Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.
İİK m.17 uyarınca şikâyet, icra ve iflas dairelerinin kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi yanında yapmadıkları ya da geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını da sağladığından, bir işlemin şikâyete konu olabilmesi için memurun mutlaka olumlu bir davranışının bulunması gerekmez.
Detaylı özeti gör
Urla İcra Müdürlüğünün 2015/167 esas sayılı dosyasının alacaklısı, dosya alacağını 29.04.2015 tarihli adi yazılı sözleşmeyle şikâyetçiye (temlik alan alacaklıya) devretmiş, ancak sözleşme icra dosyasına 07.01.2016'da ibraz edilmiştir. Bu arada temlik edenin başka bir dosyadaki borcu nedeniyle 25.12.2015'te dosya alacağına haciz konulmuş, temlik alan alacaklının haczi kaldırma talepleri icra müdürlüğünce reddedilmiştir. Uyuşmazlık, haciz tarihinden önce yapılan yazılı temlikin dosyaya sonradan ibraz edilmesine rağmen alacağı haciz anında temlik alana geçirmiş sayılıp sayılmayacağı ve haczin şikâyet yoluyla kaldırılıp kaldırılamayacağı noktasındadır. İlk derece mahkemesi şikâyetin reddine karar vermiş, Özel Dairenin bozma kararına direnmiş; Hukuk Genel Kurulu çoğunlukla direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, şikâyetin süre aşımından reddinin gerekip gerekmediği uyuşmazlığına ilişkindir; İİK m.17, Hukuk Genel Kurulunun şikâyetin niteliğini ve icra mahkemesince incelenip karara bağlanmasını açıkladığı gerekçede, şikâyetin düzenlendiği maddeler arasında anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Kambiyo senedine dayalı kişisel borcu nedeniyle hakkında haciz yolu ile takip yapılan borçlu şirketin ortağı bulunduğu adi ortaklığın (ortak girişimin) üçüncü kişilerdeki hakediş/ihale alacağı üzerine haciz konulmuştur. Borçlu, ortağın kâr ve tasfiye payı belirlenmeden ortaklık hakedişinin haczedilemeyeceğini ileri sürerek haczin kaldırılması için şikâyette bulunmuş; icra mahkemesi şikâyeti yedi günlük süreden reddetmiş, Özel Daire ise bu kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, borçlu ortağın kişisel borcundan dolayı elbirliği mülkiyetindeki ortaklık alacağına haciz konulmasının kamu düzenine ilişkin emredici hükümlere aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle haczedilmezlik şikâyetinin süreye tabi olmadığını ve işin esasına girilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.
Kararı incele →
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurunun itiraz mı yoksa şikâyet mi sayılacağı sorununa ilişkindir. Şikâyetin düzenlendiği hükümler sayılırken İİK m.17 bu çerçevede anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Alacaklı banka, reşit olmadan (12.04.1999, 18 yaş altı) kredi sözleşmesi imzalayan asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattı. Borçlular icra mahkemesinde sözleşmenin geçersizliğini ileri sürerek takibin iptalini istedi. HGK, asıl borçlunun reşit olmaması nedeniyle borcun doğmadığı iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğunu, İİK m.62/1 uyarınca yedi gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiğini, icra mahkemesine yapılamayacağını belirtti. Sonuç: Direnme kararı bozuldu.
Kararı incele →
İcra mahkemesi şikâyet incelemesinde, şikâyet edenin bildirdiği şikâyet sebepleri ile bağlı olmayıp, İİK m.17 çerçevesinde şikâyet konusu işlemin tümünü inceleyerek kanuna uygun bütün kararları verme yetkisine sahiptir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: TMK m.614 bakımından önce gelen (birinci zümre) mirasçıların reddi hâlinde mirasın kendiliğinden sonra gelen (ikinci zümre) mirasçılara geçip geçmeyeceği ve bunların haczin muhatabı olup olamayacağı; şikâyetin duruşmasız çözülüp çözülemeyeceği. Değerlendirme: Sonra gelen mirasçılar m.614 usulü işletilip mirası açıkça kabul etmedikçe mirasçı sayılmaz; ancak alacaklının savunma ve delil hakkı bakımından şikâyetin duruşma açılarak incelenmesi gerekir. Sonuç: Direnme kararı Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle bozulmuştur.
Kararı incele →
Şikâyet, medeni usul hukukundaki dava çeşitlerinden hiçbirine girmez; konusunu idari işlemler oluşturduğundan bir dava değildir ve İİK m.17 çerçevesinde yapılan incelemede yalnız icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ele alınır.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Kesinleşen mahkeme kararıyla tescilsiz mülkiyet kazanan ancak hakkını tapuya tescil ettirmeyen üçüncü kişi (vakıf), taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını şikâyet yoluyla isteyebilir mi? Değerlendirme: Kural olarak ayni haklar tescille doğar (TMK m.1022); TMK m.705 uyarınca mahkeme kararıyla mülkiyet tescilden önce kazanılsa da malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi tescile bağlıdır. Mülkiyet tapuya tescil edilmediğinden vakfın şikâyet hakkı doğmamıştır. Sonuç: Direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla.
Kararı incele →
Diğer kararlar (3)
İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenen şikâyet, medeni usul hukukunda yer alan dava çeşitlerinden hiçbirinin içine sokulamayan kendine özgü bir kanun yoludur. Şikâyette kişiler arasında bir uyuşmazlık bulunmaz.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmaz rehninin, akit tablosunda yazılı olmasa dahi taşınmazın bütünleyici parça ve eklentilerini kapsayıp kapsamadığı, dolayısıyla mahcuz menkullerin taşınmazdan (gemiden) ayrı haczedilip satılamayacağı tartışılmıştır. Değerlendirme: TMK m.862 uyarınca rehin, taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılsa da, somut olayda şikâyetçi üçüncü kişi lehine olan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden doğmuş ve güncel hukuki yararı ile şikâyet hakkı kalmamıştır. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçeyle ONANMASINA.
Kararı incele →
Şikâyet, İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenen ve icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur. Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan medeni usul hukuku anlamında bir dava sayılmaz.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmazın eklenti veya bütünleyici parça niteliğindeki menkullerinin, ipotek akit tablosunda sayılı olmasa dahi taşınmazdan ayrı haczedilip satılıp satılamayacağı ve şikâyetçinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığı. Değerlendirme: TMK m.862 saklı tutulduğundan rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar; ancak şikâyetçi, lehine olan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden güncel ve korunan hukuki yararı kalmamıştır. Sonuç: Değişik gerekçeyle direnme kararının ONANMASINA karar verilmiştir.
Kararı incele →
Şikâyet, İİK m.16, m.17 ve m.18'de düzenlenmiştir. Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukukundaki dava çeşitlerinden hiçbirinin içine sokulamaz ve medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: İpotekli taşınmazın bütünleyici parçası/eklentisi niteliğindeki mahcuzların, ipotek akit tablosunda yazılı olmasa bile taşınmazdan ayrı haczedilip satılamayacağı ve şikâyetçinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığı. Değerlendirme: TMK m.862 uyarınca rehin taşınmazı bütünleyici parça ve eklentileriyle birlikte yükümlü kılar; ancak şikâyetçi lehine kurulan ipoteği haciz ve şikâyetten önce temlik ettiğinden doğmuş ve güncel hukuki yararı kalmamış, şikâyet hakkı temlik alana geçmiştir. Sonuç: Alacaklı vekilinin temyizinin kabulüyle direnme kararının değişik gerekçeyle BOZULMASINA, şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı incele →