TK m.29, ilanen tebliğin hangi hâllerde caiz olduğunu değil, buna karar verildikten sonra nasıl yapılacağını düzenler. Metnin ilk cümlesi formun önüne bir şart koyar: tebliği çıkaran mercinin mucip sebep beyanıyla vereceği karar. Hangi sebebe dayandığı dosyadan okunamayan bir ilan kararı, sonraki adımlar kusursuz yürütülse bile ilanın dayanağını boş bırakır.
İkinci nokta, bentlerin kümülatif olmasıdır; birinci bent seçimlik bir liste değildir. Bağlaç dizilişi “ve … ve ayrıca” biçimindedir: mercinin bulunduğu yerde çıkan gazete ile internet haber sitesi ayağı “varsa” kaydına bağlanmış, Basın İlân Kurumu İlan Portalı ise “ayrıca” denilerek her hâlde eklenmiştir. Yayın organının seçimi de serbest değildir; ölçüt, ilanın alakalının ıttılaına en emin şekilde ulaşacağının umulmasıdır. İkinci bent bunun üstüne ayrı bir fiil yükler: evrak ve ilan sureti, mercide herkesin kolayca görebileceği bir yere de asılır. Tek gazete yayınıyla dosyayı kapatmak ilan formunu tamamlamaz.
İkinci fıkra iki katmanlıdır. İkinci ilana karar vermek mercinin takdirindedir (“icabına göre”); karar verilmişse iki ilan arasındaki süre bir haftadan az olamaz. Kararın pratik ağırlığı buradadır: TK m.31’deki tebliğ tarihi hesabı son ilan tarihinden başlar. Yabancı memleket gazetesi de zorunluluk değil, gerekiyorsa başvurulacak ek bir imkândır.
Yaptırım hükmü bu maddenin içinde yoktur. Form kusurunun sonucu TK m.32‘den gelir: usulüne aykırı yapılmış tebliğ, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur. Bu kural mevcut ama sakat bir tebliği onarır; hiç yapılmamış bir tebligatı ayakta tutmaz. Kusursuz bir ilan da muhatabın yanlış seçilmesini örtmez: iş vekil vasıtasıyla takip ediliyorsa TK m.11 uyarınca tebligat kural olarak vekile yapılır; ancak aynı fıkra, ceza yargılamasında kararların sanıklara tebliğine ilişkin hükümleri saklı tutar.