TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/360 K. 2022/422

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1283

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 158
[ÖZET] Ceza Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem bakımından disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, ceza verilmesine yer olmadığına kararı; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
(Av. Yas. m.158)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
… Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun 28.09.2021 günlü yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında, “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan soruşturma yürütüldüğü hususunun Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli Avukat savunmasında özetle, …. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/342 esasın kayden hakkındaki yargılamanın devam ettiğini ve bu davanın sonucunun beklenmesini, dava konusu eylemlerin avukatlığa başlamadan önceki eylemlerinin disiplin kovuşturmasına konu olmayacağını bu nedenle hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 14.10.2021 günlü toplantısında şikâyetli hakkında Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın, disiplin davasına konu eylemi nedeniyle “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/342 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 11.01.2022 gün ve 2022/3 sayılı kararı ile sanık şikâyetli Avukat hakkında CMK’nın 223/4-a maddesi uyarınca Ceza Verilmesine Yer Olmadığına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 19.01.2022 tarihinde kesinleştiği,
Mahkemenin; “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapısıyla ilk olarak, üniversite sınavına hazırlık için gittiği … ilinde iltisaklı Serhat Dershanesinde tanıştığı, dershanedeki öğretmenlerin yönlendirmesi ile örgüte ait en küçük hücrelerden olan öğrenci evlerine gitmeye başlayan sanığın, bu adreslerde sohbet adı altında düzenlenen örgütsel içerikli ideolojik toplantılarda katılımcı sıfatıyla yer aldığı, 2010 yılında … Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan sanığın örgütsel referans ile eğitim süresince çeşitli konumlardaki örgüt evlerinde kaldığı, bu süreçte sanığa ‘…’ kod isminin verildiği ve ayrıca sanığın askeri okullara hazırlanan lise talebelerini örgütsel boyutta takip etmesi/ilgilenmesi mesuliyetinin yüklenerek mahrem yapılanmaya dahil edildiği, sanık tarafından ilgilendiği öğrencilere asker ve polis okuluna gitmeleri yönünde telkinlerde bulunmak ile birlikte öğrenciler ile ilgili çetele tutup örgütsel hiyerarşide bir üst konumunda bulunan şahsa bilgi aktarımında bulunduğu, mahrem yapılanmadaki rolünün yanı sıra sanığın ev ağabeyliği, bölge talebe mesulü gibi Örgütün organik yapısında çeşitli basamaklarda da yer aldığı görülmüştür.
Sanığın devam eden süreçte ‘Kol ağabeyi’ sıfatıyla mahrem yapıdaki konumu ve etki alanını giderek genişleterek askeri öğrenciler ile ilgilenmeye başladığı, düzenli periyotlarda …. iline giden sanığın sorumlu olduğu askeri öğrencilere yapının mahrem kurallarını tedbir ettiği, iletişimini sabit veya ankesörlü hatlardan gerçekleştirdiği, organize ettiği mahrem görüşmelerde örgütsel içerik ve dokümanları işlediği, takip eden süreçte hususi grubu değişen sanığın … ilinde eğitim alan Jandarma Meslek Yüksek Okulu öğrencileri ile aynı örgütsel içerikte ve usulde görüşmeler gerçekleştirdiği anlaşılan sanığın 2014 yılında örgütün gerçek yüzünü gördüğü ve FETÖ/PDY silahlı terör yapılanması ile iletişimini geri dönmemek üzere sonlandırdığı anlaşılmıştır.
Sanığın beyanları değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dahil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanığın kendiliğinden yetkili merci olan … Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosuna başvurarak etkin pişmanlık hükümleri kapsamında, örgüt içerisindeki konumuna göre örgütün yapısı ve faaliyeti ile ilgili tüm bildiklerini samimi ve ayrıntılı bir şekilde anlattığı, hakkında adli soruşturma yapılmış ve henüz yakalanmamış olmasına rağmen sanığın gönüllü olarak adli makamlara müracaat ettiğinin sabit olduğu, örgüt içinde tanıdığı kişileri açık şekilde beyan ve teşhis ettiği anlaşıldığından…” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca; “Disiplin Kurulu her kadar ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmasa da kanun hükmü gereğince, ceza mahkemesinin kararını beklemek zorundadır. Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına esas dayanak ceza mahkemesi dosyası olduğu için ceza mahkemesi yargılaması aşamasında da şikâyetli avukatı soruşturma evresinde etkin pişmanlıktan yararlandığını belirtmesi, samimi beyanları ile soruşturma yürüten savcıda ve mahkemede olumlu izlenim bırakması, olayların mesleğe başlamadan öncesine ait olması gibi hususlarda göz önüne alındığı zaman şikâyetli avukat hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle ceza karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.02.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Avukatlık Kanunu’nun 140. maddesi gereğince eylemin işlenmemiş veya sanık tarafından yapılmamış olması halinde verilen beraat kararı dolayısıyla disiplin kovuşturması yapılmayacağının belirtildiğini ancak yargılandığı ceza mahkemesince şikâyetli hakkında beraat kararı verilmeyip üzerine atılı suçları işlediği ve mahkumiyete yeter bir delil bulunduğu ancak hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği hususunun usul veya yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığını beyan ederek, kararın itirazen incelenerek kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetlinin 31.03.2022 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, eylemlerin işleniş tarihleri dikkate alındığında Avukatlık Kanunu’nun 159. maddesi uyarınca disiplin kovuşturmasının zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, yargılandığı mahkemece kendisi hakkında ceza verilmediğini bu nedenle verilen kararın isabetli olduğunu beyan ederek, hakkında yeniden ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Şikâyetli avukat hakkında, disipline konu eylem nedeni ile yapılan ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/342 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 11.01.2022 gün ve 2022/3 sayılı kararı ile sanık şikâyetli Avukat hakkında CMK’nın 223/4-a maddesi uyarınca Ceza Verilmesine Yer Olmadığına karar verildiği, kararın 19.01.2022 günü kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunun avukatlığa engel suçlardan olduğu ve aynı Kanun’un 136/1. maddesi uyarınca bu eylem suç nedeniyle meslekten çıkarma cezası tayini zorunlu ise de, CMK’nın 223/5.  maddesinde sayılan “mahkûmiyet” hükmü ile CMK’nın 223/4-a. maddesinde sayılan “ceza verilmesine yer olmadığı” hükmünün farklı ağırlıkta hükümler olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 136 ve 5/1-a. maddeleri kapsamında meslekten çıkarma için aranılan kesin hükmün CMK’nın 223/5.maddesinde sayılan “mahkûmiyet” hükmü olduğu açık olduğundan, Şikâyetli hakkında Ceza Mahkemesince verilen  “ceza verilmesine yer olmadığı”  hükmünün Avukatlık Kanunu’nun 136 ve 5/1-a maddeleri kapsamında meslekten çıkarmayı gerektiren bir hüküm olmadığı anlaşılmaktadır.
Ceza Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem bakımından disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, ceza verilmesine yer olmadığına kararı; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
İdari yargı kararlarında da belirtildiği üzere; her ne kadar ceza verilmesine yer olmadığı kararının avukatlığa engel bir hal olarak değerlendirilemeyeceği açık ise de, ceza davasına konu eylemlerin ayrıca disiplin cezasını gerektirmesi halinde disiplin kovuşturması yapılabilecek ve disiplin cezası verilebilecektir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”,
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Diğer yandan Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak “İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve Barolar Disiplin Kurulları, eylemin ağırlığına ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre Avukatlık Kanunu’nun 158. maddesinin verdiği “…gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler.” düzenlemesi ışığında takdiren “üç aydan, üç yıla kadar” işten çıkarma cezası tayin edebilirlerse de; takdir hakkının keyfi olup olmadığının denetimi için gerekçelendirilmesi gerekmektedir.
Baro Disiplin Kurulu kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Özellikle takdir hakkının kullanıldığı durumlarda disiplin kurulları kararlarını, her zamankinden daha itinalı olarak gerekçelendirmelidirler. Zira gerekçe hem taraflar hem de yargısal denetimi yapacak mahkemeler açısından son derece önemlidir.
Öte yandan, disipline konu eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin değerlendirmesi yerinde olmadığından; itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması;
şikâyetli Avukatın
örgüte ilişkin verdiği bilgilerin niteliği ve kapsamının birbiri ile orantılı olduğu, konumu gereği kendisinden vermesi beklenen bilgileri verdiği, kendiliğinden teslim olduğu, örgütle organik bağ kurduğu, örgüt hiyerarşisine girdiği ve
silahlı terör örgütü üyesi olduğu ceza mahkemesince verilen karar ile sabit olduğundan
; Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddeleri ve eylem ile yaptırım arasında adil bir denge gözetilip Avukatlık mesleğinin önemi ve Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeler de dikkate alınarak, Avukatlık Kanunu’nun 135/4.maddesi gereğince Şikâyetli Avukatın takdiren alt sınırdan 3 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
Avukatlık Kanunu’nun 135/4.maddesi gereğince Şikâyetli Avukatın takdiren
3 AY İŞTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 23 Nisan 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!