Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1746
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 166 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçi vekil olarak görev aldığı icra dosyaları kapsamında, muhtelif tarihlerde toplam 43.865,31 TL tahsil etmesine rağmen, tahsilatların bir kısmını müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, şikâyetçi ile arasında 10 yılı aşkın süredir devam eden bir avukat müvekkil ilişkisi olduğunu, bu süreç içerisinde şikâyetçiye ilişkin davaların ve icra dosyalarının takip edildiğini, bu dosyalardaki giderlerin kendisi tarafından yapıldığını ve vekalet ücreti alacaklarının ödenmediğini, şikâyetçi adına toplam 43.865,31 TL tahsil ettiğini bunun 23.954,00 TL’sini şikâyetçiye ödediğini kalan rakamın ise takip etiği işlere yönelik olarak vekalet ücretine mahsup ettiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 10.01.2023 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, 166, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukat, şikâyetçiye ait birçok dava ve icra takipleri ve diğer hukuki yardımlardan kaynaklı işlerden alacağı olduğunu, şikâyetçinin yapılan işlerden haberdar olduğunu savunmuşsa da şikâyetçinin alacaklısı olduğu … 13. İcra Dairesinin 2018/3808 sayılı dosyası ile açılan nafaka alacakları hakkındaki icra takibi kapsamında şikâyetli avukat tarafından 19.04.2019 tarihinde gerçekleşen tahsilatın dosya alacaklısı müvekkili şikâyetçiye bildirilmediği, 22.12.2020 tarihinde şikâyetçi tarafından şikâyetliye mesaj yolu ile konu sorulmasına karşın şikâyetli avukat tarafından dosya kapsamındaki tahsilatların ve vekalet ücretlerine dair mahsupların yer aldığı bilgilendirmenin 29.12.2020 tarihinde mesajlaşma yolu ile yapıldığı görülmüştür. Şikâyetli avukatın 01.07.2022 tarihinde kesinleşmiş kınama cezası bulunduğu, eylem tarihi yahut azil tarihi itibariyle şikâyetli avukatın tekerrüre esas disiplin cezası bulunmadığı, bu haliyle, şikâyetli avukat tarafından hapis hakkının usulüne uygun kullanıldığından ve şikâyetçi bu yönde makul sürede bilgilendirildiğinden söz edilemeyecek olup Avukatlık Yasasının 166. maddesi Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43 ve 45. maddeleri paralelinde şikâyetli avukatın şikâyetçiden hangi işlerden ve ne miktar alacağı olduğuna ve alacakları için hapis hakkını kullandığına dair yazılı bildirimini geciktirmeksizin yaptığına dair bir belirleme yapılamadığından, şikâyetli avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı tespit edildiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Aynı kovuşturmada, şikâyetli avukat hakkında, “Şikâyetçi vekili adına takip ettiği dosyalarda, yargılama giderini üstlenerek rekabet yasağına aykırı davrandığı” iddiası bakımından disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verildiği, karara bu yönden bir itiraz olmaması nedeniyle, kararın bu şekliyle kesinleştiği
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 04.12.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmasını tekrarla, şikâyetçiyi, gerek davaların gerekse icra takip işlemleri süresince yüz yüze geldiklerinde avukatlık ücret alacağını tahsilatların içinden alacağı konusunda bilgilendirdiğini, kendisinin de bu bilgilendirmeye karşılık hiçbir zaman itirazda bulunmadığını, tahsilatlardan ödeme alma beyanına karşı bunu kabul etmediğini hiçbir zaman tarafına bildirmediğini, kendisinin ne kadar vekalet ücreti borcu olduğu konusunda, yine kendi şikâyet dilekçesinde belirttiği gibi iki üniversite bitirmiş birisi olarak gayet bilgi sahibi olduğunu, tarafına yüklenebilecek tek kusurun şikâyetçinin sözlü olarak kabul ettiği bu durumu yazıya dökmemek olabileceğini ancak 11 yıllık bir vekil-müvekkil ilişkisi ve 5 dava 3 icra takibi işlemi yapmış olmanın doğurduğu güven ilişkisi nedeniyle hayatın ve mesleğin olağan akışına uygun olarak hareket ettiğini, sırf hukuka uygun olarak kullandığı hapis hakkının müvekkiline bildirildiğini yazıya dökmemesi nedeniyle cezalandırılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat, müvekkili adına tahsil ettiği paraların bir kısmını, şikâyetçi müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutmuştur.
Şikâyetli avukat, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43.maddesinin, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir.” hükmü gereğince, müvekkiline derhal bilgi vermeli ve ödeme yapmalıdır.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Yargı kararlarında da işaret edildiği gibi; hapis hakkı, belli başlı usullere dayanılarak kullanılabilir. “Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde, ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanlının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.’ hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesinde de, ‘Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.’ hükmü bulunmaktadır.” (Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 24.05.2017 gün, 2015/19231 esas, 2017/6255 karar)
Şikâyetli avukatın bu eylemi aynı zamanda, Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesinin, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmünde yer alan özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Şikâyetli avukatın, işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği ve eylemin karşılığı olan cezanın, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezası olduğu anlaşılmaktaysa da aleyhe itiraz olmadığından itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 21.07.2023 gün ve 2023/8 Esas, 2023/195 Karar sayılı kararının, aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe