TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/63 K. 2023/168

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1553

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 140
[ÖZET] * Mahkemenin dosyadaki tüm delilleri tartışarak CMK 223/2-b maddesi gereği “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” gerekçesiyle beraat kararı verdiği; bu maddenin Avukatlık Kanunu’nun 140/3. madde bildirilen “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali” haline uygun olması hususları dikkate alındığında; “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası tayini olanaksızdır.
(Av. Yas. m. 140/3)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.10.2018 günlü “Olur”u ile; “Alacaklı vekili sıfatıyla, müşteki hakkında başlattığı … İcra Müdürlüğünün 2014/14932 sayılı icra takibinde, borçlunun itirazı üzerine 21.11.2014 tarihinde takip durduğu hâlde, borcun ödenmemesi durumunda haciz ve muhafaza işlemleri yapılacağına dair 16.06.2016 ilâ 07.11.2017 tarihleri arasında şikâyetçiye çok sayıda mesaj göndererek müştekiyi rahatsız edip haksız tahsilat yapmaya çalıştığı” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini şikâyetçi ile yapılan görüşmelerin bildirim amaçlı olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 08.01.2019 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/369 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 02.05.2019 gün ve 2019/172 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın istinaf başvurusunun esastan reddi ile 03.12.2020 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Müşteki tarafından … Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlayan soruşturma sürecinde müşteki kendisi ile alacaklı vekili sanık tarafından … İcra Müdürlüğü’nün 2014/14932 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin yapıldığı, borca itiraz etmesi neticesi takibin durduğu, fakat takip sırasında üzerine kayıtlı araçlara haciz konulduğu, borcunu ödemediği takdirde haczin kaçırılmayacağı yönünde kendisinin sürekli taciz edildiği, çok sayıda mesaj gönderildiği, bu nedenle şikâyetçi olduğunu dile getirmesi üzerine ilgili soruşturma evrakı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiş, soruşturma izni verilmesi üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu sanık hakkında … Ağır Ceza Mahkemesine son soruşturmanın açılması yönünde dava açılmakla … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05.07.2018 tarih 2018/228 Esas 2018/412 Karar sayılı ilam ile mahkememize son soruşturmanın açılması yönünde karar verilmiş, müştekinin elde edilen şikâyet ve beyanında aboneliğinin 2014 yılında sonlandığını, herhangi bir borcunun kalmadığını, fakat kendisine 3 aylık borç bildirilerek icra takibinin başlatıldığını, kendisinin icra takibine itiraz ettiğini, devamında 7-8 kez mesaj gönderilerek borcun ödenmemesi durumunda haciz işleminin gerçekleşeceğinin bildirildiği, 100 küsür TL borçlu görünmesine rağmen mesajların devamı üzerine suç duyurusunda bulunduğunu, devamında haciz işleminin kalktığını, hiçbir borcunun olmadığının ortaya çıktığını, şikâyetçi olduğunu dile getirmiş, sanık ise savunmasında suçsuz olduğunu 10 kişinin çalıştığı bir ofiste hizmet ettiğini, tüm icra takip işlemlerinde prosedüre uygun olarak takibin başlamasıyla birlikte borçlunun banka hesaplarına, hesabı olmadığı takdirde araçlarına haciz işleminin uygulandığını ve ofis çalışanları tarafından telefon mesajı ile borçlulara bu konuda bilgi verilerek borcun ödenmesinin talep ettiklerini, kendisinin kimsenin huzurunu bozmayı amaçlayan veya tehdit kastıyla hareket eden bir davranışının olmadığını, bizzat kendisi tarafından müştekiye atılmış bir mesajın bulunmadığını, suçsuz olduğunu söylemiş ilgili icra dosyası incelenerek suçun niteliği gereği tarafların uzlaşma ihtimaline binaen dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmekle birlikte tarafların uzlaşamadığı görülmüş, yapılan yargılama sonucu icra takibinin gerçekleştiği ve bu karara itiraz edilerek takibin durduğu, devamında haciz işleminin kaldırılarak müştekiden herhangi bir para tahsilinin gerçekleşmediği, bu süreçte müştekiye yapılan takiple birlikte borcu ödemesi yönünde ofis çalışanları tarafından mesajla bilgi verilmesinde ki kastın huzur ve sükun bozma kastı olamayacağı, müştekinin araçları üzerine konulan haczin kaldırıldığı, müşteki tarafından ödenen herhangi bir borcun olmadığı, sanık veya ofis çalışanlarının çok sayıda icra takibi dosyalarında benzer uygulamayı yapmalarında ki kastın huzur ve sükun bozma kastının olmadığı, düşüncesiyle unsurları oluşmadığından sanık hakkında aşağıdaki şekilde beraat kararı verilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Yasası’nın 140. maddesinde, avukat hakkında başlatılmış olan ceza kovuşturmasının disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmayacağı, eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatla sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemden dolayı disiplin kovuşturmasının o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır. Ceza uygulaması ile disiplin uygulaması arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından temel nitelik farkları mevcuttur. Disiplin kovuşturmasına konu olayla ilgili her ne kadar ceza yargılamasında, ‘kişilerin huzur ve sükununu bozmak’ suçundan dolayı açılan kamu davasında delil yetersizliğinden beraat ettiği açık ise de bu durumun disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, disiplin kovuşturmasına konu eylemin adli yargı kararından bağımsız olarak incelenebileceği açıktır. Bu nedenle her ne kadar Şikâyetli avukat hakkında beraat kararı verilmiş olsa da yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde, Şikâyetli avukatın eyleminin disiplin sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerekliliği açıktır.
Şikâyetli avukat büro elemanları tarafından telefon mesajı gönderildiğini kabul etmiş ancak cezaların şahsiliği ilkesi gereği şahsen sorumlu olmadığını savunmakta ise de Avukatlık Yasası’nın 46. maddesi avukatın büro elemanı çalıştırabileceğini düzenlemiş olup, Şikâyetli avukatın doğaldır ki bu elemanların eylem ve tasarruflarından da sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Bu nedenle bu savunması kabul görmemiş, takipten sonraki yazışmaların icra aracılığı ile yapılması asıl olduğundan ve bu mesajların itiraz edilen takip dosyası ile ilgili olduğu göz önüne alınarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli vekilinin 22.11.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, incelemenin zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, Avukatlık Kanunu’nun 140.maddesi gereğince ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş bir eylemin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını vekaleten talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli vekilinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Disiplin kovuşturmasına konu uyuşmazlık, “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” iddiasıyla yargılandığı ceza davasında beraat eden şikâyetli avukatın, ceza yargılamasında beraat etmiş olmasına karşın, disiplin yönünden cezalandırılıp cezalandırılamayacağına ilişkindir.
Avukatlık Kanunu’nun 140/3 maddesine göre, “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatla sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.”
Disiplin kovuşturmasına konu eylemle ilgili olarak, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/369 esasına kayden açılan kamu davasında, şikâyetli avukatın CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın bu şekliyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Adı geçen Mahkemenin dosyadaki tüm delilleri tartışarak CMK 223/2-b maddesi gereği “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” gerekçesiyle beraat kararı verdiği; bu maddenin Avukatlık Kanunu’nun 140/3. madde bildirilen “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali” haline uygun olması hususları dikkate alındığında; “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası tayini olanaksızdır.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirmede yasaya aykırılık ve hukuki isabetsizlik görüldüğünden itirazın kabulü ile kararın kaldırılması, şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetlinin itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli Avukat hakkında
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 25 Şubat 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!