TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/786 K. 2022/864

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1508

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 140
[ÖZET] * CMK 223/2-e’deki “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir” hükmü ile Avukatlık Kanunu 140/3’teki “Eylemin sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle” düzenleme dikkate alındığında, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.140/3)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.10.2013 günlü “Olur”u ile; “Müştekiyi işten çıkaran … isimli temizlik şirketi aleyhine iş ve tazminat davası açmak üzere, … Noterliğince düzenlenen 28/07/2009 tarih, 3263 yevmiye sayılı vekâletname ile şikâyetçinin vekilliğini üstlendiği hâlde, bahse konu davayı açmadığı gibi, davayı açtığından bahisle şikâyetçiyi oyaladığı, ayrıca aradan geçen süreye rağmen şikâyetçiden aldığı davaya ilişkin belgeleri de iade etmediği” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında Şikâyetli savunma vermemiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemede alınan savunmasında, “Genelde iş dosyalarına bakmaktayım. Müştekiyi tanımıyorum. Daha önceden bir sefer görmüş olabilirim. Önceden ve sadece vekâletname almam söz konusu değildir. Vekâletname ile birlikte, masrafları almaktayım. Çalışma şeklim bu şekildedir. Doğrusu da budur. Avukatlık Kanunu’na göre bu şekilde hareket edilmesi gerekmektedir. Masrafların tarafımızdan ödenmesi ve karşılanması, Avukatlık Kanunu’na göre yasaktır. Sanıyorum katılanla görüşme yapmışımdır. Vekâletname de çıkarılmıştır. Ancak, vekâletnameyle birlikte, masrafların da tarafımıza verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirttiğim çerçevede, vekâletnamenin masraflarla birlikte dönüşünün olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihmal ettiğim herhangi bir görev yoktur. Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum, beraatıma karar verilmesini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 15.07.2014 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddeleri uyarınca Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın, disiplin davasına konu eylemi nedeniyle “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/6 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 17.12.2014 gün ve 2014/388 sayılı kararı ile yüklenen suçun sanık Avukat tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince şikâyetlinin beraatine kararı verildiği, kararın temyizde onanarak 02.06.2021 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Dava konusu olayda her ne kadar müşteki, sanık avukatın şirket aleyhine iş mahkemesine dava açacağı ve vekâlet ücreti olarak da kazanılan bedelin %10’unun ödenmesi konusunda anlaştıklarını, kovuşturma aşamasındaki beyanında da sanık avukata masrafların karşılamak üzere teklifte bulunduğunu ancak avukatın davayı kazandıktan sonra alacağını söylediğini belirtmiş ise de, sanık Avukat ile aralarında ücret alacağına ilişkin yazılı bir sözleşme akdetmedikleri, müştekinin sözleşmelerinin kapsamını başka bir delil ile de ispatlayamadığı hususları yukarıda anılı mevzuat maddeleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın Avukatlık Kanunu’na göre masrafların tarafından ödenmesi ve karşılanmasının yasak olduğu, vekâletnameyle birlikte masrafların da kendisine verilmesi gerektiği, vekâletnamenin masraflarla birlikte dönüşünün olmadığı yönündeki savunmasının aksinin ispat edilemediği, bu hale göre müştekinin iddiasının soyut nitelikte kaldığı, atılı suçun sanık tarafından işlendiği hususunda mahkeme heyetinde şüphe oluştuğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müştekinin soyut iddiası dışında yüklenen suça ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanığın beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca; “Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde yakınılan avukatın görevi ihmal ettiğine yönelik ve Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı eylemi bulunmadığı kanaatiyle” gerekçesiyle, şikâyetli hakkında disiplin cezası tayin edilmediği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde, eylem tarihi itibariyle tekerrüre esas kesinleşmiş cezasının olmadığı,
Şikâyetçinin 23.06.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki iddialarını tekrarla, haksız ve usulsüz kararın kaldırılarak şikâyetli Avukat aleyhine karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikayetçinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun “Ceza Kovuşturmasının Disiplin Cezalarına Tesiri” başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır” diyerek, verilen her beraat kararının değil sadece “Eylemin işlenmemiş” olması ya da “Eylemin… sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle” verilen beraat kararlarının disiplin kurullarını bağladığı düzenlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm “başlıklı 223. Maddesinin 2 fıkrasında “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir” şeklinde düzenlenme mevcuttur.
Somut olayda, şikâyetli hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, “suçun sanık avukat tarafından işlendiğinin sabit olmaması” gerekçesi ile beraat kararı verildiği ve CMK 223/2-e’deki “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir” hükmü ile Avukatlık Kanunu 140/3’teki “Eylemin… sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle” düzenleme dikkate alındığında, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçinin itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık o1l0mak üzere,
Katılanların oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 23 Eylül 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!