Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1823
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 171 TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/357 (bozma öncesi 2011/202) esasına kayden görülen kamu davasında ‘Kullanımları Gereği Açıkta Bırakılmış Eşya Hakkında Hırsızlık’ suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuk şikâyetçiye, … Barosu Başkanlığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2 maddesi uyarınca zorunlu müdafi olarak görevlendirilip, yargılama sonunda, müvekkilinin 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair yüzüne karşı tefhim olunan 14.07.2016 tarih ve 2016/490 sayılı aleyhe kararı, yasal süresinde temyiz etmeyerek, kararın 08.09.2016 tarihinde kesinleşmesine sebep olduğu” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; şikâyetçiye, … 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2011/202 esas sayılı dosyasında müdafi olarak atandığını, dosyayı eksiksiz olarak takip ettiğini, mahkemece 2013/306 karar numarasıyla şahsa ceza verdiğini, verilen bu kararı süresinde temyiz ettiğini, temyiz neticesinde Yargıtay dosyanın esasına ilişkin bir hata görmeyip, sadece SSÇ’nin farik ve mümeyyizlik raporu alınmadığı için kararı bozduğunu, bozma neticesinde eksikler giderilerek SSÇ’ye yine aynı cezanın verildiğini, mesleki tecrübesi ve hukuki bilgisi neticesinde usul ve yasaya uygun olan kararı temyiz etmediğini, CMK’nın 261. maddesinde avukatın kanunu yoluna başvurmasını düzenlediğini, bu maddede avukata kanun yoluna başvurma hususunda bilgi ve tecrübesi gereğince takdir yetkisinin verildiğini, kaldı ki gerekçeli kararın şikâyetçinin vasisine ise 23.08.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen adı geçenler tarafından kararın temyiz edilmediğini, şikâyetçinin kötü niyetli olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 15.12.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/648 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 20.02.2024 gün ve 2024/116 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/2 ve 62. maddesi gereğince neticeten 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 28.02.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “…sanığın bu şekilde görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma suçundan alt sınırdan cezalandırılmasına, sanığın geçmiş hali, sabıkasız oluşu ve bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememize olumlu kanaat hasıl olması sebebiyle hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Disiplin Kurulumuzca dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş, şikâyetli hakkında … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/648 esas 2024/116 karar sayılı 20.02.2024 tarihli kararı ile, “… 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/357 esas, 2016/490 karar sayılı 14.07.2016 tarihli karar ile şikâyet eden hakkında verilen mahkumiyet kararını temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet vermek suretiyle İhmal suretiyle Görevi Kötüye Kullanmış olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, şikâyet olunan Avukat hakkında, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 34 ve 135 maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları uyarınca değerlendirme yapılmak üzere Disiplin Kovuşturması Yapılmasına karar verilmiş olması sebebiyle. Avukatlık Kanunu madde 34 ve 135 hükümlerinin uygulanması gerektiği konusunda Kurulumuzda vicdani kanaat oluşmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 17.04.2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmasını aynen tekrarla, mesleki tecrübesi ve hukuki bilgisi gereği kararın temyiz edilmesinde yarar görmediğini, şikâyetçinin herhangi bir zararının da olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 25.04.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, kararın hukuka uygun olduğunu belirterek itirazın reddini talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında, disiplin incelemesine konu eylem bakımından yapılan ceza yargılama sonucunda, şikâyetlinin, neticeten 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5.maddesi neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında da yer alan; lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gereğince, ceza mahkemesinin; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının disiplin cezasına ilişkin bağlayıcı niteliğinin bulunmaması nedeniyle, karar, Kurulumuzca dikkate alınmamıştır.
Somut olayın incelenmesinde; şikâyetli avukat, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/357 esas sayılı dosyasında hükmedilen kararı temyiz etmeyerek mesleğinde özensiz davranmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun 171. Maddesi, “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” hükmünü haizdir.
Kurulumuzun yerleşik kararları gereği; bir haktan feragati içeren hususlarda avukatların, müvekkilinin yazılı iznini alması zorunludur. Dosya içerisinde şikâyetli avukatın müvekkilinden aldığı böyle bir belge bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mesleğinde özenli davranmayan şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince, “davranışında kusurlu sayıldığının kendisine bildirilmesine” şeklinde Kanununda vücut bulan kınama cezasını gerektirdiğinden, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 05.04.2024 gün ve 2024/3 Esas, 2024/3-1 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe