Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1407
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 166, TBB Mes. Kur. m. 3, 4, 43) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukatlar hakkında, “… Noterliğince düzenlenen 14.05.2008 tarihli ve 6253 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca bir kısım hukuki işlemlerini takip etmek üzere müştekinin vekilliğini üstlendikleri hâlde, vekillik görevinin gereklerini yerine getirmedikleri,
Bu cümleden olarak;
Alacaklı müşteki vekilleri sıfatıyla ilgili ihtiyati haciz kararının infazı için … İcra Müdürlüğünün 2009/5900 sayısına kayden başlatılan icra takibinde haczedilen taşınır malların İcra ve İflas Kanununun 106 ve 110 maddeleri gereğince yasal süresi içerisinde satışını talep etmemeleri sebebiyle şikâyetçinin maddi yönden zarara uğramasına neden oldukları” iddiaları üzerine başlatılan disiplin davasında, ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetliler savunmalarında özetle, şikâyetçiyle aralarında vekâlet ilişkisinden ziyade bir dostluk ilişkisi olduğunu, yapılan birçok işlemin sözlü ifade üzerine tutanaksız güvene dayalı olarak yapıldığını, uhdelerinde tuttukları paranın tahsil edemedikleri vekâlet ücreti alacağı olduğunu, diğer iddia hakkında böyle bir işlem için anlaşma olmadığını bildirerek şikâyeti reddettiklerini beyan etmişlerdir.
Baro Yönetim Kurulu’nun 14.01.2014 günlü toplantısında şikâyetli avukatlar hakkında
yalnızca disiplin davasına konu iddia bakımından
Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Diğer iddialar yönünden bir karar verilmediği, “
Müştekinin alacaklı olduğu çekin tahsili amacıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/83 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararı için 03.09.2009 tarihinde teminat olarak yatırdıkları 7.500 Türk lirasını 08.10.2009 tarihli reddiyat makbuzu ile iade almalarına rağmen, müştekiye vermedikleri
” iddiası bakımından Baro Yönetim Kurulu kararına yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 19.08.2014 günlü toplantısında, Şikâyetliler hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiğinden ve bu karara karşı itiraz yolu bulunmadığından, bu konuda karar vermeye gerek olmadığına, ancak “
Şikâyetli avukatların, ihtiyati haciz teminatını dosyadan geri aldıktan sonra, şikâyetçiye, bu miktar üzerinde hapis hakkını kullandıklarını bildirmedikleri gibi, hangi işlerden dolayı alacaklarının olduklarını bildirmedikleri görüldüğünden”
gerekçesiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 166/1.maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43.maddesine aykırı davrandıkları için disiplin kovuşturması açılmasına karar verilerek, dosyaların disiplin kurulunda birleştirilmek üzere Baro Başkanlığına gönderilmesine karar verildiği,
Hal böyle iken Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararı sonrasında, Baro Yönetim Kurulu’nun “
Müştekinin alacaklı olduğu çekin tahsili amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/83 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararı için 03.09.2009 tarihinde teminat olarak yatırdıkları 7.500 Türk lirasını 08.10.2009 tarihli reddiyat makbuzu ile iade almalarına rağmen, müştekiye vermedikleri
”iddiası yönünden Avukatlık Kanunu’nun 142/2.maddesi gereğince Şikâyetliler hakkında “disiplin kovuşturması açılmasına” ilişkin herhangi bir karar vermediği,
Şikâyetçi tarafından Şikâyetlilerin, … Noterliğinin 14.05.2008 gün ve 06253 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile vekil tayin edildiği, aynı Noterliğin 23.11.2011 gün ve 7886 yevmiye numaralı azilnamesi ile azledildiği,
Şikâyetli avukatların, disiplin davasına konu eylemi nedeniyle “Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılmaları istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/171 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 06.05.2015 gün ve 2015/103 sayılı kararı ile CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın temyizde Onama kararı ile 08.06.2021 tarihinde kesinleştiği,
Mahkemenin; “… A.Ş.’nin bir okul inşaatının yapımını üstlendiği, Y.D. sahibi olduğu … Ltd. Şti. Aracılığı ile katılan Z.D. bu şirketin taşeronu olarak işe ortak bulundukları, ancak Z. ve Y. arasında hukuki anlaşmazlık doğduğu, bu uyuşmazlığı ise sanık H., A.Y.’yi de yanma alarak … yetkilileri ve Y.D. ile yapılan görüşmeler sonucu uyuşmazlığın çözülerek katılan Z. lehine iki tane çekten oluşan 100.000 TL almayı sağladığı ve bir sözleşme yapıldığı, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 35.maddesine göre dava açılmadan önce tarafların kendi iradeleri ile istem sonucu elde edilebilecekleri konulara etkili olmak üzere taraflar arasında uzlaşma sağlama yetkisinin avukatlara verildiği, davaya konu olayda sanık H. taraflar arasında uzlaşma sağlayarak katılan lehine sonuç doğurduğu, sanık H.’nin işbu hukuki faaliyetine karşılık aralarında yapılmış bir vekâletnameye dosyada rastlanılmadığı, çeklerden birini bankaya ibraz ederek tahsil etmişler ve parayı katılana göndermişlerdir. 50.000 TL tutarlı ikinci çek karşılıksız çıkınca süresinde bankaya ibraz ederek arkası yazdırılmış, sanıklar tarafından katılan adına Hukuk Mahkemesinde ihtiyati haciz kararı alınmış, … İcra Müdürlüğünün 2009/5900 esas sayılı dosyası ile borçlular aleyhine icra takibi yapılmıştır. Dosya kapsamı ve katılan iddialarında icra işlemleri için sanıklara masraf verildiğine dair bir belge bulunmamaktadır. Takip dosyası incelendiğinde, alacağın tahsili amacıyla İller Bankası Genel Müdürlüğüne, TOKİ’ye, İİK’nın 89/I maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilmiş, borçlunun taşınır ve taşınmazlarının haczini, bankalardaki değerlerin haciz konularak varsa paranın dosyaya intikali hususunda talepte bulunulmuş, borçlu … firmasının araçları üzerine haciz konulması sağlanmış, bunun için gereken masraflar yapılmış, borçlu … şirketinin … ilindeki ofisinde bulunan menkul mallar haczedilmiştir. Yine taraflar arasında takip dosyasının içinde vekâlet sözleşmesi bulunmamaktadır. Yine bu durumda sanıklar lehine vekâlet ücreti 1136 sayılı Yasanın 164/3 maddesine göre hesap edilecek, sanıkların icra masrafları %15 oranına göre 50.000 TL üzerinden 7.500 TL kanuni vekâlet ücreti alacakları görülecektir.
Takip dosyasının incelenmesinde; … firmasına ait 8 tane araç üzerine haciz konulduğu, ancak araçların satışının istenebilmesi için fiilen bu araçların bağlanması gerektiği, araç fiili haciz avansı olarak 300 TL masrafın sanıklar tarafından yatırıldığı, fakat Trafik Tescil Müdürlüğünün araçların yakalama işlemini gerçekleştiremediği, dosya kapsamında araçların fiilen muhafaza altına alındığına dair belge bulunmadığı, fiilen haczedilmeyen araçların satışının mümkün olmadığı, bu haliyle sanıkların araçların satışını istememesinin doğal olduğu, talep edilse dahi İcra Müdürlüğü tarafından reddedileceği, ancak araçların tamamı fiilen muhafaza altına alınmış olsaydı bu araçların satışının istenmemesi hususunun katılanın zararını doğuracağı açıktır. Bu haliyle katılan Z.’nin bu işlemler sebebiyle zararının bulunmadığı anlaşılmaktadır. … A.Ş.’nin …’daki adresinde fiilen hacze gidildiği, borçluya ait toplamda 3 bilgisayar, 2 yazıcı, 1 notebook, çalışma masası, kitaplık, mini buzdolabı, faks makinesi, sandalye tipi koltuklar, siyah koltuklar gibi taşınır malların haczedildiği, bu malların değerinin 7.950,00 TL
olduğu, haciz uygulamalarına bakıldığında bu tür malların satışı çıkarıldığında alıcısının bulunmadığı, ihaleye muhammen bedel olan 7.950,00 TL’nin %60 ve
%
40’ı eksiği ile açık arttırmaya çıkarılacağı bilindiğine göre satış için yapılacak masraflar ile elde edilecek pozitif değer bulunmayacağı için sanıkların satış istememesi hususunun katılan lehine olduğu ve maddi zararının oluşmadığı değerlendirilmiştir. İhtiyati haciz tutanağında borçlu şirket yetkilisinden taahhüt alındığı ancak İİK’nın 114 ve 340 maddelerine göre icra takibi kesinleşmeden ihtiyati haciz aşamasında alınan taahhüdün geçersiz olduğu, içeriğine bakıldığında hukuken uygun olmadığı, zira hukuka uygun ödeme taahhüdü için borcun aslı, harç ve giderler, vekâlet ücreti, işlemiş ve işleyecek faizlerin hesap edilmesi, bunun açıkça gösterilmesi ve tarafların icap ve kabulünün bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla sanıkların taahhüdü ihlal suçu nedeniyle başvuruda bulunulmadığı ve katılan aleyhine zararına sebebiyet verdikleri yönündeki iddia bu gerekçelerle yerinde görülmemiştir.
Sanıkların katılandan aldığı ve ihtiyati hacizde kullanılarak mahkeme veznesinden çektikleri 7.500 TL’yi katılana iade etmeyip uhdelerinde tutma iddiasına gelince; 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 166.maddesine göre avukat müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı oranında elinde tutabilir. Dolayısıyla sanıkların müvekkilinden teminat olarak aldığı ihtiyati haciz için kullanılıp, teminat miktarını vekâlet ücreti olarak hak etmiş olduğu miktar kadar müvekkiline vermemiş olması hususu Avukatlık Yasasının 166.maddesine uygunluk arz etmektedir. Buna göre Avukatlık hapis hakkını kullanması için icra dosyasında çekmiş olduğu yalnız para değil, müvekkili tarafından verilen paralar bakımından da hapis hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mahcuzlar üzerindeki öncelikli alacaklar
gözetildiğinde, alacağın tahsili hususunda netice alınamayacak, bu haliyle yapılacak masraflar, katılanın bilgisi dahilinde satış talebinde bulunulmadığına dair aksi ispatlanamayan savunma nazara alındığında; sanıkların müvekkili olan katılan aleyhine zarar oluşturacak bir işlem yapmadıkları, suç kastıyla hareket etmedikleri anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
” gerekçesiyle karar verdiği,
İncelemenin talep gibi duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca; “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmesi neticesinde; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesine göre, dava açılmadan önce tarafların kendi iradeleri ile istem sonucu elde edebilecekleri konulara etkili olmak üzere taraflar arasında uzlaşma sağlama yetkisinin avukatlara verildiği, davaya konu olayda H.’nin işbu hukuki faaliyetine karşılık aralarında yapılmış bir vekâletnameye dosyada rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda vekâlet ücreti 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/3 maddesine göre hesap edilecektir. Yapılan işin değeri 100.000 TL olduğuna göre hakkaniyet gereği 15.000 TL vekâlet alacağı bulunmaktadır.
Sanıklar H. ve Z. adına aldıkları iki adet 50.000 TL tutarındaki çeklerden birini bankaya ibraz ederek tahsil etmişler ve parayı katılana göndermişlerdir. 50.000 TL tutarlı ikinci çek karşılıksız çıkınca süresinde bankaya ibraz ederek arkası yazdırılmış, sanıklar tarafından katılan adına Hukuk Mahkemesinde ihtiyati haciz kararı alınmış, … İcra Müdürlüğünün 2009/5900 esas sayılı dosyası ile borçlular aleyhine icra takibi yapılmıştır.
Sanıkların katılandan aldığı ve ihtiyati hacizde kullanılarak mahkeme veznesinden çektikleri 7.5000 TL’yi katılana iade etmeyip uhdelerinde tutma iddialarına gelince; 1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 166. maddesine göre avukat müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı oranında elinde tutabilir. Dolayısıyla sanıkların müvekkilinden teminat olarak aldığı haciz için kullanılıp, teminat miktarını vekâlet ücreti olarak hak etmiş olduğu miktar kadar müvekkiline vermemiş olması hususu Avukatlık Yasası’nın 166. maddesine uygunluk arz etmektedir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mahcuzlar üzerindeki öncelikli alacaklar gözetildiğinde, alacağın tahsili hususunda netice alınamayacak, bu haliyle yapılacak masraflar, katılanın bilgisi dahilinde satış talebinde bulunulmadığına dair aksi ispatlanamayan savunma nazara alındığında; sanıkların müvekkili olan katılan aleyhine zarar oluşturacak bir işlem yapmadıkları, suç kastıyla hareket etmedikleri anlaşıldığından şikâyetli avukatlar hakkında ayrı ayrı aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmektedir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 08.03.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Şikâyetlilerin 2009 yılından 2011 yılına kadar haczedilen araçlarla ilgili hiçbir işlem yapmadıklarını, arabalar gümrükte yakalandığı halde müvekkilinin yazılı onayı alınmadan araçlar üzerindeki yakalama kararlarının kaldırıldığını, müvekkili lehine ne bir ödeme ne de anlaşma söz konusu olmadığı halde alacaklı vekillerinin talebi üzerine 14.01.2011 tarihinde araçlar üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, taşınmaz haczi için teminat olarak yatırılan paranın şikâyetlilerce tahsil edildiğini, müvekkilinin haberi olmadan alıkonulup müvekkiline iade edilmediğini, bu davranışlar sonucunda her iki şikâyetli avukatın 23.11.2011 tarihinde azledildiğini, Şikâyetlilerin meslek kurallarını ihlal ederek müvekkili zarara uğrattıklarını beyan ederek kararın itirazen kaldırılarak ceza verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Kurulumuzca yapılan incelemede; Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararı sonrasında, Baro Yönetim Kurulu’nun “
Müştekinin alacaklı olduğu çekin tahsili amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/83 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararı için 03.09.2009 tarihinde teminat olarak yatırdıkları 7.500 Türk lirasını 08.10.2009 tarihli reddiyat makbuzu ile iade almalarına rağmen, müştekiye vermedikleri
”iddiası yönünden Avukatlık Kanunu’nun 142/2.maddesi gereğince Şikâyetliler hakkında “disiplin kovuşturması açılmasına” ilişkin herhangi bir karar vermediği,
bu nedenle bu iddia yönünden usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından, Baro Disiplin Kurulu’nca ve Kurulumuzca herhangi bir inceleme yapılamayacağı
değerlendirilmiştir.
Diğer yandan disiplin davasına konu “
Alacaklı müşteki vekilleri sıfatıyla ilgili ihtiyati haciz kararının infazı için … İcra Müdürlüğünün 2009/5900 sayısına kayden başlatılan icra takibinde haczedilen taşınır malların İcra ve İflas Kanununun 106 ve 110 maddeleri gereğince yasal süresi içerisinde satışını talep etmemeleri sebebiyle şikâyetçinin maddi yönden zarara uğramasına neden oldukları
” eylemi yönünden haczedilen mallar üzerindeki öncelikli alacaklar dikkate alındığında, alacağın tahsilinde netice alınamayacağı, şikâyetçinin bilgisi dahilinde satış talebinde bulunulmadığına dair aksi ispatlanamayan savunma ve ceza mahkemesinin tespitleri birlikte değerlendirildiğinde, Şikâyetli Avukatların müvekkilleri aleyhine zarar oluşturacak bir işlem yapmadıkları, suç kastıyla hareket etmedikleri anlaşılmakla Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuki nitelendirme yerinde bulunmuş itirazın reddi ile; gerekçeli karardan, “
Sanıkların katılandan aldığı ve ihtiyati hacizde kullanılarak mahkeme veznesinden çektikleri 7.5000 TL’yi katılana iade etmeyip uhdelerinde tutma iddialarına gelince; 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 166. maddesine göre avukat müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı oranında elinde tutabilir. Dolayısıyla sanıkların müvekkilinden teminat olarak aldığı haciz için kullanılıp, teminat miktarını vekâlet ücreti olarak hak etmiş olduğu miktar kadar müvekkiline vermemiş olması hususu Avukatlık Yasası’nın 166. maddesine uygunluk arz etmektedir.
” ibarelerinin çıkartılması suretiyle kararın düzeltilerek onanması karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçi vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun ayrı ayrı
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının gerekçesinden “
Sanıkların katılandan aldığı ve ihtiyati hacizde kullanılarak mahkeme veznesinden çektikleri 7.5000 TL’yi katılana iade etmeyip uhdelerinde tutma iddialarına gelince; 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 166. maddesine göre avukat müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı oranında elinde tutabilir. Dolayısıyla sanıkların müvekkilinden teminat olarak aldığı haciz için kullanılıp, teminat miktarını vekâlet ücreti olarak hak etmiş olduğu miktar kadar müvekkiline vermemiş olması hususu Avukatlık Yasası’nın 166. maddesine uygunluk arz etmektedir.
” ibarelerinin çıkartılması suretiyle kararın
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe