TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2017/109 K. 2017/473

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1072

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 171
[ÖZET] Bir haktan vazgeçmeyi gerektiren işlemlerde vekil edenin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur.
(Av. Yas. m. 34, 134, 171 TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, “Şikâyetçi davacı vekili olarak takip ettiği … 9. İş Mahkemesi’nin 2011/995 esas sayılı dosyasında verilen 25.09.2012 günlü red kararını temyiz etmeyerek, ‘Özen ve Doğruluk’ borcuna aykırı hareket ettiği” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Şikâyetçinin … 8. Noterliği’nin 28.02.2011 gün ve 05374 yevmiye numarası ile kendisini vekil tayin edildiğini, … aleyhinde muhtelif talepli davalar açtığını, 9 yıldır banka çalışanları ve emeklilerinin davalarını takip ettiğini, 2002-2004 yılları arasında verilmeyen maaş zamları dışında tüm davaların kazanılıp, hak sahiplerine ödendiğini, maaş zammı ile ilgili talebin HGK kararıyla kesin bir içtihat haline gelen kararın Yargıtay 10.HD tarafından onanmasıyla, başlamış olan ödemelerin 25.02.2011 tarihli 6011 sayılı Yasa’nın 53.maddesi ile yargıya müdahale edilerek, mahkeme kararlarının hükümsüz kılındığını, şikâyetçinin 2004 yılı emeklisi olduğunu, torba yasa kapsamına girmediğini, davasının 25.09.2012 tarihinde reddedildiğini, bu tarihten sonra Anayasa Mahkemesine kendisinin müracaat ettiğini, eksik evrakla başvurulduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, kendi mahkeme ilamına dayanarak aleyhinde takip başlattığını, itirazı üzerine takibin iptal edildiğini dolandırıldığını beyan eden şikâyetçiye temyiz masrafı göndermesi halinde kararı temyiz edeceğini bildirmesine rağmen şikâyetçinin bu masrafı göndermediğini, masraf verilmediği için temyiz yoluna gidilmediğini, kaldı ki şikâyetçinin, hakaretleriyle kendisi ile çalışmak istemediğini hem sözlü hem de yazılı beyan ettiğini, kararın şikâyetçinin bilgisi dâhilinde temyiz edilmediğini, yapılan havalelerin tamamının dava devamı süresinde olduğunu beyan ederek hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 04.01.2017 günlü kararı ile; şikayetçinin itiraz dilekçesinin şikâyetli avukata tebliğ ile varsa diyeceklerini bildirmesi için süre verildikten sonra incelenmek üzere Kurulumuza gönderilmesi için Barosuna iadesine karar verildiği, Baro Disiplin Kurulunca eksikliğin ikmal edildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 04.06.2014 günlü kararı ile şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
Şikâyetçinin karara itiraz ettiği, TBB Yönetim Kurulu’nun 27.06.2015 günlü kararı ile itirazın kabulüne karar verilmesi üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 07.10.2015 günlü kararı ile Avukatlık Yasası’nın 34, 134, TBB Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmak üzere şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetçinin vekili olarak …Sağlık Yardımı Sandığı Vakfı aleyhine … 9. İş Mahkemesi’nin 2011/995 esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığı, davanın 6111 sayılı Yasası’nın 53. maddesi ile 506 sayılı Yasanın geçici 20. maddesine eklenen fıkra nedeniyle 25.09.2012 tarihinde reddine karar verildiği,
Şikâyetçinin ibraz ettiği belgelere göre şikâyetliye muhtelif tarihlerde toplam 950,00 TL ödeme yapmış olduğu, dava sonuçlanmadan, 18.04.2012 tarihli yazı ile şikâyetli avukat tarafından şikâyetçiden 1.200,00 TL vekâlet ücreti talep edildiği,
Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2013 gün ve 2013/612 esas sayılı kararında, şikâyetçinin vekili olarak şikâyetli avukatın isminin yazılı olduğu, bireysel başvurunun … 9. İş Mahkemesi’nin 2011/995 esas sayılı dosyasında 25.09.2012 günlü kararının temyiz edilmemesi nedeniyle, idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu tarafından; “…Şikâyetli her ne kadar savunmasında masraf verilmediği için temyiz yoluna gidilmediğini beyan etmişse de şikâyet edilenin, ‘kararın temyiz edilmesi için masraf verilmesi aksi takdirde temyiz yoluna gidilmeyeceğini’ şikâyetçiye bildirir herhangi yazılı bir bildirime rastlanmamıştır. Nitekim avukatlar masraf verilmeden işin yapılmaması yoluna gidebilecekken bir haktan vazgeçme sonucunu doğuracak bu işlemin mutlaka yazılı bir bildirimle müvekkile bildirilmesi zorunludur… Şikâyetlinin masraf konusunda yazılı bir bildirimle şikâyetçiyi bilgilendirmeden temyiz yoluna gitmediği…” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde 21.10.2011 kesinleşme tarihli uyarma cezasının bulunduğu,
Şikâyetli avukatın 02.08.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Önceki savunmalarını tekrarla, ortada bir hak kaybının olmadığını, şikâyetçinin ithamlarının asılsız olduğunu, şikâyetçinin davasının gerekçeli kararının halen tebliğ alınmadığından, temyiz hakkını kullanabileceğini, kaçırılmış bir temyiz süresinin de bulunmadığını belirterek itirazları doğrultusunda mezkûr kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 11.08.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde; Önceki iddialarını tekrarla, şikâyetlinin cezasının daha ağır olmasını, kendisinden aldığı avukatlık ücreti, masrafları yasal faizi ile birlikte ödemesini, mağduriyetinin giderilmesini talep ettiği,
Şikâyetçinin itiraz dilekçesinin şikâyetliye tebliğ edildiği, şikâyetli avukatın 27.01.2017 kayıt tarihli savunmasında özetle; Şikâyetçinin 04.05.2016 günü … 9. İş Mahkemesinin 2011/995 esasındaki dosyasında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunu, mahkemenin gerekçeli karar tebliğ tarihinin 016.06.2016 olduğunu, yaşanmayan bir hak kaybına dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkili vekil ilişkisinin 07.02.2014 günü haklı sebeple sona erdiğini belirttiği görülmektedir.
Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Avukatlık Yasası’nın 171. maddesi, “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Bir haktan vazgeçmeyi gerektiren işlemlerde vekil edenin yazılı muvafakatinin alınması zorunlu olup, avukat kararın temyizinde hukuksal yarar görmediği kanısında ise, görüşünü iş sahibine yazılı olarak bildirmek ve nedenlerini açıklamakla yükümlü olduğundan dosya içerisinde şikâyetli avukatın şikâyetçiye kararın temyizinde hukuki yarar görmediğini bildirdiğine ve şikâyetçinin mahkeme kararının temyiz edilmemesine ilişkin yazılı hiçbir belge bulunmamaktadır.
Avukatın bağımsızlığı, hiçbir etki ve baskı altında kalmadan hukuka uygun bir şekilde müvekkilinin haklarını savunmayı ve üzerine aldığı işi Avukatlık Yasasının 171 maddesine göre sonuna kadar takip etmeyi gerektirmektedir. Temyiz aşaması da “Davanın sonuna kadar takibini” içermektedir.
Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34. maddesine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde ise de Avukatlık Yasası’nın 136/1. maddesine aykırı olarak uyarma cezası tayini yerinde görülmemiş ve aleyhe itiraz süresinde olmadığından itirazların reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetçinin itirazının süre yönünden reddine, Şikâyetli avukatın itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Uyarma Cezası Verilmesine”
ilişkin 06.05.2016 gün ve 2016/160 Esas, 2016/99 Karar sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde … İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 20 Nisan 2017
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!