TMK Madde 6 İspat yükü

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 6, ispat yükünün dağılımını düzenleyen temel normdur.

Resmi Metin

İspat yükü

Madde 6- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, ispat yükünün dağılımını düzenleyen temel normdur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu kural, medeni yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olup taraflar arasında ispat yükünün adil biçimde dağıtılmasını ve yargılama sürecinde belirlilik sağlanmasını amaçlamaktadır.

Madde, bir hakkın varlığını ileri süren tarafın bunu ispat etmesi, karşı tarafın ise bu hakkı ortadan kaldıran veya engelleyen olguları kanıtlaması gerektiği ilkesini somutlaştırmaktadır. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça” kaydı, ispat yükünün özel kanun hükümleriyle farklı biçimde dağıtılabileceğini göstermektedir. 4721 sayılı Kanun’un gerekçesinde maddenin 1984 tarihli Öntasarıdan kısmen değiştirilerek alındığı ve kenar başlıklarının günümüz diline uyarlandığı belirtilmiştir.

Gerekçe

Yürürlükteki Kanunun 6. maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli Öntasarının 6. maddesinden kısmen değiştirilerek alınmış, konu ve kenar başlıkları günümüz diline uyarlanarak aynen korunmuştur.

İlgili Önemli Yargı Kararları

Türk Medeni Kanunu Madde 6 ile ilgili önemli yargı kararlarını özet olarak şu şekilde maddeler halinde sıralayabilirim:

  • İspat Yükünün Taraflarda Olması: Yargıtay, bir hakkın varlığını iddia eden kişinin, bu hakkın varlığına ilişkin iddiasını kanıtlamak zorunda olduğunu vurgulamıştır. Örneğin, alacak davası açan kişi, alacak hakkının varlığını ve tutarını kanıtlamakla yükümlüdür.
  • Hakkın Doğumunu İspat: Yargıtay kararlarında, bir olaydan hak elde eden kişinin, bu olayın gerçekleştiğini ispatlaması gerektiği belirtilir. Örneğin, bir taşınmazın mülkiyetini iddia eden kişi, mülkiyetin kendisine geçtiğini kanıtlamak zorundadır.
  • Olumsuz Olayların İspatı: Yargıtay, olumsuz (hukuk dilinde menfi) olayların ispatında da Türk Medeni Kanunu Madde 6’ya göre hareket edilmesi gerektiğini belirtir. Ancak olumsuz bir olayın ispatının zorluğu nedeniyle, karşı tarafın bu durumu çürütecek kanıtları sunması beklenir. Bu kararlar, ispat yükünün nasıl ve kime ait olduğunu açıklar.
  • Karşı İspat Hakkı: Yargıtay, iddia edilen olayın aksini ileri süren tarafın da karşı ispat hakkına sahip olduğunu belirtir. Madde 6, sadece iddia sahibine değil, aynı zamanda iddiayı çürütmek isteyen tarafa da kanıtlarını sunma fırsatı tanır. Ancak karşı ispat yaparken davalı ispat yükünü üzerine almaz, ispat yükü hala davacıdadır.
  • Belirsizlik Halinde İspat: Yargıtay, tarafların sunmuş olduğu delillerle ilgili belirsizlik durumunda, ispat yükünü taşıyan tarafın, bu belirsizliği ortadan kaldıracak yeterlilikte delil sunmak zorunda olduğunu vurgulamıştır. İspatın yetersiz bulunduğu noktada hakim takdir yetkisi kullanabilir veya davayı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedebilir.
Bu sayfada yer alan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi” direkt olarak “mevzuat.gov.tr” isimli Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının paylaşıldığı resmi web sitesinde yer aldığı gibi aynen paylaşılmaktadır. Maddeyi etkileyen kanun değişiklikleri takip edilmekte ve tarafımızca güncellenmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş HGK içtihatları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2402 K. 2015/1532 Direnme Bozuldu

TMK m.6 uyarınca bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf onu ispatla yükümlüdür; bu kural menfi tespit davalarında da geçerlidir. "Malen" kayıtlı bonoda malın teslimi borçluca ikrar edilmiş sayılır; bedelsizlik/teslimsizlik iddiasını yazılı delille ispat yükü borçluya aittir.

Detaylı özeti gör

Davacı borçlular, "malen" kayıtlı 6.000-TL bedelli bono nedeniyle takip edilen miktarın bir kısmından borçlu olmadıklarının tespitini istemiş; uyuşmazlık, "malen" kaydını içeren bonoda ispat yükünün hangi tarafta olduğu noktasında toplanmıştır. HGK, TMK m.6'daki "bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın o vakıayı ispatla yükümlü olduğu" genel kuralının menfi tespit davalarında da geçerli olduğunu, bonodaki "malen" kaydının malın teslimine karine teşkil ettiğini ve aksini (malın teslim edilmediğini/bedelsizliği) borçlunun yazılı delille ispat etmesi gerektiğini benimsemiştir. İspat külfetinin tayininde hataya düşen yerel mahkemenin direnme kararı, ispat yükü davacı-borçlularda olduğu ve onlar bedelsizliği yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2384 K. 2015/1510 Onama

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür (TMK m.6).

Detaylı özeti gör

İşçi, alt işveren nezdinde çalıştığı asıl işverene karşı açtığı işçilik alacağı davasında fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiş; bu çalışmaların ispatına ilişkin özel hüküm bulunmadığından, TMK m.6 uyarınca her tarafın hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olduğu, dolayısıyla bu iddiayı ispat yükünün davacı işçide olduğu esas alınmıştır. HGK, davacının birbiriyle tutarlı tanık anlatımlarıyla iddiasını kanıtladığını, mahkemenin müzekkeresine rağmen davalının tanık beyanlarının aksini gösteren kayıt ve belge sunmadığını ve söz konusu alacakların tarafların serbestçe tasarruf edebileceği konulardan olması nedeniyle hâkimin resen delil toplama yetkisinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenlerle eksik inceleme bulunmadığı sonucuna varılarak, davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve yerel mahkemenin direnme kararı oyçokluğuyla ONANMIŞTIR.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1622 K. 2015/1238 Direnme Bozuldu

TMK m.6 uyarınca bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispatla yükümlüdür; menfi tespit davasında muvazaa iddiasını ileri süren davacı-borçluya ispat yükü düşer ve senedin tarafı olduğundan iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır.

Detaylı özeti gör

Davacı-borçlu, aleyhine icra takibine konu edilen "malen" kayıtlı bononun muvazaalı olarak verildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiş; yerel mahkeme ispat yükünü davalı-alacaklıya yükleyerek davayı kabul etmiştir. HGK, TMK m.6'daki "bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran tarafın o vakıayı ispat etmeye mecbur olduğu" temel kuralından hareketle, muvazaa iddiasını ileri süren davacı-borçluya ispat yükünün düştüğünü ve senedin tarafı olan davacının bu iddiayı ancak yazılı delille kanıtlayabileceğini belirlemiştir. Senet metninden muvazaa anlaşılamadığı ve davacı yazılı delil sunmadığı için bononun geçerli kabulü gerektiğini vurgulayan HGK, yerel mahkemenin hatalı gerekçeyle verdiği direnme kararını bozmuştur.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!