Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, alacağın haciz tarihinden önce temlik edilip edilmediği ve buna göre haciz işleminin usulsüz olup olmadığı yönündeki şikâyete ilişkindir; İİK m.18, şikâyetin düzenlendiği maddeler arasında anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Urla İcra Müdürlüğünün 2015/167 esas sayılı dosyasının alacaklısı, dosya alacağını 29.04.2015 tarihli adi yazılı sözleşmeyle şikâyetçiye (temlik alan alacaklıya) devretmiş, ancak sözleşme icra dosyasına 07.01.2016'da ibraz edilmiştir. Bu arada temlik edenin başka bir dosyadaki borcu nedeniyle 25.12.2015'te dosya alacağına haciz konulmuş, temlik alan alacaklının haczi kaldırma talepleri icra müdürlüğünce reddedilmiştir. Uyuşmazlık, haciz tarihinden önce yapılan yazılı temlikin dosyaya sonradan ibraz edilmesine rağmen alacağı haciz anında temlik alana geçirmiş sayılıp sayılmayacağı ve haczin şikâyet yoluyla kaldırılıp kaldırılamayacağı noktasındadır. İlk derece mahkemesi şikâyetin reddine karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına direnmiş; Hukuk Genel Kurulu çoğunlukla direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen, şikâyetin süre aşımından reddinin gerekip gerekmediği uyuşmazlığına ilişkindir; İİK m.18, gerekçede şikâyetin düzenlendiği maddeler sayılırken m.16 ve m.17 ile birlikte anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Kambiyo senedine dayalı kişisel borcu nedeniyle hakkında haciz yolu ile takip yapılan borçlu şirketin ortağı bulunduğu adi ortaklığın (ortak girişimin) üçüncü kişilerdeki hakediş/ihale alacağı üzerine haciz konulmuştur. Borçlu, ortağın kâr ve tasfiye payı belirlenmeden ortaklık hakedişinin haczedilemeyeceğini ileri sürerek haczin kaldırılması için şikâyette bulunmuş; icra mahkemesi şikâyeti yedi günlük süreden reddetmiş, Özel Daire ise bu kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, borçlu ortağın kişisel borcundan dolayı elbirliği mülkiyetindeki ortaklık alacağına haciz konulmasının kamu düzenine ilişkin emredici hükümlere aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle haczedilmezlik şikâyetinin süreye tabi olmadığını ve işin esasına girilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, nafaka davasında uygulanacak yargılama usulünün ve duruşma yapılmasının gerekliliğinin tartışılmasına ilişkindir; İİK m.18, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlere verilen örnekler arasında anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Basit yargılama usulüne tabi iştirak nafakasının artırılması davasında, HMK m.320 uyarınca taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilip verilemeyeceği. Değerlendirme: Basit usulde de kural duruşma yapılmasıdır; "mümkün olan haller" istisnaidir, çocuğun ve tarafların ekonomik-sosyal durumu ve bildirilen tanıklar dinlenmeden, hukuki dinlenilme hakkı sağlanmadan esasa karar verilemez. Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekçesiyle BOZULMUŞTUR.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, ilamsız takipte borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurunun itiraz mı yoksa şikâyet mi sayılacağı sorununa ilişkindir. Şikâyet yolunun düzenlendiği hükümler sayılırken İİK m.18 bu çerçevede anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Alacaklı banka, reşit olmadan (12.04.1999, 18 yaş altı) kredi sözleşmesi imzalayan asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattı. Borçlular icra mahkemesinde sözleşmenin geçersizliğini ileri sürerek takibin iptalini istedi. HGK, asıl borçlunun reşit olmaması nedeniyle borcun doğmadığı iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğunu, İİK m.62/1 uyarınca yedi gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiğini, icra mahkemesine yapılamayacağını belirtti. Sonuç: Direnme kararı bozuldu.
Kararı incele →
İİK m.18/3 uyarınca aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun görürse ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: TMK m.614 bakımından önce gelen (birinci zümre) mirasçıların reddi hâlinde mirasın kendiliğinden sonra gelen (ikinci zümre) mirasçılara geçip geçmeyeceği ve bunların haczin muhatabı olup olamayacağı; şikâyetin duruşmasız çözülüp çözülemeyeceği. Değerlendirme: Sonra gelen mirasçılar m.614 usulü işletilip mirası açıkça kabul etmedikçe mirasçı sayılmaz; ancak alacaklının savunma ve delil hakkı bakımından şikâyetin duruşma açılarak incelenmesi gerekir. Sonuç: Direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle bozulmuştur.
Kararı incele →
Diğer kararlar (5)
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, kesinleşen mahkeme kararıyla ihtiyati haciz tarihinden önce mülkiyeti kazanılan ancak tapu kütüğüne tescil edilmeyen taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını şikâyetçi vakfın talep edip edemeyeceği uyuşmazlığına ilişkindir; İİK m.18, şikâyetin niteliği açıklanırken şikâyetin düzenlendiği maddeler arasında m.16 ve m.17 ile birlikte anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Kesinleşen mahkeme kararıyla tescilsiz mülkiyet kazanan ancak hakkını tapuya tescil ettirmeyen üçüncü kişi (vakıf), taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını şikâyet yoluyla isteyebilir mi? Değerlendirme: Kural olarak ayni haklar tescille doğar (TMK m.1022); TMK m.705 uyarınca mahkeme kararıyla mülkiyet tescilden önce kazanılsa da malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi tescile bağlıdır. Mülkiyet tapuya tescil edilmediğinden vakfın şikâyet hakkı doğmamıştır. Sonuç: Direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla.
Kararı incele →
İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenen şikâyet yolunda icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Şikâyete konu işlemin iptalini isteyen kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmaz rehninin, akit tablosunda yazılı olmasa dahi taşınmazın bütünleyici parça ve eklentilerini kapsayıp kapsamadığı, dolayısıyla mahcuz menkullerin taşınmazdan (gemiden) ayrı haczedilip satılamayacağı tartışılmıştır. Değerlendirme: TMK m.862 uyarınca rehin, taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılsa da, somut olayda şikâyetçi üçüncü kişi lehine olan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden doğmuş ve güncel hukuki yararı ile şikâyet hakkı kalmamıştır. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçeyle ONANMASINA.
Kararı incele →
İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenen şikâyette, takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bu konuda karar verilmesi mümkün değildir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmazın eklenti veya bütünleyici parça niteliğindeki menkullerinin, ipotek akit tablosunda sayılı olmasa dahi taşınmazdan ayrı haczedilip satılıp satılamayacağı ve şikâyetçinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığı. Değerlendirme: TMK m.862 saklı tutulduğundan rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar; ancak şikâyetçi, lehine olan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden güncel ve korunan hukuki yararı kalmamıştır. Sonuç: Değişik gerekçeyle direnme kararının ONANMASINA karar verilmiştir.
Kararı incele →
İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenen şikâyette kişiler arasında bir uyuşmazlık bulunmayıp, icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bu konuda karar verilmesi şikâyette mümkün değildir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmazın bütünleyici parçası/eklentisi niteliğindeki mahcuzların, ipotek akit tablosunda yazılı olmasa bile taşınmazdan ayrı haczedilip satılamayacağı ve şikâyetçinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığı. Değerlendirme: TMK m.862 uyarınca rehin taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar; ancak şikâyetçi lehine kurulan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden doğmuş ve güncel hukuki yararı kalmamış, şikâyet hakkı temlik alana geçmiştir. Sonuç: Alacaklı vekilinin temyizinin kabulüyle direnme kararının değişik gerekçeyle BOZULMASINA, şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı incele →
İİK m.18'in şikâyete ilişkin üçüncü fıkrası uyarınca, aksine hüküm bulunmayan hâllerde şikâyet yoluyla başvurularda duruşma yapılıp yapılmaması konusunda kural olarak hâkime takdir yetkisi tanınmıştır. Yasada takdire bırakılmış ya da suskun kalınmış hâllerde, şikâyetin konu ve kapsamına ve icra dosyasındaki duruma göre derhal reddedileceği anlaşılıyorsa usul ekonomisi gereği duruşma açılmasına gerek görülmeyebilir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye TMK m.887 uyarınca muacceliyet ihtarı tebliğ edilmedikçe borcun ona karşı muaccel olup olmayacağı ve takip başlatılıp başlatılamayacağı. Değerlendirme: Üçüncü kişiye ihbar yapılmadıkça borç muaccel olmaz; bu takip şartı resen araştırılmalı ve şikayetin mahiyeti gereği duruşma açılmalıydı; verilen kesin süre de usulüne uygun değildir. Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma nedenleriyle BOZULMASINA oy çokluğuyla karar verildi.
Kararı incele →