Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1289
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 158) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
… Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2019 tarihli yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında; “Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan açılan kamu davası sonucu verilen kesinleşmiş karar örneğinin Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, örgütle ortaokul yıllarında tanıştığını, okullarında ve evlerinde kaldığını, bir kez içine girdikten sonra örgütten ayrılmanın çok zor olduğunu, gözaltına alındığında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığını, 80’den fazla kişiyi teşhis ettiğini ve tanıklık yaptığını ve yargılama sonucunda HAGB kararı verildiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 28.04.2020 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 134.maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralların gereğince şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/113 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 16.10.2019 gün ve 2019/332 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 9 Ay 25 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 24.10.2019 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “tanık beyanı ile sanığın üniversite okuduğu yıllarda …’ye ait örgüt evlerinde kaldığı anlaşılmıştır.
Etkin pişmanlık kapsamında… Sanığın 72 kişi hakkında beyanda bulunduğu, bunlardan 64 tanesinin tespit edildiği, 14 kişi hakkında herhangi bir adli işlem olmadığı, 47 kişi hakkında ifadesinden önce adli işlem yapıldığı, 3 kişi hakkında ise ifadesinden sonra işlem yapıldığı anlaşılmıştır.
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ikrarının ve verdiği bilgilerin konumuna uygun, samimi bilgiler olduğu değerlendirilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyanın bir bütün halinde incelenmesinden Şikâyetli avukatın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılanmış olduğu … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/113 esas, 2019/332 karar sayılı dosyası kapsamında suça konu eylemini ikrar ettiği görülmüştür. Şikâyetli avukat hakkında HAGB kararı verilmiş olmakla HAGB kararları şekil yönünden kesinleşen esas hakkında kesinleşmeyen kararlardır. Dolayısıyla mahkûmiyet kararından söz etmek mümkün değildir.
Avukatlık Kanunu’nun 5/a maddesi ‘TCK’nın 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı 2 yıldan fazla süre ile hapis cezasının ya da Devletin Güvenliğine karşı suçlar, Anayasal Düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Milli Savunmaya karşı suçlar, Devlet Sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklı mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak’ avukatlığa kabule engel hal olarak bildirilmiş ve ‘1. fıkranın a bendinde sayılan Yüz Kızartıcı Suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.’ hükmü uyarınca bu suçlardan hüküm giyenlerin cezaları paraya çevrilmiş, ertelenmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilemeyecekleri bildirilmiştir. Ancak yargılanan avukat hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle söz konusu hükmün uygulanması da mümkün değildir.
Şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı açısından ayrıca bir inceleme yapılması gerekmektedir. Dosya içerisindeki bilgi, belge ve savunmalar incelendiğinde ve Şikâyetli avukatın ikrarı göz önüne alındığında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini kanaatine varılmıştır.
Şikâyetli avukatın eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34, 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4.maddelerine aykırı olması sebebiyle eylemin niteliği ve ağırlığı da göz önüne alındığında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukatın 15.10.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmamasına rağmen verilmiş olan disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu, disiplin cezasına konu soruşturma ve yargılama esnasında beyan etmiş olduğu hiçbir olayın avukatlık mesleğine ilişkin olmadığını, mesleğin kendisine vermiş olduğu yetki ve sorumlulukları hiçbir şekilde anılan örgüt lehine kullanmadığını, yine avukat olduğu dönemde özellikle 15 Temmuz 2016 tarihi ve sonrası örgütle ve örgütle iltisaklı kişilerle hiçbir bağlantısının kalmadığını, aksi yönde ne tarafınca bir beyanda bulunulduğunu ne de tarafına böyle bir iddia yöneltildiğini, büyük ölçüde öğrencilik dönemi ve hemen sonrasına ilişkin olayların meslek kurallarına aykırılık olarak değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek itiraza konu disiplin cezasının kaldırılmasını veya kınama cezası ile değiştirilmesini talep ettiği,
İtiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikâyetli avukat hakkında, disipline konu eylem nedeni ile, yapılan ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/113 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 16.10.2019 gün ve 2019/332 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 9 Ay 25 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği sabittir.
Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”, 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır”, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın yargılamaya konu eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre; mesleğe kabulü engelleyen suçlardan olmasına rağmen, maddede “…suçlarından mahkûm olmak” dendiği ve şikâyetli hakkında verilen HAGB kararının da bir mahkûmiyet kararı olmadığı açıktır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu yargı denetiminden de geçen kararlarında, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı, yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararı nedeniyle, eylemin karşılığı olan cezadan bir alt ceza verilmesi gerektiği konusunda istikrar kazanan görüşünü sürdürmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak “İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır. Bu kapsamda Şikâyetlinin … silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında,
Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir denge gözetilmeden alt sınırdan tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinin “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü ile avukatlık mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak, Şikâyetli Avukatın tanık beyanı ile üniversite okuduğu yıllarda …’ye ait örgüt evlerinde kaldığı, etkin pişmanlık kapsamında 72 kişi hakkında beyanda bulunduğu, bunlardan 64 tanesinin tespit edildiği, 14 kişi hakkında herhangi bir adli işlem olmadığı, 47 kişi hakkında ifadesinden önce adli işlem yapıldığı, 3 kişi hakkında ise ifadesinden sonra işlem yapıldığı, ceza soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ikrarı dikkate toplanan kanıtlar doğrultusunda Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi yerinde olmakla birlikte; eylemle ceza miktarı arasında adaletli bir denge kurulmaksızın alt sınırdan ceza tayin edildiği; alt sınırdan uzaklaşılarak işten çıkarma cezası verilmesi gerektiği anlaşılmakta ise de; Şikâyetli Avukatın aleyhine Baro Disiplin Kurulu kararına itiraz edilmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle; itirazın reddi ile aleyhe değiştirme yasağı gereğince Baro Disiplin Kurulu kararının onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 04.06.2021 gün ve 2021/11 Esas, 2021/130 Karar sayılı kararının
aleyhe değiştirme yasağı gereğince
ONANMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe