Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1965
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34,134 TBB.Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.08.2022 günlü “Olur”u ile; “Diğer şikâyetçinin vasisi olduğu hükümlü müşteki … müdafi sıfatıyla, … Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2020 tarih ve 2020/167 esas, 2020/244 sayılı karan gereğince adli emanetin 2020/26 sırasına kayıtlı 3.682,00 Türk lirasını 29.03.2021 tarihinde geri aldığı hâlde müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Biz karşı tarafla 12.000 TL ücret, her duruşma 500 TL olacak şekilde anlaştık, her duruşmaya da katıldık. 4 duruşma oldu, o da 2000 TL yapar. İlk 15.000 TL demiştik, en son 12000 TL vekalet ücreti, 500 TL de duruşma başı ücret olarak 4 celse girmem sebebi ile de duruşma ücreti 2000 TL toplam 14.000 TL’ye müşteki ile anlaştık, bu konuda müştekiye indirim yaptım. … ile de anlaştık. Benim aslen bu parayı vasisi …’dan almam gerekiyor. Bana 6500 TL’ye yakın bir ödeme yaptı ancak kalan 7500 TL’ye yakın bir ödemedi. 6500 TL’yi de zaten peyder pey ödemişti. Bakiye kalan ücretleri ödemedi, duruşma ücretlerini de ödemedi. Toplamda tam olarak hatırlamamakla birlikte 6500 TL bankadan aldım, elden hiç para almadım. Toplamda iki üç kere para geldi. Hepsini bankadan gönderdi. Dosya içerisinde yer alan dekontlar doğrudur. Bu iş dolayısıyla söz konusu ödemeler yapılmıştır. Dosya içerisinde yer alan 3 dekontun toplamı kadar bana ödeme yapıldı, kalan kısmı ödeme yapılmadı. Dosyayı alırken biz beraat alamayacağımızı söyledik. Cezayı da bu dosyadan alırsın dedik, vekaleti verdiler. Hakan ile cezaevinde yaklaşık 20 kere görüştük. Müştekinin üzerine atılı suç uyuşturucu madde ticaretiydi. Soruşturmanın başından itibaren biz dosyayı takip ettik. Dosyada zorunlu müdafi yoktu, soruşturmanın başından itibaren dosyayı takip ettik ve vekaletnameyi sunduk. Müştekiye iadesine karar verilen 3500 TL’yi faizi ile beraber 3682 TL olarak vekalet ücretine mahsuben aldım. Buna ilişkin Yargıtay kararlan da vardır. Ayrıca üzerime atılı suç görevi kötüye kullanma değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğunu düşünüyorum. Dosyanın uzlaştırmaya gönderilmesi gerekmektedir. Dosya arasında Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden alınan kararda da bu husus belirtilmektedir. Ben müştekiden yazılı bir belge almadım. Müşteki bakiye borcumu ödememek için bu şekilde beyanda bulunmaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 05.07.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle …1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/177 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 11.06.2024 gün ve 2024/247 karar sayılı ilamı ile; tarafların uzlaşması nedeniyle, CMK’nın 254/2 ve 223/8.madddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 04.09.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Olay tarihinde mağdurun vekilliğini yapan … Barosuna kayıtlı avukat …’ın şikâyetçinin bilgisi ve rızası dışında … Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2020 tarih ve 2020/167 esas sayılı dosyasında mağdura iadesine karar verilen yasal faizi ile birlikte 3.682 TL’yi …Emanet Memurluğundan teslim aldığı halde mağdura vermediği ve bu şekilde üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de yapılan yargılamada değişen suç vasfına göre eyleminin kül halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında-kaldığı, TCK’nın 155/2 maddesi kapsamında bu suçun uzlaştırmaya tabi olduğu, taraflar arasında yapılan uzlaştırma işlemi sonucunda sanığın mağdur ile uzlaştığı anlaşıldığından, sanık hakkında açılan kamu davasının uzlaşma hükümleri nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 254/2 ve 223/8 maddeleri gereğince düşmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukat, meramını olgun ve uygun cümlelerle ifade etmesi gereken ve meslek onuru ve itibarını koruyup gözetmesi gereken kişidir. Aynı zamanda avukatın, meslek hayatında olduğu gibi özel hayatında da hukuka uygun davranması gerektiği gibi Avukatlık unvanı Avukatlık Kanunu’nun 9. maddesinde yazılı olan yemin ile kullanılmaya başlanmakta olup, avukat tüm meslek hayatı boyunca bu yemin ile ve avukatlık kanunu ve meslek kuralları ile bağlı olup, her ne kadar şikâyetli avukat hakkında …1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/177 esas sayılı kararı ile uzlaşma nedeni ile düşme kararı verilmiş ise de şikâyetli avukatın … Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2020 tarih ve 2020/167 esas sayılı dosyasında mağdura iadesine karar verilen yasal faizi ile birlikte 3.682 TL’yi emanet memurluğundan teslim aldığı halde mağdur müvekkiline vermediği şeklindeki eylemi avukatlık kanunu ve meslek kurallarına açıkça aykırı olması nedeni ile kurulumuz, şikâyetli avukatın takdiren uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 04.03.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyete konu bedelin şikâyetçiye ödendiğini, söz konusu hususun …l. Ağır Ceza Mahkemesi 2023/177 esas sayılı kararında açıkça görüldüğünü, şikâyetçi her ne kadar şikâyette bulunmuş ise de asıl vekalet alacağını alamayan kişinin kendisi olduğunu, ceza evi kayıtları incelendiğinde 40 yakın görüşmesi olduğunun, duruşmalara kendi cebinden harcama yaparak gitmiş olduğunun görüleceğini, … l. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/177 esas sayılı kararı ile düşme kararı verilmiş olduğunda tarafına ceza verilmemesi gerektiğini, şikâyetçinin vekaletnamesi incelendiğinde ahzu-kabz yetkisi olduğunun açıkça görüleceğini, üzerine atılı suç kabul anlamına gelmemek üzere, para çekme yetkisinin bulunduğunu belirterek mezkur karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukatın, müvekkiline iadesine karar verilen 3.682,00 TL tutarındaki bedeli adli emanetten teslim almasına rağmen, bu parayı müvekkiline vermediği, müvekkilden yazılı onay veya açık muvafakat temin etmeksizin söz konusu meblağı vekâlet ücretine mahsup ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
Disiplin yargılamasına konu bu eylem; avukatlık mesleğinin en temel değerlerinden biri olan müvekkil ile arasındaki güven ilişkisini açıkça zedelemekte, meslek onuru ile bağdaşmayan, kamuoyunda avukatlık mesleğine duyulan saygı ve güveni sarsıcı bir mahiyet arz etmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddeleri gereğince, avukatların mesleki faaliyetlerini yürütürken doğruluk, dürüstlük, saydamlık ve sadakat yükümlülükleri bulunmaktadır. Avukat, yalnızca yargı mercilerine karşı değil, aynı zamanda müvekkiline karşı da sorumluluk taşımaktadır.
Nitekim Kurulumuzun yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; müvekkiline ait parayı herhangi bir yazılı mutabakat, tahsilat yetkisi ya da açık muvafakat bulunmaksızın kendi adına almak ve iade etmemek, güven ilişkisini ihlal ettiği gibi, mesleki etikle de bağdaşmaz. Bu tür davranışlar, niteliği gereği alt sınırdan dahi olsa süreli işten çıkarma cezasını gerektirir.
Bu bağlamda, somut olayda şikâyetli avukatın davranışı disiplin suçu teşkil etmekte olup, eyleminin ağırlığı ve meslek onuru üzerindeki olumsuz etkisi dikkate alındığında, Avukatlık Kanunu’nun 135/1. maddesi uyarınca alt sınırdan süreli işten çıkarma cezası verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ancak, Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, şikâyetli hakkında yalnızca “uyarma” cezası verilmiş olup, dosya içeriğine karşı yalnızca şikâyetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.
Disiplin yargılamasında da geçerli olan ve hukukun evrensel ilkelerinden biri olan aleyhe bozma yasağı (reformatio in peius yasağı) uyarınca; yalnızca lehe yapılan itiraz üzerine, daha ağır bir ceza tayin edilmesi hukuken mümkün değildir.
Bu nedenle, her ne kadar dosya kapsamındaki eylem niteliği itibarıyla süreli işten çıkarma cezasını gerektiriyor olsa da şikâyetçi/savcılık tarafından süresinde yapılmış bir aleyhe itiraz bulunmaması, dosyanın yalnızca şikâyetli lehine incelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, şikâyetli hakkında tesis edilen uyarma cezası hukuken yetersiz bulunmakla birlikte, yalnızca şikâyetli tarafından itiraz edilmesi ve aleyhe başvuru bulunmaması nedeniyle, daha ağır bir ceza verilmesi mümkün olmadığından, mevcut kararın onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 23.12.2024 gün ve 2023/55 Esas, 2024/84 Karar sayılı kararının, aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe