Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1958
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34,134,171, TBB.Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10.11.2022 günlü “Olur”u ile; “Müvekkili müşteki sanık …hakkında …2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.02.2018 tarih ve 2018/72 esas, 2018/127 sayılı beraat kararının kesinleşmesini müteakip, aynı yer 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2018 tarih ve 2018/659 esas, 2018/719 sayılı kararı ile haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası açıp, sonuçlandıran müştekinin bilgisi ve talimatı dışında aynı yer 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/369 esasına kayden aynı konuya istinaden mükerrer tazminat davası açıp, akabinde 04.10.2019 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ederek, yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine ve davalı lehine 5.450,00 Türk lirası vekâlet ücreti ödenmesine dair 04.10.2019 tarih ve 2019/410 sayılı aleyhe kararın verilmesine neden olduğu” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi ve 03.02.2022 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Müştekinin avukatlığını yaptım, cinsel istismar suçundan beraat etti daha sonra kendisi veya hatırladığım kadarıyla eşi geldi, tazminat davası açabilir miyiz diye sordu, napacaksın davayı dedim, zaman geçtikten sonra tazminat davasını açtım ancak bu arada kendisi başka bir avukata vekalet verip dava açtırmış, sonra dava açtığını öğrenince açtığımdan davadan vazgeçtim daha sonra icralık olmuş, dava için para da vermediler, görev suçu da olmadığını düşünüyorum, zarar giderildi.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 20.12.2024 günlü kararı ile şikâyetçiye şikâyetli avukatın itiraz dilekçesinin tebliği ile 7 günlük süre geçtikten sonra incelenmek üzere Kurulumuza gönderilmesi için dosyanın Barosuna iadesine karar verildiği, Baro Disiplin Kurulunca eksikliğin ikmal edildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 01.02.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle …3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/422 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 19.03.2024 gün ve 2024/105 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 16.04.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Her ne kadar sanık İbrahim Şahin’in, katılan … adına …l. Ağır Ceza Mahkemesine mükerrer koruma tedbiri nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, akabinde davadan feragat ederek, davanın reddine ve davalı lehine 5.450,00 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesine sebep olduğu cihetle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunmuş ise de, ‘Görevi Kötüye Kullanma’ başlıklı TCK’nın 257/1 maddesinin, ‘Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ hükmüne amir olduğu, somut olayda sanık …, … 7. Noterliğinin 10.04.2012 tarih ve 9232 yevmiye numarası ile katılan … tarafından vekil tayin edildiği, sanık …, katılan … sanık sıfatı ile yargılandığı … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/72 Esas sayılı dosyasında katılan … müdafiliğini üstlendiği, yapılan yargılama neticesinde … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2018 tarih ve 2018/72 Esas 2018/127 Karar sayılı kararı ile sanık sıfatı ile yargılanan katılan …, üzerine atılı basit yaralama suçundan beraatine karar verildiği, katılan … tarafından dosyaya ibraz olunan mesaj kayıtlarına göre, sanık … tarafından verilen beraat kararı nezdinde …1. Ağır Ceza Mahkemesine koruma tedbiri nedeniyle tazminat talebinde bulunulması hususunun, katılan … bilgisi dışında olduğu görülmekte ise de, alınan savunmasına göre, katılan …, başka bir avukata vekalet verdiğinin sanık … bilgisinde bulunmadığı, zira sanık … bu durumu öğrenmesi akabinde … 1. Ağır Ceza Mahkemesine 05.08.2019 ve 04.10.2019 tarihlerinde feragat dilekçesi sunduğu, nihayetinde … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2019 tarih ve 2019/369 Esas 2019/410 Karar sayılı karar ile koruma tedbiri nedeniyle tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 694 Karar sayılı KHK ile değişik avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 5.450.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalı Hâzineye verilmesine karar verildiği, sanık … vekalet ücreti açısından da istinaf başvurusunda bulunduğu, ancak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, nihayetinde işbu vekalet ücreti açısından … Genel İcra Dairesinin 2021/60748 Esas sayılı dosyasında, katılan … aleyhine icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibi dosyasında ise takibe konu alacağın tahsilinin sağlandığı, sanık …, müdafiliğini yaptığı ve neticesinde beraat eden katılan … adına, aralarındaki vekalet ilişkisine bianen koruma tedbiri nedeniyle tazminat talebinde bulunmasının ise, ‘görevin gereklerine aykırılık’ unsuru olarak kabul edilemeyeceği, zira başka bir avukata vekalet verildiği hususunu bilmeyen sanık … söz konusu koruma tedbiri nedeniyle tazminat talebinde bulunmaması halinde, katılan … mağduriyetinin gündeme gelebileceği cihetle, sanık … hakkında katılan … yönelik görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı dikkate alınarak CMK’nin 223/2-a maddesi uyarınca sanığın ayrı beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “1136 sayılı avukatlık yasasının 34. maddesinde ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.’ yine aynı yasanın 171. Maddesinde ‘Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.’ Keza Türkiye Barolar Birliği Avukatlık meslek kurallarının 3. Maddesinde ‘Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancım ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.’ ve 4. Maddesinde ‘Avukat, mesleğin itibarım zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.’ düzenlemeleri bulunmaktadır. Şikâyetli avukatın gerekli dikkat ve özeni göstermeden daha önce açılmış olduğu halde ikinci kez haksız tutuklama sebebiyle tazminat davası açması akabinde davadan feragat etmesi sonucu mali hazinesi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve bunun ferileri ile birlikte … Genel İcra Dairesinin 2021/60748 esas sayılı dosyasına konu edilerek müvekkilinin ödeme yapması, bir başka ifade ile gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu müvekkilinin maddi mal varlığı değerlerinde azalmaya sebebiyet vermesi 1136 nolu yasanın 34 ve 171. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları 3 ve 4. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden şikâyetli avukata ceza vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi (03.02.2022) itibariyle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince tekerrüre esas, 17.07.2021 kesinleşme tarihli uyarma, 02.11.2018 kesinleşme tarihli kınama, 06.04.2021 kesinleşme tarihli para cezasının olduğu,
Şikâyetli avukatın 09.12.2024 kayıt tarihli ve duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetçinin gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süre yönünden … 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/369 esas dosyasında tazminat davası açtığını, sonrasında açtığı davanın mükerrer olduğu anlaşılınca, davadan feragat ettiğini ve davalı aleyhine 5.450 TL vekalet ücreti doğduğunu, ardından bu vekalet ücretine ilişkin icra takibi yapıldığını, bu eylem nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini, dava açılmasını isteyenin de, kendisinden habersiz başka avukatı vekil kılarak tazminat davası açtıranın da şikâyetçi olduğunu, buna rağmen konu ile ilgili olarak zararın tarafınca giderildiğini, ancak Baro Disiplin Kurulunca zararın şikâyetçi tarafından giderildiğinin yazıldığını, Disiplin Kurulu’nun ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgu ile bağlı olduğunu, ceza dosyasında, icra dosyasına yapılan ödemenin tarafından yapıldığının, şikâyetçinin hiçbir zararı bulunmadığının tespit edildiğini belirterek haksız yere verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında başlatılan disiplin kovuşturması neticesinde, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde, müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, daha önce başka bir avukat aracılığıyla açılmış bir tazminat davası varken aynı konuda ikinci bir tazminat davası açtığı, akabinde davadan feragat ettiği ve sonucunda Hazine lehine 5.450,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, bu vekâlet ücretinin icra takibine konu edilerek müvekkilinden tahsil edildiği, böylelikle müvekkilin maddi zarara uğramasına sebebiyet verdiği hususları sabit görülerek Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli avukata disiplin cezası verilmiştir.
Şikâyetli avukat hakkında aynı eylem nedeniyle yürütülen ceza davasında beraat kararı verilmiş olmakla birlikte, disiplin hukuku ile ceza hukuku farklı amaçlara ve değerlendirme ölçütlerine sahip olduğundan, ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı disiplin hukuku açısından bağlayıcı değildir. Nitekim ceza yargılamasında failin kusurunun ceza hukuku anlamında sabit görülmemesi, eylemin meslek kurallarına aykırılık teşkil etmediği sonucunu doğurmaz.
Avukatlık Kanunu’nun “Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri” başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır” denmektedir.
Şikâyetlinin, disipline konu eylem nedeniyle yargılandığı ceza dosyasında, Sayın Mahkeme, şikâyetli hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı vermiştir. CMK’nın 223/2-a maddesi “Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması” halinde beraat kararı verilmesini düzenlemektedir.
Bu madde kapsamında verilen beraat kararı “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat” hükmünde olmadığından, Avukatlık Kanunu’nun 140/3. maddesi gereği yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel bulunmamaktadır.
Somut olayda, şikâyetli avukat, müvekkili adına daha önce başka bir avukat aracılığıyla açılmış ve derdest olan tazminat davasından haberdar olması gereken bir dikkat ve özen yükümlülüğü altındadır. Avukatlık Kanunu’nun 34. ve 171. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddeleri, avukatlara yalnızca hukuki bilgi ve yetkinlik yükümlülüğü değil; aynı zamanda müvekkil ile kurulan vekâlet ilişkisine sadakat, özen, doğruluk ve güven yükümlülüğü de yüklemektedir.
Şikâyetli avukat, müvekkilin açık bilgisi ve rızası olmaksızın aynı konuda ikinci bir tazminat davası açmış, bu hatalı işlem neticesinde davadan feragat edilmesine neden olmuş ve sonuç olarak davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu tutum, şikâyetli avukatın müvekkilinin menfaatini gözetmeden hareket ettiğini ve gerekli dikkat ve özeni göstermediğini açıkça ortaya koymaktadır. Şikâyetçinin bu sebeple icra takibine muhatap olması ve zararın kendisi tarafından karşılanmak zorunda kalması da bu özen eksikliğinin doğrudan sonucudur.
Şikâyetli avukat her ne kadar zarar giderildiğini ileri sürmekteyse de zararın varlığı ile disiplin sorumluluğu ayrı değerlendirilir. Avukatlık mesleğinin itibarı, yalnızca sonuçta bir zarar doğup doğmamasına değil, sürecin usulüne, özenine ve müvekkil ile kurulan güven ilişkisine dayanır. Şikâyetli avukatın, vekâlet ilişkisinin gereklerini yerine getirmediği, aynı konuda iki kez dava açılmasına neden olduğu ve süreç sonunda müvekkilinin maddi olarak zarar gördüğü sabittir.
Bu eylem, yalnızca bireysel bir hata olmayıp, kolektifi itibarı etkileyen, mesleki özen ve sorumluluk yükümlülüğünün açık bir ihlali niteliğindedir. Avukatın, müvekkilinin çıkarlarını koruma yükümlülüğüne aykırı davranması, mesleğin itibarını ve kamu güvenini zedeleyici mahiyettedir. Baro Disiplin Kurulu tarafından eylemin bu yönüyle değerlendirildiği ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. ve 171. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddelerine açık aykırılık oluşturduğundan dolayı disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Öte yandan, şikâyetli avukat hakkında eylem tarihi itibariyle daha önce kesinleşmiş disiplin cezalarının (uyarma, kınama, para cezası) bulunması ve bu cezaların Avukatlık Kanunu’nun 136/2. maddesi anlamında tekerrüre esas teşkil etmesi nedeniyle, hakkında daha ağır bir disiplin cezası uygulanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 30.10.2024 gün ve 2023/19 Esas, 2024/55 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince onay için Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe