Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1063
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 153) [KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01.12.2017 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 30.09.2017 gün ve 2017/781 Esas, 2017/829 Karar sayılı kararı,
“Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, adı geçen Avukatın tedbiren işten yasaklanmasına dair kararın Avukatlık Kanunu’nun 153. maddesine aykırı olarak verildiği gerekçesiyle, itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesinde, baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığım tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerin terör eylemleri olduğu belirtilmiştir.
Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 ilâ 26.05.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantılarda FETÖ/PDY’nin, milli güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan, Devlet içerisinde legal görünüm altında illegal faaliyetler yürüten, yasa dışı ekonomik boyutu bulunan, diğer terör örgütleri ile işbirliği yapan bir terör örgütü olduğuna dair değerlendirmelerin yapıldığı ve bu terör örgütü ile tüm kurum ve birimlerin birlikte etkin bir şekilde mücadele edilmesine dair kararların alındığı gibi Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve Esas: 2017/1443, Karar: 2017/4758 sayılı kararında da silahlı terör örgütü olarak kabul edildiği görülmüştür.
Diğer taraftan, Ülkemizde Devletin içine sızan FETÖ/PDY mensupları, sadece demokratik hukuk düzenine tehdit oluşturmakla kalmayıp, 15.07.2016 tarihinde darbe teşebbüsünde bulunmak suretiyle fiilen de demokratik hukuk devletine ve milli güvenliğe karşı da büyük bir tehdit oluşturduklarını göstermişlerdir. Bu nedenle, darbe teşebbüsü akabinde Devlet kurumlarının FETÖ/PDY ile iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti değerlendirilen örgüt üyelerinden hızlı bir şekilde arındırılabilmesi amacıyla Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarılmıştır.
Milli Güvenlik Kurulu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararları ile terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurların kamu kurumlarında hücreler şeklinde yapılanarak bürokrasiyi ve Devletin yönetimini ele geçirmek amacıyla tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirdiklerinden bahisle birçok kişi hakkında ceza soruşturması başlatılmış ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde tüm kamu personelinden terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Bu soruşturmalar kapsamında 15 Temmuz darbe gecesi fiili olarak darbe girişimine katılmamakla birlikte FETÖ terör örgütünün mensubu olduğu tespit edilen bir kısım hakim ve savcılar hakkında da Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten çıkarma kararı verilmiştir.
Avukat ve Avukatlık mesleği, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederek, hukuki sorunların ve anlaşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında, yaşamsal bir önem ve değere sahiptir. Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlık mesleğinin “kamu hizmeti ve serbest bir meslek” şeklindeki nitelemesi ile, avukatların serbest meslek çalışmalarını yürütürken görev yapılan alanın kamusal ağırlığına dayanmaktadır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.
Bu kapsamda, Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süre ile hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak hali avukatlığa kabule engel sayılmıştır.
Aynı Kanununun 136/1. maddesi uyarınca, 5/1-(a) maddesinde sayılan bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezasının uygulanacağı ve 74. maddesi uyarınca da 5/1-(a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal edileceği ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silineceği hüküm altına alınmıştır.
Adı geçen Avukata isnat edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar başlıklı Beşinci Bölümünde yer alan silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ile silahlı terör örgütüne üye olma suçları Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesi uyarınca avukatlığa engel olup 136/1. maddesi uyarınca da meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.
Diğer taraftan, … Barosu Disiplin Kurulunca, tedbiren işten yasaklama kararı verilmeden önce adı geçen Avukatın, duruşma talebinde bulunmayarak 06.03.2017 tarihli yazılı savunma verdiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, adı geçen Avukatın Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde belirtilen bir suçtan dolayı hakkında dava açıldığı ve halen tutuklu bulunduğu, 153. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği, avukatlık mesleğinin önem ve niteliği, söz konusu örgüte mensup olduklarına dair kuvvetli delil ve şüphe bulunanların görevine devamının kovuşturmanın selameti ile yargı erkinin nüfuz ve itibarını zedeleyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca itirazın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dosya yeniden incelendi:
Şikâyetli avukatın FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanması ve … 6. Ağır Ceza Mahkemesinde “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak” suçundan kamu davası açılması üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, Baro Disiplin Kurulu’nca Avukatlık Yasası’nın 153. maddesi uyarınca “Tedbiren İşten Yasaklama Kararı” verilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/3 esas sayılı dosyasında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılandığını ve 220 gündür tutuklu olduğunu, soruşturma aşamasında Baro’ya gönderdiği savunmasını tekrar ile hayatı boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadığını, devlete, millete, organlarına, kanunlara aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını, hakkında bu zamana kadar hiçbir şikâyet ve soruşturma olmadığı gibi suça meylinin bulunmadığım, kamu davası içerisinde tüm delillerin mevcut olduğunu, eylemlerinin mesleki eylemler olup suç unsuru içeriği olduğunu kabul etmediğini, disiplinin kovuşturmasının kamu davası neticesine kadar bekletilmesini, tedbir kararının telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğuracağını, Avukatlık Yasası’nı n153.maddesinin uygulanmamasını, dava sonucun göre değerlendirme yapılması talep ve beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/3 esasına kayden kamu davası açıldığı, yargılamanın devam ettiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/59838 soruşturma nolu ve 30.11.2016 günlü iddianamesinin örneğinin, … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/3 esas sayılı dosyasının 27.12.2016 günlü duruşmasına ilişkin SEGBİS kaydı çözüm tutanağının, 09.05.2017 ve 02.08.2017 günlü duruşma tutanaklarının örneğinin dosyamız münderecatında ve CD içerisinde yer aldığı,
Şikâyetli avukatın 16.08.2017 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, … 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılanmakta olduğu davaya Baro Başkanlığı’nın müdahil olduğunu, dolayısı ile husumet nedeniyle Baro Yönetim Kurulu’nca verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Disiplin Kurulu üyesinin aleyhine tanıklık yaptığını, buna rağmen verilen karara katılarak imza atmasının yasalara aykırı olduğunu, hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiğinin, buna rağmen verilen tedbir kararının masumiyet karinesi de dikkate alınarak kabul edilemez olduğunu, 12 ayı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini, mevcut Türkiye koşullarında hâkimlerin vicdani kanaatlerine göre ve hukuka uygun kararlar vermelerinin beklenemeyeceğini, terör örgütü suçlaması ile KHK ile ihraç edilen hâkimlerin bile Baro Levhasına eklendiklerini, mesleki faaliyetlerine devam ettiklerini, aynı suçlama ile kamudan ihraç edilenlerin avukatlık stajına kabul edilerek, stajlarını yaptıklarını, adil ve hukuka uygun bir yargılanma neticesinde beraat edeceğini inancının tam olduğunu belirterek mezkûr kararın iptaline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülerek uyulması, itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanması, şikâyetlinin tedbiren işten yasaklanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1- Bakanlık geri gönderme gerekçesine uyularak itirazın reddi ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Tedbiren İşten Yasaklama Kararı Verilmesine”
ilişkin 31.05.2017 gün ve 2017/27 Esas, 2017/27 Müteferrik Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Şikâyetli avukatın
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA
,
3-Sonucun, Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
4-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe