu bakımından Anayasa Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF SEBEPLERİ VE GEREKÇESİ:
Hasanbeyli Kaymakamlığı istinaf dilekçesinde özetle; Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. Maddesi, Dernekler Kanununun 36. maddesi ve 4721 sayılı TMK’nın 87. maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu, görevsizlik kararı verilerek davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29/11/2016 tarih ve 1596 sayılı yazıları gereği, 2820 Sayılı Yasa’nın 121, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 36. maddesi yollamasıyla 4721 sayılı TMK 87/5 maddesi uyarınca kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine yönelik davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde mi Anayasa Mahkemesi’nde mi görüleceği, hangi mahkemenin görevli olduğu hususunun öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen dava, X1 Parti Hasanbeyli İlçe teşkilatının kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Bu davanın, ilk derece mahkemesine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29/11/2016 tarih ve 51047475/1596 sayılı yazısı gereğince, Osmaniye Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda Hasanbeyli Kaymakamlığı tarafından, X1 Parti Hasanbeyli İlçe teşkilatının ilçe kongresini yapmadığından ihbar edildiği anlaşılmıştır.
Anayasa’nın “Siyasi Partilerin Uyacakları Esaslar” başlığını taşıyan 69/1 maddesinde; Siyasi partilerin faaliyetlerinin, parti içi düzenlemelerinin ve çalışmalarının demokrasi ilkelerine uygun olması gerektiği, bu ilkelerin uygulanmasının kanunla düzenleneceği, 69/5 maddesinde, siyasi partilerin kapatılmasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanacağı, 69/6 maddesinde, bir siyasi partinin tüzüğünün ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verileceği, 69/7 maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin, temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebileceği, 69/8 maddesinde, bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verileceği, 69/12 maddesinde, Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmalarının, denetlenmelerinin, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usullerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Bu düzenlemeler amir nitelikte hükümlerdir.
Anayasa’nın “Görev ve Yetkileri” başlığını taşıyan 148. maddesinde Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerine ayrıntılı olarak yer verilmiş, aynı maddenin son fıkrasında ise Anayasa Mahkemesinin, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getireceği belirtilmiştir.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 6216 sayılı Kanun’un “Mahkemenin görev ve yetkileri” başlığının taşıyan 3. maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkileri ayrıntılı olarak sayılmış, aynı maddede Anayasa Mahkemesi’nin siyasi partilere ilişkin görev ve yetkileri, “Siyasi partilerin kapatılmasına ve Devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin davalar ile ihtar başvuruları ve dağılma durumunun tespiti istemlerini karara bağlamak (3/1-d maddesi), Siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun denetimini yapmak veya yaptırmak (3/1-e maddesi) ve Anayasa’da kendisine verilen diğer görevleri yerine getirmek (3/1-ğ maddesi),” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 69. maddesi ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 3. maddesi içeriğindeki düzenlemeler dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi’ne, siyasi partilerin her kademedeki kongrelerinin yargısal denetimi ile ilgili bir görev verilmediği anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 148. maddesinde Anayasa Mahkemesi’nin görevleri belirtildikten sonra son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getireceği belirtilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Anayasa Mahkemesi’nin görevini ancak Anayasa tayin etmektedir.
Anayasa dışındaki normlarla Anayasa Mahkemesine görev verilmesi mümkün değildir.
2
820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun “Diğer Kanunların Genel Olarak Uygulanacak Hükümleri” başlıklı 121. maddesinde;
“Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanunu’nun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Uygulanacak hükümler” başlıklı 36. maddesinin son cümlesinde;
“Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun hükümleri uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 87/5 maddesinde, olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamamasının derneklerin kendiliğinden sona erme hali olarak kabul edildiği, son fıkrasında ise her ilgilinin, sulh hakiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitini isteyebileceği hususu düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar içeriği dikkate alındığında, ilgili partinin ilçe teşkilatının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri ve parti tüzükleri uyarınca olağan genel kurulunu iki defa üst üste yapmaması nedeniyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi gözetilerek 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 36. maddesi aracılığıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87/5. maddesi gereğince kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiği hususunun tespitinde ilgili parti teşkilatının bulunduğu yer
Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin bu hususta yetki ve görevinin olmadığı görülmektedir.
Somut olayda ilk derece mahkemesince dava hasımsız görülmüştür. Bu tür bir davanın hasımsız görülmesi olanaklı değildir.
Parti ilçe teşkilatının tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle pasif dava ehliyetinin ve taraf sıfatının bulunmadığı açıktır.
Dava ve taraf sıfatı dava şartlarından olup mahkemece re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. İlk Derece Mahkemesince X1 Parti Genel Merkezine husumet yöneltilmesi gerekirken bu hususun eksik bırakılması usul ve yasaya uygun değildir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf sebepleri ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında; siyasi parti ilçe teşkilatının kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespiti görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek, siyasi partilerin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlardan olduğu, dava ve husumet ehliyetlerinin bulunduğu, il ve ilçe teşkilatlarının ise tüzel kişiliği bulunmadığından dava ve husumet ehliyetleri olmadığı, il ve ilçe teşkilatlarına açılacak davalarda davalı sıfatının tüzel kişiliği bulunan siyasi parti genel merkezine ait olduğu gözetilerek, X1 Parti Genel Başkanlığına husumet yöneltilip tebligat yapılmak suretiyle varsa cevabının tespitinden sonra koşulları varsa esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinden, HMK’nun 353/1-a.3 maddesi gereğince görevsizlik kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
Siyasi partilerin ilçe teşkilatlarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri ve parti tüzükleri uyarınca olağan genel kurulunu iki defa üst üste yapmamaları nedeniyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi gözetilerek 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 36. maddesi aracılığıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87/5. maddesi gereğince kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespiti hususunda hangi mahkemenin görevli olduğu hususunda, Samsun BAM 1. Hukuk Dairesi, Gaziantep BAM 1. Hukuk Dairesi, Antalya BAM 1. Hukuk Dairesi ile Ankara BAM 1. Hukuk Dairesi, İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesi, Adana BAM 1. Hukuk Dairesi arasında görüş farklılığı var ise de dairemizce yukarıda açıklandığı üzere, parti ilçe teşkilatının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 19 ve 20. maddeleri ve parti tüzükleri uyarınca olağan genel kurulunu iki defa üst üste yapmaması nedeniyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi gözetilerek 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 36. maddesi aracılığıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87/5. maddesi gereğince kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiği hususunun tespitinde ilgili parti teşkilatının bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin bu hususta yetki ve görevinin olmadığı görüşü benimsenerek karar verilmiş, 5235 Sayılı Kanun’un 35/3 maddesindeki düzenleme dikkate alınarak dava konusu olayda farklı bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması nedeniyle bu uyuşmazlığın giderilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na konunun taşınmasının uygun alacağı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhbar edenin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Osmaniye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/09/2017 tarih ve 2017/37-561 E. K. Sayılı görevsizlik kararının
KALDIRILMASINA,
2-Yukarıda belirtilen hususlara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye
İADESİNE,
3-Davanın mahiyeti nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-Karardan birer suretinin ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5- 5235 Sayılı Kanun’un 35/3 maddesindeki düzenleme dikkate alınarak dava konusu olayda farklı bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması nedeniyle bu uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla gerekli işlemlerin yapılması için Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na müzekkere yazılmasına,
Dair, HMK’nın 353/1-a,3 ve 362/1-b maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 01/12/2017 tarihinde
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe