TK Madde 26 Türkiye'deki elçilik veya konsolosluklardan tevdi olunan tebligat evrakı

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TK 26, anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esasları saklı kalmak şartıyla yabancı bir devletin elçilik veya konsolosluğundan Dışişleri Bakanlığına tevdi olunan tebligat evrakının yetkili mercie gönderilmesini ve tebliğ işleminin ardından tasdikli olarak aynı yollardan iade edilmesini düzenler.

Resmi Metin

Türkiye'deki elçilik veya konsolosluklardan tevdi olunan tebligat evrakı

Madde 26 – Anlaşmalar hükümleri ve mütekabiliyet esasları mahfuz kalmak şartiyle, Türkiye'de mukim yerli ve yabancı şahıslara tebliğ edilmek üzere ecnebi bir memleketin elçiliğinden veya havzasında bulunduğu valilik kanalı ile konsolosluğundan Dışişleri Bakanlığına tevdi olunan evrak, ilgili vekalet kanalı ile salahiyetli mercie gönderilir ve tebliğ muamelesinin ifasını mütaakıp tasdikli olarak aynı yollardan iade edilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, yurt dışına çıkan değil, yurt dışından Türkiye’ye gelen tebligat evrakının izleyeceği yolu kurar. Muhatabın uyruğu belirleyici değildir; ölçüt Türkiye’de mukim olmaktır, bu nedenle aynı yolla Türk vatandaşına da tebligat çıkarılabilir.

Girişte iki alternatif vardır: evrakı elçilik veriyorsa doğrudan Dışişleri Bakanlığına, konsolosluk veriyorsa havzasında bulunduğu valilik kanalıyla Dışişleri Bakanlığına tevdi edilir. Hangi girişin işleyeceğini evrakı tevdi eden temsilcilik belirler; gönderenin serbest seçimi yoktur. Bundan sonrası tek ve kümülatif bir zincirdir: Dışişleri Bakanlığı, evrakı ilgili vekalet (bugünkü karşılığıyla ilgili bakanlık) kanalıyla salahiyetli mercie gönderir, tebliğ muamelesini de bu merci yapar.

Uygulamada en sık yapılan hata, tebliği elçiliğin ya da konsolosluğun kendisinin yaptığını varsaymaktır. Madde yalnız evrakın dolaşım yolunu kurar; muhataba fiilen tebliğ, Türkiye’deki salahiyetli merci eliyle ve Tebligat Kanunu’nun kendi usul hükümlerine göre yapılır. Somut sonucu şudur: tebliğin nasıl yapıldığını gösteren kayıt temsilcilikte değil o mercide oluşur, usulsüzlüğü tartışacak vekil dosyayı orada aramak zorundadır. Tebliğ Türkiye’de ve Kanun’un kendi usulüyle yapıldığından sonucu da TK m.32 belirler: usulüne aykırı tebliğ, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur. Bu hüküm mevcut ama sakat bir tebliği onarır, hiç yapılmamış tebligatı geçerli kılmaz.

İkinci hata dönüş ayağını unutmaktır: evrak, tebliğden sonra tasdikli olarak aynı yollardan iade edilir; yabancı makama gidecek belge ayrı bir talebe değil bu maddenin kendi işleyişine bağlıdır. Son olarak, madde ikincildir: anlaşma hükümleri ve mütekabiliyet esasları mahfuz tutulmuştur, başka bir kanal öngören anlaşma varsa önce o işler.

İlgili Yargıtay Kararları - TK m.26 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/93 K. 2018/486

HGK, TK m. 26’nın uluslararası anlaşmaları saklı tutan çerçevesinde, yabancı kararın Bakanlık aracılığıyla yapılan tebliğinin kapsamının araştırılmasını istemiştir. Düzeltme kararıyla birlikte asıl kararın da usulünce tebliğ edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmadan tenfiz reddedilemez. Karar, tebliğin geçerliliğini kesin olarak saptamamıştır.

Kararın genel özetini gör

Alman mahkemesi kararının tenfizi isteminde, asıl kararın doğrudan postayla gönderildiği gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Davacı, asıl kararın daha sonra düzeltme kararıyla birlikte Bakanlık aracılığıyla tebliğ edildiğini ileri sürmüştür. HGK, bu hususun ilgili makamlardan araştırılması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!