İçeriğe geç

İİK Madde 283 Tasarrufun iptali: İadenin kapsamı

Özet 6 fıkra · ~1 dk okuma

İİK m.283, iptal davası sabit olduğu takdirde davacının, davaya konu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde edeceğini; dava konusu taşınmazsa üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceğini düzenler. Elden çıkarılan mallar yerine geçen değere taalluk eden davada üçüncü şahıs, bu değerler nispetinde ve davacının alacağından fazla olmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir.

İçindekiler

Sayfa içeriğiİİK Madde 283 - Tasarrufun iptali: İadenin kapsamı

Resmi Metin

İadenin şümulü

Madde 283- (1) Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir.

(2) İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir.

(3) İptal davası üzerine üçüncü şahıs da, mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada istiyebilir. Bu talep, iptal davasının tefrik edilerek daha önce hükme bağlanmasına mani değildir.

(4) İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından geri istiyebilir.

(5) Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını muhafaza eder.

(6) Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Değişiklik Bilgisi

Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; güncel ve yürürlükteki tam metin yukarıdadır. Önceki sürüm yürürlükte olmadığından bu sayfada ayrıca verilmemiştir.

  1. Değişiklik madde tamamı 538 s.K. m.118

Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

İptal davasının davalısı olan üçüncü şahıs elini boş bırakmak zorunda değildir: malvarlığında hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı dava içinde isteyebilir, bunun için ayrı bir dava açması ya da iptal davasının sonuçlanmasını beklemesi gerekmez. Bu istem iptal davasını da geciktirmez; iptal davası tefrik edilerek daha önce hükme bağlanabilir. Üçüncü şahsın savunması kurulurken bu imkânın baştan gözetilmesi yerinde olur.

Madde, iptalin sonuçlarını yalnız davacı alacaklı yönünden düzenlemez. İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan ya da iflas masasından geri isteyebilir. Kendisine bağış yapılan kişi iyi niyetliyse geri verme borcu sınırlıdır: yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur. Batıl bir tasarruf sonucunda kendisine ödenen şeyi geri veren alacaklı ise eski haklarını muhafaza eder.

İlgili Yargıtay Kararları - İİK m.283 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay · HGK E. 2017/2759 K. 2020/745 Direnme Bozuldu

İİK m.283 uyarınca iptal davasının sübutu hâlinde davaya konu mal üzerinde icra kovuşturması yapılabilir; dava konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki kayıt düzeltilmeksizin haciz ve satış istenebilir. Alacaklının gerçek alacağına yetecek miktardaki tasarrufun iptaline karar verilir, bunun dışında kalan kısım geçerliliğini korur.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Taşınmaz üzerinde lehe tesis edilen süreli ipoteğin, dayanağı gerçek bir alacak bulunmadığı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla kaldırılması ile borçlu olunmadığının tespiti. Değerlendirme: TMK m.850 uyarınca ipotek, güvence sağladığı alacağa bağlı fer'i sınırlı bir ayni haktır; bilirkişi raporları ipoteğe konu gerçek bir alacağın bulunmadığını, davalılar arasındaki güçlü organik bağ ve süregelen ihmali davranışla tasarrufun muvazaalı olduğunu göstermektedir. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay · HGK E. 2020/220 K. 2020/726 Direnme Bozuldu

İİK m.283/1 uyarınca iptal davası sabit olduğunda davacı, tasarruf konusu mal üzerinde cebrî icra yoluyla hakkını alma yetkisini elde eder; tasarruf konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan haciz ve satışı istenebilir. Bu nedenle iptal davası, tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir davadır.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Mirasçılar arasında yazılı şekilde yapılan rızai taksim (paylaşma) sözleşmesinin TMK m.676 uyarınca geçerli olup olmadığı ve geçerlilik için paylar arasında mutlak eşitlik aranıp aranmayacağı; eşitsizlik iddiasına dayalı tasarrufun iptali talebinin yerinde olup olmadığı. Değerlendirme: TMK m.676 paylaşma sözleşmesini yalnızca yazılı şekle bağlamış, taksimde mutlak eşitlik aranmamıştır; somut olayda fark bedeli ödenmiş, mal kaçırma kastı kanıtlanamamıştır. Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma gerekçeleriyle oy çokluğuyla bozulmuş, davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay · HGK E. 2018/378 K. 2019/1329 Bozma

Danışıklı (muvazaalı) işlem nedeniyle üçüncü kişinin açtığı davada danışık kanıtlanırsa, hak ayni değil şahsi sonuç doğurduğundan tapunun iptaline değil, İİK m.283/1'in kıyasen uygulanmasıyla tapu iptali ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haczine ve satışına karar verilir. Bu nedenle davacının karşılanması gereken bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.

Yargıtay · HGK E. 2017/2051 K. 2019/19 Bozma

İİK m.283 uyarınca iptal davasının sübutu hâlinde davaya konu mal üzerinde icra kovuşturması yapılabilir; dava konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki kayıt düzeltilmeksizin taşınmazın haczi ve satışı istenebilir. İptal, alacaklının alacağına yetecek miktarla sınırlı olup tasarrufun bunun dışında kalan kısmı geçerliliğini korur.

Detaylı özeti gör

Alacağını icra yoluyla tahsil edemeyen davacı alacaklı, borçlunun oturduğu 150.000 TL değerindeki dubleks daireyi, borç muaccel hale gelmeden kısa süre önce yeğenine 32.100 TL bedelle satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle mal kaçırdığını ileri sürmüş ve satışın danışıklı olduğunun tespiti ile kendisi bakımından iptalini istemiştir. Yerel mahkeme davayı İİK m.277 vd. kapsamında tasarrufun iptali sayarak, satış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin (İİK m.284) geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) hükmüne dayanıldığını belirterek, uyuşmazlığın genel muvazaaya dayalı bir dava olduğunu saptamıştır. HGK, muvazaa iddialarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağını vurgulayarak, davalılar arasındaki satışın gerçekten danışıklı olup olmadığının esastan araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - İİK m.283 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2022/1704 K. 2022/937 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Muvazaaya dayalı iptal davasında iddia kanıtlanırsa, istem taşınmazın aynına değil alacağın tahsiline yönelik olduğundan İİK m.283/1-2 kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteme yetkisi tanınır. Bu kıyas yalnız haciz ve satış isteme yetkisine ilişkin olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına gelmez.

Detaylı özeti gör

Alacaklı davacı, borçlu davalının limited şirketteki paylarını borcun doğumundan sonra kızına devretmesini muvazaalı sayarak TBK 19 uyarınca tasarrufun iptalini istemiş ve payların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 20.000,00 TL teminat karşılığında tedbire hükmetmiş, davalıların tedbire itirazını reddetmiştir. Daire, muvazaaya dayalı iptal davasında icra takibine geçilmesine ve aciz belgesine gerek bulunmadığını, borcun doğum tarihinin tasarruftan önce olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, teminat ve tedbir şartlarının yargılama sırasında incelenebileceğini belirterek ara kararı hukuka uygun bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 3. Hukuk Dairesi E. 2019/1733 K. 2020/655 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını devrettiği iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir; İİK m.283 davacının cebri satış yetkisi verilmesi istemi bakımından bu çerçeve içinde anılmıştır.

Detaylı özeti gör

İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davasında ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalılardan biri yargılama sırasında vefat etmiştir. Adana BAM, karardan önce ölen davalı hakkında hüküm kurulmasının ve davacının geçici/kesin aciz belgesi sunup sunmadığı yönünden eksik incelemenin hatalı olduğunu saptayarak ilk derece kararını kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. Tam karar metni esas alınmalıdır.