Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2003
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şahsi sosyal medya hesabında birtakım paylaşımlarda bulunarak Avukatlık Kanunu’na aykırı davrandığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek şikâyetlinin “Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına” karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat sözlü ve yazılı savunmasında özetle, hakkında re’sen ve şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan konuları aynı iki ayrı dosya olduğunu, bu dosyalar hakkında birleştirme kararı verilmesi gerektiğini, şikâyet üzerine açılan disiplin dosyasında şikâyet dilekçesinde imzası bulunan Avukat T.G. ile yaptığı görüşmede, avukatın, imzanın kendisine ait olmadığını ve dilekçe tarihinde tatilde olduğunu ifade ettiğini hatta adı geçen avukatın bu konuda Baro Başkanlığına da dilekçe vererek şikâyeti geri çektiğini, disiplin kovuşturması dosyası içindeki 8 nolu belgede yer alan sosyal medya paylaşımımın ne olduğunun anlaşılamadığını, bu nedenle yaptığı bütün savunmaların afaki kaldığını, suçlamaya konu olayın, suçlamanın konusunun ve 8 nolu belgenin ne olduğunun kendisine bildirilmesi gerektiğini, aksi durumun savunma hakkının kısıtlanması anlamına geleceğini, ayrıca 8 nolu belgedeki gönderinin Avukat E.K.’ye ait olduğunu, kendi beyanlarının ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını, paylaşımın kendisine ait olmadığını, mağdur olan bir meslektaşa Baro’nun ilgili kurumlarının yardımcı olmamasına tepki olarak fikir beyanında bulunduğunu, mağdur olan meslektaşına yardımcı olduğunu ve bu paylaşımın ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını, ayrıca hakkında soruşturma açılmasına karar veren Yönetim Kurulu üyeleri ile arasında husumet olması sebebi ile Yönetim Kuruluna yedek üyelerin katılması gerektiğini, bu yönü ile de soruşturmanın usule ve yasaya aykırı olduğunu” beyan ederek, atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
İncelenen dosya kapsamından, dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 23.03.2024 günlü kararı ile Baro Disiplin Kurulu tarafından öncelikli olarak, “iddianame” niteliğindeki Yönetim Kurulu kararında, CMK’nın 174.madddesi gereğince eksik hususların olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmaksızın esastan incelemeye geçildiği, taraflara Yönetim Kurulu kararının tebliğ edildiği gibi şikâyetlinin duruşma talebi kabul edilerek duruşma günü tayin edildiği gözetildiğinde, kovuşturmaya başlanmış olması nedeniyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki iade kararı yerinde görülmeyerek itirazın kabulü ile kararın bozulmasına karar verildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 18.08.2023 günlü toplantısında, şikâyetli avukatın eyleminin Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırı olduğu tespiti ile Avukatlık Kanunu 34.maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4 ve 26. Maddeleri uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle şikâyetli avukat hakkında herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı,
İncelemeye konu eyleme ilişkin sosyal medya çıktılarının dosya içerisinde olduğu,
Bozma kararımız gibi işin esasına geçildiği, talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca, “…şikâyetli avukatın sosyal medya hesabı üzerinden yapmış olduğu ve Yönetim Kurulunun 8 nolu belge olarak belirttiği paylaşımın sosyal medya hesabı üzerinden yapılması dolayısıyla avukat olmayan kişilerin de görmesine yol açtığı ve böylelikle toplum nezdinde Baronun itibar, güven ve onurunu tartışmaya açacak nitelikte olduğu, paylaşımda ‘… Barosu yönetimine ilişkin…’ ifade ile yönetim kuruluna veya yönetim kurulunda görev alan avukatlara dair bir ithamın toplum nezdinde anlaşılmasına mahal verebilecek nitelikte özensiz olduğu, paylaşımın bu hali ile “cinsel saldırı, darp, tehdit, hakaret eylemlerinin’ failinin kim olduğuna ilişkin de belirsizliğe ve karışıklığa yol açtığı, avukatın herhangi bir mecrada beyan ve açıklamada bulunurken objektif ve olgun bir biçimde açıklaması gerektiği, soyut ifadelerden ziyade kesinliğinden emin olduğu ve somut olarak da ispat edilebilecek şekilde açıklamada bulunması gerektiği, avukatın beyanda bulunurken uyması gereken bu kurallara riayet etmesinin aynı zamanda mesleğin ve Baroların itibarının korunması amacına da hizmet ettiği, ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile avukatlara yüklenmiş olan bu görevin sınırlarının belirlendiği, savunma hakkının kutsallığına zeval gelmemesi amacıyla Kanun ile mümkün olabildiği, kanun ve meslek kuralları haricinde özellikle korunması gerektiği, şikâyetli avukatın paylaşımının olaylar karşısında ortaya konulmuş olan bir tepki veya tavır olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira özellikle sosyal medya üzerinde yapılan paylaşımdaki üslup ve tarzın Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına ve Avukatlık Kanununa uygun olmadığı, şikâyetli avukatın paylaşımının avukatlarla sınırlı bir ortamda yapılmadığı, aksine herkes tarafından görülebilir bir platformda yapıldığı, bu haliyle Baro yönetimindeki avukatların tutum ve davranışlarını somut olmayan iddialarla kamuoyuna açıkladığı, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 26.maddesine bu yöndeki şikâyetlerin merciinin yalnızca Barolar olduğunun düzenlendiği, yine Baro Genel Kurullarının bu yöndeki şikâyetlerinin de ifade edilmesine imkan sağladığı dikkate alındığında şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu 34.ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4 ve 26.maddelerini ihlal ettiği anlaşılmış olup, Avukatlık Kanunu 136 delaletiyle 135/2 maddesi gereğince kınama cezası verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile ceza tesis edildiği,
Şikâyetli avukatın sicil özetinde son eylem tarihi (24.08.2022) itibari ile tekerrüre esas cezasının bulunmadığı,
Şikâyetli vekili 13.02.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, aynı belgeye dayanarak hakkında iki ayrı dosya açıldığını, bu dosyaların birleştirilmesi gerekirken birleştirilmediğini, her iki dosyanın dayanağının da aynı belge olduğunu, diğer dosyada belge bulunamadığı gerekçesi ile disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilirken, itiraza konu bu dosyada kınama cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu 8 nolu belgedeki paylaşımın müvekkiline ait olmadığını, başka bir avukatın paylaşımının ekran görüntüsünün paylaşılmasının söz konusu olduğunu, bu paylaşımda da mağdur edilen bir kadın meslektaş ile ilgili Baro Yönetim Kurulunun gerekli tepkiyi vermediği iddiasının yer aldığını, baroların eleştirilmesinin baroların saygınlığını yitirmesine sebebiyet vermeyeceğini, paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, cezanın kaldırılmasını ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmemiştir.
Disiplin dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelerin, taraf beyanlarının ve itiraz dilekçesinin incelenmesi neticesinde;
Şikâyetli avukat hakkında, sosyal medya hesabında yaptığı iddia olunan paylaşımlar nedeniyle disiplin kovuşturması yürütüldüğü, anılan paylaşımın baro yönetimini hedef aldığı, kamuya açık bir platformda yapıldığı, üslubunun özenli olmadığı ve Baro’nun saygınlığına zarar verebilecek nitelikte bulunduğu gerekçesiyle Baro Disiplin Kurulu tarafından “kınama cezası” ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Ancak şikâyetli avukat, söz konusu paylaşımın kendisine ait olmadığını, yalnızca başka bir meslektaşın mağduriyetine dair bir tepki içeriği taşıdığını, ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığını, paylaşımın bizzat kendisi tarafından yapılmadığını, yalnızca ekran görüntüsünün paylaşıldığını savunmuş; paylaşımın içeriği ve bağlamı değerlendirildiğinde, disiplin cezasını gerektirecek mahiyette açık, kesin ve doğrudan bir ihlalin varlığı ortaya konulamamıştır.
Avukatlık mesleği, yalnızca hukuki bilgiyle değil, yüksek etik değerlerle ve ifade özgürlüğü ile iç içe geçmiş bir meslektir. Avukatların, kamusal meselelerde veya mesleki işleyişte gördükleri eksiklikler hakkında eleştiri ve değerlendirmede bulunmaları, demokratik toplumun ve savunma mesleğinin doğasında yer almaktadır. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi uyarınca, avukatların mesleklerini yaparken onur, dürüstlük ve meslek ilkelerine bağlı kalmaları beklenmekle birlikte; bu kurallar, meslek mensuplarının düşünce ve ifade özgürlüğünü tamamen sınırlayıcı şekilde yorumlanmamalıdır.
Ayrıca, paylaşımın içeriğinin somut ve açık bir hakaret, tehdit, ya da iftira içermediği, herhangi bir kişiyi doğrudan hedef almadığı, sosyal medya mecrasının doğası gereği yorum ve tepki içeren kişisel görüşlerin ifade edildiği görülmektedir. Avukatların kamuoyunu ilgilendiren meselelerde sessiz kalmaları değil, aksine gerektiğinde yapıcı eleştirilerde bulunmaları, hukuk devleti ilkesinin de gereğidir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikâyetli avukatın eyleminin açık, doğrudan ve somut şekilde Avukatlık Kanunu veya Meslek Kurallarını ihlal ettiğine dair yeterli ve kesin delilin bulunmadığı, ifade özgürlüğü sınırları içerisinde yapılan bir paylaşımın meslek onurunu zedeleyecek ölçüde olmadığı, dolayısıyla disiplin cezası verilmesini gerektirir nitelikte bir davranışın sabit olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
Şikâyetlinin “Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 27.12.2024 gün ve 2024/10 Esas, 2024/30 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukat hakkında
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe