Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1734
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 159, 171 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 29.03.2013 günlü “Olur”u ile; “Davalı vekili sıfatıyla … İş Mahkemesinin 2010/699 esasına kayden açılan ‘tazminat’ davasını takip etmek üzere … 1. Noterliğince düzenlenen 10.11.2010 tarih ve 13368 yevmiye sayılı vekâletname ile müştekinin vekilliğini üstlendiği hâlde, vekillik görevinin gereğini yerine getirmediği,
Bu cümleden olarak;
1-Bahse konu davanın 10.03.2011 tarihli duruşmasında davalıya ait vekâletname sunmak üzere süre talebinde bulunması üzerine mahkemece bir dahaki celseye kadar süre verildiği hâlde, vekâletname sunmayıp, duruşmaları takip ettiği,
2-Mahkemenin 11.12.2012 tarih ve 2012/745 sayı ile müvekkili aleyhine davanın kısmen kabulüne dair yüze karşı verdiği kararını, müştekinin açık talimatına rağmen yasal süresi içinde temyiz etmeyerek, kesinleşmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; vekalet ücreti ödenmediği için sadece hukuki yardımda bulunduğunu, şikâyetçinin her duruşmaya katıldığını ve kendisini savunduğunu, ücreti ödenmediği için dosyaya vekaletname sunmadığını, vekilliğine karar verilmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 29.04.2013 günlü toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, vaki itirazın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 07.10.2013 günlü kararı ile kabul edilmesi üzerine; Baro Yönetim Kurulu’nun 18.11.2013 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/214 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 10.06.2021 gün ve 2021/183 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/2, 62 ve 52/2. maddesi gereğince neticeten 2.250 TL Para Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizde onanarak 14.02.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; katılanın … Ltd. Şti’nin yasal temsilcisi olduğu, şirketle ilgili hukuki işlerin takibi amacıyla sanığın genel vekaletname verdiği, sanığın vekaletnameye istinaden … İş Mahkemesinin 2010/699 esas sayılı dosyasında tazminat davasında katılanın vekilliğini üstlendiği, İş mahkemesinde görülen davanın 11.12.2012 tarihli karar duruşmasında davacısının, davasının kısmen kabulüne karar verdiği, kararın davacı vekili Avukat T.Ş. ile davalı vekili Avukat A.A.Y.’nin yüzüne karşı verildiği, sanığın söz konusu karar için temyiz yoluna başvurması gerekirken başvurmadığı ve böylelikle kararın kesinleşmesine sebebiyet vererek katılanın mağduriyetine neden olduğu, bu şekilde sanığın avukatlık görevinin gereğini ihmali suretle yerine getirmediği, mahkememizce yapılan yargılama sonucu olayın bu şekilde gerçekleştiği ve sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında katılandan vekalet aldığını, aldığı vekalet karşılığı hak ettiği ücretin ödenmediğini bu nedenle kararı temyiz etmediğini savunmuş ise de, sanığın … İş Mahkemesinin 2010/699 esas sayılı dosyasının 10.03.2011 tarihli duruşmasına katılarak vekaletnamesini sunmak amacıyla süre istediği, ancak hukuken geçerli vekaletnamesini sunmadığı, yine karar verilen 11.12.2012 tarihli duruşmaya katıldığı, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak karara karşı kanun yollarına başvurmadığı, her ne kadar temyiz masrafını katılandan istemesine rağmen katılanın vermemesi nedeniyle karan temyiz etmediğini savunmuş ise de bu konuda katılandan masraf istediğine dair yazılı bir ihtarname yada belge ibraz etmediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın avukatlık mesleğinin gereklerini ihmali suretle yerine getirmediği, davayı usulüne uygun olarak takip etmediği, aleyhine çıkan kararı temyiz etmesi gerektiği halde temyiz kanun yoluna başvurmayarak katılanın zararına yol açtığı vicdani kanaatine varılarak sanığın savunmalarına itibar edilmemiş ve hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kanaati ile eylemine uyan TCK’nın 257/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Ceza davasına konu olay aynı zamanda disiplin hukuku açısından da suç teşkil ettiğinden şikâyetli hakkında “UYARMA DİSİPLİN CEZASI” ile cezalandırılması kararı tesis etmek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 20.11.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin üzerinden 8 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, hak etmediği bir ceza ile cezalandırıldığını, şikâyetçinin mahkeme dosyasını temyiz etme konusunda kendisine açıkça bir talimat vermediğini, aksine mahkemenin kararından hemen sonra şikâyetçiyi aradığını ve gerekli bilgilendirmeleri yaptığını, ancak şikâyetçinin kendisine “işçi vekili ile görüşelim uzlaşalım temyiz etmeye gerek yok” dediğini, bu konuda tanıklarının olduğunu, ayrıca şikâyetçiye bir zararı varsa mesleki sorumluluk sigortası bulunduğundan sigorta şirketinden talep edebileceğini söylediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar şikâyetli avukat incelemenin zamanaşımına uğradığından bahisle karara itiraz etmişse de şikâyetlinin eylem tarihinin 20.12.2012 olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddesinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin Kurulumuzun inceleme tarihi olan 02.02.2024 günü itibariyle henüz dolmadığı anlaşıldığından itiraz yerinde görülmemiştir.
Şikâyetli avukat, … İş Mahkemesinin 2010/699 esas sayılı dosyasında hükmedilen kararı temyiz etmemiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 171. Maddesi, “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” hükmünü haizdir.
Kurulumuzun yerleşik kararları gereği; bir haktan feragati içeren hususlarda avukatların, müvekkilinin yazılı iznini alması zorunludur. Dosya içerisinde şikâyetli avukatın müvekkilinden aldığı böyle bir belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar şikâyetli avukat, şikâyetçinin dosyayı temyiz etme konusunda kendisine açıkça bir talimat vermediğini savunmuşsa da kural olarak avukat, üzerine aldığı işi sonuna kadar takip etmekle yükümlüdür. İstisna halde ise yani müvekkili tarafından temyiz etmeme iradesinin varlığı söz konusu ise şikâyetli avukat bu durumu yazılı bir delille ispatlamalıdır. Dosya içerisinde böyle bir belge bulunmadığından şikâyetlinin mesleğinde kusurlu davrandığında şüphe bulunmamaktadır.
Bu yönüyle, üstlendiği işi sonuna kadar takip etmeyen, müvekkili hakkında verilen kararı müvekkilinin muvafakati olmadan temyiz etmeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davranan ve Avukatlık Kanunu’nun 34. Maddesinde “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmünü ihlal eden şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin kurulu kararı hukuken isabetli bulunmuşsa da Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince eylemin karşılığı olan cezanın kınama cezası olduğu görülmektedir. Ancak şikâyetli aleyhine itiraz bulunmamaktadır. Bu durumda, şikâyetli avukatın itirazının reddine, kararın aleyhe itiraz olmadığından onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 09.08.2023 gün ve 2013/10 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe