TK Madde 21 Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TK 21, gösterilen adreste tebligat yapılabilecek kimse bulunmaz veya tebellüğden imtina edilirse evrakın muhtara, ihtiyar heyeti azasından birine ya da zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslimini, ihbarnamenin kapıya yapıştırılmasını ve bu tarihin tebliğ tarihi sayılmasını düzenler.

Resmi Metin

Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina

Madde 21 –

Değişiklik: · 3220 s.K. m.7

(1) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1)

(2) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Ek hüküm (fıkra): · 6099 s.K. m.5

(3) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.

Ek hüküm: · 4829 s.K. m.5

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TK m.21, muhatap ya da yukarıdaki maddeler uyarınca tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri adreste bulunamazsa veya bulunup tebellüğden imtina ederse devreye girer; TK m.20 de, muvakkaten ayrılma beyanı imzalanmaz ya da evrak alınmazsa buraya yollar. Önce muhatap denetlenir: TK m.11 uyarınca vekille takip edilen işte tebligat vekile yapılır (ceza yargılamasında kararların sanığa tebliğine ilişkin hükümler saklıdır); vekil varken asile TK m.21 işletilmesi ayrı bir usulsüzlük sebebidir. TK m.23’ün 7 numaralı bendi mazbatada adreste bulunmama ve imtina sebebini arar.

Birinci ve ikinci fıkra karıştırılmamalıdır:

  • TK m.21/1 iki zorunlu işlem öngörür: evrakın o yerin muhtar, ihtiyar heyeti azası ya da zabıta amir veya memuruna imza karşılığı teslimi ve tesellüm edenin adresini taşıyan ihbarnamenin kapıya yapıştırılması. Komşuya, varsa yönetici veya kapıcıya haber verme “mümkün oldukça” kaydıyla ve yalnız adreste bulunmama haline özgü koşullu ödevdir; imtinada aranmaz, mazbatadaki kaydı denetlenir.
  • TK m.21/2 yalnız gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi ise uygulanır; orada hiç oturmamış veya sürekli ayrılmış olsa dahi sonuç değişmez, komşuya bildirim öngörülmez. Bu fıkraya ilk elde geçilemez: TK m.10/2 bu adresi, ancak bilinen en son adres tebligata elverişsizse veya oraya tebligat yapılamazsa bilinen son adres sayar; TK m.23’ün 8 numaralı bendi bu kaydı arar.

Birinci fıkra adresin geçerliliğini varsayar; TK m.35 saklıdır: kendisine usulüne uygun tebliğ yapılmış olup adresini değiştiren, yenisini bildirmeyen ve adres kayıt sisteminden yerleşim yeri adresi tespit edilemeyen kişide evrak eski adresteki binanın kapısına asılır, asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır, sonrakiler eski adrese çıkarılmakla muhataba yapılmış sayılır. Mazbatadaki “taşınmıştır” kaydı tek başına tebligatı geçersiz kılmaz.

Tebliğ tarihi, kural olarak evrakın muhtardan alındığı gün değil ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir; TK m.21/3 bu kişileri evrakı kabule mecbur tutmakla yetinir. TK m.20 üzerinden gelinen hallerde tebliğ, yapıştırmadan onbeş gün sonra yapılmış sayılır; süreyi yapıştırma gününden başlatmak yanıltır.

TK m.21 yaptırım öngörmez; sonuç TK m.32’dedir: usule aykırı tebliğ, ancak muhatabı tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur. Bu tarih serbest seçim değil, dosyayla çelişemeyecek bir vakıadır; TK m.32 usulsüzlüğün hangi mercide ve sürede ileri sürüleceğini düzenlemez.

İlgili Yargıtay Kararları - TK m.21 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay 12.CD E. 2025/1491 K. 2025/8179

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, TK m.21 bakımından ilk tebligatın adres kayıt sistemi şerhiyle çıkarılması hatalıdır: “sanığın bilinen en son adresine mernis şerhi düşülmeksizin tebligat çıkartılması, bu tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde ise mernis adresine mernis şerhi düşülerek tebligat yapılması gerektiği”. İstemde ayrıca, sanığın duruşmada bildirdiği adres yerine başka bir adrese TK m.21/1'e göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve “hükümlünün başka bir suretle karardan haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gibi dosya kapsamından da bu yönde bir tespit yapılamadığı” belirtilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2025/1141 K. 2025/11981

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, Tebligat Kanunu m.21 bakımından sıra tersine çevrilemez; “çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” işlem tamamlanır. İstemde “kararın sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre 28/01/2015 tarihinde yapıldığı, sonrasında sanığın savunmasında bildirdiği adrese tekrardan tebligat çıkartıldığı ve şüphelinin adresten taşındığından bahisle 03/04/2015 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bu suretle şüpheliye yapılan tebliğin de usulsüz olduğu” belirtilmiştir.

Yargıtay 11.CD E. 2025/2140 K. 2025/14926

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 bakımından muhatabın en son bildirdiği adresin aynı zamanda mernis adresi olması, tek başına doğrudan m.21/2 uygulamasını haklı kılmaz. Tebliğnamedeki gerekçeye göre, sanığın en son bildirmiş olduğu ve aynı zamanda mernis adresi olan adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak sanığın adreste yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir tespit yapılmadığı anlaşıldığından, doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı ileri sürülmüştür.

Yargıtay 10.CD E. 2025/4104 K. 2025/11524

Kanun yararına bozma isteminin gerekçesinde, muhatabın bilinen son adresi ile mernis adresi aynı olsa dahi Tebligat Kanunu m.21/2'ye doğrudan geçilemeyeceği ileri sürülmüş; bu adrese "mernis şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerekirken, anılan adrese doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin de usulsüz olduğu" denilmiştir. Kararın kendi gerekçe bölümünde de erteleme kararı bakımından "kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.02.2015 tarihinde usulsüz şekilde tebliğ edildiği" saptanmıştır.

Yargıtay 1.CD E. 2025/2591 K. 2025/7476

Daire, TK m.21 yönünden yaptığı temyiz ön incelemesinde, sanığın duruşmada bildirdiği bilinen en son adresi aynı zamanda MERNİS adresi olsa bile, bu adrese doğrudan MERNİS adresi ibaresiyle çıkarılıp TK m.21/2 uyarınca yapılan tebliğ işlemini usule aykırı bulmuştur; TK m.10/2'deki iki aşamalı yöntem gereği önce TK m.21/1'e göre normal tebligat çıkarılması gerekir. Bu belirleme üzerine sanığın öğrenme üzerine sunduğu dilekçelerle eski hâle getirme ve temyiz istemi süresinde kabul edilerek inceleme yapılmıştır.

Diğer kararlar (37)
Yargıtay 10.CD E. 2024/3161 K. 2025/9495

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın tebliğinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 sırası atlanamaz; bu olayda kararın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliği usulsüz olduğu gibi, itiraz süresi de "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı saptanmıştır. Bu iki sebep birlikte değerlendirilerek kararın usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2024/1308 K. 2025/8272

Tebligat Kanunu m.21 ile Tebligat Yönetmeliği m.30 birlikte değerlendirildiğinde, kararın gerekçesine göre “tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği” kabul edilmiştir. Somut olayda tebligat şerhinin içeriği açık olmayıp “matbu tebliğ mazbatasının muhatabın adreste bulunamamasına ilişkin ibareler içerdiği, ancak imzadan imtina eden bir şahıstan bahsedildiği ve bu şahsın sanık mı yoksa başka bir şahıs mı olduğunun da tam olarak anlaşılamadığı” saptanmış ve bu nedenle usulüne uygun tebligattan bahsedilemeyeceği belirtilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2024/247 K. 2025/7736

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü ve Dairece yerinde görüldüğü üzere, Tebligat Kanunu m.21/2 ancak sıra izlenerek uygulanır: "öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek" tebliğ tamamlanır. Somut olayda "kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapıldığı, bu yönüyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu" denilmiştir.

Yargıtay 5.CD E. 2022/5614 K. 2025/6755

Yargıtay 5. Ceza Dairesince yapılan ön incelemede, Tebligat Kanunu m.10/1 ile m.21/2 birlikte değerlendirilerek “öncelikle muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması, iade edilmesi durumunda tebligatın mernis adresine yapılması gerektiği” sonucuna varılmıştır. Sanığın “duruşmada bildirdiği aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine MERNİS şerhsiz olarak tebligat yapılmaksızın doğrudan MERNİS şerhli olarak 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği ve bu nedenle tebliğ işleminin usülsüz olduğu” saptanmış; bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adresin aynı olması, Tebligat Kanunu m.21/2'nin doğrudan uygulanmasını haklı kılmamıştır.

Yargıtay 8.CD E. 2024/18268 K. 2025/3706

Daire, II. GEREKÇE bölümünde ön ödeme ihtarının tebliğinde de TK m.21 sırasını aramıştır: ihtar önce şüphelinin bilinen en son adresine tebliğe çıkarılır, bu adreste bulunamazsa adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığı araştırılır ve mernis adresine TK m.21'e göre tebliğ yapılır. TK m.35'e göre daha önce usulüne uygun tebligat yapılan adrese tebliğ ise ancak mernis adresinin bulunmadığının tespiti hâlinde mümkündür. Bu sıra izlenmeden ihtarın doğrudan kolluk eliyle tebliğe çıkarılması usulüne uygun sayılmaz.

Yargıtay 10.CD E. 2023/21359 K. 2025/4638

7201 sayılı Tebligat Kanunu m.10/2 hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, m.21 bu sıraya bağlıdır: önce bilinen en son adrese Tebligat Kanunu m.21/1'e göre normal tebligat çıkarılır, bila tebliğ iade edilirse m.21/2 uyarınca adres kayıt sistemindeki adrese şerh düşülerek tebligat yapılır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin sanığın soruşturma aşamasında beyan ettiği adrese çıkartılmadan farklı bir adrese "MERNİS ADRESİ" şerhi düşürülmek suretiyle çıkartıldığı olayda tebligat usûlsüz sayılmış; usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2024/266 K. 2025/3929

Tebligat Kanunu m.21/1 ile m.21/2 arasında sıra vardır; gerekçeye göre "tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek", Tebligat Kanunu m.23/1-8 ve Uygulama Yönetmeliği m.16/2 uyarınca şerh düşülerek tebliğ tamamlanır. Bu sıra izlenmediğinde "kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu" sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 10.CD E. 2024/1297 K. 2025/4001

Kanun yararına bozma isteminde, bilinen son adrese normal tebligat aşaması tamamlanmadan doğrudan TK m.21/2 usulüne geçilmesine itiraz edilmiştir. Sanığın bilinen son adresi ile MERNİS adresinin aynı olduğu olayda, önce bu adrese MERNİS şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerektiği; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik çağrısının doğrudan m.21/2 uyarınca tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmüştür. Daire de kendi gerekçesinde bu tebligat eksikliklerini değerlendirerek kovuşturma şartı gerçekleşmeden mahkûmiyet kurulmasını kanuna aykırı bulmuş ve istemi kabul etmiştir.

Yargıtay 8.CD E. 2024/80 K. 2025/2472

Dairenin kendi gerekçesinde TK m.21 iki aşamalı olarak kurulur: TK m.10/2'deki yöntem gereği önce bilinen en son adres esas alınarak “7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesiuyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekmektedir”. Aynı gerekçede hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden “bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması karanının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır” denilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2023/16524 K. 2025/1579

Daire, TK m.10 çerçevesinde önce bilinen son adrese normal tebligat çıkarılmasını, bunun tebliğ edilemeden dönmesi hâlinde TK m.21/2’deki özel usule geçilmesini açıklamıştır. Tebligatı çıkaran merciin AKS adresine ilişkin şerhini, TK m.23’ün birinci fıkrasının 8 numaralı bendi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.16/2 kapsamında değerlendirmiştir. Somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine m.21/2 uyarınca tebliğini usulsüz bulmuştur.

Yargıtay 4.CD E. 2024/6743 K. 2025/1959

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından sonra hükmün açıklanması için yapılan duruşma davetinde doğrudan Tebligat Kanunu m.21/2'ye başvurulamaz. Kararın gerekçesinde “sanığa duruşmaya davet için gönderilen ihtarlı tebligatın, en son bildirdiği adres ile aynı olan MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca yapıldığı, bu nedenle tebliğin usulsüz olduğu” saptanmış; bu usulsüzlük “gözetilmeyerek yargılamaya devamla sanık savunması alınmadan hükümün açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması” hukuka aykırılık sebebi sayılmıştır.

Yargıtay 10.CD E. 2023/13567 K. 2024/25769

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürüldüğü üzere, TK m.21 uygulamasında TK m.21/2'ye doğrudan gidilemez. İstemde, TK m.10/2 nedeniyle “gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” işlem yapılması gerektiği savunulmuş; somut olayda ise “kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu” ileri sürülmüştür.

Yargıtay 4.CD E. 2022/2040 K. 2024/15612

Gerekçe bölümünde açıklandığı üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 uygulamasında tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese MERNİS şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmaması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre MERNİS şerhli çağrı kağıdının bu adrese yapılması zorunludur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın tebliğinin bu sıra izlenmeden doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılması nedeniyle tebliğ işleminin usulsüz ve bu sebeple geçersiz olduğu, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmemesi nedeniyle de denetim süresinin işlemeye başlamayacağı anlaşılmıştır.

Yargıtay 2.CD E. 2024/2760 K. 2024/12100

Tebligat Kanunu m.21'e göre çıkarılan tebligatın usulüne uygun sayılabilmesi için, önce m.10'daki adres sırasının izlenmiş olması gerekir. Kararın gerekçesinde, m.10/2 hükmüyle “gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında”, “sanığın ve katılanın bilinen en son adreslerine tebligat yapılmadan bilinen en son adreslerinden farklı olan MERNİS adreslerine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre yapılan tebligatların usûlsüz olduğu” saptanmıştır.

Yargıtay 12.CD E. 2023/6746 K. 2024/1626

Kanun yararına bozma isteminde, TK m.21 bakımından önce TK m.21/1'e göre normal tebligat çıkarılması, bila tebliğ iade edilmesi hâlinde TK m.21/2'ye geçilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Daire ise II. GEREKÇE bölümünde, gerekçeli kararın sanığın savunmasında belirttiği ve aynı zamanda mernis adresi olan adrese muhtarlığa teslim edilip 2 nolu haber kâğıdı kapıya yapıştırılmak suretiyle TK m.21/2 uyarınca tebliğ edildiği olayda, adresin sistemde kayıtlı adres olması sebebiyle TK m.21/1'deki koşulların ayrıca yerine getirilmesinin gerekmediğini değerlendirmiştir.

Yargıtay CDBK E. 2024/2 K. 2024/22

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin dosyayı eksikliğin giderilmesi için geri çeviren 25.10.2022 tarihli kararında, temyiz dilekçesinin “doğrudan sanıkların MERNİS adreslerine 'MERNİS adresi' ibaresi ile tebliğe çıkarılıp Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince işlemlerin yapıldığı ve bu tebliğ işlemlerinin usule aykırı olduğunun anlaşılması” karşısında, tebliğin “öncelikle bilinen en son adreslerine tebliğ yapılması, bu adreste tebligat yapılamaması halinde güncel MERNİS adreslerine tebliğ yapılmak suretiyle” yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu değerlendirmeye göre Tebligat Kanunu m.21/2, bilinen en son adrese başvurulmadan doğrudan işletilemez.

Yargıtay 2.CD E. 2023/21532 K. 2024/4047

Kararın GEREKÇE bölümüne göre Tebligat Kanunu m.21 iki aşamalı uygulanır ve ikinci aşamada "merci tarafından, tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği" belirtilmiştir. Bunlar gözetilmeden "sanığın yakalama üzerine alınan savunmasında bildirdiği adresinden farklı bir adrese çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu" saptanmıştır.

Yargıtay 6.CD E. 2023/14579 K. 2024/1530

6. Ceza Dairesi, kendi ön incelemesinde TK m.21 bakımından sıralı bir başvuru aramıştır: “gerekçeli kararın öncelikle 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesine göre sanığa tebliğinin yapılarak”, ardından “çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” şerhli tebligatın tamamlanması gerekir. Bu sıra izlenmeden, sanığın “bilinen adresine öncelikle Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat yapılmaksızın aynı Kanun'un 21/2 maddesine göre tebligat yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu” saptanmış ve temyiz isteği öğrenme tarihine göre süresinde sayılmıştır.

Yargıtay 2.CD E. 2023/21019 K. 2023/7108

Kanun yararına bozma incelemesinde Dairece, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.10/2 hükmü ile kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, m.21 uygulamasında önce bilinen en son adres esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.16/2 uyarınca şerh düşülmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu sıra izlenmeksizin doğrudan MERNİS adresine, “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligat işleminin usûle aykırı olmasından dolayı hükmün usûlüne uygun kesinleşmediğinden söz edilmiştir.

Yargıtay 10.CD E. 2021/947 K. 2023/9329

Kararın gerekçesinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrı yazısının tebliğinde de TK m.21 sırası aranmıştır: 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği önce bilinen en son adres esas alınarak “aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” şerhli tebliğ tamamlanmalıdır. Bu yapılmadığından “sanığın MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı, bu kapsamda kovuşturma şartının sağlanmadığı anlaşılmakla” değerlendirmesi yapılmıştır.

Yargıtay 2.CD E. 2023/11797 K. 2023/5148

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin gerekçesine göre Tebligat Kanunu m.21/2 ancak ikinci aşamada devreye girer: “Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken”, karar doğrudan MERNİS şerhiyle çıkarılmıştır. Böylece “Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği muhtara yapılan tebligatın usûlüne göre olmadığı, keza sanığın daha önce 30.11.2016 tarihinde hükmü temyiz ettiği” belirlenmiştir.

Yargıtay 2.CD E. 2023/11399 K. 2023/4613

Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli karar, en son bildirdiği adresle aynı olan MERNİS adresinde MERNİS adresi şerhiyle TK m.21/2 gereğince muhtara tebliğ edilmiş olsa da, TK m.10/2'deki iki aşamalı yöntem gereği önce TK m.21/1'e göre normal tebligat çıkarılmadan doğrudan TK m.21/2'ye göre yapılan karar tebliği geçersizdir. Daire ayrıca, eski hâle getirme istemi hakkında karar verme yetkisinin CMK m.42/1 uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğunu, mahkemenin bu yöndeki ek kararının yok hükmünde bulunduğunu belirlemiştir.

Yargıtay 2.CD E. 2023/307 K. 2023/1494

7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 uygulamasında ilk aşama tebligatı MERNİS şerhi taşımamalıdır. Bu kararda, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın son bildirdiği adrese MERNİS şerhi olmadan tebliğ edilmesi gerektiği halde, MERNİS şerhi verilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 17.10.2014 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olarak tebliğ edildiği gözetilmiş ve sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.

Yargıtay 4.CD E. 2020/25768 K. 2022/24591

Daire, suçtan zarar gören müştekinin duruşmadan usulüne uygun biçimde haberdar edilmeden yargılamaya devam edilmesini bozma nedeni saymıştır. Soruşturmada bildirilen adresle aynı olan MERNİS adresine önce TK m.21/1’e göre tebligat yapılması, bunun mümkün olmaması durumunda m.21/2 usulüne geçilmesi gerektiğini belirtmiştir. Doğrudan m.21/2 ile yapılan usulsüz tebligatın ardından müştekiye “şikayet, davaya katılma ve CMK'nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı” sağlanmadan hüküm kurulmasını eleştirmiştir.

Yargıtay 8.CD E. 2022/2464 K. 2022/13387

Tebligat Kanunu m.10/2'nin öngördüğü iki aşamalı yöntem, m.21 uygulamasında sırayı belirler: "Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerektiği" denilmiştir. Bu sıra izlenmeksizin "yokluğunda verilen kararın sanığın doğrudan MERNİS adresine Kanun’un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ve bu şekliyle tebligat işleminin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında" değerlendirmesi yapılmıştır.

Yargıtay 4.CD E. 2022/6962 K. 2022/18309

Gerekçeli kararı içeren davetiyenin tebliğinde Tebligat Kanunu m.21 sıralı işletilir; Dairece yapılan ön incelemede “gerekçeli kararı içerir davetiyenin öncelikle Tebligat Kanunu 21/1, bu mümkün olmadığı takdirde ise anılan Kanun maddesinin 2. fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca yapılmış olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla” denilmiştir. Usulsüzlük saptandıktan sonra süre, tebliğ tarihine değil öğrenmeye bağlanmış ve “öğrenme ile başlayan temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulü” ile dosya görüşülmüştür.

Yargıtay 4.CD E. 2022/3142 K. 2022/13473

Daire kendi bozma gerekçesinde, uzlaştırma teklifi tebligatı bakımından TK m.21 sırasını uygulamıştır: bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise bu adrese TK m.21/1'e göre tebligat çıkarılır, iade edilmesi hâlinde merci tarafından aynı adrese TK m.21/2'ye göre tebligat yapılır. Uzlaştırma teklifi mağdurlar ve sanığın son beyan ettikleri MERNİS adresine gönderilip merciine iade edildiği hâlde ardından TK m.21/2'ye göre tebligat yapılmaması ve kısıtlı sanığın vasisine tebligat yapılmaması karşısında, uzlaşma teklifi yöntemince yapılmış sayılmaz.

Yargıtay 12.CD E. 2021/1426 K. 2022/3630

12. Ceza Dairesi, TK m.21/2'ye geçebilmek için önce bilâ tebliğ iade koşulunun gerçekleşmesini aramıştır. Kararda, sanığın bildirdiği en son adresi esas alınarak bila tebliğ iade edilen tebligat bulunmadığı halde anılan dilekçede bildirilen adresten farklı bir adres “Mernis Adresi” olarak esas alınıp, Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince yapılan 06.06.2016 tarihli tebliğin usule aykırı olması saptanmış; bunun üzerine “sanığın bilinen en son adresine yapılan 08.06.2016 tarihli tebliğ üzerine öğrendiği hükümlere yönelik sanık müdafii tarafından verilen 15.06.2016 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilip” inceleme yapılmıştır.

Yargıtay 4.CD E. 2019/911 K. 2022/8898

Dairece bu kararda, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz süresinde kabul edilerek inceleme yapılmış, "Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi" denilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21 bakımından ilk aşama işletilmeden doğrudan m.21/2'ye göre mernis adresine tebligat çıkarılması, bu kararda usulsüzlük sebebi sayılmıştır.

Yargıtay 4.CD E. 2020/1652 K. 2022/8745

Uzlaştırma teklifi tebligatında da Tebligat Kanunu m.21 sırası aranır: Dairenin, tebliğnameye aykırı olarak verdiği bozma gerekçesine göre “böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğe çıkarılması gerekmektedir.” Somut olayda “uzlaştırmacı tarafından mağdura yapılan uzlaşma teklifine ilişkin davetiyenin mağdurun dosyada bilinen son adresi yerine doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi üzerine, usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan” uzlaştırmanın gerçekleşmediğine ilişkin rapor düzenlenmesi karşısında, uzlaştırma işlemlerinin usule uygun şekilde yapılmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 11.CD E. 2021/11134 K. 2022/749

Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması yargılamasında Tebligat Kanunu m.21 uygulaması bakımından "denetim süresi içinde suç işlediğine ilişkin ihbar yazısının örneği eklenip, “dosyanın yeniden ele alındığı ve duruşmaya gelmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı” uyarısı da yazılarak, sanığa duruşma tarihi ve saatiyle birlikte usulüne uygun olarak tebligat yapılması" gerekir. Bunun yerine "MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapılan ihbar yazısı örneğini ve gerekli açıklamayı içermeyen tebligat üzerine yapılan yargılamada, sanığın yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" yasaya aykırı görülmüştür.

Yargıtay 2.CD E. 2021/16559 K. 2021/20354

Gerçek kişilere tebligatta Tebligat Kanunu m.10/2 ile m.21 iki aşamalı bir yöntem kurar; kararın gerekçesine göre önce bilinen en son adres esas alınarak “Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek” tebliğ yapılır ve merci “Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre” tebligata şerh düşer. Bu sıra izlenmeden katılanın MERNİS adresine doğrudan çıkarılan “tebligat işleminin usule aykırı olmasından dolayı, hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle” denilmiştir.

Yargıtay 11.CD E. 2021/11509 K. 2021/8703

Sanığın yokluğunda verilen hüküm, sorgusu sırasında bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi de olan adrese tebliğ edilecekse, TK m.21 uygulamasında önce TK m.21/1'e göre tebligat yapılması gerekir; bu aşama atlanarak doğrudan TK m.21/2 gereğince yapılan tebliğ usulsüzdür ve temyiz süresini başlatmaz. Bu nedenle sanık tarafından öğrenme üzerine verilen temyiz dilekçesi süresinde kabul edilir.

Yargıtay 4.CD E. 2019/3479 K. 2021/24726

Daire kendi gerekçesinde, uzlaşma teklifinin tebliğinde de TK m.21 sırasını aramıştır: uzlaştırma bürosu önce muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapar, tebligat iade gelirse “muhatabın MERNİS adresinin tespitini yaparak, MERNİS adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, MERNİS adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise MERNİS adresine aynı Kanun'un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerekmektedir”. Somut olayda teklif formunun “doğrudan MERNİS şerhli tebliğe çıkartıldığı ve muhtara tebliğ edildiği anlaşılmakla; uzlaştırma ve tebligat işlemlerinin usulsüz olduğu” saptanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2020/540 K. 2021/1223

Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin direnme gerekçesinde, tenkis talebi bakımından dava şartı olan ihtarnamenin tebliğinde Tebligat Kanunu m.21/2 sıralı bir usul olarak kurulmuştur: “Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince, muhataba tebliğ yapılabilmesi için tebligatı çıkaran kurumun önce, muhatabın bilinen adresine tebligat gönderdikten sonra bu tebligat iade edilirse sistemde kayıtlı adresine tebligat çıkartabileceği” denilmiş; ihtarnameyi çıkaran noterin işleminde “muhatabın bilinen adresine tebligat çıkartılmadan direkt olarak 21/2. maddesine göre gönderildiği, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu” kabul edilmiştir.

Kararın genel özetini gör

Hukuki mesele: İflas masasına giren miras payı bulunan iflas idaresinin, murisin düzenlediği vasiyetnamelerin iptali davasını açma sıfatının bulunup bulunmadığıdır. Değerlendirme: TMK m.558'de iptal davasını açma hakkı, iptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısına sınırlı sayıda tanınmış olup, iflas idaresine bu hakkın verilmemesi kanun koyucunun bilinçli tercihidir; İİK m.184'ten hareketle bu çevre genişletilemez. Sonuç: Direnme kararının ONANMASINA oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2016/13049 K. 2017/5010

Daire, TK m.21/2’ye doğrudan başvurulmasını TK m.10’daki adres sırası bakımından değerlendirmiştir. Kararda, “Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligat kanunu 21/2 gereğince tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar” denilmiştir. Somut olayda dava dilekçesi ve ön inceleme duruşması bildiriminin bu usulle yapılması, tahkikat duruşmasının da bildirilmemesi nedeniyle davalının hukuki dinlenilme hakkının zedelendiği kabul edilerek hüküm bozulmuştur.

Kararın genel özetini gör

Hukuki mesele: Eşinden ayrı annesiyle yaşayan davacının geçici velayet ile kendisi ve çocuklar yararına bağımsız tedbir nafakası (TMK m.196-197) talep ettiği davada, davalıya dava dilekçesinin mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunu 21/2 uyarınca tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı. Değerlendirme: Bilinen son adresin tebliğe elverişsizliği saptanmadan doğrudan adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligat usulsüz olup, davalının yokluğunda hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkını (HMK m.27) zedeler. Sonuç: Hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2016/25573 K. 2017/3130

Tebligat Kanunu m.10/2 ile m.21/2 birlikte ve sırayla uygulanır; karara göre "öncelikle bildirilen adrese tebligat çıkarılacak, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise, bu kez muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır". Bu sıra atlanarak "doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir". Somut olayda mernis adresine bu yolla çıkarılan "dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma günü tebliğleri usulsüz olup, davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır".

Kararın genel özetini gör

Hukuki mesele: Evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin kaldırılarak biyolojik babaya verilmesi talebinde soybağı ve velayet ilişkisinin belirlenmesi. Değerlendirme: Mahkeme usulsüz tebligatla davalının savunma hakkını kısıtlamış, çocukla anne arasındaki menfaat çatışması için kayyım atanmamış; ayrıca evli olmayan ana-babada velayet anaya ait olup baba ile çocuk arasında soybağı (tanıma) kurulmadan velayet babaya verilemez. Sonuç: Hüküm üç bentteki sebeplerle BOZULMASINA karar verilmiştir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!