Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1969
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34,134 TBB Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “… 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından şikâyetçi aleyhine verilen mahkumiyet kararına karşı kanun yoluna başvurmak üzere şikâyetçi tarafından vekil olarak görevlendirildiği uyuşmazlıkta, dosyaya yalnızca ‘süre tutum’ dilekçesi verdiği, tutuklama kararı üzerine, tutuklamaya itiraz etmediği gibi şikâyetçiyi ceza evinde yalnızca bir kere ziyaret ederek mesleğinin gerekliliklerini yerine getirmediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 22.12.2022 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetçinin beyanından şikâyetli avukatın, şikâyetçinin … 24.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/115 esas sayılı dosyasından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılması ve gerekçeli kararın tebliği sonrasında gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı, şikâyetçinin kaçma şüphesi ile tutuklanması sonrasında da tutuklama kararına itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şikâyetli avukat tarafından savunma verilmemiş ve iddiaların aksini ispatlayacak delil ibraz edilmiştir.
Bu nedenlerle şikâyetli avukatın Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3 ve 4.maddesinde düzenlenen ‘avukat, mesleki çalışmalarını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve yine tam bir sadakat ile yürütür’ ile ‘avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır’ kurallarına aykırı davrandığı tespit edildiğinden eylemine uyan 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 135/1.maddesi gereğince, Avukat …’ın UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 13.03.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, tarafına verilen vekaletnamenin gereği olarak … 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/115 esas sayılı dosyasına 24.07.2019 tarihinde vekaletnameyi sunduğunu, …Barosu tarafından süre tutum olarak değerlendirilen dilekçenin esasen istinaf başvuru dilekçesi olduğunu ve … 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gözden kaçırıldığını, tarafının mahkeme kalemi ile görüşmesi neticesinde bu dilekçenin değerlendirmeye alınarak istinaf mahkemesine üst yazı ile gönderildiğini, üst mahkemeye gönderilen müzekkerenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere tarafının gönderdiği dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olarak değerlendirildiğini, vekaletnamenin gereğinin yerine getirildiğini, şikâyetçinin yakalandığı bilgisi tarafına verilir verilmez mahkemesinde hazır bulunulup gerekli savunmayı yaptığını, tutuklanması akabinde 7 gün içinde tutukluluğa itirazı da yaptığını, 18.11.2019 tarihinde 6485329063 iş emir numarasıyla verilen dilekçe ile …’ın tutukluluk kararına itiraz edildiğini, tutuklama işleminden sonra tarafının masrafları karşılanmamasına rağmen … F Tipine gidip … ziyaret ettiğini, tarafına yönlendirilen iddiaların gerçek dışı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçi vekilinin 05.04.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, süre tutum dilekçesinin, yerel mahkemenin vermiş olduğu karara itiraz dilekçesi olup esasen kanunda öngörülen 7 günlük süreyi durdurmak için verildiğini, ilk derece mahkemesi, gerekçeli kararı yazdıktan ve gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra ise bu kez ayrıntılı ve gerekçeli istinaf dilekçesinin yazılması gerektiğini, esasında süre tutum dilekçesi teknik olarak bir istinaf dilekçesi sayılsa da içerik olarak bir istinaf dilekçesi sayılmamakta olduğunu, şikâyete konu olayda her ne kadar itiraz eden vekil süre tutum dilekçesi vermiş olduğunu ispatlamaya çalışsa da şikâyet dilekçesinde zaten süre tutum dilekçesi verilmediği yönünde herhangi bir iddia olmadığını, itiraz eden vekilin kendisinin de beyan ettiği gibi süre tutum dilekçesi sunmuş olup teknik anlamda istinaf kanun yoluna başvurduğunu, müvekkilinin, dosyası istinaf sürecindeyken tutuklanmış olup dosyasının akıbeti hakkında sağlıklı bilgi alamadığını, sonrasında müvekkilinin dosyaya iki yıldır yalnızca süre tutum dilekçesi sunulduğunu öğrendiğini, bu durumun Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğunu, şikâyetlinin mesleki yükümlülüğünü yerine getirmediğini, itiraz eden şikâyetli her ne kadar tutukluluğa itiraz dilekçesi yazmış olduğunu ve cezaevi ziyaretine gitmiş olduğunu belirtmişse de şikâyet dilekçesinde özetle müvekkili tutuklandığında yalnızca bir kez tutukluluğa itiraz dilekçesi sunulduğu, sunulan tutukluluğa itiraz dilekçesinin içerik olarak bir vekil özeni içermediği, sonrasında tutukluluğa itiraz edilmediği, müvekkille sadece bir kez cezaevinde görüşme sağlandığı, sonrasında ailesi üzerinden görüşme talebinde bulunulmasına rağmen asla görüşme taleplerinin karşılanmadığı, bilgi talep edilmesine rağmen bilgi verilmediği, ceza infaz kurumunda bilgi alamadan yaklaşık iki yıl geçirdiğinin ifade edildiğini, itirazın hukuka aykırı ve yersiz olduğunu belirterek itirazın reddini talep ettiği görülmektedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında başlatılan disiplin kovuşturmasının, vekalet ilişkisine dayalı olarak üstlenilen bir ceza dosyasında mesleki yükümlülüklerin gerektiği şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle tesis edildiği, Baro Disiplin Kurulu’nca Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddelerine aykırılık teşkil ettiği tespit edilen eylem nedeniyle uyarma cezası verildiği, şikâyetli avukatın bu karara karşı süresinde itiraz ettiği, şikâyetçinin ise karara itiraz etmediği anlaşılmıştır.
Şikâyetli avukatın savunmalarında, dosyaya sunduğu dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olduğunun mahkemece gözden kaçırıldığını, bu dilekçenin daha sonra istinaf mahkemesine gönderildiğini, tutuklama kararına karşı da süresi içerisinde itiraz edildiğini, ayrıca masraflar tarafına ödenmemesine rağmen cezaevine giderek müvekkilini ziyaret ettiğini ifade ettiği görülmüştür. Buna karşın şikâyetçi vekili, verilen dilekçenin içerik olarak yetersiz olduğunu, vekil özeni taşımadığını, tutuklama sürecinde yalnızca bir itiraz dilekçesi verildiğini ve müvekkil ile yalnızca bir kez görüşüldüğünü, sonrasında iletişim kurulamadığını ve bilgi verilmediğini belirtmiş, bu gerekçelerle şikâyetlinin mesleki yükümlülüklerini yeterince yerine getirmediğini savunmuştur.
Baro Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesinde, şikâyetli avukatın eyleminin sabit olduğu, mesleki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu nedenle meslek kurallarına aykırı davrandığı kanaatine varılarak uyarma cezası verilmiştir. Mevcut delil durumu itibariyle, avukatın vekil sıfatıyla üstlendiği dosyada müvekkiline karşı sadakat ve özen yükümlülüklerini ihlal ettiği, gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmadığı, tutukluluk sürecinde iletişimin sınırlı kaldığı ve vekil olarak bilgi verme yükümlülüğünün tam anlamıyla yerine getirilmediği yönünde kanaat oluşmuştur.
Öte yandan, Avukatlık Kanunu ve Kurulumuzun yerleşik kararları gereğince, disiplin kovuşturmalarında verilen kararlara karşı yalnızca ilgililer tarafından itiraz edilmesi ve bu itirazın kapsamı ile sınırlı olarak inceleme yapılması esastır. Somut olayda, şikâyetçi tarafından karara karşı herhangi bir aleyhe itirazda bulunulmamıştır. Şikâyetli lehine yapılan itiraz dışında, kararın daha ağır bir yaptırım uygulanması gerektiğine dair herhangi bir başvuru söz konusu değildir.
Disiplin hukukunda, aleyhe itiraz bulunmadığı sürece, Baro Disiplin Kurulunca verilen cezanın aleyhe değiştirilmesi ve ağırlaştırılması hukuken mümkün değildir. Disiplin yaptırımları bakımından cezaların artırılması ancak açık şekilde aleyhe itiraz bulunması hâlinde gündeme gelebilir. Bu yönüyle, Baro Disiplin Kurulu’nca verilen uyarma cezası yetersiz kalmış, şikâyetlinin eylemi itibariyle her ne kadar asgari olarak kınama cezasını gerektirse de mevcut durumda karar aleyhine yapılmış bir başvuru olmadığından, disiplin hukukunun temel ilkelerinden biri olan “aleyhe bozma yasağı” dikkate alınarak, kararın onanması gerekmiştir.
Şikâyetli avukatın, mesleğine karşı gerekli özeni göstermediği ve eylemin karşılığı olan cezanın, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezası olduğu anlaşılmaktaysa da aleyhe itiraz olmadığından itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 15.01.2024 gün ve 2022/D.1108 Esas, 2024/24 Karar sayılı kararının, aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe