Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/825
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas 34, 13, -Tbb Mes. Kur 3,4) [KARAR METNİ] İtirazların süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli Avukat D.E. hakkında TBB Yönetim Kurulu’nun 19.04.2014 günlü ve 2014/319 Karar sayılı kararı ile “Şikâyetli, şikâyetçilerin “ibraname ve makbuz” adı altında bir belge getirdiklerini, bu belge içeriğinde, 16.177,00 YTL nakden defaten ve tamamen aldıklarını belirterek … Anonim Şirketi’ni kesin, mutlak ve gayrikabili rücu olmak kaydıyla ibra ettiklerini beyan ettiklerinden, kaza tarihindeki koltuk bedeli olan 40.000,00 YTL’den, bakiye 23.823,00 YTL’nin tahsili için fazlaya dair hakları saklı tutarak davayı açtığı beyan etmişse de;
… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/673 Esas sayılı davasının 29.12.2005 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacılara 16.177,00 YTL ödendiği belirtildiği, ancak, ibraz edilen ibranamenin 28.06.2006 tarihli olduğu, bu nedenle dava tarihinde, ibranamenin mevcut olmadığı, ancak karar tarihi itibariyle, şikâyet tarihinde 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 159/1 ve 2. maddelerinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğu,
25.10.2007 tarihli kararda, bakiye 964,74 YTL karar harcının davalıdan tahsiline karar verildiği, mahkeme tarafından 05.02.2008 tarihinde, … Muhasebe Müdürlüğüne yazı yazılarak, karar harcının davalıdan tahsil edilmesi bildirildiği, davalı tarafından karar harcı yatırılmadığından, kararın tebliğe çıkartılamadığı beyan edilmişse de;
Anayasa Mahkemesi iptali kararı üzerine, Harçlar Yasası’nın 28.maddesinin 23.07.2010 tarihinde, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği şeklinde düzenlendiğinden, şikâyetlinin 23.07.2010 tarihinden, azledildiği 09.07.2012 tarihine kadar kararı tebliğe çıkartarak, temyiz etmesi mümkünken, şikâyetçilerin yazılı bir talimatı olmadan, yapmadığı ve 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 34.maddesinde belirtilen “Özen ve Doğruluk” borcuna aykırı davrandığı anlaşıldığından itirazın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılması için dosyanın Barosuna gönderilmesine karar verildiği, kovuşturma açıldığı ve eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; şikâyetçilerin “ibraname ve makbuz” adı adlında bir belge getirdiklerini, bu belge içeriğinin “…sulhen varılan mutabakat gereğince, T.K.K. mirasçıları annesi S.K. ile babası H.K. 16.177.-YTL’sini (onaltıbin yüz yetmiş yedi lira) nakden defaten ve tamamen aldık. İşbu 16.177.-YTL’nin tahsili ile gerek olaydan gerekse poliçeden dolayı hiçbir alacağımız kalmadığından … Anonim Şirketini kesin, mutlak ve gayrikabili rücu olmak kaydıyla ibra ederiz. Yasal fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak şartı ile kabul ediyorum…” şeklinde olduğunu, bu belgenin yanında kendisine belirtilen miktarı aldıklarını söylediklerini, bu nedenle kaza tarihindeki koltuk bedeli olan 40.000,00 TL’den bakiye 23.823,00 TL’nin tahsili için fazlaya dair hakları saklı tutarak davayı açtığını, tüm duruşmalara girdiğini, bilirkişi raporu sonrasında da dava değerinin bilirkişi raporunda belirtilen miktara ıslah edilerek yükseltildiğini, dava sonucunun şikâyetçi asillere bildirildiğinde bu kez söz konusu parayı alamadıklarını çelişkili olarak sözlü ifade ettiklerini, karar verildikten sonra davalı yanın ödemesi gereken karar harcını uzunca bir süre ödemediğini, neticede … veznesine yazıldığını, bu durumun da müvekkillerine bildirildiğini, sonunda temyiz harcının kendileri tarafından yatırılarak, müvekkilinin bir hak kaybına uğramaması için çalışıldığını, kararın tebliğe çıkarılmadığını ancak, bu kararın tebliğe çıkmamış olmasından dolayı temyiz hakkının kaybedilmediğini, şikâyet edenlerin, karşı taraf ile yükselen koltuk değerinden anlaşmak istemelerinden dolayı sigorta şirketi ile anlaşmalarının mümkün olmadığını, şikâyetçilerin bu dosya ile ilgili herhangi bir hak kayıplarının bulunmadığını, aradan geçen zamanda durumda bir değişiklik olmadığını, yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında konunun ele alınabileceği ve koltuk teminatlarının yargılamanın sonunda ulaşılan değer üzerinden değerlendirilmesine yönelik düzenlemelerin yapılabileceğinin Yargıtay’da yaptıkları araştırmalar sonucunda tarafına iletildiğini, bu durumun da şikâyetçilere iletildiğini, Sigorta şirketi avukatının kararın temyizi gerçekleşmediğinden bir anlaşma olabileceğini beyan ettiğini, meblağ konusunda uzlaşmaya varamadıklarından anlaşmanın sağlanamadığını, bu anlaşamama sonrasında yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gitmesine kadar bekleme kararı alındığını ve tarafınca da haricen anlaşma yolları üzerinde çalışmalarının devam ettiğini, karşı tarafça da 29.03.2012 tarihinde tarafına anlaşma yapma yetkisinin verildiğini bildiren yazının fakslandığını, bu durumun dahi karşı tarafın konu hakkında sürekli bilgilendirildiğinin ve tüm süreçten haberdar olduğunun kanıtı olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetçilerin, … Noterliği’nin 21.11.2005 gün ve 20073 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile şikâyetli avukatı vekil tayin ettikleri,
Şikâyetli avukatın, şikâyetçilerin müşterek çocukları T.K.K.’nun 27.12.2004 günü … Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan ve A.T. tarafından sürülen XX X 2218 plaka sayılı araçta yolcu iken başka bir aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp 07.01.2005 tarihinde yaşamını yitirmesi sebebiyle şikâyetçi davacılar adına … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esasına kayden 29.12.1005 tarihinde … Sigorta A.Ş. aleyhine tazminat davası açtığı,
Mahkeme tarafından 25.10.2007 günlü ve 2007/465 Karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulü ile 23.823,00 TL’nin 06.02.2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği,
… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esas sayılı dosyasının 25.10.2007 günlü duruşma tutanağının “Davacı vekili hazır başka gelen yok… Davacı vekilinden son diyecekleri soruldu: Taleplerimiz doğrultusunda karar verilsin dedi… İşbu kararın tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde tarafların kanun yoluna başvurma hakkının olduğuna, davacı vekilinin huzurunda oybirliği ile karar verildi.” yazılarak imza altına alındığı,
Şikâyetli avukat tarafından dosyaya sunulan ve … A.Ş.’ye yazılan yazı fotokopisinde; “… Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2012 günü şikâyetçilerin2005/637 Esas, 2007/465 Karar ile dosya konusu kapsamında; Avukatımız D.E., para çekme ve tahsilât (Ahzü-kabza) dışındaki konularda 200.000,00 TL ve üzeri sözleşme ve anlaşma yapmaya tarafımızdan ‘yetkili’ kılınmıştır. Bilgilerinize arz ederiz.29.03.2012” ifadelerinin yer aldığı ve şikâyetçiler tarafından imza altına alındığı,
Şikâyetçilerin … Noterliği’nin 02.04.2012 günlü ve 9853 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şikâyetli avukata … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esas, 2007/465 Karar sayılı ilamına ilişkin herhangi bir hukuki işlem (temyiz ya da icra takibi) yapılmadığını, dosyanın Yargıtay’da olduğunu beyan etmesine rağmen dosyanın Yargıtay’da olmadığını tespit ettiklerini, gerekçeli kararın tebliğ işleminin dahi yapılmadığını, bu hatalı ve yanlış bilgilendirmeden dolayı hukuki görüşünü kendilerine 3 gün içerisinde bildirmelerini aksi halde kendisini azledeceklerini bildirdikleri,
Mezkûr ihtarnamenin “… No:15 D:20 …/…” adresine gönderildiği, tebliğ şerhinin dosyada yer almadığı,
Şikâyetçilerin … Noterliği’nin 09.07.2012 günlü ve 21157 yevmiye numaralı azilnamesi ile şikâyetli avukatı gördükleri lüzum üzerine vekillikten azlettikleri,
Şikâyetçiler vekilinin beyanın göre kararın tebliğ işlemlerinin kendisi tarafından tamamlanarak 26.07.2012 tarihinde kararın temyiz edildiği,
Dosya içerisinde yer alan Yargıtay Dosya Sorgu çıktısına göre, mezkûr kararın Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin 19.11.2013 günlü ve 2012/15794 Esas, 2013/16016 Karar sayılı ilamı ile onandığı,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 günlü ve 2009/27 Esas, 2010/9 Karar sayılı kararı ile “Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde yer alan “Karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez.” biçimindeki ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, kararın 17.03.2010 günlü Resmi Gazete’de yayınladığı,
Anayasa’ya aykırılığın giderilmesi amacıyla, Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin, 6009 sayılı Kanun’un 18.maddesi ile 23.07.2010 günü, değiştirilerek yeninden düzenlendiği,
Şikâyetli avukatın, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esas dosyasının tebliğe çıkarılmaması veyahut temyiz edilmemesine ilişkin şikâyetçilerin beyanını içerir herhangi bir belge ve görüşme tutanağı sunmadığı,
Dosya içerisinde … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esas sayılı dosyasının fotokopisinin yer aldığı,
Şikâyetli Avukat D.E.’in şahsi sicil dosyasında, hakkında verilmiş herhangi bir disiplin cezasının olmadığı görülmüştür.
Şikâyetçiler vekili Avukat I.T.Ö.’nin 01.04.2015 evrak kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Disiplin Kurulu tarafından … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/637 Esas sayılı dosyasının incelenmediğini, müvekkilleri tarafından dava masrafları ve diğer tüm giderlerin süresinde ve talep edildiği şekilde ödendiğini, Avukatlık mevzuatı gereği, gerekli masrafların vekil tarafından talep edildiği yazılı olarak ispatlanması gerektiğini, vekil böyle bir ispat aracı getirmediği halde, masraf verilmediğinden işlem yapılmadığı gibi bir gerekçe ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, ispat kurallarının ihlal edilerek karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi’nin 2009/27 Esas, 2010/9 Karar sayılı kararı ile, Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinde yer alan “Karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez.” hükmünü iptal ettiğini, bu durumda avukatın tebliği yapmasına engel bir hal kalmamasına rağmen dahi kararın tebliğe çıkarılmadığının anlaşıldığını, sadece tebliğe çıkarmama sebebiyle özen borcuna aykırılığın yeterli olmadığından bahisle karar verilmesinin yeterli olmadığını, bu nedenle cezanın yetersiz kalması sebebiyle karara itiraz ettiklerini, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Şikâyetli Avukat D.E. 09.04.2015 evrak kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Şikâyete konu kararın verilmesinden sonra, şikâyetçilerin koltuk teminat limitlerinin arttığı ve bu limitlerden ödeme almak için çalışma yapmasını istediklerini, kendisinin bu konuda tüm Yargıtay kararlarını inceleyerek ve Yargıtay ilgili dairesine giderek yaptığı araştırma sonucunda, şu anda bu konuda bir mevzuat olmadığını, karşı taraf temyiz harcını yatırıp tebligatı yapana kadar da araştırmalarımıza devam edeceğini şikâyetçilere bildirdiğini, davalı yanın ödemesi gereken karar harcının uzunca bir süre ödenmediğini ve neticede … Veznesine yazı yazıldığını, şikâyetçilerin kendilerine bu harcı ödeyebileceklerinin belirtildiği, nitekim temyiz harcının kendileri tarafından yatırıldığını ancak; müvekkilleri bir hak kaybına uğramasın diye kararın tebliğe çıkarılmadığını, kendilerine Yargıtay’da dosyaya emsal oluşturabilecek konularda düzenli sorgulamaların ve emsal arama çalışmalarının yapıldığının, bu kararın tebliğe çıkmamış olmasından dolayı, temyiz hakkının kaybedilmediğinin bildirildiğini, aradan geçen zamanda durumda bir değişiklik olmadığı, yeni Ticaret Kanunu kapsamında konunun ele alınabileceği ve koltuk teminatlarının yargılamanın sonunda ulaşılan değer üzerinden değerlendirilmesine yönelik düzenlemelerin yapılabileceğinin Yargıtay’da yaptığı araştırmalar sonucunda kendisine iletilince, bu durumun da şikâyetçilere bildirildiğini, şikâyetçilerin yeni vekili tarafından kararın temyiz edildiğini ve kararın Yargıtay’ca onandığını, tüm bu delillere ve hukuken herhangi bir hak kaybına yol açmamasına ve tüm sürecin şikâyetçilerin bizzat bilgisi altında gelişmiş olmasına rağmen … Barosu Disiplin Kurulu’nun yasaya ve hakkaniyete aykırı olarak hakkında uyarma cezası verdiğini, açıklanan nedenlerle verilen disiplin cezasının haksız olduğunun tespiti ile hakkında verilen uyarma cezasının kaldırılmasına ve hakkında disiplin ceza verilmesine yer olmadığına veya zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyetli avukat Avukatlık Yasası 159/1 ve 159/2. maddelerde bildirilen zamanaşımı sürelerinin dolduğunu bildirmekte ise de savunmasından temyiz etmeme, yeni Yargıtay kararı bulma nedeniyle görüşmelerin devam ettiği ve bu nedenle temyizin yapılmadığı, 2012 yılında temyiz harcının bizzat yatırıldığı bildirilmekle eylemin temadi ettiği ve bu nedenle itirazın yasal dayanağı bulunmadığından işin esası incelenmiştir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
2007 yılında karar çıkan dosyanın 2012 yılına kadar bir müddet karar harcı, bir müddet Yargıtay kararı beklendiği ve araştırma yapıldığı gerekçesi ile tebliğ işlemlerinin yapılmaması, dolayısıyla icra işlemlerinin de yapılmayarak Şikâyetçilerin zarara uğratıldıkları dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde ise de; Avukatlık Yasası 136/1. maddesine aykırı olarak uyarma cezası tayini yerinde görülmüş ve uyarma cezasının kınama cezasına çevrilmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli Avukat D.E.’in itirazının reddi, Şikâyetçiler H.K. ve S.K. vekili Avukat I.T.Ö.’nün itirazlarının kabulü ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Uyarma Cezası Verilmesine”
ilişkin 20.11.2014 günlü ve 2014/57 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
Düzeltilerek Onanmasına
, Şikâyetli avukat D.E.’in “
Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe