Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, TMK m.317-318 kapsamında ele alınır; bu maddelerden TMK m.317 özel olarak rızanın bulunmaması (yasal sebep olmaksızın gerekli rızanın alınmaması) hâline ilişkin kaldırma sebebini düzenler.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, TMK m.317-318 kapsamında açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının görevli mahkemesine ilişkindir; yerel mahkeme (Bolu 2. Asliye Hukuk) işin esasını inceleyerek hüküm kurmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 4787 sayılı Kanunun (5133 sayılı Kanunla değişik) 4/1. maddesi uyarınca, 4721 sayılı TMK'nın üçüncü kısmı hariç olmak üzere ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerinde bakılacağını, görevin kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Daire, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesini usul ve yasaya aykırı bularak hükmü BOZMUŞ ve bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Karar, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının TMK'nın ikinci kitabından kaynaklanması nedeniyle aile mahkemesinin görevli olduğunu ortaya koymaktadır.
Kararı incele →
2. Hukuk Dairesi, evlatlık ilişkisinin hangi sebeplerle kaldırılabileceğinin TMK m.317 ve m.318'de gösterildiğini belirtmiştir;
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, TMK m.313 uyarınca ergin olduğu sırada kurulan evlatlık ilişkisinin (evlat edinme kararı 18.01.2008'de kesinleşmiş), tarafların m.313'te öngörülen sürelerde aile hâlinde yaşamadıkları gerekçesiyle kaldırılması talebine ilişkindir; yerel mahkeme davayı kabul etmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise hükmü bozmuştur. Daire, evlatlık ilişkisinin hangi sebeplerle kaldırılabileceğinin TMK m.317 ve m.318'de gösterildiğini, m.319'da ise dava hakkının sebebin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği yönünde hak düşürücü süre öngörüldüğünü belirtmiştir. Daireye göre davacı, aile hâlinde yaşanmadığı yönündeki eksikliği evlat edinme davası sırasında ve en geç kararın kesinleşmesine kadar bilebilecek, kararı temyiz edebilecek veya davadan feragat edebilecek durumdayken bu olanakları kullanmamış olup, bu olguyu sonradan ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Kesinleşme anında bu durumu bilebilecek konumda bulunması nedeniyle talebin beş yıllık süreye tabi tutulması da mümkün görülmemiş; kesinleşme ile dava tarihi arasında m.319'daki bir yıllık hak düşürücü süre dolduğundan, mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken kabulü isabetsiz bulunarak hüküm bozulmuştur.
Kararı incele →
TMK m.317 uyarınca evlat edinmede gerekli rıza yasal sebep olmaksızın alınmamışsa, rızası gereken kişiler hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir; ancak küçüğün menfaati ağır zedelenecekse istenemez.
Detaylı özeti gör
Evli H. ile S.'nin 29.7.2005'te TMK m.306 uyarınca birlikte evlat edindikleri H. bakımından, evlat edinenlerden H.'nin ölümü üzerine mirasçıları, evlatlık H. ile diğer evlat edinen S. aleyhine evlatlık ilişkisinin kaldırılması (TMK m.318) davası açmış; yerel mahkeme davayı S. yönünden husumet yokluğundan, evlatlık H. yönünden ise esastan reddetmiştir. Yargıtay, evlat edinmenin eşlerin birlikte evlat edinmesi kuralına göre gerçekleştiğini ve verilecek hükmün S. yönünden de sonuç doğuracağını belirterek S.'nin davalı gösterilmesini yerinde bulmuş, dolayısıyla S. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddini hatalı görmüştür. Bununla birlikte toplanan delillere göre TMK m.317 ve m.318 koşullarının somut olayda oluşmadığı belirlendiğinden, davanın reddi sonuç itibarıyla doğru bulunmuş ve hüküm bu nedenle oyçokluğuyla ONANMIŞTIR. Karar, husumete ilişkin gerekçe hatalı olsa dahi, m.317/m.318 koşulları ispatlanamadığında reddin sonuç bakımından isabetli sayılabileceğini göstermektedir.
Kararı incele →
Türk Medeni Kanunu m.317 ve devamı maddeleri evlat edinmeye ilişkin koşulları düzenler; somut olayda bu maddelerin aradığı koşulların oluşmadığı anlaşıldığından evlat edinme talebinin reddine ilişkin karar yerinde görülmüştür.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, Edirne Aile Mahkemesi'nde görülen evlatlık sözleşmesinin iptali davasına ilişkindir; hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı kısmen onamış, kısmen bozmuştur. Onama yönünden; dosyadaki delillere ve kanuni gerektirici sebeplere, özellikle Türk Medeni Kanunu'nun 317. ve devamı maddelerinin aradığı koşulların somut olayda oluşmamış bulunmasına dayanılarak davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Bozma yönünden ise; davanın reddedilmesine rağmen, vekille temsil edilen davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve hüküm bu nedenle bozulmuştur.
Kararı incele →
TMK m.317 uyarınca açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, TMK ikinci kitabından kaynaklandığından aile mahkemesinde; bu mahkeme kurulmayan yerde ise asliye hukuk mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla görülür.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, TMK m.317 uyarınca açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının, aile mahkemesi kurulmamış olan Artvin'de Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından (aile mahkemesi sıfatı belirtilmeden) görülüp karara bağlanması üzerine, davanın hangi sıfattaki mahkemece görülmesi gerektiğine ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, görevin kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğini; 4787 sayılı Kanunun 4. maddesi gereği TMK ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç, m.118-395) kaynaklanan davaların aile mahkemesinde görülmesi, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise HSYK'ca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinin davayı "aile mahkemesi sıfatıyla" görmesi gerektiğini belirtmiştir. Daire, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus düşünülmeden salt Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilmesini usul ve yasaya aykırı bularak (HGK 16.11.2005, 2/673-617 sayılı karara atıfla) hükmü oyçokluğuyla BOZMUŞTUR. Karşı oyda ise, davanın şahıs varlığına ilişkin olup aile mahkemesi kurulmayan yerlerde 4787 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca zaten görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldüğü, kanunda "aile mahkemesi sıfatıyla" bakılacağına dair düzenleme bulunmadığı, hükümde sıfatın gösterilmemesinin (HMK m.297/2-a) mahallinde düzeltilebilir bir usul eksikliği olduğu ve bozmayı gerektirmediği savunulmuştur.
Kararı incele →
Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.