Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1972
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34,134 TBB.Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Alacaklı vekili sıfatıyla, müşteki … müvekkili tarafından satılan ürünü almaktan vazgeçip teslim almaması üzerine kargo bedelinin tahsili amacıyla, şikâyetçiye hakkında icra takibi başlatılacağına dair sık sık mesaj göndermek suretiyle müştekileri rahatsız ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, aynı konuya ilişkin birçok kez resen disiplin soruşturması ve kovuşturma yoluna gidildiğini, toplu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumun mükerrer sonuçları beraberinde getirdiğini, Yönetim kurulunun 24.01.2023 gün ve 103 sayılı kararında müvekkilin gerçekten alacaklı veya dolandırıcı olup olmadığını bilmemin mümkün olmadığı gerekçesi ile disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiğini, .. Mah. 1593/1 Sok. No:4/69 …. adresinde alt kiracı olarak ofisi olduğunu, sabit hattın iletişime geçen borçluları bilgilendirme amacıyla kullanıldığını, mesajların müvekkil şirket tarafından gönderildiğini, kendisi ile ilgisi olmadığını, vekalet ilişkisinin 31.12.2021 tarihinde sona erdiğini sabit hattı Avukat …. devrettiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 05.03.2024 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2, 3, 4 ve 31. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 29.08.2023 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukat tarafından mükerrerlik olduğu ve toplu şekilde değerlendirme yapılması gerektiği yönündeki savunmasına ise her eylemin farklı tarih ve kişilere karşı olması nedeniyle ayrı ihlal mahiyetinde olması gerekçesi ile itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; tahsilat amacıyla şikâyetli avukatın, 17.01.2021 ila 03.02.2021 tarihleri arasında şikâyetçi …’nın telefonuna kendisine hitaben 7 adet mesaj gönderdiği, savcılık dosyasına sunulan mesaj kayıtları ile sabittir. Mesaj içerikleri incelendiğinde ‘dosyanız icra takibi başlatılması amacıyla hukuk ofisine devredildiği, telefon numarası ve internet adresinin verildiği, … avukatlık’ yazıldığı anlaşılmıştır.
Mesaj atma eylemin müvekkili tarafından gerçekleştiği şikâyetlinin de kabulündedir. Buna dayanılarak şikâyetli avukatın kabul etmiş olduğu şikâyete konu eylemlerin alacaklı tarafından gerçekleştirilmiş olmasının şikâyetli avukatın Disiplin Hukuku kapsamında sorumluluğunu kaldırmadığı açıktır.
Şikâyetli avukat tarafından gönderilen mesajlarda şikâyetçilerin borçlu olup olmadığı dahi dayanak bilgi ve savunmada bir belge bulunmadığından belli değildir. Gönderilen mesaj kayıtlarında da şikâyetçiler tarafından hangi şirkete, neden kaynaklı borcu olduğuna dair bilgilendirmeden ziyade icra takibi açılacağı ihtarı ve avukat unvanı da kullanılmak suretiyle şikâyetçiler üzerinde baskı yaratılmak suretiyle tahsilat yapılmaya sağlandığı anlaşılmaktadır…
Şikâyetli avukat hakkında aynı hususta birden çok şikâyetçiye karşı birden fazla kez eylemin tekrarlandığı, şikâyetli avukat hakkında aynı husustaki eyleminden kaynaklı kesinleşmemiş kınama cezalarının bulunduğu disiplin sicil özetinden anlaşılmakla Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinde belirtilen ilkeler gereği cezaların caydırıcılığı da gözetilerek kınama cezası verilmesi kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 20.01.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, kararda bahsi geçen şikâyetçileri tanımamakla birlikte, 17.01.2021-03.02.2021 tarihlerinde vekilliğini yürütmüş olduğu herhangi bir şirket de bulunmadığını, ayrıca yine bahsi geçen …Avukatlık ofisinin tarafına ait olmadığını, … Avukatlık ofisinin bulunduğu “… Mah. 1593/1 Sk. No:4/67 …” adresinde bir dönem alt kiracı olarak avukatlık mesleğini icra ettiğini ancak ilgili adresle ilişkisinin 31.12.2021 tarihinde sona erdiğini ve o tarihten itibaren “… Mah. … Cad. No: 1-7/11 …” adresinde serbest avukatlık icra ettiğini, bir dönem alt kiracı olarak kullanmış olduğu ofisin sabit hattı adına kayıtlı olduğundan, inceleme yapılmaksızın şikâyete konu mesajların tarafınca gönderildiği kanaatine ulaşıldığını ancak eksik inceleme ile hakkında ceza verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat, itirazında özetle; mesaj gönderilen dönemde adı geçen şikâyetçileri tanımadığını, herhangi bir şirketin vekili olmadığını, … Avukatlık unvanını kullanmadığını ve mesajların gönderildiği ofisin yalnızca bir dönem alt kiracısı olduğunu, sabit hattın adına kayıtlı olmasının esas alındığını ancak bunun eksik ve hatalı bir değerlendirme olduğunu ileri sürmüştür.
Ancak dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukatın şikâyet konusu eylemi inkâr etmediği, yalnızca mesajların içeriği ve sorumluluğuna dair farklı gerekçeler öne sürdüğü, şikâyetçiye gönderilen mesaj içeriklerinin açıkça “dosyanız icra takibi başlatılması amacıyla hukuk ofisine devredilmiştir” şeklinde ihtar içerdiği, avukat unvanı kullanılarak alacak tahsiline yönelik baskı oluşturulduğu, mesajların şikâyetli tarafından doğrudan gönderildiği ya da onun adına gönderildiği konusunda çelişki bulunmamakla birlikte, vekâlet ilişkisinin sürdüğü dönemde müvekkil şirketin bu yönde mesajlar göndermesi hâlinde dahi, şikâyetli avukatın bu içeriklerden haberdar olması gerektiği ve bunlara müdahale etmemesi nedeniyle disiplin hukuku kapsamında sorumluluğunun doğduğu, mesajlarda yer alan ifadelerin, borcun varlığına ilişkin herhangi bir somut belgeye dayanmaksızın, yalnızca avukat unvanının ağırlığıyla şikâyetçi üzerinde baskı kurarak ödeme sağlama amacı taşıdığı, şikâyetli avukat hakkında aynı nitelikte başka şikâyetler de bulunduğu ve bu eylemlerin farklı kişilere karşı farklı tarihlerde gerçekleştiği, dolayısıyla savunmada belirtilen “mükerrerlik ve toplu değerlendirme” iddiasının yerinde olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, Baro Disiplin Kurulu’nca tesis edilen kararın hukuka ve dosya kapsamına uygun olduğu görülmüş, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 01.11.2024 gün ve 2024/105 Esas, 2024/212 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe