Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1464
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 174 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “… 2. Noterliğince düzenlenen 28.12.2016 tarih ve 11965 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca müştekinin vekilliğini üstlenip, vekâlet ücreti ve masraflara mahsuben 2.000 TL aldığı hâlde, davalı Ş.P. aleyhinde … Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2019/378 esasına kayden görülen tapu iptali ve tescil davasını 05.12.2019 tarihinde yaklaşık 3 yıl gecikmeli olarak açtığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, şikayetçinin iddialarını kabul etmediğini, iddialara ilişkin olarak ilk önce M.E. adına dava açtığını, bu davada M.E.’nin 1999 yılında başkasına verdiği vekâletname ile oğlu T.E.’e satışı yapılan taşınmazı satması için kimseye vekâlet vermediğini, vekâletnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini ama inceleme sonucunda imzanın M.E.’e ait olduğunun ortaya çıktığını ve bu sebeple davanın reddedildiğini, bu süreçte ayrıca Ş.E. adına icra takibi açtığını, bu kişi hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, sonrasında açılan itirazın iptali davasını takip ettiğini ve bu işler için de kendisinden 1.000 TL aldığını, şikayetçinin bahsettiği bu davalar ve işler için sık sık ofisine geldiğini, mirasla ilgili ihtilaflar ve alacağı olduğundan bahisle kendisine vekâletname verdiğini, eski erkek arkadaşı tarafından kendisine açılan davayı takip etmesini istediğini ve takip ettiğini, bu iş için şikayetçinin önce 1.000 TL, aradan yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra da 2019 yılı içinde 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL verdiğini, açılan bu davaya karşı yetki itirazında bulunduklarını ve mahkemenin yetkisizlik kararı verdiğini, süresinde yetkili mahkemeye gönderilmemesi nedeniyle davanın yetkisizlikle sonuçlandığını, sadece bu dava bile şikayetçinin iddialarının yersiz olduğunu gösterdiğini, zira dilekçesinde bu davayı kendisinden bağımsız olarak takip ettiğini söylediğini, şikayetçinin ayrıca bu süre zarfında babasının kız kardeşinin kocasına taşınmaz devretmesi dolayısıyla muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açmak istediğini, bilgilerini getirdiğini ancak masraf ve vekâlet ücreti avansı getirmediğini, bu nedenle de davasının açılmadığını, ilerleyen süreçte şikayetçinin anlam veremediği mesajlar atmaya başladığını, tehditler ve hakaretler ettiğini, daha sonra belki bunlara son verir diye kız kardeşinin kocasına karşı açmak istediği davayı masrafını kendisi karşılayarak açtığını, bu seferde geç açtığını ileri sürerek kendisine verdiği tüm paraları geri istemeye başladığını, bunu kabul ettiğini, ancak bu defa da eski eşinin kendisine 2.250 TL verdiğini, bunları da istediğini söylediğini, eski eşiyle ofisine geldiklerini, o görüşmede eski eşinden 2.250 TL değil 1.000 TL aldığını söylediğini, bunun da yapılan işlerin masrafı ve vekâlet ücreti olduğunu söylediğini, eski kocasının bu davayı başka avukata açtırdığını ve kendisinden bir talepleri olmadığını söylediğini, bu şekilde ayrıldıklarını, sonradan şikayetçinin kendisine verdiği 2.000 TL’nin eski erkek arkadaşı tarafından açılan davadaki vekâlet ücreti olduğunu söylediğini, bunun üzerine şikayetçinin daha da agresifleştiğini, bunun üzerine şikayetçi ile baş edemeyeceğini anlayınca aldığı bütün paraları iade edeceğini söylediğini, eski eşinin de 1.250 TL’yi kendisine verdiğine dair yemin etmesi halinde bu miktarla birlikte diğer işler için aldığı 1.000 TL’yi de iade edeceğini ilettiğini, daha sonra şikayetçi ile eski eşinin ofisine geldiklerini, yemin etmesi üzerine eski kocasına 2.250 TL, şikayetçiye de 2.000 TL’yi nakit olarak verdiğini, kısacası şikayetçinin yıllardır kendisine iş yaptırdığını ve verdiği paraları da geri aldığını, üstelik bir de şikayet ettiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 27.11.2020 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25.06.2022 günlü “Olur”u ile “şikâyetlinin bahsi geçen davanın açılması için müştekiden 2.000 TL aldığına dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı gibi, vekâlet ücreti ve masraf verilmemesi nedeniyle söz konusu davanın süresinde açılmamasından dolayı da avukata kusur izafe edilemeyeceği” gerekçesiyle soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Toplanan deliller ve alınan beyanlar ışığında açması gereken davayı süresinde açmaması nedeniyle şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesini ihlal ettiği sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde, dava açma tarihi (05.12.2019) itibariyle tekerrüre esas kesinleşmiş ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 23.06.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, savunmalarını tekrarla, Disiplin Kurulu üyesi M.İ.’ye karşı bir müvekkil şirket ile olan ihtilaf nedeniyle açmış olduğu icra takip dosyası ve itiraz üzerine açılan dava dosyasının derdest olduğunu, bu üyenin oylamaya katılmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi Kurulun tarafsızlığına da gölge düşürdüğünü, Baro Disiplin Kurulu’nca samimi savunmalarının dikkate alınmadığını, Baro Yönetim ve Disiplin Kurulu kararlarının insanlara “elinizde belge, bilgi, delil olmasına gerek yok avukatlar hakkında iddiada bulunmanız yeterli” mesajını verdiğini belirterek mezkur kararın kaldırılıp cezalandırılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Her ne kadar … 2. Noterliğince düzenlenen 28.12.2016 tarih ve 11965 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca müştekinin vekilliğini üstlenip, vekâlet ücreti ve masraflara mahsuben 2.000 TL aldığı hâlde, davalı Ş.P. aleyhinde … Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2019/378 esasına kayden görülen tapu iptali ve tescil davasını 05.12.2019 tarihinde yaklaşık 3 yıl gecikmeli olarak açtığı gerekçesiyle Baro Disiplin Kurulu tarafından şikâyetli Avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Avukatlık Kanunu’nun 174/3.maddesine göre; “Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir.”
Kurulumuzca Şikâyetli Avukatın itirazı ile birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Şikâyetli Avukatın şikâyetçiden 2.000 TL aldığına dair savunmanın aksine dosya içerisinde soyut iddia dışında herhangi bir delil bulunmadığı, vekâlet ücreti ve masraf verilmemesi nedeniyle söz konusu davanın süresinde açılmamasında Avukatlık Kanunu’nun 174/3.maddesi gereğince Avukatın sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi yerinde görülmediğinden itirazın kabulü ile kararın kaldırılması şikâyetli Avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 22.04.2022 gün ve 2020/33 Esas, 2022/12 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
, Şikâyetli avukat hakkında
“DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA”
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe