TMK Madde 25 Kişilik hakkının korunması: Davalar

Özet 5 fıkra · ~2 dk okuma

Kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi; saldırının önlenmesi, durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti davalarını açabilir, düzeltme ve tazminat istemleri saklıdır.

Resmi Metin

Davalar

Madde 25- (1) Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

(2) Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

(3) Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.

(4) Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

(5) Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi; saldırının önlenmesi, durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti davalarını açabilir, düzeltme ve tazminat istemleri saklıdır. Kişilik hakkı basın ve yayın yoluyla saldırıya uğrayan kimse, hâkimden bu madde hükümlerine göre korunma isteyebileceği gibi ayrıca cevap hakkını da kullanabilir. Cevap hakkı, kişinin basın ve yayın organları aracılığıyla kamuoyuna açıklama yapabilme yetkisini ifade etmektedir.

Cevap hakkının kullanılmasına ilişkin koşullar ve usul ayrıca kanunla düzenlenmiştir. Bu madde, basın özgürlüğü ile kişilik hakkının korunması arasındaki dengeyi sağlama amacı taşımaktadır. Basın yoluyla saldırıların geniş kitlelere ulaşma potansiyeli ve etkilerinin kalıcılığı göz önünde tutularak kanun koyucu, genel koruma araçlarına ek olarak cevap hakkını özel bir mekanizma olarak düzenlemiştir.

Gerekçe

Yürürlükteki Kanunun 24/a maddesini karşılamaktadır.

Madde yürürlükteki Kanuna 3444 sayılı Kanunla konulmuş yeni bir hükümdür. Maddenin aslı İsviçre Medeni Kanununun 1985 tarihinde yürürlüğe giren yeni 28 a maddesidir.

Maddenin birinci fıkrasında zarar ve kusur koşullarını gerektirmeyen saldırı tehlikesinin önlenmesi, saldırıya son verilmesi ve tespit davaları düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yer alan davalarla birlikte davacıya, mahkemece verilen düzeltmenin (tekzibin) ya da kararın “üçüncü kişilere bildirilmesi” veya “kararın yayımını” isteme hakkı tanınmıştır.

Yürürlükteki maddenin üçüncü fıkrası “Manevi tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez, ancak miras yoluyla intikal eder.” şeklindedir. Madde bu şekliyle manevi tazminat istemlerinin hak sahibi tarafından ileri sürülmemesine rağmen ölümü halinde mirasçılarına intikal etmesini kabul etmiştir. Böyle bir çözüm tarzının manevi tazminat istemlerinin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün değildir. Zira manevi tazminat istemleri ileri sürülmediği sürece kişilik hakkına yönelik saldırıdan elde edilen kazancın istem hakkının başkasına intikal etmesi düşünülemez. Böyle bir istem ileri sürüldükten sonra, malvarlığı niteliği kazanabilir ve miras yoluyla intikal edebilir. Nitekim bu gerçeği göz önünde tutan İsviçre Medeni Kanunu da 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında manevi tazminat isteminin ileri sürülmedikçe miras yoluyla intikal edemeyeceğini kabul etmektedir. Buna uygun olarak maddenin dördüncü fıkrası yeniden kaleme alınıp, değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonucu olarak manevi tazminat istemlerinde iki nitelik önemle vurgulanmıştır:

a- Manevi tazminat istemlerinin bir başkasına devredilebilmesi için, bundan sorumlu olan kişi ya da kişilerin bu istemi kabul etmeleri gerekir.

b- Manevi tazminat istemlerinin miras yoluyla mirasçılara geçebilmesi için, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin tazminat istemini ileri sürmüş olması gerekir. Maddeye göre ileri sürmenin mutlaka dava yoluyla gerçekleşmesi şart olmayıp saldırıya uğrayan kişinin bunu ortaya koyan ve kanıtlanabilen hür iradesi yeterli görülmüştür. Madde bu konuda dava şartını öngören kaynak Kanundan ayrılmıştır.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş HGK içtihatları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2012/57 K. 2012/246 Direnme Bozuldu
Tazminat

TMK m.24-25 uyarınca basın özgürlüğü ile kişilik hakları çatıştığında yapılan yayın; gerçeklik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve güncellik ölçütlerini taşıyor ve özle biçim arasındaki denge korunuyorsa hukuka uygundur ve kişilik haklarına saldırı oluşturmaz.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Basın yoluyla yapılan bir yayının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı; basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengenin nasıl kurulacağı (TMK m.24-25). HGK değerlendirmesi: Basın özgürlüğü Anayasa ve Basın Kanunu güvencesinde olup, toplumu ilgilendiren konularda gerçeklik, kamu yararı ve güncellik ölçütlerine uyan yayın hukuka uygundur; somut yayın bu ölçütleri taşıdığından kişilik haklarına saldırıdan söz edilemez. Sonuç: Davanın kabulüne ilişkin direnme kararı bozulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2010/127 K. 2010/135 Direnme Bozuldu
Tazminat

TMK m.24-25 kapsamında, şikayeti haklı gösterecek zayıf ve dolaylı da olsa emare ve olgular varsa hak arama özgürlüğü yasal sınırlar içinde kullanılmış sayılır; şikayetin beraatle sonuçlanması onu tek başına haksız kılmaz ve manevi tazminat gerektirmez.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Şikayeti gerektiren emarelerin bulunduğu, ancak sanığın delil yetersizliğinden beraat ettiği bir olayda, şikayetçinin haksız şikayet nedeniyle manevi tazminattan sorumlu tutulup tutulamayacağı (TMK m.24-25). HGK değerlendirmesi: Şikayeti haklı gösterecek emareler mevcut olduğunda hak arama ve şikayet özgürlüğü yasal sınırlar içinde kullanılmış sayılır; sonradan beraatle sonuçlanması tek başına şikayeti haksız kılmaz ve manevi tazminat gerektirmez. Sonuç: Kısmen kabule ilişkin direnme kararı bozulmuştur.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2021/285 K. 2024/60 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Adana BAM, dava sırasında üçüncü kişiye temlik edilen alacakta TMK m.25/4 uyarınca manevi tazminat isteminin karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemeyeceğini, davalıların kabulü bulunmadığından geçerli temlik olmadığını belirleyerek kararı kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, icra takibinden borçlu olmadığının tespiti (istirdat) ve takip alacaklısı şirket ile vekili avukata karşı manevi tazminat istemiş; ilk derece mahkemesi istirdatı kabul, şirkete karşı manevi tazminatı kısmen kabul, avukata karşı manevi tazminatı reddetmiştir. Adana BAM, alacağın bir kısmının dava sırasında üçüncü kişiye temlik edildiğini, TMK m.25/4 uyarınca manevi tazminat isteminin karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemeyeceğini ve davalıların böyle bir kabulü bulunmadığını belirterek istirdat yönünden temlik alan, manevi tazminat yönünden temlik eden davacı hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesini hatalı bulmuş; tarafların istinaf başvurularını kabul edip kararı kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2019/2006 K. 2020/1230 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Maaş hesabına haksız bloke nedeniyle açılan tazminat davasında Adana BAM, manevi tazminatı TMK m.24-25 kişilik haklarına saldırı bulunmadığından reddeden gerekçeyi hatalı bulmuş; davanın asıl dayanağı TBK m.49 haksız fiil olduğundan ret sonucunu koruyup gerekçeyi düzeltti.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, hakkındaki soruşturma kapsamında verilen el koyma kararına rağmen davalı bankanın maaş hesabına da yaklaşık 18 ay bloke koymasını haksız fiil sayarak maddi ve manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi maddi tazminatı kısmen kabul etmiş, bankanın eyleminin TMK 24-25 anlamında kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle manevi tazminatı reddetmiştir. Adana BAM, sulh ceza kararının maaş hesabını hariç tuttuğunu, blokenin haksız olduğunu ancak bankanın savcılık talimatına uyduğundan kusurlu sayılamayacağını belirtmiş; sonucun (ret) doğru ama ilk derece gerekçesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararı kaldırıp gerekçeyi düzelterek yeniden hüküm kurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. Bilgilendirme amaçlıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!