TBK Madde 208 Satış sözleşmesi: Yarar ve hasar

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 208, kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devrine, taşınmaz satışlarında tescil anına kadar satıcıya ait olup bu anlardan sonra alıcıya geçer; alıcı zilyetliği devralmada temerrüde düşerse yarar ve hasar zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine alıcıya geçer, satıcının alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere göndermesi hâlinde ise satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.

Resmi Metin

Yarar ve hasar

Madde 208- (1) Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.

(2) Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.

(3) Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.208’in en kritik pratik yeniliği, 818 sayılı eski BK m.183’teki “hasar sözleşme anında alıcıya geçer” kuralının terk edilmiş olmasıdır: artık yarar ve hasar, taşınırda zilyetliğin devrine, taşınmazda ise tescile kadar satıcıda kalır. Teslimden/tescilden önce satılan telef olur veya hasar görürse kural olarak riski satıcı taşır; bu nedenle teslim ve tescil tarihini mutlaka delillendirin (teslim tutanağı, irsaliye, tapu kaydı). Üç istisnaya dikkat: alıcı satılanı devralmada temerrüde düşerse hasar erken geçer (alacaklı temerrüdü); mesafe/gönderme satışında hasar, malın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer; ayrıca sözleşmeye konan özel kloz sonucu değiştirebilir, akdi peşinen okuyun. Sık yapılan hata, eski BK refleksiyle hasarı doğrudan alıcıya yüklemektir. Tüketici satışında TKHK (6502) öncelikli olup hasar rejimi tüketici lehine farklılaşabilir. Zapttan sorumluluk TBK m.214 vd., ayıptan sorumluluk ise TBK m.219 vd. ile ayrıca değerlendirilir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 208. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 207 nci maddesinde, satılanın yarar ve hasarının hangi ana kadar satıcıya ait olduğu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Nefi ve Hasar” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Yarar ve hasar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Halin icabından veya hususi şartlardan mütevellit istisnaların maadasında” şeklindeki ibare, Tasarıda “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık haller dışında” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında, parça borçlarında yarar ve hasarın, kural olarak sözleşmenin kurulduğu anda alıcıya geçtiği kabul edilmektedir. Türk-İsviçre Borçlar Kanununda, satılanın mülkiyetinin, borçlandırıcı işlem niteliğindeki satış sözleşmesinin kurulduğu anda değil, tasarruf işlemi niteliğindeki zilyetliğin devri veya tescil işleminin gerçekleştiği anda alıcıya geçtiği halde, onun, henüz malik olmadığı bir malın hasarına katlanmak ve bedeli ödemek zorunda bırakılması, hakkaniyete aykırı görülerek, öğretide haklı olarak eleştirilmektedir. Uluslararası taşınır malların satışına ilişkin sözleşmelere uygulanacak kurallarda da, hasarın teslim anında alıcıya geçmesi kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, Tasarıda 818 sayılı Borçlar Kanununda yapılan düzenlemeden farklı olarak, satış sözleşmesinde hasarın, taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda ise tescil anına kadar satıcıya ait olduğu, istisnasız bir kural haline getirilmiştir. Bu nedenle, 818 sayılı Borçlar Kanununun, çeşit (cins) borçlarında hasarın alıcıya geçmesinin koşullarına ilişkin ikinci fıkrası ile geciktirici koşula bağlı satış sözleşmesinde hasarın alıcıya geçtiği ana ilişkin son fıkra hükümleri, Tasarının 207 nci maddesine alınmamıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen yeni bir hükümdür. Fıkraya göre, taşınır satışlarında, alıcı, satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düştüğü takdirde taşınırın yarar ve hasarı, zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine alıcıya geçecektir. Buna benzer bir düzenleme, Alman Medeni Kanununun taşınır ve taşınmaz satışı ayrımı yapılmaksızın, yarar ve hasarın geçişine ilişkin 446 ncı paragrafında da yer almaktadır. Ancak taşınmaz satışlarında teslimin tescil tarihinden sonra gerçekleştirilmesine ilişkin bir sözleşmenin varlığı halinde yarar ve hasarın hangi anda alıcıya geçeceğine ilişkin düzenleme, Tasarının 244 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılmıştır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderdiği takdirde, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçecektir. Buna benzer bir düzenleme, 11/04/1980 tarihli “Milletlerarası Menkul Mal Satışları Hakkında Birleşmiş Milletler (Viyana) Sözleşmesi”nin 67 nci maddesinde ve Alman Medeni Kanununun (BGB) 447 nci maddesinin birinci fıkrasında da bulunmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununda, satılanın yarar ve hasarının hangi anda alıcıya geçeceği düzenlendiği halde, Tasarıda, yarar ve hasarın hangi ana kadar satıcıya ait olacağı düzenlenmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.208 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/15856 K. 2015/566 Onama

İhale ile mülkiyeti kazanan alıcı taşınmazın yarar ve hasarını da üstlendiğinden, malik sıfatıyla taşınmazı işgal edenin tahliyesini isteyebileceği gibi fuzuli şagil aleyhine ecrimisil davası da açabilir; ancak bu davada ecrimisil, borçluya gönderilen ihtarın tebliğinden onbeş gün sonrası için istenebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 574 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1853/2400 payını icra takibi sonucunda yapılan ihalede 7.9.2006 tarihinde satın almış; taşınmazı dava dışı borçlu şirket yetkilisiyle yaptıkları 19.7.2006 tarihli adi yazılı kira sözleşmesine dayanarak kullanan davalılardan ecrimisil istemiştir. Davacı, 22.4.2010 tarihli ıslahla, tahliye sırasında götürüldüğünü ve zarar verildiğini ileri sürdüğü eşyalar için 20.000 TL maddi tazminat da talep etmiştir. Davalılar, icra müdürlüğünce verilen süre içinde 3.9.2008 tarihinde taşınmazı tahliye ettiklerini savunmuştur. Yerel mahkeme, İİK'nın 135/2. maddesi uyarınca 8.7.2008 tarihinde verilen on beş günlük sürenin bittiği 24.7.2008 tarihinden dava tarihine kadar hesaplanan ecrimisile hükmetmiş, ispatlanamayan maddi tazminat istemini reddetmiştir. Daire, TMK'nın 705 ve İİK'nın 134. maddeleri ile TBK'nın 208. maddesini birlikte değerlendirerek hükmü onamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/12506 K. 2014/14727 Bozma

Cebri icra yoluyla yapilan satista mulkiyet tescille degil ihale ile gectiginden, satilanin yarar ve hasari da ihale aninda aliciya intikal eder; ihalenin feshi istemi reddedilip ihale kesinlestiginde alici mulkiyeti ihale tarihinde kazanmis sayilir ve takibin borclusu olmakla islemlerden haberdar olan isgalciye ayrica ihtar cekilmesine gerek kalmaksizin ecrimisil bu tarihten hesaplanir.

Detaylı özeti gör

Davacılar, davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takibinde haczedilen 72 ada 7 parsel sayılı taşınmazı 27.07.2006 tarihli cebri icra satışında 1/2'şer paylarla ihaleyle almıştır. Davalının açtığı ihalenin feshi davası reddedilerek karar 24.12.2007 tarihinde kesinleşmiş, taşınmaz 14.4.2008 tarihinde davacılar adına tescil edilmiş ve 30.04.2008 tarihinde davalı tarafından boşaltılmıştır. Asıl davada 27.07.2006 ile 04.07.2007 arası ecrimisil, birleşen davada ecrimisil ve haksız fiil tazminatı istenmiştir. Yerel mahkeme, ihale dosyasında davalıya boşaltma ihtarı gönderilmediği ve davalının ancak ilk dava dilekçesinin tebliğiyle fuzuli şagil konumuna düştüğü gerekçesiyle asıl davayı reddetmiş, birleşen davayı kabul etmiştir. Daire, davalının temyiz itirazlarını reddetmiş; TMK'nın 705 ve İİK'nın 134. maddeleri uyarınca mülkiyetin ihale tarihinde geçtiğini, takip borçlusu davalıya İİK'nın 135/2. maddesi uyarınca ayrıca ihtar gerekmediğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2013/15149 K. 2013/14450 Bozma

Satilanin yarar ve hasari tasinmaz satislarinda kural olarak tescil anina kadar saticiya ait olsa da, cebri icra yoluyla yapilan satista mulkiyet ihale ile gectiginden yarar ve hasar da o anda aliciya intikal eder; icra dairesinin ihmali yuzunden tahliye ihtari teblig edilmemis olsa bile kotuniyetli isgalciden ihale tarihinden itibaren ecrimisil istenebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, boşandığı eşi davalı aleyhine katkı payı alacağına dayalı ilamla başlattığı takipte, davalıya ait bağımsız bölümleri 15.04.2005 tarihinde cebri icra yoluyla alacağına mahsuben ihaleden almış; davalı 21.04.2005 tarihinde ihalenin feshi davası açmış, bu dava reddedilerek 17.04.2006 tarihinde kesinleşmiş, taşınmazlar 01.02.2007 tarihinde davacı adına tescil edilmiştir. Davacı, davalıdan ecrimisil; birleşen davada ihale bedelinin geç alınması nedeniyle munzam zarar istemiştir. Yerel mahkeme, ihaleden itibaren on beş gün süreli tahliye ihtarı tebliğ edilmediği gerekçesiyle ecrimisil istemini reddetmiş, munzam zarar istemini bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabul etmiştir. Daire, munzam zarar yönünden kararı yerinde bulmuş; ecrimisilde ise mülkiyetin ihale ile geçtiğini, icra dairesinin ihmali sonucu ihtar tebliğ edilmemesinin kötüniyetli işgalciyi korumayacağını belirterek bilirkişice saptanan 4.612,00 TL ecrimisile hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!