Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1302
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
139.maddesindeki emredici hüküm gereğince;
suçtan zarar gören ve görüşmeye katılamayacak olan yönetim kurulu başkanı ve üyeleri yerine,
yedek üyelerin çağrılması ve yedek bulunmadığı takdirde seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yoluyla eksikliğin tamamlanması gerekirken,
böyle bir yöntem izlenmeden verilen disiplin kovuşturması açılmasına dair Baro Yönetim Kurulu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirildiğinde, itirazın kabulü ile şikâyetli Avukat hakkında usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 139) [KARAR METNİ] İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli Avukatın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün elektronik posta adresine 19.10.2019 tarihinde gönderdiği elektronik postada; “Aşağıda verilen linkte de görüleceği üzere … Barosu 12.10.2019 tarihinde yapmış olduğu bir açıklama ile …. Harekâtının bir savaş olduğunu, burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin haklı değil güçlü olduğunu, savaşın tarafı olmayan sivillerin ölümünden Türkiye’nin sorumlu olduğunu ifade etmiştir. Bu devletin vatandaşı olup, bu devletin yetkilendirdiği makamları işgal edenlerin, devlet aleyhine yaptıkları bu açıklamalar en başta kamu düzenine aykırılık teşkil etmektedir. İlgililer hakkında gereğinin yapılmasını talep ederim.” şeklindeki beyanda bulunması üzerine, Kanun gereği usule uygun olarak demokratik bir şekilde seçilmiş olan Yönetim Kurulu üyelerine “İŞGALCİ” gibi onuru, şahsiyeti, itibarı zedeleyici ithamlarda bulunduğu gerekçesiyle Baro Yönetim Kurulu’nca re’sen disiplin davası başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin Kurulları, “sui generis” bir yargı yeridir ve ceza hukukuna ilişkin evrensel ilkelerin tamamı Disiplin Kurullarınca yapılan disiplin davalarında da geçerlidir.
Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, kuruluş ve kaynağını Anayasa ve Yasadan alan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Yönetimlerinin seçimle gelmeleri, belli sürelerle görevli olmaları, yürütmeden bağımsızlıkları, kararlarının itiraz ve yargı denetime açık olması karşısında, yaptıkları disiplin yargılamasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun ve temel insan haklarının koruyucusu CMK’yı uygulamaları kaçınılmazdır.
Kurulumuzun önceki kararlarında da belirtildiği üzere; Barolar ve Türkiye Barolar Birliği temel insan hakları güvencesi olmasından ötürü,
Avukatlık Kanunu’nunda hüküm bulunmayan hususlarda
, CMK ve TCK kurallarının uygulanmasına önem vermektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 139/2.maddesi “Baro başkanı, baro yönetim ve disiplin kurulu üyeleri, kendi haklarındaki kovuşturmalarla ilgili görüşme ve kararlara katılamazlar.”
Anılan Kanunu’nun 139.maddesinin son fıkrası da; “İkinci fıkranın kapsamına giren bir durumun mevcut olması veya ret yahut istinkâf sebepleriyle başkan ve üyelerin katılmamaları yüzünden baro yönetim ve disiplin kurullarında toplantı yeter sayısı bulunamazsa, eksikler yedeklerle tamamlanır. Yedeklerin de herhangi bir sebeple görüşme veya karara katılmamaları yahut sayılarının yetişmemesi halinde, baro levhasında yazılı olup yönetim ve disiplin kurullarına seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yolu ile seçileceklerle eksikler tamamlanır.” hükümlerini amirdir.
Baro Yönetim Kurulu’nca, Yönetim Kurulu üyelerine “İŞGALCİ” gibi onuru, şahsiyeti, itibarı zedeleyici ithamlarda bulunduğu gerekçesiyle re’sen başlatılan disiplin soruşturmasında
heyetin tamamının istinkâfı gerektiğinden
, istinkâf nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 139.maddesine göre
söz konusu elektronik postanın gönderildiği tarihteki Başkan ve üyelerden başka avukatlarca
toplanarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki düzenlemelere göre değerlendirme yapılması gerekirken, istinkâfı gereken üyelerin katılımı ile disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
CMK madde 174-(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.” hükmünü amirdir.
Bu anlamda Baro Yönetim Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararının “iddianame” niteliğinde bulunduğu da tartışmasızdır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, “iddianame” niteliğindeki Yönetim Kurulu kararındaki eksikliğin giderilmesi için CMK’nın 174.maddesi gereğince Yönetim Kurulu kararını yasal süresi içerisinde Baro Yönetim Kurulu’na
iade de etmediği
görülmüştür.
Kovuşturmaya başlanmış olması nedeniyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden incelenen dosya kapsamında; Avukatlık Kanunu’nun
139.maddesindeki emredici hüküm gereğince;
suçtan zarar gören ve görüşmeye katılamayacak olan yönetim kurulu başkanı ve üyeleri yerine,
yedek üyelerin çağrılması ve yedek bulunmadığı takdirde seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yoluyla eksikliğin tamamlanması gerekirken,
böyle bir yöntem izlenmeden verilen disiplin kovuşturması açılmasına dair Baro Yönetim Kurulu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirildiğinde, itirazın kabulü ile şikâyetli Avukat hakkında usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli Avukat hakkında usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe