Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1988
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında “Dolandırıcılık” suçu bakımından ceza soruşturması başlatıldığı hususunun Baro Başkanlığına bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; aleyhine delil oluşturabilmek adına kolluk tarafından soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilerek müşteki tespiti yapıldığını, ezberletilmiş ifadelerle algı yönetimi oluşturulduğunu, hakkında iletişim tespiti fiziki teknik takip yollarına başvurulmadığı halde hakkında hazırlanan MASAK raporunda miktarların olduğundan fazla gösterildiğini, mesleğini icra ettiği hukuk bürosunun dernek gibi yansıtıldığını, babası tarafından kendisine bağışlanan çiftliğin dergah gibi gösterildiğini, kendisinden şikâyetçi olan şahısların eski nişanlısı ve hısımları olduğunu, dosyada cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini, iddiaların hedefi olan annesi S.G.’nün oğlu olması sebebi ile cezalandırılmak istendiğini, iddia edilen eylemleri gerçekleştirmediğini, mesleğin kutsallığına zarar verecek herhangi bir davranışta bulunmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 02.09.2020 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçundan cezalandırılması istemiyle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/684 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 25.02.2022 gün ve 2022/128 karar sayılı ilamı ile sanık şikayetli avukatın,
1-Mağdur E. T.’ye karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
2-Mağdur M. A.’ya karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
3-Mağdur H.B.Y.’ye karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
4-Mağdur E.U.’ya karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
5-Mağdur A.H.U.’ya karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 7 Ay 15 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
6- Mağdur N.Y.’ye karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
7- Mağdur İ. A.’ya karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 43/1, 168/2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 9 Ay 10 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
8- Mağdur S. Ö.’ye karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 7 Ay 15 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
9-Mağdur H.Ö.’ye karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 158/1-a, 39/2-b, 39/1-2, 62 ve 52.maddesi gereğince neticeten 7 Ay 15 Gün Hapis ve 20 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
Her bir kararın itirazın reddi üzerine 21.07.2022 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “…Mağdurun ifadelerinden de anlaşılacağı üzere eşinden boşanması sebebiyle yaşadığı ruhsal sıkıntılar sebebiyle sanık S.’le görüştüğü, sanık S.’nin mağdurla yapmış olduğu görüşmeler neticesinde para aldığı, fakir çocuklara yardımda bulunacaklarını, bu yüzden kurban kestireceklerini belirterek para talebinde bulunduğu, mağdurun da Masak raporu ile sabit olduğu üzere sanık S.’in kendisine vermiş olduğu sanık S.H.’nın hesap numarasına birden çok kez para gönderdiği, en son para gönderme tarihinin 2019 yılı olduğu, sanık S.’in fakir çocuklara yardımda bulunacaklarını, bu yüzden kurban kestireceklerini belirtip mağdurun dini inanç ve duygularını istismar ederek mağdurdan para almak suretiyle menfaat temin ettiği, sanık S.’in oğlu olan sanık S.H.’nın hesabını vermek suretiyle ve sanık S.H.’nın da kendi hesabına diğer sanık annesi S.’e para gönderilmesini sağlamak amacıyla kullandırttığı, Masak raporu ile de sabit olduğu üzere mağdur E.’nin sanık S.H. G.’nin banka hesabına 2018-2019 yıllarında;
-06.05.2019 tarihinde 750 TL, -30.04.2019 tarihinde 750 TL, -06.03.2019 tarihinde iki defa 750 TL, -15.03.2019 tarihinde iki defa 750 TL, -06.02.2019 tarihinde iki defa 750 TL,
-07.01.2019 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ 750 TL, -06.11.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 750 TL, -15.10.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 2.250 TL, -10.09.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 750 TL, -15.08.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 1.200 TL, -30.07.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 1.500 TL, -26.06.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ iki defa 700 TL, -11.06.2018 tarihinde ‘kurban ücreti açıklamasıyla’ 700 TL olmak üzere birden çok kez para gönderildiği,
Her ne kadar sanık S.H., üzerine atılı suçu islemediğini, annesi S.’in kendi hesabını kullandığını, dolayısıyla hesaba kimin ne kadar para gönderdiğini bilmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmediğini belirtmiş ise de, kendisine ait hesaba birden çok kez ‘kurban ücreti’ açıklamasıyla para gönderilmesinden haberdar olmamasının hayatın olağan akısına aykırı olması, mağdurun beyanı, dosya arasında bulunan Masak raporu, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın savunması mahkememizce inandırıcı bulunmamış olup, buna göre,
Sanık S.H.’nın annesi sanık S.’e banka hesabını kullandırtmak suretiyle sanık S.’in eylemine TCK. 39/2-b maddesi kapsamında, fiilin islenmesinde banka hesabını kullandırtmak suretiyle yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla, sanık S.H.’nın eylemine uyan TCK. 158/1-a, 39 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir… Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere sanık S.’in mağdurun dini duygularını istismar etmek suretiyle mağdurdan birden çok kez para aldığı, oğlu sanık S.H.’nın hesap numarasını mağdura vermek suretiyle mağdurun para göndermesini sağladığı, Masak raporu ile sabit olduğu üzere mağdurun sanık S.’in kendisine vermiş olduğu sanık S.H.’nın hesap numarasına -13.10.2017 tarihinde iki defa 200 TL, 23.08.2017 tarihinde iki defa 3.850 TL, -05.12.2018 tarihinde ‘tedavi açıklamasıyla’ iki defa 200 TL olacak şekilde birden çok kez para gönderdiği, en son para gönderme tarihinin 2018 yılı olduğu, sanık S.’in dini bir takım söylemlerde bulunarak, dini birtakım ritüeller uygulamak ve kurban kesileceğini belirterek mağdurdan para almak suretiyle menfaat temin ettiği, sanık S.’in oğlu olan sanık S.H.’nın hesabını vermek suretiyle ve sanığın da kendi hesabına diğer sanık annesi S.’e para gönderilmesini sağlamak amacıyla kullandırttığı, yukarıda ayrıntısı yazılı Masak raporu ile de sabit olduğu üzere mağdurun sanık S.H.’nın hesabına birden çok kez para gönderdiği, Her ne kadar sanık S.H., üzerine atılı suçu işlemediğini, annesi S.’in kendi hesabını kullandığını, dolayısıyla hesaba kimin ne kadar para gönderdiğini bilmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmediğini belirtmiş ise de, kendisine ait hesaba birden çok kez para gönderilmesi, gönderilen paralardan birinin tedavi açıklamasıyla gönderilmiş olmasından haberdar olmamasının hayatın olağan akısına aykırı olması, mağdurun beyanı, dosya arasında bulunan Masak raporu, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın savunması mahkememizce inandırıcı bulunmamış olup, buna göre, Sanık S.H.’nın annesi sanık S.’e banka hesabını kullandırtmak suretiyle sanık S.’in eylemine TCK. 39/2-b maddesi kapsamında fiilin islenmesinde banka hesabını kullandırtmak suretiyle yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla, sanık S.H.’nın eylemine uyan TCK. 158/1-a, 39 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyete konu fiil sebebi ile aynı zamanda ceza soruşturması da yürütüldüğünden ceza soruşturması sonucu beklenmiş ve … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/684 esas, 2022/128 sayılı dosyası ile yürütülen ceza yargılamasında şikâyetli avukat hakkında mahkumiyet kararı verilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmiş ve şikâyetli avukatın itirazı … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.07.2022 tarih ve 2022/1338 değişik iş sayılı kararı ile şikâyetli avukatın itirazı reddedilerek karar kesinleşmiştir… Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar şikâyetli avukat hakkında yapılan ceza yargılamasında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmiş ise de verilen karar gereği fiili sabit görülmüştür. Şüpheli avukat hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda diğer sanık tarafından dokuz kişiye karşı işlenen ‘dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık’ suçuna ‘yardım eden’ sıfatı ile iştirak ettiği sabit olup şikâyetli avukatın fiili kurulumuzca da sabit görülerek şikâyetli avukatın fiilinin Avukatlık Kanunu ve Meslek Kurallarına aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 04.11.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Baro Disiplin Kurulunca alt hadden uzaklaştırılarak verilen cezanın gerekçesinin açıklanmadığını, annesinin banka hesabını istemesi üzerine banka hesabını kullanmasına müsaade etmesi neticesinde banka hesabının sevk ve idaresinin annesine geçtiği tarihten yaklaşık 5 yıl sonra başlatılan soruşturma neticesinde tanzim edilen iddianame ile birlikte gerçekleştirilen yargılamada isnat edilen suçun maddi unsurları olan hileli davranışlarda bulunmak, irade sakatlaması ve netice itibariyle maddi menfaat temin edilmesi unsurlarının hiçbirinin şahsı nazarında bulunmaması ve bunun yargılamayla gerçekleşen ifadelerden de anlaşılmasına rağmen annesinin isnat edilen eylemleri gerçekleştirdiği kendisinin ise annesine banka hesabımın sevk ve idaresini vermesi hasebiyle isnat edilen suça yardım eden sıfatına haiz olduğuna karar verildiğini, iddia olunan eylemi işlemediğini, tek suçunun annesine banka hesabını kullandırması olduğunu kaldı ki isnat edilen suç tarihlerinin avukatlık mesleğini eda ettiği tarihten çok daha öncesi olup avukatlık mesleğinin onuruna ve şerefine zarar verecek herhangi bir davranışının olmadığını belirterek haksız kararın kaldırılmasını, Kurulumuz aksi kanaatte ise alt sınırdan ceza verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dosya içerisinde yer alan, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/684 esas sayılı dosyasından anlaşıldığı üzere, şikâyetli avukat hakkında, 9 ayrı mağdura karşı “Dini İnanç ve Duygularının İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık” suçu bakımından, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiş, neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin, mevcut delilleri değerlendirerek sabit gördüğü eylem karşısında, şikâyetli avukatın, annesi olan diğer sanık S.’nin fakir çocuklara yardımda bulunacaklarını, bu yüzden kurban kestireceklerini belirtip birçok mağdurun dini inanç ve duygularını istismar ederek para almak suretiyle menfaat temin ettiği, şikâyetlinin ise annesine banka hesabını kullandırmak suretiyle yardım eden sıfatıyla suça iştirak ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar şikâyetli avukat, eyleminin yalnızca banka hesabının kullandırmak olduğunu, olaylardan haberdar olmadığını savunmuşsa da eylemin birçok kez tekrarlandığı, tanık ifadelerinden şikâyetlinin tüm olaylara şahit olduğu anlaşıldığından, şikâyetlinin suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Şikâyetli hakkında, incelemeye konu eylem bakımından Ağır Ceza Mahkemesince, neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesinin “HAGB” ile ilgili emsal kararları ve masumiyet karinesi gereğince, dosya kapsamında geri bırakılan hükümden bağımsız olarak somut olayın kendisi incelenmiş, Kurulumuzca verilecek ceza sabit olan eylemin yoğunluğu ve ağırlığına göre takdir edilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4.maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.” hükmünü haizdir.
İncelemeye konu somut olay, şikâyetli avukatın mesleki faaliyeti ile ilgili değilse de avukatlar tüm yaşantılarında, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutumdan kaçınmak zorundadırlar. Şikâyetli avukat, dolandırıcılık suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak etmekle mesleğin toplum nezdinde duyulan güvenini zedeleyerek kolektif itibara zarar vermiştir.
Öte yandan, her kadar şikâyetlinin eylem tarihi, avukatlık mesleğine başlamadan önceki döneme tekabül etmekteyse de Avukatlık Kanunu’nun 138.maddesi gereğince, şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine giren eylemi nedeniyle, Kurulumuzun, bahse konu eylemi inceleme ve ceza verme yetkisi bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde sayılan ve “avukatlığa kabulde engeller” başlığı altında düzenlenen dolandırıcılık suçunun şikâyetli tarafından yardım eden sıfatıyla işlendiği, eylem yoğunluğu, ağırlığı ve mağdur sayısının çokluğu birlikte değerlendirildiğinde, eylemin karşılığı olan cezanın üst sınırdan süreli işten çıkarma cezası olduğu değerlendirilmekle, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Yıl Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 19.07.2024 gün ve 2020/26 Esas, 2024/19 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe