TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/169 K. 2022/283

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1264

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 137, AVK Madde 141
[ÖZET] * Şikâyetli avukata eylemle ilgili olarak uyarı yazısı gönderilmeden, dolayısıyla uyarı ön koşulu gerçekleştirilmeden doğrudan soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, “iddianame” niteliğindeki Yönetim Kurulu kararındaki eksikliğin giderilmesi için CMK’nın 174.maddesi gereğince yasal süresi içerisinde Yönetim Kurulu kararını Baro Yönetim Kurulu’na iade etmediği değerlendirilmiş, kovuşturmaya başlanmış olması nedeniyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmiştir.
Baro Yönetim Kurulu’nca “Reklam Yasağına Aykırılık” dışında şikâyetli Avukatın fiilleri nedeniyle Kanuna ve Meslek Kuralları’na herhangi bir aykırılık var ise isnat olunan hususun şikâyetli Avukata açıkça bildirilmesi gerekmektedir. Dosya incelendiğinde özellikle Meslek Kurallarının 4, 5 ve 8.maddeleri uyarınca şikâyetlinin savunması alınmadan doğrudan disiplin kovuşturması açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum Avukatlık Kanunu’nun 137.maddesindeki emredici hükme aykırıdır.
(CMK m.174, Av. Yas. m. 137, 141, TBB Rek. Yas. Yön. m.12)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; “sosyal medya paylaşımları ve yayınladığı videoların Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na aykırılık teşkil ettiği” iddiası üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Şikâyetli savunmalarında özetle; hakkında hangi eylemden ötürü reklam yasağı ile karşı karşıya kaldığının tarafına somut olarak bildirilmiş olmadığını, savunma hakkını zedelediğini, Instagram sayfasının kişisel bir sayfa olduğunu ve hitap kitlesini genç meslektaş ve hukuk öğrencileri olduğunu, aslında kendi stilini paylaşmak amacı ile düşündüğü hesabın bu paylaşımlara çevrildiğini, amacının iş elde olmadığını, hesabında Av. İbaresinin bulunmadığını, ofis adresinin bulunmadığını iş portföyünün de yer almadığını Baro Yönetim Kurulu’nun dayanak ekte sosyal medya paylaşımlarından ötürü Avukatlık Kanunu’nun 55.maddesi uyarınca re’sen soruşturma açıldığını belirttiğini fakat paylaşımların net olarak belirtilmediğini, sadece bir takım internet siteleri uzantılarının belirtildiğini, reklam yasağına aykırı davrandığını kabul etmemekle birlikte aykırı olduğu düşünülen konunun düzeltilmesi için Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 12. maddesi uyarınca tarafına 15 günlük süre verilmediğini, gerek soruşturma gerekse de kovuşturma açılmasına yönelik kararda Avukat … ve Avukat …’nın mazeretli olduklarının görüldüğünü, kovuşturma kararında ise Avukat … hazır olduğunun görüldüğünü, Avukatlık Kanunu’nun 137. maddesinde isnat edilen hususun açıkça belirtilmesi gerektiğini, buna rağmen dayanak olarak mailin tümüyle internet sitesi uzantısına dayandığını, www.instagram.com/… ile genel Instagram hesabına ulaşıldığını, somut herhangi bir paylaşımın görülmediğini, diğer adres olan Twitter adresinde ise böyle bir sayfanın olmadığını, re’sen soruşturma ve sonrasında alınan kovuşturma kararının şekil ve usul açısından sakat olduğunu ve savunma hakkını kısıtladığını, hangi eylemden ötürü reklam yasağı ile karşılaştığının somut olarak belirtilmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 06.02.2020 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 55, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 5, 8, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 8 ve 9.maddesi gereğince şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın internet paylaşımları ile ilgili ekran çıktılarının dosyamız içerisinde yer aldığı,
Baro Yönetim Kurulu’na “şikâyetli avukat hakkında Reklam Yasağı Yönetmeliği gereğince uyarı yazısı yazılıp yazılmadığı” sorulduğu, gelen cevapta şikâyetli avukat hakkında “10.10.2019 tarih ve 44/894 sayılı karar ile Avukatlık Kanunu’nun 55.maddesine aykırılık nedeniyle, hakkında sosyal medya paylaşımları ile ilgili olarak re’sen soruşturma açılmasına” karar verildiği, ancak daha önce bir uyarı yazısı gönderilmediği hususunun bildirildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukatın Reklam Yasağına aykırı davrandığı iddiası ile hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verilmiş ise de, reklam yasağı yönetmeliği 12.maddesi uyarınca 15 günlük süre verilmesi ön koşul olduğundan … Barosu Başkanlığınca Kurulumuza gönderilen 15.06.2021 tarihli, cevabi yazıda ‘Daha önce şikâyetli avukata uyarı yazısı gönderilmediği, dosya kayıtlarından anlaşılmıştır.’ yazısı göz önüne alındığında şikâyetli avukatın cezalandırılması için gerekli olan ön koşulun oluşmadığı anlaşıldığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı bir durum saptanmadığından” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Baro Başkanlığı’nın 11.01.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Baro Disiplin Kurulu’nca kovuşturmaya konu eylemlerin hangi yön itibariyle Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 55.maddesine aykırı olmadığının irdelenmediği, Kanunla yasak edilmiş reklam için önceden uyarı yapılmasına dair yasal bir düzenleme bulunmadığı, diğer yandan Meslek Kurallarının 4, 5 ve 8.maddeleri uyarınca uyarı yazısı gönderilmesine gerek olmadığı halde soyut olarak Avukatlık Kanunu’na ve Meslek Kurallarına aykırılık saptanmadığı gerekçesiyle verilen karara itiraz edildiği; bu kapsamda adil yargılama hakkının uygulama alanı bulduğu disiplin yargılamasında gerekçeli karar hakkının da bulunduğu ve delillerin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilip eksikliklerin giderilerek şikâyetli Avukat hakkında disiplin cezası tayin edilmesinin talep edildiği,
Şikâyetli Avukatın 09.02.2022 kayıt tarihli cevabında özetle; Baro Başkanının gece yarısı paylaşmış olduğu tweet ve basına verdiği demeçlerinin ihsası rey hükmünde olduğunu, soruşturmanın selametine halel getirecek nitelikte olduğunu, mesleki anlamda kendisini zor durumda bıraktığını ve mesleki anlamda uğradığı zarara dair her türlü hukuki haklarını saklı tuttuğunu kendisine iletmesine rağmen geri dönüş alamadığını, itiraz dilekçesinde belirtilen mevzuat gereğince iş elde etmeyi amaçladığına, meslek kurallarını ihlal ettiğine, özensiz onursuz bir şekilde davrandığına, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalar yaptığına, reklam amaçlı hareket ettiğine dair somut verilerle ortaya konulmuş gerekçeler söz konusu olmadığı gibi bu hususa ilişkin bir delilin soruşturma ve kovuşturma aşamasında Yönetim Kurulu’nca  dosyaya sunulamadığını, iddianın somutlaştırılması külfetinin iddia eden tarafta olduğunu, bu nedenle yapılan itirazın yerinde olmadığını, somut olayda reklam yasağına aykırılık nedeniyle re’sen soruşturma başlatıldığından yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, usule ilişkin düzenlemelerin bulunduğunu, usul şartına uyulmaması halinde sakatlık söz konusu olacağını, Baro Disiplin Kurulu kararının gerekçeli olduğunu belirterek itirazın reddi ile usul ve esas yönünden hukuk uygun kararın onanmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 12.maddesi uyarınca 15 günlük süre verilmesi ön koşul olduğundan ve şikâyetli avukatın cezalandırılması için gerekli olan ön koşulun oluşmadığı anlaşıldığından, Avukatlık Kanunu ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı bir durum saptanmadığından gerekçesiyle Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli Avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
1-Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 12.maddesinde Yönetmelik hükümlerine aykırılık tespiti halinde barolar tarafından ilgiliye bir uyarı yazısı gönderileceği ve söz konusu aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde baro tarafından re’sen soruşturma açılacağı düzenlenmiştir.
Şikâyetli avukata söz konusu eylemle ilgili olarak uyarı yazısı gönderilmeden, dolayısıyla uyarı ön koşulu gerçekleştirilmeden doğrudan soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır.
Bu konudaki emsal yargı kararları; “Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 12.maddesinde Yönetmelik hükümlerine aykırılık tespiti halinde barolar tarafından ilgiliye bir uyarı yazısı gönderileceği ve söz konusu aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde baro tarafından resen soruşturma açılacağı düzenlenmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta ise davacıya uyarı yazısı gönderilmeden doğrudan soruşturma başlatıldığı görüldüğünden tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim emsal uyuşmazlıkta yerel mahkeme tarafından verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine mahkeme kararını kaldırarak işlemin iptaline karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 22.11.2016 gün ve E:2016/389, K:2016/295 sayılı kararı da bu yöndedir.” şeklindedir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 11.11.2021 gün ve 2021/1244 esas, 2021/1343 karar sayılı ilamındaki; “
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 12.maddesinde Yönetmelik hükümlerine aykırılık tespiti halinde barolar tarafından ilgiliye bir uyarı yazısı gönderileceği ve söz konusu aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde baro tarafından resen soruşturma açılacağı düzenlenmiş olup, işbu davada her ne kadar eylem gerçekleşmiş olmakla birlikte davacıya reklam yasağına aykırı davranışı nedeniyle uyarı yazısı gönderilmeden doğrudan soruşturma başlatıldığı görüldüğünden tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
” hüküm ile de Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 12.maddesinde Yönetmelik hükümlerine aykırılık tespiti halinde Barolar tarafından ilgiliye bir uyarı yazısı gönderilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
2- Disipline konu eylemlerin neden olduğu sonuçları ve yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden, hukuki sorunların ve anlaşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında yaşamsal bir önem ve değere sahip bir mesleği icra eden Avukatların disipline konu eylemlerini, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve Baro Disiplin Kurulları, Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinde belirtildiği üzere, gösterilen delilleri serbestçe takdir ederek, avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarak değerlendirmektedir.
Bu kapsamda Baro Yönetim Kurulu’nun 10.10.2019 günlü toplantısında; şikâyetli Avukat hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 55.maddesi gereğince re’sen soruşturma açıldığı dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Soruşturma aşamasında, sosyal medya paylaşımları nedeniyle şikâyetli Avukattan sadece Avukatlık Kanunu’nun 55.maddesi gereğince savunmasının istendiği ancak Baro Yönetim Kurulu’nun 06.02.2020 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 55, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 5, 8, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 8 ve 9.maddesi gereğince şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun “
Savunma hakkı
” başlıklı 137.maddesi, “
Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi
, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.” hükmünü amirdir.
Avukatların işlediği fiillerin disiplin hukuku yönünden bir aykırılık oluşturup oluşturmadığının soruşturma aşamasında tespitinin yapılması disiplinsiz davranışların
açıkça ortaya konulması gerektiği tartışmasızdır.
Bu durumda Baro Yönetim Kurulu’nca “Reklam Yasağına Aykırılık” dışında şikâyetli Avukatın fiilleri nedeniyle Kanuna ve Meslek Kuralları’na herhangi bir aykırılık var ise isnat olunan hususun şikâyetli Avukata açıkça bildirilmesi gerekmektedir. Dosya incelendiğinde özellikle Meslek Kurallarının 4, 5 ve 8.maddeleri uyarınca şikâyetlinin savunması alınmadan doğrudan disiplin kovuşturması açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum Avukatlık Kanunu’nun 137.maddesindeki emredici hükme aykırıdır.
Nitekim Ankara 12. İdare Mahkemesinin 25.04.2019 gün ve 2018/249 esas, 2019/883 karar sayılı kararında da; “…
bakılan olayda, mevzuatta belirlenen usule uygun olarak verilmiş bir kovuşturma açılması kararı bulunmadığı
, ….
şikâyetli yönünden ise savunmasının alınmadığı bir isnat yönünden disiplin cezası uygulandığı,
disiplin kurulu kararına yapılan itirazın ise şikâyetçinin diğer isnatlarının karşılıksız kalması sonucunu doğuracak usulüne uygun olmayan disiplin kovuşturması açılması kararına dayanılarak değerlendirildiği,
bu itibarla, mevzuatta belirlenen usule uygun olarak yapılmamış eksik ve yetersiz disiplin kovuşturması esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
” şeklinde bu husus belirtilmiştir.
3-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Belilos/İsviçre 1988) içtihadı uyarınca “mahkeme” maddi anlamıyla üstlendiği yargı işlevine göre nitelik kazanır. Bir başka deyişle mahkeme, yetkisi dâhilindeki konuları hukuk kuralları temelinde, belirlenen usule bağlı olarak görülen davaların neticesinde karara bağlayan bir mercidir. Ayrıca, birçok diğer koşulları da yerine getirmesi gerekir. “bağımsızlık”, özellikle de yürütmeden; tarafsızlık; üyelerinin görev süreleri; usulle ile sağlanan teminatlar ki bunların birçoğu 6. maddenin 1. fıkrasında bulunmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Le Compte, Van Leuven ve Meyere, Belçika 1981) “yürütme organından ve davanın yanlarından bağımsız olan, üyelerinin atanma biçimi ve süresi, uyguladığı yargılama yöntemleri açısından güvenceleri bulunan organlara ‘yargı yeri’ denilebilir.” kararı ile Tabipler Odası Üst Kurulu’nu “mahkeme” olarak tanımlamış, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesine aykırı olmadığını saptamıştır.
Disiplin Kurulları, “sui generis” bir yargı yeridir ve ceza hukukuna ilişkin evrensel ilkelerin tamamı Disiplin Kurullarınca yapılan disiplin davalarında da geçerlidir. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, kuruluş ve kaynağını Anayasa ve Yasadan alan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Yönetimlerinin seçimle gelmeleri, belli sürelerle görevli olmaları, yürütmeden bağımsızlıkları, kararlarının itiraz ve yargı denetime açık olması karşısında, yaptıkları disiplin yargılamasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun ve temel insan haklarının koruyucusu CMK’yı uygulamaları kaçınılmazdır. Bu aynı zamanda savunma hakkının kutsallığının da bir gereğidir.
CMK madde 174-(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.” hükmünü amirdir.
Bu anlamda Baro Yönetim Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararının “iddianame” niteliğinde bulunduğu da tartışmasızdır.
4-Baro Disiplin Kurulu’nun, “iddianame” niteliğindeki Yönetim Kurulu kararındaki eksikliğin giderilmesi için CMK’nın 174.maddesi gereğince yasal süresi içerisinde Yönetim Kurulu kararını Baro Yönetim Kurulu’na iade etmediği değerlendirilmiş, kovuşturmaya başlanmış olması nedeniyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmiştir.
Usule ilişkin eksiklikler tamamlandıktan sonra Şikâyetli hakkında Baro Yönetim Kurulu tarafından yeniden işlem tesis edilebileceği de gözetilerek,
itirazın reddi ile kararın kaldırılması, Şikâyetli Avukat hakkında “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” dair karar verilmesi usulî eksikliklerin tamamlanması sonrasında yapılacak soruşturma ve kovuşturmada mükerrerlik sonucunu doğuracağından, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 12, Avukatlık Kanunu’nun 137 ve 141.maddesi gereğince usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Baro Yönetim Kurulu’nun itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukat hakkında
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 18 Mart 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!