TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/610 K. 2025/654

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2040

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Şikâyetli avukatın davranışı, ceza normlarına aykırılık teşkil etmemekle birlikte, meslek etiğine ve avukatlık vakarına aykırı bulunmuştur. Mütalaa doğrultusunda karar verilmesi halinde Yalnızca avukatlık ücreti tahsil edebilme olanağını kullanmak saiki ile amacıyla dosyaya son anda girilmiş olması, avukatlık mesleğini toplum nezdinde küçük düşüren bir görüntü yaratmakta; adalet duygusunu zedelemektedir. Bu nedenlerle, itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılarak, şikâyetli avukatın eylemine uyan uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134  TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] 21.07.2025 günü Kurulumuza intikal eden dava dosyasında, itirazın süresinde olduğu anlaşılmakla kovuşturmaya başlandı;
Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçinin, zorunlu müdafi olarak OCAS sistemi üzerinden atanarak, dava dışı S.A vekili sıfatıyla görev aldığı … Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/487 esas sayılı ceza dosyasında, mütalaada beraat istenmesi üzerine dosyaya vekaletname sunarak Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 39, 4 ve 8.maddesini ihlal ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, şikâyetçi avukatın görevini düzgün yapamaması nedeniyle müvekkilinin dosyasıyla daha ilgili ve bilgili bir avukatın ilgilenmesini istediğini, bu sebeple sanık S.A’ın kendisine ulaşıldığını, görüşmeler sonucunda vekaletname çıkarttığını, kendisinin vekaletnameyi dosyaya sunup esasa ilişkin savunma yaptığını, bu konunun tartışılmasının insanların para kazanan ve başarılı insanlara karşı çekememezliğini gösterdiğini, tanık listesinde bulunan tanıkların dinlenilesini istediğini ve duruşma yapılmasını talep ettiğini, şikâyetçinin iddialarını destekleyen bir delilin bulunmadığını, vekaletnamenin şehir dışından verilmesinde mantıksız bir durumun olmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 24.11.2023 günlü toplantısında, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 8 ve 39. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, tanık beyanlarının dosya içerisinde olduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Kurulumuzca dosya içerisindeki iddialar, savunmalar ve duruşmada alman taraf ve tanık beyanları incelenmiştir. Yapılan incelemede şikâyetçinin dosyada CMK gereğince görevlendirilmiş zorunlu müdafi olarak görev yaptığı, şikâyetlinin dosyaya sanıkla anlaşarak vekaletname sunmuş olduğu, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 39. Maddesinin ‘İş Sahipleri İle İlişkiler’ başlığı altında düzenlendiği, madde içeriğinde iş sahibinin anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek istemesi halinde ikinci avukatın işi kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermesi gerekliliğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta öncelikle şikâyetçi avukat ile iş sahibi arasında bir anlaşmadan söz etmek mümkün değildir. Zira şikâyetçi avukat CMK gereğince zorunlu müdafi olarak görevlendirilmiş olup, iş sahibi ile şikâyetçi avukat arasında bir sözleşme veyahut vekalet ilişkisi bulunmamaktadır. Nitekim şikâyetçi avukat tarafından iş sahibine gönderilen mesaj ve sanık tarafından şikâyetçi avukata gönderilen cevap mesajı içeriklerine bakıldığında, şikâyetçi avukatın kendini zorunlu müdafi olarak tanıttığı, sanık S.A’ın ise ‘sizinle bir anlaşma yapmadım, para da vermedim’ ifadesini kullanarak aralarında herhangi bir anlaşmanın olmadığını teyit ettiği görülmektedir. Dolayısıyla sanık tarafından tüm dosya süreci boyunca özel vekaletnameli avukatla anlaşılmayıp dosyanın son celsesine kadar zorunlu müdafi ile dosya yürütülmüş olması, sanığın ekonomik durumunun bir avukatla anlaşmaya yetecek düzeyde olsa dahi, … Barosu Yönetim Kurulunun disiplin kuruluna sevk kararında yorumlandığı şekliyle taraflar arasında bir anlaşma olduğu anlamına gelmemektedir. Açıklanan nedenlerle kurulumuzca iş sahibi ile şikâyetçi avukat arasında bir vekalet ilişkisinin bulunmadığı hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Bu sebeple Avukatlık Meslek Kurallarının 39. maddesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır…İşbu disiplin kovuşturmasında uyuşmazlığı aydınlatacak unsur avukatla müvekkil arasında iş anlaşması için kimin ilk olarak diğer tarafla irtibat kurduğunun tespitidir. Çünkü Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları madde 8’e göre avukat kendine iş elde etme niteliğindeki her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. Bu kapsamda somut uyuşmazlık incelendiğinde şikâyetli avukatın sanık tarafından arandığı, avukat tarafından sanığa dosyada avukatının olduğunun söylendiği, avukatından bilgi almasının daha doğru olduğunun belirtildiği, sanığın ise bu durumu reddederek dosyası hakkında bilgi almak istediği, daha sonra ise dosyada kendini şikâyetli avukat tarafından temsil ettirmek istediği yönünde somut uyuşmazlıkta kurulumuzda kanaat oluşmuş, şikâyetli avukatın bu dosya özelinde tutumunun mesleğin itibarını zedeleyecek nitelikte olmadığı ve aynı zamanda şikâyetli avukat tarafından kendine iş sağlama niteliğinde bir davranıştan söz edilemeyeceği, zira sanık tarafından avukatın arandığı ve dosyası ile ilgilenilmesinin talep edildiği, tanık anlatımıyla da bu hususun sabit olduğu, şikâyetli avukata dosya kapsamında şikâyetli avukat tarafından bildirilen diğer tanıkların dinlenmesinin dosyaya bir yarar sağlamayacağı anlaşıldığından diğer tanıkların dinlenmesine gerek olmadığı ve şikâyetli tarafından Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 8 ve 39. maddelerinde düzenlenen hususların ihlal edildiğine dair her türlü şüpheden uzak, objektif ve somut bir delilin bulunmadığı, dolayısıyla disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi avukatın 22.10.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki iddiasını tekrarla, daha önce dosyadaki başka bir sanığa OCAS’tan atanıp özel vekaletname sunulduktan sonra görevi sonlanan şikâyetlinin Uyap’tan kaydı silinmesine gerekirken silinmediğinden kalemdeki memurlarının sanki hala görevi devam ediyormuş gibi şikâyetli avukata mütalaayı tebliğ ettiğini, mütalaada beraat istenildiğini gören ve yalnızca kendisinin müdafi olduğu S.A’ın özel vekaletnameli avukatı olmadığını fark ederek, mütalaa tarihiyle aynı gün olan 03.11.2023 tarihinde … ilinde dahi bulunmayan müvekkiline ulaşarak ve … Noterliğinden vekaletname alarak dosyaya sunduğunu, 16.06.2020 tarihinden beri kasten öldürme suçundan soruşturma geçirip yargılanan sanığın özel vekaletnameli avukat tutma gereksiniminde bulunmayıp hakkında beraat mütalaası verildiği gün avukat tuttuğunu, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığını, beraat mütalaası verilen aynı gün il sınırları içerisinde bulunmayan sanığa bir şekilde ulaşıp özel vekaletname sunan şikâyetli avukatın, meslek kurallarına aykırı hareket ettiğini belirterek mezkur karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikayetçi avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırılık teşkil etmediği ve iş sağlama niteliğinde bir davranıştan söz edilemeyeceği gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişse de dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikâyetlinin eyleminin etik ilkelere aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Şöyle ki: her ne kadar şikâyetli avukatın fiili, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında doğrudan suç teşkil etmese de avukatlık mesleğinin vakarına, mesleğin toplumdaki saygınlığına ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırılık niteliğindedir.
Avukatlık mesleği yalnızca bireylerin savunma hakkını temsil etme göreviyle sınırlı olmayıp aynı zamanda kamu hizmeti niteliğindedir. Bu sebeple avukatın her tutum ve davranışı hem meslektaşlarına hem de topluma güven vermeli; çıkar odaklı ve meslek vakarını zedeleyici görüntüden uzak olmalıdır.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, şikâyetli avukat, şikâyetçinin 20.10.2022 tarihinden, vekaletnamenin sunulduğu 03.11.2023 tarihine kadar 1 yıl 14 gün süredir zorunlu müdafi olarak görev yaptığı ceza dosyasında, beraat mütalaasının sunulmasının hemen akabinde, sanıkla iletişim kurarak özel vekâletname almış ve dosyaya girmiştir. Bu davranış, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 8. maddesinde düzenlenen “Avukat kendisine iş elde etme niteliğindeki her davranıştan kaçınır” hükmüne açıkça aykırıdır.
Özellikle beraat mütalaasının verilmiş olduğu bir dosyada, aynı gün içinde sanığa ulaşarak özel vekâletname alınması, hayatın olağan akışı içinde olağanüstü bir durum yaratmaktadır. Bu husus, şikâyetli avukatın meslek etiğine uygun davranıp davranmadığı noktasında tereddüt yaratmaktadır. Avukatın müvekkil edinme sürecinde göstermesi gereken özen ve hassasiyet, sadece şekli kurallarla değil, aynı zamanda mesleğin itibarını ve toplumun güvenini koruyacak davranış biçimleriyle belirlenmelidir.
İsnat olunan davranış, her ne kadar şekli anlamda hukuka uygun gibi görünse de özü itibariyle avukatlık mesleğinin vakarına ve toplum nezdindeki güvenilirliğine aykırıdır. Zira, savunma görevini sürecin en başından beri üstlenmeyip, sadece beraat kararının alınacağının fark edilmesi üzerine dosyaya vekaletname sunmak, avukatlık mesleğinin özüne ve kamu hizmeti anlayışına ters düşmektedir. Avukat, müvekkilinin hakkını korumak ve adalete hizmet etmekle yükümlüdür; yalnızca maddi kazanç sağlamak amacıyla dosyaya dahil olmak, bu kutsal görevin istismarı anlamına gelir.
Kurulumuzun birçok kararında da mesleki onur ve dürüstlük ilkesi gereğince, müvekkil edinme sürecinde, meslektaşının emeğini hiçe sayan, adalet duygusunu zedeleyen ve toplumda avukatlık mesleğini yalnızca “vekalet ücreti tahsil etme” işlevine indirgenmiş gibi gösteren davranışlardan kaçınması gerektiği vurgulanmıştır.
Şikâyetli avukatın savunmasında ileri sürdüğü “sanığın kendisine ulaştığı” iddiası bakımından ise, olayların zamanlaması ve hayatın olağan akışı dikkate alındığında inandırıcı bulunmamıştır. Özellikle sanığın, beraat mütalaasının verildiği gün şehir dışında bulunmasına rağmen vekâletname çıkartarak şikâyetli avukata vermesi, hayatın olağan akışıyla açıklanamayacak bir çelişki barındırmaktadır. Bu nedenle Kurulumuz, şikâyetli avukatın mesleki özen yükümlülüğünü ihlal ederek, yalnızca vekâlet ücreti elde etme saikiyle hareket ettiği kanaatine varmıştır.
Açıklanan nedenlerle, şikâyetli avukatın davranışı, ceza normlarına aykırılık teşkil etmemekle birlikte, meslek etiğine ve avukatlık vakarına aykırı bulunmuştur. Mütalaa doğrultusunda karar verilmesi halinde Yalnızca avukatlık ücreti tahsil edebilme olanağını kullanmak saiki ile amacıyla dosyaya son anda girilmiş olması, avukatlık mesleğini toplum nezdinde küçük düşüren bir görüntü yaratmakta; adalet duygusunu zedelemektedir. Bu nedenlerle, itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılarak, şikâyetli avukatın eylemine uyan uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçi avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 03.10.2024 gün ve 2023/3 Esas, 2024/3 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
, şikâyetli avukatın
UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 05 Eylül 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!