TBK Madde 128 Üçüncü kişinin fiilini üstlenme

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 128, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen kişi, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmazsa, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.

Resmi Metin

Üçüncü kişinin fiilini üstlenme

Madde 128- (1) Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

(2) Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm uygulamada en çok nitelendirme noktasında dövüşülür: önünüzdeki taahhüt garanti mi, yoksa kefalet mi? Fark hayatidir. TBK m.128 kapsamındaki üçüncü kişinin fiilini üstlenme asli ve bağımsız bir borç doğurur; garantör, asıl borç ilişkisine bağlı olmadığı için kural olarak asıl borçlunun def’ilerini (örneğin asıl borcun hükümsüzlüğünü) ileri süremez. Kefalette ise sorumluluk fer’idir, asıl borca bağlıdır ve kefilin şekil korumalarından yararlanması gündeme gelir. Müvekkil üstlenen taraf ise garanti yorumunu sınırlamak, alacaklı vekili iseniz bağımsız garanti niteliğini öne çıkarmak işinize yarar.

Sık yapılan hata, üstlenmeyi peşinen kefalet sayıp şekil şartı aramak ya da ayrımı şematik kurmaktır; nitelendirme somut metne, ekonomik menfaate ve tarafların iradesine göre yapılır, sınır hâller Yargıtayda olaya göre çözülür. Dilekçede sözleşmenin lafzını, kim için hangi riskin garanti edildiğini delillendirin. Belirli süreli üstlenmede ise sürenin bitiminden önce yazılı başvuru şartı kararlaştırılmışsa, bu başvurunun yapıldığını ispat yükü alacaklıdadır; süre kaçırılırsa sorumluluk düşebilir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 110. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 127. maddesinde, üçüncü kişinin fiilini üstlenme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 110. maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Başkasının Fiilini Taahhüt” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 110. maddesine, 8/7/1981 tarihli ve 2486 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra hükmü aynen korunmuş, ancak fıkraya açıklık kazandırılmak amacıyla “edimini ifa etmesi için” ibaresi eklenmiştir. Ayrıca, fıkrada kullanılan “taahhüdün hükümsüz olacağına dair sözleşme muteberdir.” şeklindeki ibare yerine, maddenin amacına uygun olarak, “üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” şeklindeki ibare kullanılmıştır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.128 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2023/1460 K. 2024/724 Onama

Üçüncü kişinin edimini üstlenen (taahhüt eden), asıl borçlunun borcunu ödememesi hâlinde üstlenilen fiilin gerçekleşmemesinden doğan zarardan sorumlu olur; taahhüt edenin tazminat borcu asıl borç olarak kendiliğinden doğar.

Detaylı özeti gör

Davacı, kendisine ait 290 keçiyi davalının akrabası olan dava dışı kişiye 11.05.2013 tarihli sözleşmeyle satmış; alıcının borcunu ödeyememesi üzerine borç yeniden yapılandırılmış ve 14.02.2015 tarihli sözleşmeyle davalı, asıl borçlu ödemezse taşınmazında yapılacak inşaattan 165.000 TL değerinde bir bağımsız bölümü vermeyi taahhüt etmiştir. Borç yine ödenmeyince davacının başlattığı icra takibine yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış; davalı, taşınmaz devrinin resmi şekilde yapılmadığını ve alacak-borç ilişkisinde borçlu sıfatı bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, önceki bozma ilamına uyarak davanın kabulüne karar vermiş, davalı vekili bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, hükmün bozma ilamındaki esaslara uygun verildiğini ve bozma kapsamı dışında kesinleşen kısımların yeniden incelenemeyeceğini belirterek davalının temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararın onanmasına hükmetmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2021/8496 K. 2022/4964 Bozma

Üçüncü kişinin edimini karşı tarafa taahhüt eden, o kişiyi borç altına sokmaz, sadece garanti verir; edim ifa edilmezse doğan müspet zarardan sorumludur. Taahhüt edenin tazminat borcu asıl borç olarak kendiliğinden doğar ve muaccel olur, önce üçüncü kişiye başvuru veya ihtar gerekmez.

Detaylı özeti gör

Davacı, 290 keçisini davalının akrabası dava dışı kişiye sattığını, borcun ödenmemesi üzerine düzenlenen 14/02/2015 tarihli protokolle davalının, borçluya isabet edecek bir bağımsız bölümü devretmeyi taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdün yerine getirilmediğini ileri sürerek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, alacak-borç ilişkisinde borçlu sıfatı bulunmadığını ve resmi şekilde yapılmayan taşınmaz devri sözleşmesinin hukuki sonuç doğurmayacağını savunmuş; ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay ise davalının TBK m.128 anlamında taahhüt eden sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, asıl borçlunun borcunu ödememesi nedeniyle davalının tazminat sorumluluğunun doğduğunu, taşınmaz devrinin şekle bağlılığından hareketle davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay HGK E. 2021/933 K. 2022/389 Onama

Üçüncü kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, taahhüdünü üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil kendi nam ve hesabına yapar ve fiilin gerçekleşmemesinden doğan zarardan sorumlu olur; bu sorumluluk, fiili üstlenilen üçüncü kişinin alacaklıya karşı bir borcunun bulunmasına bağlı değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı, dava dışı temlik edenin davalıdan doğmuş alacaklarını temlik yoluyla devralarak, davalının 01.12.1997 tarihli taahhütnamesine dayanan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Taahhütnameye göre davalı, emanetindeki Mermer A.Ş. hisselerinin talep hâlinde eski maliklere iadesini sağlamayı, aksi hâlde 20.000.000 USD ödemeyi üstlenmiştir. Davalı ise imzanın kendisine ait olmadığını, belgenin muvazaalı olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiş, Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu; hisselerin iadesi taahhüdünün üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğinde bulunduğunu, iade istenip yerine getirilmediğinden taahhütnamede kararlaştırılan götürü tazminatın temlik alan davacı tarafından istenebileceğini belirterek direnmeyi yerinde görmüş; davalının alacak miktarına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı 11. Hukuk Dairesine göndermiştir.

Yargıtay HGK E. 2019/201 K. 2022/354 Bozma

Üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğindeki banka teminat mektubu, TBK m.128 kapsamında taahhüt niteliğinde bağımsız bir garanti sözleşmesidir; üstlenen bankanın sorumluluğu asıl borçtan bağımsız ve aslî olup fer'î değildir ve ancak güvence altına alınan riskin gerçekleşmesiyle doğar.

Detaylı özeti gör

BDDK kararıyla aktif ve pasifleri devralınan bankanın halefi olan davacı banka, dava dışı şekerleme şirketine açtığı kredinin umumi kredi taahhütnamesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalılardan alacağını istemiştir. Gümrük Müdürlüğüne verilen gayrı kabil-i rücu kayıtlı iki teminat mektubu tazmin edilip banka tarafından ek faiziyle birlikte muhataba ödenmiş, kefillere karşı başlatılan icra takibine itiraz üzerine banka itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı talep etmiştir. İlk derece mahkemesi alacağın gerçek olmayan gümrük beyannamesine dayalı haksız eylemden doğduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Daire kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, tazmin koşulları gerçekleşen teminat mektubu bedellerini ödeyen bankanın kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçlu ile birlikte kefillere müracaat hakkı bulunduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2017/6543 K. 2019/3083 Bozma

Üçüncü kişinin fiilini üstlenme (garanti) sözleşmesi hiçbir şekle ve limite tabi olmayıp, garanti veren başka bir borca bağlı olmaksızın bağımsız bir borç altına girer; bir teminatın garanti mi yoksa kefalet mi olduğu, teminat verenin iradesi titizlikle değerlendirilerek belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı, alışveriş merkezindeki 48 no'lu mağazayı 18.02.2013'te 5 yıl süreyle kiraya vermiş; kira sözleşmesine garantör sıfatıyla imza atan davalı hakkında, kiracının ödemediği kira ve gider borçları için icra takibi başlatmış, davalının borca itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davalı, sözleşmede yalnızca garantör olduğunu, müteselsil borçlu veya kefil sıfatı taşımadığını, bu nedenle takip konusu borçtan sorumlu olmadığını savunmuştur. Sulh hukuk mahkemesi sözleşmeyi adi kefalet niteliğinde sayıp, alacaklının borçlu aleyhine kesin aciz belgesi almadan kefili takip edemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay ise davalının sözleşmenin her sayfasını garantör sıfatıyla imzaladığını, garanti taahhüdü içeren 36. maddeyi, teminatın edimin objektif ifasına yönelik olmasını ve menfaat kıstasının varlığını dikkate alarak ilişkinin kefalet değil garanti sözleşmesi olduğunu belirtmiş, yanılgılı nitelendirmeye dayanan ret hükmünü bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

TBK Madde 128 - Üçüncü kişinin fiilini…

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!