TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/333 K. 2025/445

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1970

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] * Açıklanan nedenlerle, şikâyetli avukatın, kısıtlama kararı bulunan dosyayı hâkim izni olmadan incelemesinin sabit olduğu, bu eylemin Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiği, kınama cezasının yerinde olduğu, yapılan itirazda kararın kaldırılmasını gerektirir herhangi bir yeni hukuki ve maddi neden bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.34,134 TBB Mes.Kur.m.3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.03.2022 günlü “Olur”u ile; “Şüpheli … müdafi sıfatıyla, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/82519 sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 153/2. maddesi uyarınca aynı yer 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.07.2019 tarih ve 2019/3549 değişik iş sayılı kısıtlama kararı bulunduğunu bildiği hâlde, şüphelinin 28.07.2019 tarihinde yapılan sorgusundan önce kürsüde bulunan soruşturma dosyasını hâkimin bilgisi olmadan inceleyip notlar aldığı” iddiası bakımından kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylemi nedeniyle yargılandığı Mahkemede, “Öncelikle suçlamaları kabul etmiyorum, olay tarihinde şüpheli müdafi olarak …’e gelmiştim, aslen …’da avukatlık yapıyorum, müvekkilim tutuklanmaya sevk edilmişti, duruşma salonundayken mübaşir ve katipten dosyayı incelemek için izin istedim, onlar da bana dosyayı teslim ettiler, ben dosyayı inceledim, ancak dosyada gizlilik kararı olduğunu bilmiyordum, dosya kapağında da bu konuyla ilgili herhangi bir not veya şerh yoktu, sonradan sorguya geçildi, şüpheli tutuklandı, duruşma bittikten sonra hakim bey dosyayı inceleyip incelemediğimi sordu, ben de incelediğimi söyledim, bana gizlilik kararı olduğunu bilip bilmediğimi sordu, ben de bilmediğimi söyledim, her ne kadar tanıklar dosyada gizlilik kararı olduğunu bildiğim yönünde imada bulunduğumu söylemiş iseler de bu yöndeki beyanları kabul etmiyorum, ben zaten avukatım, imada bulunmam, açıkça söylerim, dosyada gizlilik kararı olabileceği şüphesini doğuran herhangi bir şey de yoktu, genelde gizlilik kararı birden fazla failin olduğu ya da operasyonel dosyalarda konulmaktadır, bu dosyada öyle bir durum yoktur, zaten tek şüpheli vardır, şüpheli de zaten o gün tutuklanmıştı, tanıkların dosyadaki gizlilik kararını bildiğime ilişkin beyanlarını kabul etmiyorum, mübaşir olan tanık … da savcılık ifadesinde gizlilik kararını 10 dakika boyunca aradıklarını daha sonra dosyanın alt kısmında bulduklarını söylemiştir, şüphelinin karakoldaki ifadesine ben girdim, ancak zaten dosya adam öldürme dosyası olduğu için dosyayı istememiştim, orada da bana gizli olduğu şeklinde herhangi bir şey söylememişlerdir, o gün duruşmada da hakim beyin polisleri çağırarak karakolda gizlilik kararının söylenip söylenmediği hususunda bir konuşmaya şahit olmadım, benim yokluğumda polis memurları ile konuşulduysa bilmiyorum, olay tarihinde 2- 3 yıllık avukattım, sicilimin bu yüzden bozulmasını istemiyorum, beraatimi talep ediyorum.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 05.04.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle …14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/280 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 22.02.2023 gün ve 2023/86 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan “Gizliliği İhlal” suçu bakımından TCK’nın 285/2, 285/4, ve 62. maddesi gereğince neticeten 13.650 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 23.03.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanık avukat …’nun, … müdafi sıfatıyla, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/82519 sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 153/2. maddesi uyarınca … 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.07.2019 tarih ve 2019/3549 değişik iş sayılı kısıtlama kararı bulunduğu hâlde, … 28.07.2019 tarihinde yapılan sorgusundan önce kürsüde bulunan soruşturma dosyasını hâkimin bilgisi ve izni olmadan inceleyip notlar aldığı ve iddianameye konu somut olayın1 bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Sanık her ne kadar mahkememizce alman savunmasında; söz konusu soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı olduğundan bilgisi olmadığını beyan etmiş ise de; sanığın sorgu tarihinden bir gün önce, şüpheli … özel müdafi olarak kolluk tarafından ifadesine katılması ve akabinde bir gün sonra gerçekleştirilen sorgu işlemine katılmış olması bir bütün olarak ele alındığında, gözaltında müvekkili olan avukatın öncelikle dosyaya incelemek isteyeceği ve buna göre savunmasını hazırlayacağı, eğer dosyayı incelememiş ise bunun gizlilik kararından kaynaklı olabileceğini öngörmüş olması gerektiği, aksi düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki sanığın söz konusu soruşturma dosyasını incelediği sırada fezlekede gizlilik kararı bulunduğuna dair ibareyi fark etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, zira emniyet fezlekesinin üst kısmında dosya hakkında kısıtlama kararının olduğunun belirtildiği, sanığın da müvekkili hakkındaki sorgu mahkemesinde savunmasında ‘Fezleke soyut delillerle oluşturulmuştur’ şeklinde savunma yaparak fezlekeyi incelediğini beyan ettiği, fezlekeyi inceleyen sanığın fezlekenin başlığının yanında bulunan kısıtlama kararını görmemesinin mümkün ve muhtemel görülmediği, ayrıca dinlenen tanıklar da, sanığın, hakimin sorusu üzerine söz konusu soruşturma dosyasında kısıtlılık kararını bildiğini doğruladığını söyledikleri, bu açıklama ışığında sanığın, soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı olduğunu bilmediğini beyan etmesinin suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, her ne kadar sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış ise de, sanık …’nun iddianamede belirtilen eyleminin TCK’nın 285/2 maddesinde belirtilen ‘gizliliği ihlâl’ suçunu oluşturduğuna mahkememizce kanaat getirilmiş olup sanığın TCK’nın 285/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar , failin kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetli avukat gizlilik kararı olan dosyası sorgu hakimliğinde incelediğini ceza mahkemesi yargılamasında kabul etmiştir. Beyanlarında dosyada gizlilik kararı bulunduğunu bilmediğini dosya içinde gizlilik ibaresi olmadığını iddia etmiş ise de sorgudan bir gün önce şikâyetli avukatın ifadeye katılmış olması ve mahkemede dinlenen polis tanığın beyanında da karakolda gizlilik kararı olması nedeniyle dosyanın şikâyetli avukata incelettirilmediği beyanı göz önüne alındığında ceza mahkemesi gerekçesinde de belirtildiği üzere şikâyetli avukatın gizlilik kararından haberdar olmadığı beyanı hayatın olağan akışına aykırıdır. Avukat görevi gereği karakol ifadesine gittiğinde ilk önce şüpheli müvekkili ile ilgili iddiayı ve dosyayı incelemektedir. Şikâyetli avukatın da aynı şekilde hareket edeceği ve dosyayı inceleyeceği tartışmasızdır. Karakol aşamasında gizlilik kararı gereğince dosyayı inceleyemeyen avukatın gizlilik kararından haberdar olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Avukatın eylemi kanunun 34. maddesinde belirtilen özen yükümlülüğüne açıkça aykırıdır. Eylem avukata duyulan saygı ve güveni de zedelemiştir. Avukat mesleki çalışmasını yaparken mesleğin itibarını zedeleyecek ve mesleğe duyulan güveni sarsacak her türlü eylemden kaçınmak zorundadır. Bu nedenlerle şikâyetli avukatın eyleminin 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmiş ve şikâyetli avukatın kınama disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”  gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (28.07.2019), tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 12.02.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, …5 Sulh Ceza Mahkemesinin ilgili dosyasından kısıtlama kararını bildiği halde, bu kararı ihlal ettiği gerekçesiyle kınama cezası ile cezalandırılmasının hatalı olduğunu, ilk olarak dosyada gizlilik kararı olduğunun tarafına tebliğ edilmediğini, soruşturmadaki gizlilik kararından haberi olduğuna dair dosyada hiç bir somut delil olmadığını, dosyayı istediğini ve incelediğini, dosyada gizlilik kararı olduğundan mübaşirin bile haberi olmadığını, dosyada gizli olduğuna dair, sonradan öğrendiği savcının fezlekenin sağ üst kenarında derkenarı olduğunu, el yazıyla yazıldığını, dikkat etmediğini,  olayla ilgili olarak tarafına atfedilebilecek bir kusur ya da kast olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Dosya incelendi;
Şikâyetli avukat hakkında, 28.07.2019 tarihinde …Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/82519 sayılı dosyasında yürütülen kasten öldürmeye teşebbüs soruşturmasında, dosya üzerinde kısıtlama kararı (CMK madde 153/2) bulunmasına rağmen, sorgudan önce mahkeme kürsüsündeki dosyayı hâkimin bilgisi ve izni olmadan incelediği ve not aldığı sabit görülmüş; bu eylem nedeniyle hakkında ceza yargılaması yapılmış ve TCK madde 285/2, 285/4 uyarınca “gizliliği ihlâl” suçundan adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Bu karar itirazın reddiyle kesinleşmiştir.
Dosyada yer alan ceza mahkemesi kararı, tanık beyanları ve şikâyetli avukatın savunması birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetli avukat, şüphelinin özel müdafi sıfatıyla kollukta ifadesine katılmış, bir gün sonra gerçekleşen sorgu öncesinde, hakim izni olmadan dosyayı incelemiş, söz konusu dosyada yer alan fezlekenin üst kısmında açıkça gizlilik kararı bulunduğu mahkemece tespit edilmiş, ayrıca mahkeme, avukatın fezlekeye dayanarak “soyut delillerle oluşturulmuş” savunması yaptığını belirtmiş ve bu haliyle dosyanın içeriğini incelediği ve gizlilik kararını fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulamıştır.
Baro Disiplin Kurulu’nca da ayrıntılı şekilde değerlendirilen bu eylem, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddeleri kapsamında, avukatın mesleki özen yükümlülüğüne ve mesleki itibarına açık bir aykırılık teşkil etmektedir.
Avukatlar, mesleklerini icra ederken yalnızca hukuka değil, aynı zamanda meslek onuruna ve mesleğe duyulan güvene uygun davranmak zorundadır. Avukatın, kısıtlı bir dosyayı yetkisiz biçimde incelemesi, mesleki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. Bu tür davranışlar yargı mensuplarının güvenini sarsar ve savunma makamının saygınlığına gölge düşürür.
Şikâyetli avukatın, gizlilik kararından haberdar olmadığını ileri sürmesi hem ceza yargılamasında hem de disiplin soruşturmasında dosya kapsamı ve tanık beyanlarıyla çürütülmüştür. Bu yönüyle beyanların suçtan ve disiplin sorumluluğundan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Disiplin cezasının türü bakımından, şikâyetli avukat hakkında eylem tarihi itibarıyla tekerrüre esas ceza bulunmadığı dikkate alınarak, “kınama cezası” verilmesi ölçülü ve yerindedir. Avukatlık Kanunu’nun 135/2. maddesi uyarınca verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygundur.
Açıklanan nedenlerle, şikâyetli avukatın, kısıtlama kararı bulunan dosyayı hâkim izni olmadan incelemesinin sabit olduğu, bu eylemin Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiği, kınama cezasının yerinde olduğu, yapılan itirazda kararın kaldırılmasını gerektirir herhangi bir yeni hukuki ve maddi neden bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 28.01.2025 gün ve 2023/89 Esas, 2025/23 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!