TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/277 K. 2023/374

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1803

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 34
[ÖZET] Dosya kapsamından, şikâyetli avukatın, müvekkili adına tahsilat yapmasına rağmen, tahsil ettiği parayı müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu sabit olup, aksini kanıtlayacak bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmamaktadır.
(Av. Yas. m. 5, 34, TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Alacaklı müştekinin kızı G.Ç. vekili sıfatıyla yürüttüğü … 2. icra Müdürlüğünün 2010/3365 sayılı takip dosyasında sahte tanzim edilen yetki belgesiyle 29.06.2010 tarihinde 495,50 Türk lirası, 15.10.2010 tarihinde 742,20 Türk lirası tahsilat yapmasına rağmen, müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukatın sözlü savunması, “Ben daha önce Kurulunuza vermiş olduğum 09.05.2012 havale tarihli yazdı açıklama vermiştim aynen tekrar ederim. Dosyada Bulunan Ö.Ö. tarafından tarafıma verilen yetki belgesindeki imza tarafıma aittir. Ben bir müddet Ö. hanımın yanında SSK ve vergi kaydım olmadan ve bir bürom da olmaksızın çalışıyordum. Kendisi bazı icra takip dosyalarını yetki belgesiyle takip etmemi istedi. Bende bir müddet icra işlerini takip ettim. Ancak bu takiplerden şikâyetli diğer avukat Ö.Ö.’nün de haberi vardır. Benim yetki belgesini imzaladığımdan da haberi vardır. Şikâyetçilerin şikâyetine konu icra takip dosyası … 2. İcra Müdürlüğünün 2010/3365 esas Sayılı dosyasını ben takip ettim ve sonuçlandırdım. Dosya tamamen tahsil edildi, ancak tahsil edilen para daha sonra açılacak olan icra takibi ve tahliye davasında kullanılması konusunda telefonla anlaşma sağlandı, davayı yetki belgesiyle Avukat E.T. açtı. Bu davanın masrafları yukarıda söylediğim icra dosyasından tahsil edilen paradan karşılandı. Ö.Ö.’nün yanında çalışırken vergi ve sigorta kaydım yoktu. Kendime ait bir bürom da yoktur. Av. Ö.Ö.’nün işlerini bir müddet takip ettim. Bu işleri daha sonra Kurulunuza yazılı olarak bildireceğim bu konuda süre verilmesini talep yeniyorum Şikâyetçi tarafın iddialarını kabul etmiyorum” şeklindedir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 09.03.2012 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/58 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 12.05.2015 gün ve 2015/40 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 204/1 ve 62. maddesi gereğince neticeten 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanıklardan Ö.Ö.E.’nin katılanın kızı G.Ç. vekili olarak … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3365 sayılı dosyasında vekaletnamesinin bulunduğu, diğer sanık avukat L.Y.’nin söz konusu bu dosyada sahte tanzim edilen Adli Emanet’in 2013/1271 sırasında kayıtlı bulunan ve yetki verenin Av. Ö.Ö., yetkili kılınan avukat olarak da Av. L.Y. yazılı bulunan yetki belgesiyle 29.06.2010 tarihinde 495,50 TL, 15.10.2010 tarihinde de 742,20 TL tahsilat yaptığı ve bu paraları uhdesinde tutarak alacaklıya vermediği, söz konusu dosyada kullanılan ve sanık Ö.Ö.E. tarafından sanık L.Y.’nin yetkili kılındığına dair olan bu yetki belgesindeki imzanın alınan uzmanlık raporuna göre sanık Ö.Ö. E.’ye ait olmadığı sahte olarak düzenlenmiş olduğu ve söz konusu yetki belgesinin sanık avukat L.Y. tarafından kullanılmak suretiyle bahsi geçen paraların çekildiği ve bu şekilde suça konu yetki belgesinin kullanıldığı; her ne kadar sanık L.Y. savunmasında suç tarihlerinde Ö.Ö.E.’nin yanında çalıştığını, kendisine yardım ettiğini, bazı dosyalarını takip ettiğini, yetki belgesi koyduğu 4 ya da 5 dosya olduğunu, takip etmesi için Ö. hanımın verdiği dosyalarda yetki belgesinin de içerisinde hazır olarak geldiğini, Y.Ç.’nin Ö. hanım yokken kendisine takibe devam et diye söylediğini, telefonla Ö. hanıma bildirdiğini, onun da devam etmek istiyorsan et diye söylediğini, zaten Ö.Ö. tarafından dosyada haciz talep edildiğini ve bu nedenle hacze çıktığını söylediği ve suçlamaları kabul etmediği görülmüş ise de; sanık L.Y.’nin yargılama aşamasındaki beyanıyla da sanık Ö.Ö.E.’nin bahsi geçen katılanın talep konusu yaptığı dosyayla ilgili dosyayı takip etmeyeceğini katılana bildirdiğinin anlaşıldığı ve esasen kendi takip etmediği dosyada diğer sanığa takip için yetki belgesi verdiğini düşünmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, alınan uzmanlık raporuna göre suça konu yetki belgesindeki imzanın da sanık Ö.Ö.E. eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, toplanan deliller, sanıkların kabule uygun savunmaları, uzmanlık raporu, incelenen icra takip dosyası içeriği ve suça konu yetki belgesinin incelenmesinden; sanık L.Y.’nin sanık Ö.Ö.E. imzasının taklit edilmek suretiyle hazırlanan ve sahte olarak oluşturulmuş yetki belgesini … İcra Müdürlüğü’nün 2010/3365 esas sayılı takip dosyasında kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmakla, müsnet suçtan sanık L.Y.’nin eylemine uyan TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş; her ne kadar sanık Ö.Ö.E. hakkında atılı suçtan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanık Ö.Ö.E.’nin sanık L.Y.’nin eylemine iştirak ettiği, diğer sanığı azmettirdiği veya söz konusu yetki belgesini diğer sanık ile birlikte yaptıkları konusunda her türlü kuşkudan uzak, cezalandırılmasına yeter derecede kesin, somut, inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık Ö.Ö.E.’nin atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetli avukat L.Y.’nin sahte tanzim edilen yetki belgesine dayanarak hacze gitmiş olması ve o dosyadan yaptığı tahsilatları makul süre içerisinde bildirmeyerek uhdesinde tutması ve yine masraf almasına rağmen Tahliye Davası açmamış olması sebepleri ile 1136 sayılı Avukatlık Yasası madde 34 ve 134, Avukatlık Meslek Kuralları madde 3, madde 4 ihlal ettiği açık ve sabit olduğundan, Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu fakat açıklamadığı kararda belirtilen süre kadar işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Aynı kovuşturmada diğer şikâyetli Ö.Ö. hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, karara bu yönden itiraz olmaması nedeniyle diğer şikâyetli avukat hakkında verilen kararın bu şekliyle kesinleştiği,
Şikâyetli avukatın 15.02.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylem tarihi itibariyle ceza zamanaşımı dikkate alınsa dahi incelemenin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın iptalini talep ettiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verildiğini, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesi gereği resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet halinde meslekten çıkarma cezası verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek karara itiraz ettiği,
Şikâyetçi Y.Ç.’nin 01.03.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetlinin eyleminin sabit olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek şikâyetlinin meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itirazlara cevap verilmediği görülmektedir.
Tüm itirazlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Dosya kapsamından, şikâyetli avukatın, müvekkili adına tahsilat yapmasına rağmen, tahsil ettiği parayı müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu sabit olup, aksini kanıtlayacak bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmamaktadır.
Şikâyetli avukatın, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 43. maddesinin, “Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir” hükmü gereği uhdesinde tuttuğu miktar bakımından müvekkiline hesap verme yükümlülüğü bulunmaktayken, şikâyetli bu yükümlülüklere uygun davranmamıştır.
Öte yandan, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Şikâyetli avukatın yargılandığı eylem Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesi kapsamında yer almaktaysa da ve her ne kadar, Avukatlık Kanunu’nun “Cezaların uygulanma şekli” başlıklı 136. Maddesinde “ Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.” hükmü bulunmakta ve Baro Disiplin Kurullarına herhangi bir takdir hakkı tanınmamakta ise de; Kurulumuzun ve İdari yargı kararlarının istikrar kazanmış uygulamasına göre, disipline konu olay hakkına yapılan ceza yargılaması sonucu HAGB kararı verilmişse, bu kararın niteliği dikkate alınarak Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeler de gözetilerek bir alt ceza uygulamasına gidilmektedir.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu kararı hukuken isabetli olmakla; itirazların reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-İtirazların reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“1 Yıl 8 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 23.12.2022 gün ve 2012/15 Esas, 2022/34 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
:
Tüm dosya kapsamı taraf anlatımları ve aşamalarda ileri sürülen beyan ve deliller dikkate alındığında şikâyetli avukat hakkında; “Alacaklı müştekinin kızı G.Ç. vekili sıfatıyla yürüttüğü … 2. İcra Müdürlüğünün 2010/3365 sayılı takip dosyasında sahte tanzim edilen yetki belgesiyle 29.06.2010 tarihinde 495,50 Türk lirası, 15.10.2010 tarihinde 742,20 Türk lirası tahsilat yapmasına rağmen, müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile ceza tayin edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda varılan tespitler, olayın oluşum ve gelişimi ile şikayetçi ile şikâyetli arasında mevcut uyuşmazlığa konu müddeabihin miktarı dikkate alındığında işten süreli el çektirtme cezasının uygulanması tahtında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir nedenin bulunmadığı açıktır. Alt sınırdan uzaklaşmadan şikâyetli avukat hakkında … Barosu Disiplin Kurulunun mevcut kararının tashih edilerek şikâyetli hakkında
3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına karar verilmesi görüşü ile sayın çoğunluğun kararın ONANMASINA yönelik görüşüne katılmıyoruz.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Nisan 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!