TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/106 K. 2025/203

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1991

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Dosya içerisinde yer alan delillerin, iddia olunan eylemin işlediğine yönelik ispat niteliği taşıyacak düzeyde olmadığı, nihayetinde şikâyetlinin isnat olunan eylemi işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(Av. Yas. m. 34, 134  TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçi avukatın bürosunda ücretli avukat olarak çalışan şikâyetlinin, bürodan ayrıldıktan sonra  …Sendikası …İl Temsilcisini arayarak ‘Av. M. Hanımın bürosundan ayrıldım, kendi büromu açtım. Zaten o büroda da işleri ben takip ediyordum. Eğer işçileri bana yönlendirirseniz ben daha düşük ücretle davalara bakarım. M. Hanım işçilerden %15 alıyordu, ben %12 alırım’ şeklinde teklifte bulunmak suretiyle Avukatlık Kanunu’nu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarını ihlal ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle, şikâyete konu hiçbir iddiayı kabul etmediği gibi, aynı konuda şikâyet olduğunu ve dosyaların birleştirilmesini talep ettiğini, müşteki dilekçesinde ona ait büroda “ücretli avukat” olarak çalıştığını iddia etmiş olsa da söz konusu iddianın yazılı delillere ve resmi belgelere aykırılık teşkil ettiğini, müşteki ile ücretli avukat olarak çalışma süresinin sadece 2018 yılının son 3 ayında sürdüğünü, 2019 yılının başından itibaren müşteki ile birlikte ortak vekaletname ile davalar aldıklarını, müştekiye ait büroda odası olma suretiyle bağımsız avukatlık faaliyetini sürdürdüğünü, kira sözleşmesi kapsamında kiracı olarak yer aldığını, müşteki ile aynı büroda ortak vekaletname alarak yürütülen avukatlık faaliyeti esnasında ilgili sendikanın … il temsilcisi olan adı geçen B.K. isimli şahısla yüzlerce kez telefonda görüşme yaptığını, müşteki ile ortak vekaletnameyi sonlandırmalarından sonraki bir süreçte B.K.’nın kendisini aradığını, arandığında artık müştekiyle birlikte çalışmadığını ve kendi ofisini açtığını, bağımsız alıştığını kendisine bildirdiğini, B.K.’nın “böyle olmasına üzüldüm biz yıllardır sadece Sizinle irtibat kurduk, çok güzel bir uyum yakalamışsak sendika üyesi işçilerin de sizinle çalışmalarından dolayı memnun olduklarını sıklıkla söylüyorlar” dediğini, iddia edilen eylemi gerçekleştirmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 16.05.2023 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 8 ve 11. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukat tarafından her ne kadara aynı konuda şikâyet olduğu ve birleştirme talep edilmiş ise de aynı mahiyette dosya olmadığı farklı iddialara konu şikâyetlerin olduğu değerlendirilmekle talebin reddi kanaatine varılmıştır… Şikâyetçi tarafından iddia edilen husususun ispata yarar her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmadığı şikâyetli tarafından yapılan savunmaların bir ikrar niteliğinde olmadığı aksine şikâyetlinin, şikâyetçinin sigortalı çalışanı olmadığı şikâyetlinin ayrı bir vergi kaydının olduğu kendisine iş sağlamaya yönelik bir eyleminin olarak değerlendirilemeyeceği şikâyetlinin Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları paralelinde herhangi bir ihlali gerçekleştirmediği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi avukatın 06.11.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin sabit olduğunu, şikâyetlinin kendisine iş sağlamak suretiyle mesleğin itibarını zedelediğini, bu durumun Yönetim Kurulu kararı ile de tespit edildiğini belirterek hatalı karara itiraz ettiği,
Şikâyetli vekillerinin 17.12.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, müvekkilinin şikâyetçinin yanında ücretli avukat olarak çalışmadığını, bu nedenle iddia olunan eylemin gerçekleşmediğini belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettikleri görülmektedir.
Şikayetçi avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Disiplin yargılamasında, avukatların, bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir.
Anayasa’nın 38.maddesinin 4. Fıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” demek suretiyle, “şüpheden sanığın yararlanacağı” vurgulanmış, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/6-66 esas 2015/52 karar sayılı kararında da; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; ‘suçsuzluk’ ya da ‘masumiyet karinesi’ olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; ‘in dubio pro reo’ olarak ifade edilen ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.” şeklinde açıklanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, masumiyet karinesinin etkinliğinin sağlanması ölçütlerine yer verdiği 06.12.1988 tarihli Barberá, Messegué v. Jabardo–İspanya kararında ve 10.02.1995 tarihli Allenet de Ribemont- Fransa kararında da masumiyet karinesinin uygulama alanları açıklanmış ve masumiyet karinesinin gereği olarak sanığın şüpheden yararlanacağı vurgulanmıştır.
Dosya içerisinde yer alan delillerin, iddia olunan eylemin işlediğine yönelik ispat niteliği taşıyacak düzeyde olmadığı, nihayetinde şikâyetlinin isnat olunan eylemi işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu kararı hukuken isabetli bulunmuş ve itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçi avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 20.09.2024 gün ve 2023/156 Esas, 2024/196 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 12 Nisan 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!