Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1964
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
* Her ne kadar Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olarak kabul edilmemekte ve tek başına disiplin cezasına esas alınamayacak olsa da somut olayda, şikâyetlinin müdafilik görevini mesleki dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak yerine getirmediği sabittir.
(Av. Yas. m.34,134 TBB.Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.08.2021 günlü “Olur”u ile; “Sanık müdafi sıfatıyla, müştekinin ‘FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçundan yargılandığı …2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/550 esasına kayden görülen kamu davasında yapılan yargılama sonunda, sanığın 6 yıl, 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair yüzüne karşı tefhim olunan 19.11.2019 tarih ve 2019/857 sayılı aleyhe karara karşı bahse konu dava ile ilgisi olmayan mahkeme, dosya numarası ve sanık ismi belirtmek suretiyle 20.11.2019 tarihli süre tutum dilekçesi ibraz edip akabinde sözü edilen maddi hatanın bildirilmesi ile istinaf süre tutum talebinin kabulüne dair 03.12.2019 tarihli dilekçe sunması üzerine, yasal süreden sonra 03.12.2019 tarihinde başvuruda bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarih ve 2020/948 esas, 2020/1084 sayılı kararının verilip, bu karara itiraz etmesi üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 30.11.2020 tarih ve 2020/66 değişik iş sayılı itirazın reddine dair kesin olmak üzere karar verilmesi suretiyle mahkumiyet hükmünün kesinleşmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi ve 25.01.2021 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; şikâyetçinin vekilliğini üstlendiği … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli mahkûmiyet kararının tefhiminden sonra Uyap üzerinden 20.11.2019 tarihinde süre tutum dilekçesini dosyaya gönderdiğini, hatta kalem personelinin bu dilekçeyi dosyaya kaydetmediğini, daha sonra yaptığı kontrollerde dilekçe içeriğinde başka bir dosya numarasının ve mahkeme ismin maddi hata nedeniyle yazdığını fark ettiğini bunu üzerine 03.12.2019 tarihinde yeniden dilekçe göndererek maddi hatanın kabulü için yeniden dilekçe gönderdiğini, yerel mahkemenin bu talebini kabul ettiğini fakat … BAM 2.Ceza Dairesince istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı için reddedildiğini, bu kararın 3.Ceza Dairesine itiraz edildiğini fakat yine reddedildiğini, bunun üzerine olağanüstü kanun yoluna başvuracakken 07.12.2020 tarihinde azledildiğini, süre tutum dilekçesinde dosya numarası ve mahkeme adının hatalı yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığını herhangi bir kastının ve kusurunun bulunmadığını, ilaveten şikâyet dilekçesindeki beyanın aksine mevcut içtihatlar uyarınca dosya istinaf edilseydi dahi kararın bozulmayacağını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 13.03.2024 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134.maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/249 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 27.10.2022 gün ve 2022/408 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan “İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma” suçundan TCK’nın 257/2 ve 62. maddesi gereğince neticeten 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 05.01.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Her ne kadar sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmış ise de dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde avukat olan sanığın müştekinin vekilliğini üstlendiği, yargılamanın aşamalarını takip ettiği, yapılan yargılama neticesinde mahkemece sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, bu karar kendisine tefhim edilmesine rağmen karara karşı istinaf kanun yoluna gitmeyerek müştekinin mağduriyetine sebebiyet verdiği, her ne kadar sistemde bir hata olduğunu belirtmiş ise de gönderdiği dilekçe içeriğinin sanık …’le uyumlu olmadığı, avukatlık yasası gereğince avukatın yapmış olduğu görevin bir kamu görevi olduğu, sanığın üzerine düşen kamu görevini yerine getirmeyerek katılanın zararın oluşmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla suç vasfının değişerek sanığın eyleminin ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçuna sebebiyet verdiği, sanık olan avukatın mahkemece katılan aleyhine verilen karara karşı istinaf kanun yoluna gitmeyerek mağduriyetine sebep olduğunun sabit olduğu ve üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257/2 maddesi ve fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan ve sanık tarafından uygulanması talep edildiğinden sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince geri bırakılmasına, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinin (e) bendinde sayılan hak ve yetkilerden birini kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılmakla, hakkında verilen cezasının infazından sonra başlamak üzere, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/5. maddesi gereğince, takdiren hükmolunan gün sayısının yarısı kadar, 2 ay 15 gün süre ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinin (e) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Somut olayımızda şikâyetli avukat süresinde istinaf süre tutum dilekçesi verilmiş ise de dilekçe içeriğinin başka bir sanık (…) ve başka bir dosyaya (…8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/166 esas) ilişkin olduğu, bu maddi hatasının istinaf mahkemesinde kabul görmeyerek kararın kesinleştiği, şikâyetlinin bu ihmalinin gerekse ikrarı gerekse … 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2022 tarih ve 2022/249 esas, 2022/408 sayılı ilamı ile sabit olmuştur.
Avukatın üstlendiği işi müvekkilinin ispatlanabilir açık rızası olmadığı müddetçe kanun yolları tükeninceye kadar yürütmesi ve sürelere riayet başta olmak üzere kendisine tevdi edilen işi müvekkilinin zararına olmayacak şekilde özenle yapması Avukatlık Kanunu madde 34 gereğidir.
Kurulumuz şikâyetli avukatın süresinde ve usulünce istinaf kanun yoluna başvurmayarak müvekkilinin zararına sebebiyet verdiği böylece mesleğini ifada özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesi ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 27.02.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin sabit olduğunu, ceza dosyasında müvekkili aleyhine tek delilin ByLock olduğunu, Yargıtay’ın içerik yönünden yoksun olan ByLock delili ile ilgili görüşünün de beraat yönünde olduğunu, ancak şikâyetlinin kararı istinaf etmemesi nedeniyle müvekkili hakkında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının kesinleştiğini ve müvekkilinin ceza infaz kurumuna gittiğini, şikâyetlinin eyleminin uyarma cezasından daha bir cezayı gerektiğini belirterek mezkur karara vekâleten itiraz ettiği,
Şikâyetli avukatın 18.05.2018 tarihli itiraz ve itiraza cevap dilekçesinde özetle; önceki savunmasını tekrarla, tarafına isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini, dilekçesini 20.11.2019 tarihinde … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/550 esas sayılı dosyasına “istinaf süre tutum” evrak türü olarak kaydettiğini, sehven dilekçenin içeriğinde maddi hata yaparak mahkeme adını ve dosya numarasını yanlış yazdığını, bu hususun …2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da maddi hata olarak değerlendirildiğini ve istinaf kanun yoluna süresi içinde başvurulduğunun kabul edilerek dosyanın istinaf formu düzenlenerek … Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildiğini, olayda herhangi bir kastı ve kusuru bulunmadığını, Baro Disiplin Kurulu tarafından süre tutum dilekçesinin niteliği ve kabul edilip edilmemesi hususu hiç irdelenmeden karar verildiğini, oysa açıkladığı üzere hatalı işlem yapan ve dilekçenin reddine karar verenin yargı makamları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
İtirazlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukatın, sanık müdafi olarak görev yaptığı … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/550 esas sayılı dosyasında, müvekkili hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde ve usulüne uygun şekilde istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiği, bu ihmali neticesinde müvekkilin özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açtığı anlaşılmaktadır.
Şikâyetli avukat hakkında açılan ceza davasında da “ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma” suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, disiplin dosyasında da olayın sabit olduğu görülmüştür.
Baro Disiplin Kurulu’nca verilen uyarma cezasına şikâyetçi tarafından yapılan itiraz haklı bulunmuş; eylemin ağırlığı, doğurduğu sonuçlar ve mesleki özen yükümlülüğüne açık aykırılık dikkate alınarak, Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca kınama cezası verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Şöyle ki;
Şikâyetli avukat, müvekkili aleyhine verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası kararına karşı, süresinde ve doğru dosya bilgileriyle istinaf kanun yoluna başvurmamış; sunduğu dilekçede yanlış dosya numarası ve mahkeme adı yazarak maddi hata yaptığını belirtmiş, bu hata düzeltildiğinde ise sürenin geçmiş olması nedeniyle istinaf talebi reddedilmiştir. Baro Disiplin Kurulu ve ceza yargılamasını yapan … 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da bu ihmalkâr davranış sabit görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca avukatlar, kendilerine tevdi edilen işleri özenle yerine getirmek zorundadır. Özellikle özgürlüğü kısıtlayıcı cezalarda, kanun yollarının zamanında kullanılması avukatın temel görevleri arasında yer alır.
Müvekkilin aleyhine sonuç doğuracak şekilde süre kaçırılması, sadece mesleki bir hata değil, aynı zamanda disiplin hukuku bakımından yaptırıma tabi bir davranıştır. Avukatın özen yükümlülüğünü ihlal ettiği sabittir.
İhmal neticesinde kararın kesinleşmesiyle şikâyetçinin özgürlüğü kısıtlanmış, yargısal denetim hakkı ortadan kalkmıştır. Bu sonuç, sadece meslek etiğine değil, adil yargılanma hakkına da zarar vermektedir. Süre tutum dilekçesinde yapılan maddi hata ve gerekli dikkat gösterilmemesi sonucu müvekkilin telafisi mümkün olmayan zarara uğraması, avukatın sadece uyarılmasıyla geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir meslekî kusur teşkil etmektedir.
Her ne kadar Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olarak kabul edilmemekte ve tek başına disiplin cezasına esas alınamayacak olsa da somut olayda, şikâyetlinin müdafilik görevini mesleki dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak yerine getirmediği sabittir.
Açıklanan nedenlerle, mesleğinde özenli davranmayan şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince, “davranışında kusurlu sayıldığının kendisine bildirilmesine” şeklinde Kanununda vücut bulan kınama cezasını gerektirdiğinden, şikayetçinin itirazının kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına, şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetli avukatın itirazının reddine, şikayetçi vekilinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 23.12.2024 gün ve 2024/45 Esas, 2024/76 Karar sayılı kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
şikâyetli avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe