Mühür Bozma Suçu Savunma Dilekçesi

ADANA ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO :

İTİRAZ EDEN SANIK :

MÜDAFİİ :

KONU : Adana Asliye Ceza Mahkemesi’nin … sayılı Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararının itirazen bozulması ve müvekkil sanığın beraatine karar verilmesi talebimizdir

AÇIKLAMALAR

Adana Asliye Ceza Mahkemesi’nin … sayılı dosyası ile müvekkil sanığın üzerine atılı Mühür Bozma suçundan yapılan yargılama sonunda; müvekkil sanık aleyhine vermiş olduğu neticeten 3.000 TL adli para cezası ile iş bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yasal düzenlemelere ve hukuka uygun değildir. Müvekkilimizin atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

1-) Yerleşik Yargıtay içtihatları ile belirtildiği üzere; sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanık aleyhinde şüpheden tamamen uzak, kesin kanı uyandırabilecek yeterlilikte kanıtlar bulunmak zorundadır. Oysa ki tüm dosya kapsamında, sanık müvekkilimizin atılı suçu işlediğine dair vekillerinin tarihli şikayet dilekçelerindeki soyut iddiaları dışında hiçbir delil bulunmamaktadır. Sanık müvekkilimiz aşamalar boyunca birbiri ile uyumlu, samimi ve istikrarlı ifadelerinde Tekstil yetkilisi ile aralarında su borcu ödemesi konusunda uyuşmazlık olduğunu, ihtiyacı olduğu için su borcunu ödediğini, su sayacının borcundan dolayı mühürlendiğini, mührü kendisinin bozmadığını kimin bozduğunu bilmediğini, samimi ve istikrarlı şekilde beyan etmiştir.

Sayın Mahkemece 21/01/2022 tarihli celsede verilen (2) numaralı ara karar uyarınca kolluğa müzekkere yazılarak, sanık müvekkilimizin sahibi olduğu iş yeri ile dava konusu su sayacını birlikte kullanan başka iş yeri olup olmadığının tespitinin istenmesine karar verilmiş olup; Polis Merkezi Amirliği’nin tarihli müzekkere cevabı ile; yapılan araştırmalar sonucunda DAVA KONUSU SU SAYACINI BİRLİKTE KULLANAN BAŞKA İŞ YERİ OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLEMEDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR. Yine Mahkeme huzurunda dinlenen tanık da mührü kimin bozduğunu görmediğini beyan etmiştir.

Dosya kapsamında; davaya konu mührün müvekkilimiz tarafından bozulduğuna dair hiçbir delil yoktur. Tüm dosya kapsamından müvekkilimizin cezalandırılmasına gerekçe olarak; müvekkilimizin su borcunu ödemesi ve aynı binada iş yeri bulunan ve su sayacını müvekkille ortak kullanan tanık müvekkil aleyhine vermiş olduğu beyanıdır. Müvekkilimizin tek fiili, tanık ile aralarında su borcunun ödenmesi konusunda tartışma çıkıp, iş yerinin mağdur olmaması ve çalışabilmesi için iyi niyeti ile kendi payına düşenden fazla şekilde tüm borcu ödemek ve su sayacını açtırmaktan ibarettir. Sanık müvekkil adeta anılan su borcunu ödediği için cezalandırılmıştır. Öte yandan aşağıda açıklayacağımız üzere; su sayacını kullanan diğer iş yerinin sahibi ise borcu ödeyen kendisi olmadığı için sanık olarak dahi dinlenmemiş, dosyada salt tanık sıfatını haiz olmuştur.

Sayın Merciinizce de takdir olunacağı üzere ve T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği aşikardır.

T.C. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 07.12.2005 tarihli, 2004/4256 E., 2005/3999 K.:

“…hiçbir delille doğrulanmayan varsayıma dayalı beyanı dışında sanığın suçun faili olmadığına dair savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak vicdani kanaat oluşturacak derecede kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmış bulunduğundan delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Dolayısı ile; dosyada mevcut deliller değerlendiğinde; sanık müvekkilin üzerine atılı suçu işlediğinin kesin ve hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat edilemediği aşikar olmakla, sanık müvekkil hakkında CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği aşikardır. Ancak Sayın Bidayet Mahkemesince mührü kimin bozduğu kesin şekilde tespit edilmemesine rağmen müvekkilimizin bozduğu varsayımı ile müvekkil hakkında verilen iş bu adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usul ve yasaya açıkça aykırıdır.

2-) Aşamalar boyunca tarafımızca anılan şahsın dosya kapsamında tanık değil, sanık sıfatını haiz olması gerektiği beyan ve talep edilmiş ise de; Sayın Bidayet Mahkemesince iş bu taleplerimiz de dikkate alınmamış, şahıs sanık olarak dosyaya dahil edilmediği gibi; müvekkille aralarında anılan su sayacının kullanılması konusunda husumet bulunan anılan şahsın tanık sıfatıyla vermiş olduğu ifadeler de hükme esas alınmış ve müvekkil hakkında iş bu itiraza konu hüküm tesis edilmiştir. Daha açık bir ifade ile; AYNI BİNADA İŞ YERLERİ BULUNAN VE ANILAN SU SAYACINI ORTAK KULLANAN ŞAHSIN SANIK OLARAK YARGILANMASI SÖZ KONUSU DAHİ OLMAMIŞ VE İŞ BU ŞAHSIN BEYANLARINA BİNAEN MÜVEKKİLİN CEZALANDIRILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR. Hüküm gerekçesinde müvekkilimizin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik kaçamak yollu beyanlar olduğu kanaatine varılmış olup; müvekkilimizin beyanlarına itibar edilmeyecek ise aynı su sayacını kullanan tanığın beyanlarına nasıl itibar edilecektir?

3-) Açıklamaya çalıştığımız sebeplerle; eksik inceleme sonucu maddi gerçek tam olarak aydınlatılamadığı halde tesis olunan iş bu adli para cezası hükmü ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı masumiyet karinesine aykırı olup; itirazen kaldırılması için Sayın Merciinize müracaat etme zarureti hasıl olmuştur.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız sebepler ve Sayın Mahkemenizce re’sen tespit edilecek sebeplere binaen; Adana Asliye Ceza Mahkemesi’nin … sayılı dosyası ile vermiş olduğu hükmün yeniden incelenerek sanık müvekkil hakkında mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ve açıklamalar bölümünde sözü edilen nedenlerle; eksik inceleme ve araştırmaların tamamlanması için dosyanın yeniden Sayın Bidayet Mahkemesine gönderilmesi ile sanık müvekkilin beraatine karar verilmesini saygı ile bilvekale talep ederiz.

SANIK MÜDAFİİ

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir