Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/617
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. 24, 134 TBB Mes Kur. 3,4,43) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetçi avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05.10.2012 gün ve B.03,0.CİG.0.00.00.02-101-05-35-4795-2012/30013 sayılı “Olur”u ile “Davacı müşteki vekili sıfatıyla …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/46 esasına kayden takip ettiği alacak davası sonunda müvekkili lehine hükmedilen alacağın tahsili amacıyla alacaklı şikâyetçi vekili sıfatıyla … 18. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4574 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü takipte 19.02.2008, 18.03.2008, 16.04.2008 ve 16.06.2008 tarihlerinde olmak üzere toplamda tahsil ettiği 16.234,71 Türk lirası tahsilâttan bahse konu dava ve takip sebebiyle hak ettiği vekâlet ücreti alacağına mahsuben uhdesinde tuttuğu kısım haricindeki 10.000,00 Türk lirasını yaklaşık iki yıl gecikmeli olarak 14.07.2010 tarihinde posta havalesi yolu ile müvekkiline göndermek suretiyle şikâyetçinin mağduriyetine sebebiyet verdiği,” iddiası ile açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmaları ve itirazında özetle; Şikâyetçinin kazanılacak tazminatın %15’i tutarındaki avukatlık ücreti karşılığında söz konusu davada vekilliğini üstlendiğini, davadaki birçok masrafı kendisinin yaptığını, davayı kazanınca ilamı takibe koyduğunu gerekli icra işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu esnada alacaklının dosyayı bilgisi dışında bir 3. kişiye temlik ettiğini, bu tarih itibariyle dosyada işlem yapamadığını, temlik alacaklısının vekillerinin aynı zamanda temlik edenin de avukatlığını üstlendiklerini, borçlu ile herhangi bir ödeme mutabakatına varmadıklarını, buna rağmen borçlu tarafından banka hesabına birkaç kez para yatırılmış olduğunu, ancak bu durumun kendisine bildirilmediğini, bu ödemelerin kimden geldiği konusunda araştırma yapmadığını ve ödemelerin …’de takip ettiği bir işin avans ve ücreti olduğunu düşündüğünü, ödemelerin borçlu tarafından yapıldığını … 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/326 Esas sayısı ile dava dosyasına sunulan açıklamalı dekontlar ile öğrendiğini akabinde Şikâyetçiye alacağını hesap ederek 10.000,00 TL ödemede bulunduğunu, gelen dekontlarda borçlunun parayı ne için ödediğinin açıklanmadığı gibi, son dekontta adının bile bulunmadığını, alacağın tamamının ödenmemiş olduğunu, isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini bildirdiği ve dilekçesi ekinde PTT dekont örneğini sunduğu, suçsuz olduğunu bildirdiği görülmektedir.
İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli Avukat hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan yargılamayı yapan … Ağır Ceza Mahkemesi 10.06.2013 gün ve 2013/142 Esas, 2013/197 kararla Şikâyetli avukatın beraatına karar verdiği,
Karar gerekçesinde “Sanık savunmasında, yakınanın vekili olarak … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde takip ettiği dava sonucu aldığı mahkeme kararını işleme koyarak borçlu F. V. A. hakkında icra takibi yaptığını bu takip sırasında banka hesabına borçlu tarafımdan gönderilen toplam 16.241,71 TL paranın icra takibinin konusunu oluşturan borca mahsuben gönderilip gönderilmediği konusunda tereddüde düştüğü bu nedenle parayı çekip yakınana ve alacağı temlik alana ödeme yapmadığını bildirip …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ve … 18. İcra Müdürlüğü’nde yapmış olduğu takip sırasında bir kısım dava ve takip giderlerini karşıladığını, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hüküm altına alınan alacağın %15’inin kendisine ait olacağı konusunda yakınan ile aralarında anlaşma olduğunu bildirerek yüklenen suçu kabul etmemektedir.
Gerek … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada gerekse … 18. icra Müdürlüğü”nde görülen takipte bir kısım takip ve dava giderlerinin sanığın ödediği ve … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hüküm altına alınan alacağın %15’inin sanığa ait olacağı konusunda sanıkla aralarında anlaşma olduğu, yakınanın da kabulüdür. Ayrıca gerek sanığın savunması gerekse yakınanın iddiası ile yakınanın sanıkta halen hiç bir alacağı kalmamıştır. Avukatlık Yasasının 166. maddesinde vekilin vekâlet ücreti dava ve takip giderlerini ödeyinceye kadar yapılan tahsilâtlar üzerinde hapis hakkı olduğu belirtilmektedir. Sanık şahsi hesabına gönderilen paraların yaptığı icra takibindeki borca mahsuben gönderilip gönderilmediği konusunda tereddüde düşmüş, bu nedenle yakmana ve alacağı temlik yolu ile devralan T. S.’a herhangi bir ödemede bulunmamıştır. Bu durumda sanığın bu savunmasının TCK 30. maddesinde belirtilen kaçınılmaz bir hata olarak değerlendirilmesi gerekir. Aynı maddede kaçınılmaz hataya düşen failin cezalandırılmayacağı hükme bağlanmıştır. Sanık şahsi hesabına gelen paranın yaptığı icra takibindeki borca mahsuben gönderildiği konusunda hataya düştüğüne bilirkişi C. T. Ö.’in raporuna göre sanıkta halen ödenmeyen herhangi bir para bulunmadığına, yapmış olduğu bir kısım dava ve takip giderleri üzerinde vekâlet ücreti dava ve takip giderleri ödeninceye kadar hapis hakkı bulunduğuna, şahsi hesabına gönderilen paraların yaptığı icra takibinde takip konusu borca mahsuben gönderildiğini öğrenir öğrenmez yakmana posta yolu ile 10.000,00 TL’yi gönderdiğine halen ödenmeyen herhangi bir paranın bulunmamasına göre sanığın sabit olmayan suçtan beraatına karar verilmesi gerekmiştir…“ sözlerinin yazılı olduğu görülmüştür.
Şikâyetli avukat tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.05.2006 gün ve 2002/46 Esas, 2006/151 Karar sayılı kararına müsteniden … 18. İcra Müdürlüğü’nün 200/4574 Esasında 25.07.2006 günlü takip talebi ile ceman 24.082,99 TL’lik takip açıldığı, taşınmazlara haciz konarak kıymet takdiri yaptırıldığı,
Şikâyetli avukat F. K.’nın … Bankası … Şubesindeki 507267 No.lu hesabına 18.02.2008 tarihinde 3.970,00 İsviçre Frangı, 15.04.2008 tarihinde 3.080,00 İsviçre Frangı ve 18.06.2008 tarihinde 4.000,00 TL gönderildiğine ilişkin makbuz örnekleri olduğu, 4.000.00 TL’de makbuzsuz ödendiğinin bildirildiği, hatırlayamadığı tarihte 4.000,00 TL gönderildiğinin bildirildiği, bu tahsilâtların dosyasına beyan edilmediği,
… 3. Noterliği’nin 29.07.2009 gün ve 333000 Yevmiye No.lu “temlikname” ile alacağın T. S.’a devredildiği,
… 9. İcra Mahkemesi’nin 08.07.2010 gün ve 2010/326 Esas, 2010/880 Karar sayılı kararı ile “Dosya borcunun 19.02.2008 günü 4.272,91TL, 18.03.2008 günü 4.000,00 TL, 16.04.2008 günü 3.961,80 TL ve 06.2008 günü 4.000,00 TL olarak ödeme yapıldığının tespitine ve bu ödemenin İcra Müdürlüğü’nce bu hususun dosya hesabında nazara alınmasına,” karar verdiği,
Şikâyetli avukat tarafından yapılan tahsilâttan 14.07.2010 tarihinde 10.000.00 TL’nin Şikâyetçiye havale edildiği,
… 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/257 Esasında açılan 10.000,00 TL dışındaki ödemelerin tahsiline ilişkin … 18. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9172 Esasında yapılan ilamsız takibe itirazın yapılan yargılama sonucu 09.05.2011 gün ve 2012/118 Karar sayılı kararla 5.586.71 TL‘lik kısmının Şikâyetli avukattan tahsiline 2.234.68 TL icra inkâr tazminatına ve fer’ilerine ilikin karar veriliği, kararda kesinleşme şerhinin bulunmadığı,
Baro Disiplin Kurul karar gerekçesinde “Her ne kadar yakınılan avukat hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verilmiş ise de … 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/257 E. 2012/118 K. sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 2008 yılı içerisinde kendi hesabına yatırılan bedelleri müvekkiline bildirmediği, bunun ortaya çıkmasından sonra bir arada 2 yıla yakın bir süre geçtikten sonra posta yoluyla 10.000,00 TL. gönderdiği, bu ödemeden sonra dahi 5.594,37 TL. bakiye borcunun kaldığının mahkeme kararıyla sabit olduğu ortadadır. Yakınılan avukatın bu eyleminin Meslek Kuralları 43. maddesinde açıklanan “müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkile ilgili bir hesap varsa uygun sürelerde durum yazı ile bildirilir” hükmüne aykırı olduğu mahkeme kararına göre konu ile ilgili yapılan itirazın haksız olduğunun ortaya çıktığı tartışmasızdır. Ceza dosyasında beraat edilmiş olsa dahi yakınılan avukatın süresi içerisinde tahsil ettiği bedelleri ve -hesap durumunu müvekkiline bildirmediği, mesleğe güveni ve mesleğin itibarını zedeleyecek şekilde davrandığı” sözlerinin yazılı olduğu,
Şikâyetli Avukatın 25.10.2013 tarihli disiplin sicil özeti incelendiğinde 26.09.2006 tarihinde kesinleşmiş kınama cezası olduğu görülmektedir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Şikâyetli avukatın haricen tahsil ettiği paraları dosyasına bildirmediği, hesap vermediği ve uhdesinde haksız olarak para tuttuğu gerek Mahkeme kararları ve gerekse savunması ile tartışmasızdır.
Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki isabet görülmekle, Şikâyetli avukat F. K.’nın itirazının reddi ile aleyhe itiraz olmadığından kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli avukat F. K.’nın itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”
ilişkin 25.10.2013 gün ve 2011/368 Esas, 2013/233 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe